‘Cumhuriyet fazilettir. Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister.’ Mustafa Kemal ATATÜRK
CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!
Samsun’dan başlayarak Ankara’ya kadar uzanan yol, ulusal bir bilince, bu bilince ortak olma inancına sahip bir halkın bağımsızlığını, özgürlüğünü elde etmesinin, ardından modern bir Cumhuriyet ve devlet kurmasının başarılarla dolu ve sıra dışı bir hikayesidir.
Bu hikayenin baş kahramanı, düşleri, umutları ve hayalleri gerçeklerle buluşturan, yaptığı devrimlerle tarihimizi hızlandıran, vizyonu ve öngörü yeteneği ile bizim için, dünya için aşılmış değil, daha hala ulaşılması gereken bir değer olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.
O’nun önderliğinde kurulan bu Cumhuriyet, özü ve temeli itibariyle halkın iktidarına dayanır. Onun için büyük önder ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ demiştir.
Buna göre halkın iktidarı ifadesi, ‘halkın tahta geçmesi olmayıp, tahtın olmaması, herkesin özgürce yaşaması, yani olmak istediği kişiyle olduğu kişiyi birleştirerek, hem özgürlük, hem de kültürel bir mirasa bağlılık adına bireysel yaşamını kurması’ demektir.
O nedenle Cumhuriyetimizin temelinde yurttaşlık bilinci vardır, yurt sevgisi vardır, insan vardır, insan sevgisi, refah yaratma hedefi, bu refahı halka yayma düşüncesi, dayanışma ruhu vardır.
Eşitliği, bağımsızlığı, özgürlüğü referans olarak aldığı için bu Cumhuriyet, yani bizim Cumhuriyetimiz ve bu Cumhuriyetin yarattığı siyasi kültür giderek demokratik kültüre dönüşmüştür.
Demokrasi, sivil özgürlükler ve hukuk devleti ile bunların omurgasını oluşturan laiklik, Cumhuriyetimizin üzerinde yükseldiği en temel ilkelerden birisidir.
Laik değerler, ‘sadece düzene, rejime ve sisteme ilişkin alanda biçimsel demokrasinin işlemesi ve hukukun şeklen var olması ile sınırlı olmayıp, aksine toplumsal yaşamı bir arada tutan, toplumun demokrasi, hukuk ve özgürlükler temelinde bir arada yaşamasını ve varlığını sürdürmesini sağlayan en temel ilkedir.’
Başlanılan, devam eden ve sonsuza kadar devam edecek olan bu yol, sadece Cumhuriyete giden yol değil, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, uygarlığa, aydınlanmaya, çağdaşlaşmaya, daha iyiye, daha güzele giden yoldur.
Yollar elbette yürümek için vardır. Ama sadece yürümekle bir yere varılmaz. Lakin varanlar, doğru yolda yürüyenlerdir. Doğru yol, herkesin gittiği yol değildir. Doğru yol, aklın ve bilimin gösterdiği yoldur. Doğru yol, vizyon sahibi olanların, doğru akla ve hedeflere sahip bulunanların gittiği yoldur.
Bu yol Büyük Atatürk’ün yoludur.
O yolda yorulanlar, yürümeyenler, yürüyemeyenler, hedefi şaşıranlar, bir başka kurtarıcı gelir diye ufka bakıp dağılanlar, dağıtanlar, yanlış kılavuzlara inanıp yolu satanlar olmuştur, daha da olacaktır.
Takılma bunlara. Umutsuzluğa kapılma. Aldırma bunların hiçbirisine. Yürüdüğün yolun doğruluğuna inan ve yürü. Geleceğe doğru yürü. Gelecek senindir zira.
Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun!
