ANILARIMDAN BİR SAYFA

İ.GÜNEŞ GÜRSELER

‘‘Türkiye Barolar Birliği yönetimi son bir yıllık dönemde  teknolojik gelişmelerden yararlanma, barolara maddi kaynak aktarma ve gelir kaynakları yaratma amaçlı çalışmalara öncelik vermiştir. Bu kapsamda avukatlık kimlik kartı “modernize” edilerek çok işlevli hale getirilerek promosyon olanakları sağlanmakta, barolara ulaşım aracı alınmakta, bina yapım ve donatımları desteklenmektedir. 

Bu içerikteki çalışmalara öncelik vermek elbette yönetim sorumluluğu taşıyanların yetki ve tercihindedir. Geçen Mayıs ayında Adana’da yapılan 31. Olağan Genel Kurul’da bu konuların pek üstünde durulmamış olması da en azından Türkiye Barolar Birliği delegelerinin bu konuları görmezden geldiği şeklinde yorumlanabilir.

Belirttiğim bu genel yaklaşım içinde “MODERNİZE EDİLMİŞ AVUKAT KİMLİK KARTI”na kazandırılmaya çalışılan çok işlevlilik ve sağlanan promosyon olanaklarının hatırlattığı “resmi kimlik” ve avukatların ekonomik sorunlarının çözümü  üzerinde kısaca durmak istiyorum.

1- Avukatlık Yasası’nın 9 uncu   maddesinin “resmi kimlik” hükmünde düzenlediği avukatlık kimlik kartının bu niteliği muhataplarına henüz tümüyle kabul ettirilememişken buna baskın gelecek bir “kredi kartı” niteliği ile “modernize” edilmesi ne kadar yararlıdır?

2.   Avukatlık kimlik kartı ile yapılacak alış verişlerde kart sahibine ve barosuna belirli parasal olanaklar sağlanması maddi sorunlara çözüm arayışlarımız arasında bir katkı olarak değerlendirilebilir. Kıran kırana yaşanan rekabettin yarattığı avukatlık ücreti başıbozukluğunun sonucu ortalama gelirdeki hızlı düşüş karşısında bu tür çabaların asıl çözüm arayışlarını daha da erteletmesinden endişe ederim.’

Bu sözler Türkiye Barolar Birliği’nde 2005-2009 döneminde genel sekreterlik yapan, elan da genel sekreter olan İ.Güneş Gürseler’e ait. 17 Temmuz 2011 tarihinde yazmış bunları. Bu yazının yer aldığı internet sitesinin ismi ‘Yeni Yaklaşımlar.’ İ.Güneş Gürseler’in modernize edilmiş avukatlık kimlik kartlarına yaklaşım tarzı ise yazdığı sitenin ismine pek uygun değil. Geçen yüzyılda kalmış bir yaklaşım. Yani oldukça eski bir yaklaşım. Anlaşılan o ki, İ.Güneş Gürseler daha henüz dijital olarak isimlendirilen yeniçağa gelememiş. Ondan olacak dijital çağın ürünü olan ‘akıllı kart’ teknolojisini henüz yakalayabilmiş değil. Kendileri daha hala kağıttan yapılıp üzeri naylonla preslenen ‘plastik kart’ döneminde, yani ‘akılsız kart’ döneminde kalmışlar. Az yukarıda ifade ettiğim üzere ‘modernize edilmiş avukatlık kimlik kartları’ her şeyden önce bir ‘akıllı kart’ır ve dijital çağın ürünüdür. Bu kartların, İ.Güneş Gürseler’in yaşadığı çağın kartları gibi kopyalanması çok kolay değildir. Zira bu kartlar yüksek güvenlikli, iki adet çipli, manyetik şeritli, yedi adet görsel kopya korumalı, hologramlı biçimde ve ‘tek kart çok hizmet’ anlayışına uygun biçimde yapılandırılmıştır. Adalet Bakanlığı’nın, Genel Kurmay Başkanlığı’nın, diğer başka resmi kurum ve kuruluşların bizden çok sonra kullanmaya başladıkları, bizim statümüzdeki meslek kuruluşlarının ise daha hala uygulanmasına geçemedikleri bu kartların marifetleri, İ.Güneş Gürseler’in küçümsediği gibi sadece ‘promosyon’dan ibaret değildir. Bu kimlik kartlarının, ‘masum bakan’ herkes tarafından görülmesi mümkün ve esasen görülmüş olan başkaca işlevleri, yetenekleri, becerileri vardır.

Bu ve benzeri konularla ilgili olarak bilinmesi gereken bir diğer husus da şudur: Teknolojik gelişmenin tümüyle yeni bir aşamasına doğru gitmekte olduğumuzu kabullenmedikçe, içinde yaşadığımız zamandan bir anlam ve sonuç çıkarmak, geleceğe yönelik projeksiyonlar yapmak mümkün değildir. Bunu yapamadığımız sürece, kendimizi, mesleğimizi, meslek örgütümüzü, ülkemizi geleceğe hazırlayamayız. Devrimsel nitelikteki teknolojik değişimi ve gelişmeyi kavrayabilmek için hayal gücümüzü özgür bırakmamız gerekir. Zira artık devrim demek, yenilik demektir. Yenilik ise Joseph Schumpeter’in özlü ifadesiyle  “yaratıcı yıkıcılık” demektir. Yani yıktığının yerine daha iyisini, daha yenisini, daha işe yarar olanı koymaktır. Esasen devrim dediğimiz şey, sayısız kişinin yaşamına çoğu zaman sessiz bir biçimde girer ve onları, anlamadıklar, anlayamadıkları, alışmadıkları, alışamadıkları ve hatta hayal dahi edemedikleri kurumlarla, durumlarla, fikirlerle, araçlarla, gereçlerle, fırsatlarla karşı karşıya bırakan bir dizi yenilik sokar.

Modernize edilmiş avukatlık kimlik kartları’, benim yönetimde bulunduğum üç yıllık süre içinde Türkiye’de avukatların hayatına giren, bugün ülkemizde bulunan neredeyse tüm Adliye Binaları’nda kurulu bulunan turnikelerden avukatların kolayca giriş yapmalarını; UYAP Avukat Portalının, UBAP’ın sunduğu hizmetlerden yararlanmalarını; tedavi gördükleri Türkiye Barolar Birliği ile anlaşmalı hastanelerden herhangi bir ödeme yapmadan taburcu olmalarını; evlerinden, ofislerinden Adliyeye gitmeden dava açmalarını, icra takibi başlatmalarını, harç, bilirkişi ücreti, keşif avansı gibi ödemeleri yapmalarını sağlayan, yani avukatların hayatını kolaylaştıran, onlara yeni olanaklar ve fırsatlar sunan hizmetlerden, ürünlerden sadece bir kaç örnektir. Bu ve benzeri hizmet ve ürünleri ‘icat çıkarma’ diyen kafalar, ‘promosyon’ olarak küçümseyen akıllar değil, vizyon sahibi olan insanlar yapar. Ve esasen yapmıştır da.

Son bir söz! Onu da Mevlana söylüyor; ‘Her gün bir yerden göçmek / Ne iyi / Her gün bir yere / Konmak ne güzel  / Bulanmadan, donmadan / Akmak ne hoş / Dünle beraber / Gitti cancağızım  / Ne kadar söz varsa  / Düne ait  / Şimdi yeni şeyler  / Söylemek lazım’

Sadece yeni sözler söylemek değil, yeni şeyler de yapmak lazım!

Av.V.Ahsen Coşar