DENEMELER (LXXVIII)
‘Hayatın anlamını bulmaya çalışma, çünkü yok.’ John C.PARKIN
S*KTİR ET!
Ben gerek iş, gerekse özel hayatımda küfürlü konuşmam. Küfürlü konuşmayı sevmem de. Ama ‘S*ktir Et’ deyimini kullanırım. Bunu her kullandığımda eşim tarafından, hem uyarılır, hem de ‘böyle konuşmak sana yakışmıyor’ diye eleştirilirim.
Bu deyimi kullanmaktan amacım ve kastım ‘olan, biten, söylenen her ne ise, onu önemsememek, ona takılmamak, olanı, biteni, söyleneni boş vermektir.’ Yani ‘S*ktir Et’ demek, diyebilmek ve bunu uygulamak, uygulayabilmek, bana göre küfür değil, bir yaşam felsefesidir.
‘S*ktir Et’ demediğim, diyemediğim, başka şekilde tepki verdiğim şeyler, olaylar, durumlar, insanlar olmuştur. Aradan bir süre geçtikten sonra, bunlar için neden ‘S*ktir Et’ demedim, diyemedim diye pişmanlık duymuşumdur. Ama ‘S*ktir Et’ dediğim hiçbir şey, hiçbir insan, hiçbir olay için pişmanlık duymamışımdır.
Anımsayabildiğim kadarıyla bundan yaklaşık üç yıl önceydi. Eşimle birlikte bir alışveriş merkezine gitmiştik. Eşim mağazaları gezip dolaşırken, ben de yeni yayınlara bakmak için alışveriş merkezindeki kitapçıya gittim. John C.Parkin’in ‘S*ktir Et’ isimli kitabıyla o gün orada tanıştım.
Kitabı aldıktan sonra eşime ‘S*ktir Et dediğim için sen beni eleştiriyor ve uyarıyorsun, ama bak adam bunun kitabını yazmış’ dedim. Gülüştük.
O tarihlerde Türkiye Barolar Birliği Başkanı idim, yönetim kurulu üyelerine de birer tane aldım ve hediye ettim.
‘S*ktir Et’ isimli kitap, Kanadalı mimar ve şehir planlamacısı John Cresswell Parkin tarafından yazılmış. Kitabı İngilizceden Türkçeye çeviren Figen Kılavuz. Orijinal adı ‘F*ck It’ olan kitap Arunas Yayıncılık tarafından basılmış.
Kitabını ‘hayatta hiçbir şey senden önemli değildir’ mottosu ile okuyucuya takdim eden John C.Parkin ‘Hayatın anlamını bulmaya çalışma, çünkü yok. Kendi yolunda gitmek harika bir duygudur’ diyor ve şöyle devam ediyor: ‘S*ktir Et’ demek, diyebilmek bazen iyi gelir. Birçoğumuz kendi yarattığımız hapishanelerde tutsak kalıyoruz; gerçekten önemi olmayan şeyleri fazlasıyla umursuyoruz ve hayallerimizi unutuyoruz. İşte S*ktir Et bu noktada size yardımcı olacak; başkaları sizin hakkınızda ne düşünürse düşünsün, bakış açınız değişecek, gerçekten ne istediğinize konsantre olacak ve istediğiniz şeyin peşinden koşacaksınız.’
Kitapta okuyucuya bir yaşam felsefesi olarak takdim edilen ‘S*ktir Et’ deyişi ve bunun içine doldurulmuş öneri ve tavsiyeler, aslında bir çeşit terapi işlevi görüyor. ‘S*ktir Et’ felsefesinin bilgeliğini sunuyor.
‘S*ktir kelimesi gerçekten güzel bir kelimedir‘ diyen John C.Parkin şöyle devam ediyor: ‘Güzeldir çünkü sevişmenin argosudur. Anlamı her yere yayıldığı için “s*ktir” kelimesi başlı başına eğlencenin sebebidir. “S*ktir git”, “Seviş ve git” anlamına gelir ve aslında küfür değil, daha çok bir tavsiyedir … sevişmeye davettir.’ Biraz kaba ve hatta banal olmakla birlikte, oldukça cesur, gerçekçi ve değişik bir yaklaşım.
‘S*ktir Etmek’, yani bazı şeyleri ‘boş vermek’, ‘olan bitene takılmamak’, aslında bir Doğu felsefesi ve yaşam tarzıdır. John C.Parkin, ruhani bir anlam ve eylem olarak nitelediği Doğu’nun boş vermeye, vazgeçmeye, bizi tutan şeylerden kurtulup rahatlamaya, bir şeylerin o kadar da önemli olmadığına dayanan ruhani fikirlerin ‘S*ktir Et’ deyişiyle mükemmel bir Batı ifadesi kazandığını söylüyor.
