ANILARIMDAN BİR SAYFA – DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARININ AVUKATI HALİT ÇELENK

Usta ozanımız Can Yücel’in; ‘En uzun koşuysa elbet / Türkiye’de de devrim / O, onun en güzel yüz metresini koştu / En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak … / En hızlısıydı hepimizin, / En önce göğüsledi ipi … / Acıyorsam sana anam avradım olsun, / Ama aşk olsun sana çocuk, / Aşk olsun!’ diyerek şiirleştirdiği Deniz Gezmiş ile arkadaşları Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmelerinden bugüne 42 yıl geçti. Sevenlerinin unutmadığı, kamu vicdanının hergün sızladığı, idam kararı verenlerin ve bunu onaylayanların altında ezildikleri 42 uzun yıl.

Bu üç yiğit adamın, bir de yiğit avukatı vardı. Halit Çelenk.

‘İyi günlerimde çok eller uzanır ellerime, / Resmimi, suratımı başköşeye asarlar… / Fakat demir kapıların her kapanışında üzerime, / Ardında taş duvarların her kaldığım zaman, / Ne arayan beni, ne soran… / Eeeehh, daha iyi be, bunun böyle olduğu… / Minnetim ve borçluluğum yalnız sana kalsın. / İyi günlerimde benim unuttuğum insan eli / Nasılsın?’

Bu dizeler Nazım Hikmet’e ait. Avukatı İrfan Emin için yazmış. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, eğer avukatları Halit Çelenk için bir şiir yazsalardı, eminim böyle yazarlardı. Zira diğer başka pek çok avukat gibi Halit Çelenk de, iyi günlerinde pek çok vekil edenin unuttuğu bir insan elidir.

Rahmetli Halit Çelenk için bu yazıyı yazmamın, onu anmamın nedeni de budur. Onun pek çok sanığa, Deniz Gezmiş ve arkadaşları gibi haksızlığa uğramış pek çok insana uzattığı insan elinin, avukat elinin sahibi olmasıdır.

Ben Ankara Barosu Başkanı idim. Prof. Dr. Rona Aybay aradı bir gün. Sanırım 2007 yılının Mart ayıydı. Baromuz üyesi, ağabeyimiz, meslek ustamız rahmetli Halit Çelenk ile ilgili bir kitap hazırladıklarını, bunun tanıtımını yapacaklarını, bu münasebetle düzenlenecek etkinliği Ankara Barosu ile birlikte yapmak istediklerini, bunu birlikte yapıp yapamayacağımızı sordu.

Ben de kendisine, bunu görev sayacağımızı ve büyük bir zevkle yapacağımızı söyledim. O tarihlerde sağ olan rahmetli Halit Çelenk’in ve sevenlerinin katıldığı etkinliği 05 Nisan 2007 tarihinde, yani Avukatlar Günü’nde yaptık. Rahmetli Halit Çelenk çok mutlu oldu, çok duygulandı.

Toplantının açılışında ben de aşağıdaki konuşmamla etkinliğe katkı yaptım;

(…)

‘İnsanların ve toplumların yaşamlarında zor zamanlar vardır.

Hukuki olmaktan daha çok siyasal bir durumu ifade eden zor zamanlar; devletin gerçek veya hayali bir düşmana karşı teyakkuza geçtiği, bu düşmanla baş edebilmek için temel hak ve özgürlükleri kısıtladığı, hukukun sağladığı güvenceleri yok saydığı, bütün bunları yapabilmek için sivil veya resmi, legal veya illegal kişileri ve yöntemleri kullandığı ve hatta yargı organlarıyla ittifak ve işbirliği yaptığı zamanlardır.

Korkunun egemen olduğu böyle zamanlarda, sadece devletin karar alma mekanizmaları değil, toplumun hemen her kesimi korkunun ve onun arkasındaki tehdidin esiri haline gelir ve siner. Bu suretle her türlü baskıcı politikanın uygulanması, özgürlüklerin kısıtlanması ve hatta ihlal edilmesi hem kolaylaştırılır, hem de haklılaştırılmaya çalışılır.

Böylece seferber edilen korku ve buna bağlı olarak yaratılan baskı ile toplumun sağduyusu köreltilir, insanların iradeleri saptırılır, düşüncenin özgür biçimde ifade edilmesi engellenir, başkaca hak ve özgürlükler çiğnenir.

Kişilerin, kişiliklerin gerçek yüzüyle tanınmasına olanak veren böylesi zor zamanlarda, pek çok mesleğin icra edilmesi zorlaşır. Bu mesleklerin başında ise avukatlık mesleği gelir.

Yapısı ve işlevi itibariyle esasen siyasal iktidarlarla, statükoyla sorunu olan avukatlık mesleğinin; hukukun çiğnendiği, temel hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı böyle zamanlarda ve özellikle siyasal davalar bağlamında yapılması yürek ister, inanç ister, doğruluk ve dürüstlük ister, hukuki, mesleki, siyasi duruş ve bilinç ister.

Kendilerine, mesleğimiz adına, hukuk adına, yargı adına şükran ve saygılarımızı sunmak için bir araya toplandığımız Sayın Çelenk, kolay zamanların değil, zor zamanların insanıdır, aydınıdır, avukatıdır.

Öyle olduğu için 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerinin, demokrasiyi, hukuku, siyaset kurumunu, aydınları, silindir gibi ezip geçtiği Türkiye’nin zor zamanlarında Sayın Çelenk; hukuk devletini savunmuş, hak ve özgürlükleri savunmuş, demokrasiyi savunmuş, hak arayan, hakları ihlal edilmiş olan insanları savunmuştur.

Sadece insan olarak, aydın olarak, yurttaş olarak değil, hukukçu ve avukat olarak da mesleğimizin yüz akı olan Sayın Çelenk, bütün bu nedenlerle biz avukatlar için, üyesi olduğu Ankara Barosu için değerlidir, her türlü saygıya ve övgüye değerdir.

Hepimiz için, ama özellikle gelecek kuşaklar için örnek bir aydın, örnek bir yurtsever, örnek bir avukat olan Sayın Çelenk’e şahsım adına, avukatlık mesleği adına, kendilerinin de üyesi olduğu Ankara Barosu adına şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum.

İyi ki Halit Çelenk var. Halit Çelenk’ler hep var olsunlar. Zira onlara her zaman ihtiyacımız var.’

(…)

Vedat Ahsen Coşar