“Sahip olduğun tek şey bir çekiçse, etrafındaki her şeyi çivi olarak görürsün.” Abraham Maslow
İHTİYAÇLAR TEORİSİ!
Geçenlerde adliyede, avukat odasındaki bir sohbette, avukat bir meslektaşımın Maslow’un “İhtiyaçlar Teorisi”nden bahsetmesi üzerine, oturdum ve Maslow’un yıllar önce okuduğum “İnsan Olmanın Psikolojisi”, “A Theory of Human Motivation/İnsan Motivasyonunun Teorisi” isimli kitaplarını yeniden okudum.
İnsanın iyileşmek, yaşama şartlarını ve standartlarını iyileştirmek arzusu ve ihtiyacı içinde olduğu, bunu gerçekleştirmek için sürekli arayışlar ve mücadeleler yaptığı hususu hemen hepimizin bildiği ve kendi hayatımızda uyguladığımız bir şeydir. Bu aynı zamanda bilimsel de bir gerçektir. Esasen bugün adına “icat” dediğimiz, “buluş” dediğimiz şeyler de, bilge insanların, sıra dışı insanların, insanlığın yaşam şartlarını ve standartlarını iyileştirmek için duydukları arzunun, bu arzu yönünde yaptıkları çalışmaların birer ürünüdür.
Psikolog olan Abraham Maslow’da bu konular üzerinde, yani insanların iyileşmek, yaşama şartlarını ve standartlarını iyileştirmek arzusu ve ihtiyacı içinde olmaları, bu amaçla yaptıkları arayışlar ve mücadeleler üzerinde yoğunlaşmış, bunları incelemiş, bunlar üzerine yazmış bir bilim insanıdır. Yukarıda adlarını verdiğim her iki eserinde de Maslow, bütün bu hususları ağırlıklı olarak psikolojik temelde inceler.
Okuyanların çok iyi bildiği üzere, Maslow’un bu teorisi, bir hiyerarşi, bir piramit üzerine kuruludur ve ona göre insanın ihtiyaçları ve kişisel gelişimi bir hiyerarşi temelinde yükselir. Maslow’un kuramında yer alan ihtiyaçların her biri, aslında insanın yaşamasını ve başarılı olmasını sağlayan, sadece rasyonel değil, aynı zamanda içgüdüsel de olan motivasyonlardır. Maslow’un bu kuramı, bize sadece insanın ya da bireyin kişisel gelişmesini, ilerlemesini anlatmaz, aynı zamanda insanlığın ve toplumun gelişmesini, ilerlemesini de, hem psikolojik, hem de sosyolojik evreleri, yönleri ve nedenleriyle hikaye eder.
Hiyerarşik şekilde kurgulanan bu piramidin en altında, Maslow’un “fizyolojik aşama” olarak isimlendirdiği, insanların beslenmek gibi, uyumak gibi, barınacak bir yer edinmek gibi, ısınmak, bu amaçla ısınacak bir yer bulmak gibi ihtiyaçları yer alır. O nedenle, insanlar ilk önce yaşamaları için gerekli olan, vazgeçilmez olan, asgari olan bu ihtiyaçlarını temin etmek için mücadele ederler. Fizyolojik bu isteklerin hemen hepsinin temelinde insanın hayatta kalma içgüdüsü vardır.
Bunları temin eden insanların daha sonraki hedefi güvenliktir. Yani hayatlarını, bedenlerini, mallarını, ırzlarını korumak, bunun gerektirdiği asgari koşulları sağlamaktır. Nitekim Maslow bu ikinci aşamayı “güvenlik aşaması” olarak nitelendirir. Güvenlik aşaması sadece bugüne ait, yani yaşanılan zamana ait olan bir ihtiyaç değil, hem bugüne, hem de geleceğe yönelik olan bir ihtiyaçtır. Sadece kişisel değil, gelecek kuşakları da kapsayan, dahası toplumsal boyutu da olan bir ihtiyaçtır. Esasen insanın kendisini ve yakınlarını koruma içgüdüsü olan güvenlik isteği hayatın yükselişinin de nedenidir. Onun için güvenliğin olmadığı, sağlanamadığı ve sürdürülemediği yerde ve zamanda çöküş başlar.
Fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını sağlayan insan, piramidin, yani ihtiyaçlar hiyerarşisinin bir sonraki aşamasına geçer. Bu aşama sosyal bir varlık olan, öyle olduğu için de başkalarıyla birlikte ve toplum içinde yaşama ihtiyacı içinde bulunan insanın, bu aşamanın gerektirdiği arkadaşlık, dostluk gibi, sevmek, sevilmek gibi, dayanışma gibi, kişisel saygınlık gibi, başarılı olmak gibi ihtiyaçlarının bulunduğu aşamadır.
Maslow psikolojik ve sosyolojik ihtiyaçların yer aldığı bu aşamayı “sosyal aşama” olarak isimlendirir. Bu aynı zamanda kendisini sosyal bir varlık olarak gören ve tanımlayan, başkalarıyla bir arada olmak ve dilediği gibi yaşamak isteyen, sevmek, sevilmek isteyen insanın bir yerlere ve bir şeylere ait olma ihtiyacını da karşılayan aşamadır. Onun için bu aşamada insan sürekli olarak sevgi arayışı içindedir. Yine bütün bunların hepsini ortaya çıkaran şey “değer koyma/değer yükleme” olmakla, hayatı anlamlı kılan, insanın insan olarak var olma durumunu ortaya koyan değerlerin hemen hepsi bu aşamada şekillenir.
İlk üç aşamada, yani fizyolojik, güvenlik aşamaları ile sosyal aşamada ihtiyaç duyulan şeyler Maslow tarafından temel ihtiyaçlar olarak isimlendirilir.