‘S*ktir Et’in temel bir ruhani yol olduğunu ileri süren John C.Parkin bu görüşünü şu şekilde açıklıyor: ‘Hayat ruhaniyetin ta kendisidir. Hayat sadece kendi yolunda akıp gider. Hayat kimseyi ne eleştirir, ne de yargılar. Hayat olana karşı çıkmaz. Çünkü hayat olduğu gibidir. Hayat saf yumuşaklık ve rahatlıktır. Hayata direnmek sertlik ve gerginliktir. S*ktir Et her şekilde gerginlikten rahatlamaya giden yoldur. S*ktir Et, en derin şeyi söylemenin en küfürlü yoludur: Rahatladığımızda ve hayatın akışına kendimizi bıraktığımızda, esas özgürlüğün tadına varırız. İşte bu yüzden S*ktir Et, temel ruhani bir yoldur.’
Bir de kitaba önsöz yazan ‘Yalınayak Doktor’ var. ‘John ile ben iki kafadarız’ diyen bu ‘Yalınayak Doktor’ kitaba yazdığı önsözünde ‘…Özgürlüğe giden yol, dünyanın her yerinde aynı ve özünde çok basittir. Kendi yolunuzu çizerken, hayata kim olduğunuza ve kim olmanız gerektiğine dair kendinize anlattığınız bütün hikayelerden vazgeçmek ister, sonra birdenbire kendinizi kutsal, çok güçlü, durdurulamaz ve muhteşem hissedersiniz…Yaşadığınız her isyanda, dünyanın bütün büyük kurtarıcılarıyla, genel eğilimin tersinde olan her başına buyrukla küfürlü ve anlamlı sözlerin dile getirildiği anlarda, ‘S*ktir Et’ emrinden başka daha ne iyi olabilir ki? Özgürsünüz ve şüphesiz kendi özgürlüğünüzde muhteşemsiniz.’ diyor.
Doğruda söylüyor. Zira birçok şeyden vazgeçmenizin, vazgeçebilmenizin, kendinizi hapsettiğiniz yerden kurtarmanızın ve özgürlüğe giden yolda yürümenizin başlangıç noktası, sizi esir alan her neyse ona ‘S*ktir Et’ diyebilmektir. Bu, yaşadığınız hayatın anlam ufkuna, sahip olduğunuz kimi aidiyetlere, mensubu bulunduğunuz toplumun geleneklerine, otoritesine, tek düzeliğine bir başkaldırma, bir isyandır.
John C.Parkin ‘S*ktir Et’ deyimiyle formüle ettiği bu başkaldırıyı, bu isyanı ‘anarşi’ olarak nitelendiriyor ve anarşinin geniş anlamını genel bir standardın, amacın ya da anlamın olmaması olarak açıklıyor. ‘Kelimenin kendisi değil, kelimenin arkasındaki felsefe aslında anarşik bir şeydir‘ diyen Parkin, bu açıklamadan hareketle hayatı, bir anlam biriktirme ve anlam peşinde koşma süreci olarak tanımlıyor. Bütün bunları ‘Hayatın anlamını bulmaya çalışma, çünkü yok’ şeklindeki aforizması ile noktalıyor.
İnsanın hayatta dibe vurduğu zamanlar vardır. Böyle zamanlarda bir dolu şey anlamını yitirir ya da bazı anlamlar haddini aşar. John C.Parkin yaşadığı bir travma sonunda böyle bir duruma düştüğünü, o durumda iken yeni duygular hissettiğini, bunun daha önce hiç hissetmediği özgürlük duygusu olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: ‘Her şeyin önemsiz olduğunu bilmenin özgürlüğüydü bu. Nihilist hüznümle, her şeye sadece S*ktir Et dedim. Sonra kara bulutlar geçti, ben de hayatın normal akışına döndüm. Fakat bir şeyler kaldı benimle, önceden önemli olup da artık hiçbir önemi olmayan şeyler. Ya da bir daha asla geri gelmeyecek bir şeyi kaybetmiştim: Her şeyin çok önemli olduğu duygusunu.’
Brandon Bays, Eckhart Tolle ve Byron Katie. Hayatları dibe vuran, ‘derin bir yokluk ve yok oluş arzusu’ duyan, ‘S*ktir Et’ diyerek hayata tutunan ve devam eden üç insan. Üçü de bir dolu şeye nasıl ‘S*ktir Et’ dediklerinin hikayesini yazmış.
Bunlardan kansere yakalanan Brandon Bays, önce beslenme düzenine, daha sonra bilinçaltında kendisini rahatsız eden sorunlara ‘S*ktir Et’ diyerek kanseri yenmiş, yaşadığı bu dibe vuruşun ve ‘S*ktir Et’ deyişinin hikayesini ‘The Journey / Yolculuk’ isimli kitabında anlatmış.
Eckhart Tolle. Günümüzün en önemli spiritüel hocalarından biri. Otuz yaşına kadar sürekli endişe ve depresyon halinde yaşayan Tolle korkuyla uyandığı bir sabah o ana kadar hiç hissetmediği bir duyguyu yaşar: her şeyin yabancı, pek çok şeyin düşman ve hayatın anlamsızlığı. Birden bire dünyaya, insanlara ve hayata karşı bakışı ve algısı değişir. Kendisine, çevresindeki insanlara ve olaylara daha bir yüksekten ve mesafeli bakmaya başlar. Zira hemen her şeye ‘S*ktir Et’ demiştir. Oturur ve ‘S*ktir Et’ dediği şeylerin hikayesini ‘The Power of Now / Şimdinin Gücü’ isimli kitabında yazar.
