DENEMELER (XLIII)
‘İnsanlar annelerinin onları doğurmasıyla dünyaya gelmezler sadece, bu hayat onları doğmaya mecbur da eder’ Gabriel Garcia MARGUEZ.
BÜYÜK ATATÜRK’Ü ANMAK …
Her çağda ve hemen her toplumda, düşleri gerçeklerle, hayalleri yaşamla buluşturan insanlar çıkmış ve ülkelerinin kaderlerine hükmetmişlerdir. Üstün yetenekli, özel donanımlı bu insanlar, kendi toplumlarının insanlarına umut vermişler, güç vermişler, cesaret vermişler, örgütlenme enerjisi vermişler, doğru politik ve pozitif hedefler göstermişlerdir. Siyaset dilinde buna vizyon diyorlar.
Bizim için aşılmış değil, daha hala ulaşılması gereken bir değer olan Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatmak için yazdım bütün bunları.
‘İnsanlar annelerinin onları doğurmasıyla dünyaya gelmezler sadece, bu hayat onları doğmaya mecbur da eder’ diyor Gabriel Garcia Marquez. Sanıyorum Büyük Atatürk için söylenmesi gereken doğru ve anlamlı sözlerden birisi de budur. Evet, Marquez’in ifade ettiği gibi kimileri, sadece annelerinin onları doğurmasıyla dünyaya gelmezler, hayatın kendisi onları doğmaya mecbur ettiği için dünyaya gelirler.
Mustafa Kemal Atatürk, dünyaya böyle gelmiş ender önderlerden birisidir.
Türkiye tarihine yakın ilgi gösteren İngiliz gazeteci ve yazar Lord Kinross’un ifadesiyle Mustafa Kemal Atatürk, bize sadece sağlam temeller ve gelecekteki gelişmesi için belirli amaçlar ve ilkeler üzerine kurulu bir Cumhuriyet bırakmamış, kaynağını tam bağımsızlıktan, yurtseverlikten, evrensel değerlerden alan, kendisine karşı güven duygusuyla beslenen ve yeni enerjiler ile hedefler için verimli ödüller vaat eden bir ulusal ülkü bırakmıştır.
‘Medeniyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, zihniyetiyle, aile hayatıyla, yaşayış tarzıyla medeni olduğunu ispat ve izhar etmek mecburiyetindedir… Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen medeni ve bütün mana ve eşkaliyle medeni bir heyeti-içtimaiye haline isal etmektir. İnkılabımızın umde-i asliyesi budur… Artık duramayız. Behemehal ileri gideceğiz.’ diyen Büyük Atatürk’ün bize vasiyeti budur.
Onun için Atatürkçülük; hiç durmamak ve ileriye, daima ileriye, daha iyiye, çok daha iyiye doğru gitmektir. Sadece geçmişin bekçiliğini değil, geleceğin önderliğini yapmaktır.
Mustafa Kemal Atatürk, gerek sözleriyle, gerekse yaptıkları ve davranışlarıyla, kahramanlara ve kahramanlığa değer veren bir halkın hayallerini ve umutlarını besleyecek özel bir efsane yaratmıştır. Bizlere cumhuriyetin, demokrasinin erdemine, uygarlığın, çağdaşlığın gerekliliğine inanmayı öğretmiştir.
O’nun bize verdikleri, öğrettikleri ve miras bıraktıkları, bugün hepimizin yüreğinde ve aklında canlı ve dirik bir güç olarak yaşamaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk, sadece kendi halkının bağımsızlığına, ulusal demokratik devrimine ve aydınlanmasına değil, aynı zamanda geride bıraktığımız yüzyılın iki büyük devrim dinamiğinden birisini oluşturan Mazlum Ülkeler Dünyasının başarıya ulaşan ilk devrimine de önderlik etmiştir. Bu nedenle, O’nun önderliğini yaptığı mücadele, yalnız ulusal tarihimize yön vermekle kalmamış, insanlık tarihinin inşasına da çok önemli katkıda bulunmuştur.
Bu bağlamda Büyük Atatürk, sadece bizim kahramanımız, bizim ulusal değerimiz değil; insanlığın ortak kahramanı ve değeridir.
Mustafa Kemal Atatürk akıldır, ışıktır. O bizim, hepimizin ulusal kahramanıdır, sadece bizler için, Türkiye için ve hatta dünya için aşılmış değil, daha hala ulaşılması gereken ortak bir değerdir.
O nedenle Büyük Atatürk, hiçbir kişiye, hiçbir baroya, hiçbir partiye, hiçbir derneğe, hiçbir camiaya ait değildir. O’nu sevmek, O’na bağlı olmak hiç kimsenin, hiçbir örgütün tekelinde ve sahipliğinde değildir. Olmaması gerekir. Aksine yaklaşım Atatürk’e zarar verir, Türkiye’ye zarar verir.
Aynı şekilde O’na düşmanlık etmek hiç kimsenin haddi değildir, haksızlıktır, insafsızlıktır, vefasızlıktır, bu da Türkiye’nin zararınadır.
Ölümünün 76. Yıl Dönümünde, ömrünü bu ülkeye, bu ulusa, insana ve insanlığa adamış olan, ‘bir yolda yürüyen yolcunun, sadece dağı değil, dağın arkasını da görmesi gerekir’ diyen ve dağın arkasını hep gören Büyük Atatürk’ün manevi huzuru önünde sevgi, saygı, minnet ve şükranla eğilirim.
Arz ettim!