Maslow’a göre dördüncü aşama “saygınlık aşaması”dır. Bu aşamada insan, kendisine değer verme, kendisini ifade etme, bu amaçla toplumda kişisel saygınlık sağlama, toplum tarafından kabul görme ihtiyacı, arayışı ve mücadelesi içindedir. Bu süreçte insan, sadece başkalarının maddi desteğine ihtiyaç duymaz, aynı zamanda kabul gördüğünü, yaptıklarından, başardıklarından dolayı diğer insanların kendisini takdir etmesini, kendisine saygı göstermesini, yani manevi desteğine de ihtiyaç duyar. Esasen bu aşamada kişiyi motive eden en önemli etkenlerden birisi de budur. Bu aynı zamanda insanın kendisine olan güvenini, öz saygısını da besler. O nedenle, kabul görme, takdir edilme, sevgi ve saygı bekleme ihtiyacı, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en önemli basamaklarından birisini oluşturur.
Maslow’a göre, piramidin, yani hiyerarşik ihtiyaçlar yapısının en üstünde “gelişme aşaması” vardır. Bilme, anlama, kavrama, sorgulama gibi kişisel gelişme üzerinde etkili olan becerileri edinme, duygu ve düşünceleri arıtarak kalbi ve vicdanı yumuşatan ve bu suretle bunları harekete geçiren, kişinin şiir gibi, müzik gibi, resim gibi sanatsal ve estetik değerlerle arkadaşlık etmesini sağlayan, insanın önüne pozitif hedefler koymasına hizmet eden gelişme aşaması, bütün bu nedenlerle ve aynı zamanda insanın kendisini gerçekleştirme aşamasıdır. İnsanın kendisini gerçekleştirmesinin ise sonu yoktur. O nedenle, pek çok şeyin farkına varılan, en önemlisi farkında olmanın farkına varılan bu aşama, insanın hayatı boyunca süren bir devamlılık sürecidir, yani uzun, çok uzun bir yolculuktur. Bu aşamanın varacağı nihai nokta özgür olmaktır, yani insanın kendisi olmasıdır. Onun için bu aşamanın varacağı yer, “Hamdım, piştim, yandım” diyen Yüce Mevlana’nın “yandım” dediği yerdir. Bu aşamaya gelen insan “sahip olduğu tek şey çekiç de olsa, etrafındaki her şeyi ve herkesi çivi olarak görmez.”
Maslow’a göre birey, her bir aşamadaki ihtiyaçlar kategorisini tam olarak karşılamadan ve sağlamadan, bir üst aşamaya ya da bir sonraki aşamadaki ihtiyaç kategorisine ve gelişme düzeyine geçemez. Maslow’un bu kabulü, insanlığın ve toplumların geçirdiği evrime de uygun bulunmakla son derece rasyoneldir.
Her kuram gibi Maslow’un kuramı da mutlak olarak doğru ve elbette eleştiri dışı değildir. Esasen itirazsız bilim olmayacağı gibi, eleştirisiz ilerleme de olmaz. Kaldı ki, Karl Popper’in dediği gibi “Kesin bilgi diye bir şey yoktur. Kesin bilgi boş bir laftır. Bilim doğruluk arayışıdır. Kesinlik arayışı değildir. Ama doğruluk, kesin doğruluk değildir. Bütün organizmalar gibi, bilim adamı da deneme yanılma yöntemiyle çalışır. Deneme, bir problem çözmedir. Yanılma veya yanılgının düzeltilmesi ise, bitkiler ve hayvanlar aleminin evriminde genelde organizmanın yok olması demektir; bilimde ise hipotez veya kuramım yok olması. O nedenle, bu süreç Darwinci bir ayıklanma evresidir.” Popper’in bu tespiti geniş anlamda psikoloji bilimi, dar anlamda Maslow’un kuramı yönünden de doğru ve geçerlidir. O nedenle, Maslow’un geliştirdiği “ihtiyaçlar teorisi”ne de bu şekilde yaklaşmak gerekir.
Teoriye yönelik en önemli eleştiri, teorinin ortaya koyduğu temel paradigmanın genelleştirilmesinin yanlışlığı, bilimsel olarak doğrulanmasının mümkün olmaması ve bir hiyerarşi içinde sıralanan ihtiyaçların ölçülebilir nitelikte bulunmamasıdır. Kuşkusuz bu eleştirilerin her birisinde ayrı bir haklılık payı vardır. Vardır, zira hem ihtiyaçlar, hem de bunların sırası ve niteliği görecelidir, bunlar kişiden kişiye, kişinin daha doğarken sahip olduklarına veya olmadıklarına bağlı olarak değişkenlik gösterebileceği gibi, toplumdan topluma da değişiklik gösterir. Ama öylede olsa, bütün bu eleştiriler Maslow’un kuramının psikoloji alanında edindiği haklı ve itibarlı yeri ortadan kaldırmak için yeterli olmadığı gibi, içerdiği genel doğruların yanlışlığını tamamıyla ortaya koyan nitelikte de değildir. Esasen Maslow’un kendisi de, kendi teorisinin mutlak şekilde doğru ve her kişi için, her kültür, her toplum yönünden geçerli olduğu iddiasında değildir. O sadece genel bir şablon ortaya koymuştur, elbette kişisel, kültürel, tarihsel, ekonomik, sosyolojik neden ve etkenlere bağlı olarak bu şablonun dışında kalan istisnalar vardır ve bu da doğaldır.
Son bir söz: “Bilim sadece gerçeği aramaktır, onu bulmak değildir.” Bilim adamı olarak Maslow’un “İhtiyaçlar Teorisi”ni ortaya atmakla yaptığı da budur veya bundan ibarettir. Yani gerçeği aramaktır..!