Byron Katie. İntihar eğilimli, depresif, öfkeli, mutsuz, hastalıklı, kurban psikolojisine sahip bir kadın. Bir sabah hayata başka bir insan olarak uyanır. ‘Gerçekliğe uyanmak’ olarak isimlendirdiği bu değişim, mutsuzluğuna başkalarının değil, kendisinin neden olduğunu anlamış olmasındandır. Katie de geçmişe, alışkanlıklarına, canını sıkan insanlara ve şeylere ‘S*ktir Et’ der ve bunu demenin hikayesini ‘Loving What Is / Olanı Sevmek’ isimli kitabında yazar.
Bu ve diğer kitaplarında Katie şu dört soruyu sorar ve cevabını sizin vermenizi ister: ‘Bu Doğru mu? Bunun doğru olduğunu kesinlikle bilebilir misin? Bunu düşündüğünde nasıl tepki veriyorsun? Bu düşünce olmasa sen kim olurdun?’ Sorununuzun ne olduğunu, kimden ve neden kaynaklandığını, düşündüğünüz şeylerin doğru olup olmadığını öğrenmek, kendinizi tanımak istiyorsanız, buyurun yanıtlayın.
Bu üç kitabın bileşenlerini John C.Parkin şunları yazarak özetler: ‘Hayatlarında çok büyük dibe vuruşlar yaşamışlar ve daha sonra hayatlarında bir şeyler meydana gelmiştir. Söyledikleri en büyük S*ktir Et’i söylemiş, daha sonra da hayatlarında bir şeyler değişmiştir.’
Ben hayatın şanslı yarattığı bir insanım. Hayatımda elbette sorunlar, iniş, çıkışlar oldu. Ama hiçbir zaman ve hiçbir konuda dibe vurmadım. Hayatımda hep hedefler, anlam verdiğim ve yüklediğim değerler, bunlar için yaptığım mücadeleler oldu. Yengileri de, yenilgileri de yaşadım. Başardıklarım da oldu hayatta, başaramadıklarım da. Ama bunların hiçbirisinin altında kalmadım. Yengilerden, daha çok da yenilgilerden çok şey öğrendim. Geride bıraktığım hemen hiçbir şeye dönüp bakmadım. Hep önüme ve geleceğe baktım. Yaşadıklarımı, yaşamam gerekenleri ve hatta yaşamamam gerekenleri yaşadım. Yani hayat beni tatmin etti, ben de hayatı. Ondan olsa gerek, genelde mutlu, huzurlu, iyimser, kendisiyle barışık, kendisinden sıkılmayan, başkalarına yük olmayı sevmeyen, kaderini seven, pek çok konuda doymuş, hiçbir şeye açlığı olmayan, insanlardan ve hayattan hemen hiçbir talebi ve beklentisi bulunmayan, ama bütün bunlara rağmen hayatı daha hala kreşendo da yaşayan bir insanım.Yani hiçbir şeyin emeklisi değilim. Şarkılarım da oldu hayatta, şiirlerim de oldu, türkülerim de. Ama ben, şiirimizin mütevazi isimlerinden Hamit Macit Selekler’in ‘Bir Türkü‘ isimli şiirinde yazdığı gibi; ‘Bu türkü benimçin bir tesellidir, / Büyük tesellisi yenilgilerin / Reddin, hayırların ve belkilerin‘ dedim ve kendi yolumda yürüdüm. Yürüdüğüm o yollarda, bazı şeylere, bazı insanlara ve ilişkilerime ‘S*ktir Et’ demek ihtiyacını zaman zaman elbette hissettim. Sadece hissetmekle kalmadım, bunu yaptım da.
John C.Parkin’in ‘S*ktir Et’ dediği şeylerin bir kısmına ‘S*ktir Et’ demem ise elbette mümkün değil. Zira onun kadar anarşist ruhlu olmadığım gibi nihilist hüzünlerim de yok benim.
Ama Parkin’in ‘Keyif Sigarası’ adını verdiği bölümde ‘S*ktir Et’menin özü olarak nitelendirdiği ‘hoşumuza giden şeyleri yapmak’, bunun için de ‘düzenlemelere, beklentilere ve zorunluluklara tükürmek. S*ktir Et deyip kendi yoluna gitmek’ bana son derece heyecan verici ve doğru geldi.
Esasen uzun bir zamandan beri bunu ben de yapıyorum. Yaptığım için de her zamankinden daha mutlu ve huzurluyum. Bunu yapmanın akıl üzerinde, zihin üzerinde, kalp üzerinde, sinirler üzerinde olumlu etkileri var. Ve inanın bazı şeylere, bazı olaylara, hayatınıza gereksiz yere misafir olan kimi insanlara ‘S*ktir Et’ dediğinizde, hayat size bunun karşılığını veriyor.
Bunu size de tavsiye ederim. Hem de hararetle.
