Sahip olduğun tek şey bir çekiçse, etrafındaki her şeyi çivi olarak görürsün.” Abraham Maslow

İHTİYAÇLAR TEORİSİ!

Geçenlerde adliyede, avukat odasındaki bir sohbette, avukat bir meslektaşımın Maslow’un “İhtiyaçlar Teorisi”nden bahsetmesi üzerine, oturdum ve Maslow’un yıllar önce okuduğum “İnsan Olmanın Psikolojisi”, “A Theory of Human Motivation/İnsan Motivasyonunun Teorisi” isimli kitaplarını yeniden okudum.

İnsanın iyileşmek, yaşama şartlarını ve standartlarını iyileştirmek arzusu ve ihtiyacı içinde olduğu, bunu gerçekleştirmek için sürekli arayışlar ve mücadeleler yaptığı hususu hemen hepimizin bildiği ve kendi hayatımızda uyguladığımız bir şeydir. Bu aynı zamanda bilimsel de bir gerçektir. Esasen bugün adına “icat” dediğimiz, “buluş” dediğimiz şeyler de, bilge insanların, sıra dışı insanların, insanlığın yaşam şartlarını ve standartlarını iyileştirmek için duydukları arzunun, bu arzu yönünde yaptıkları çalışmaların birer ürünüdür.

Psikolog olan Abraham Maslow’da bu konular üzerinde, yani insanların iyileşmek, yaşama şartlarını ve standartlarını iyileştirmek arzusu ve ihtiyacı içinde olmaları, bu amaçla yaptıkları arayışlar ve mücadeleler üzerinde yoğunlaşmış, bunları incelemiş, bunlar üzerine yazmış bir bilim insanıdır.  Yukarıda adlarını verdiğim her iki eserinde de Maslow, bütün bu hususları ağırlıklı olarak psikolojik temelde inceler.

Okuyanların çok iyi bildiği üzere, Maslow’un bu teorisi, bir hiyerarşi, bir piramit üzerine kuruludur ve ona göre insanın ihtiyaçları ve kişisel gelişimi bir hiyerarşi temelinde yükselir. Maslow’un kuramında yer alan ihtiyaçların her biri, aslında insanın yaşamasını ve başarılı olmasını sağlayan, sadece rasyonel değil, aynı zamanda içgüdüsel de olan motivasyonlardır. Maslow’un bu kuramı, bize sadece insanın ya da bireyin kişisel gelişmesini, ilerlemesini anlatmaz, aynı zamanda insanlığın ve toplumun gelişmesini, ilerlemesini de, hem psikolojik, hem de sosyolojik evreleri, yönleri ve nedenleriyle hikaye eder.

Hiyerarşik şekilde kurgulanan bu piramidin en altında, Maslow’un “fizyolojik aşama” olarak isimlendirdiği, insanların beslenmek gibi, uyumak gibi, barınacak bir yer edinmek gibi, ısınmak, bu amaçla ısınacak bir yer bulmak gibi ihtiyaçları yer alır. O nedenle, insanlar ilk önce yaşamaları için gerekli olan, vazgeçilmez olan, asgari olan bu ihtiyaçlarını temin etmek için mücadele ederler. Fizyolojik bu isteklerin hemen hepsinin temelinde insanın hayatta kalma içgüdüsü vardır.

Bunları temin eden insanların daha sonraki hedefi güvenliktir. Yani hayatlarını, bedenlerini, mallarını, ırzlarını korumak, bunun gerektirdiği asgari koşulları sağlamaktır. Nitekim Maslow bu ikinci aşamayı “güvenlik aşaması” olarak nitelendirir. Güvenlik aşaması sadece bugüne ait, yani yaşanılan zamana ait olan bir ihtiyaç değil, hem bugüne, hem de geleceğe yönelik olan bir ihtiyaçtır. Sadece kişisel değil, gelecek kuşakları da kapsayan, dahası toplumsal boyutu da olan bir ihtiyaçtır. Esasen insanın kendisini ve yakınlarını koruma içgüdüsü olan güvenlik isteği hayatın yükselişinin de nedenidir. Onun için güvenliğin olmadığı, sağlanamadığı ve sürdürülemediği yerde ve zamanda çöküş başlar.

Fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını sağlayan insan, piramidin, yani ihtiyaçlar hiyerarşisinin bir sonraki aşamasına geçer. Bu aşama sosyal bir varlık olan, öyle olduğu için de başkalarıyla birlikte ve toplum içinde yaşama ihtiyacı içinde bulunan insanın, bu aşamanın gerektirdiği arkadaşlık, dostluk gibi, sevmek, sevilmek gibi, dayanışma gibi, kişisel saygınlık gibi, başarılı olmak gibi ihtiyaçlarının bulunduğu aşamadır.

Maslow psikolojik ve sosyolojik ihtiyaçların yer aldığı bu aşamayı “sosyal aşama” olarak isimlendirir. Bu aynı zamanda kendisini sosyal bir varlık olarak gören ve tanımlayan, başkalarıyla bir arada olmak ve dilediği gibi yaşamak isteyen, sevmek, sevilmek isteyen insanın bir yerlere ve bir şeylere ait olma ihtiyacını da karşılayan aşamadır. Onun için bu aşamada insan sürekli olarak sevgi arayışı içindedir. Yine bütün bunların hepsini ortaya çıkaran şey “değer koyma/değer yükleme” olmakla, hayatı anlamlı kılan, insanın insan olarak var olma durumunu ortaya koyan değerlerin hemen hepsi bu aşamada şekillenir.

İlk üç aşamada, yani fizyolojik, güvenlik aşamaları ile sosyal aşamada ihtiyaç duyulan şeyler Maslow tarafından temel ihtiyaçlar olarak isimlendirilir.

Maslow’a göre dördüncü aşama “saygınlık aşaması”dır. Bu aşamada insan, kendisine değer verme, kendisini ifade etme, bu amaçla toplumda kişisel saygınlık sağlama, toplum tarafından kabul görme ihtiyacı, arayışı ve mücadelesi içindedir. Bu süreçte insan, sadece başkalarının maddi desteğine ihtiyaç duymaz, aynı zamanda kabul gördüğünü, yaptıklarından, başardıklarından dolayı diğer insanların kendisini takdir etmesini, kendisine saygı göstermesini, yani manevi desteğine de ihtiyaç duyar. Esasen bu aşamada kişiyi motive eden en önemli etkenlerden birisi de budur. Bu aynı zamanda insanın kendisine olan güvenini, öz saygısını da besler. O nedenle, kabul görme, takdir edilme, sevgi ve saygı bekleme ihtiyacı, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en önemli basamaklarından birisini oluşturur.

Maslow’a göre, piramidin, yani hiyerarşik ihtiyaçlar yapısının en üstünde “gelişme aşaması” vardır. Bilme, anlama, kavrama, sorgulama gibi kişisel gelişme üzerinde etkili olan becerileri edinme, duygu ve düşünceleri arıtarak kalbi ve vicdanı yumuşatan ve bu suretle bunları harekete geçiren, kişinin şiir gibi, müzik gibi, resim gibi sanatsal ve estetik değerlerle arkadaşlık etmesini sağlayan, insanın önüne pozitif hedefler koymasına hizmet eden gelişme aşaması, bütün bu nedenlerle ve aynı zamanda insanın kendisini gerçekleştirme aşamasıdır. İnsanın kendisini gerçekleştirmesinin ise sonu yoktur. O nedenle, pek çok şeyin farkına varılan, en önemlisi farkında olmanın farkına varılan bu aşama, insanın hayatı boyunca süren bir devamlılık sürecidir, yani uzun, çok uzun bir yolculuktur. Bu aşamanın varacağı nihai nokta özgür olmaktır, yani insanın kendisi olmasıdır. Onun için bu aşamanın varacağı yer, “Hamdım, piştim, yandım” diyen Yüce Mevlana’nın “yandım” dediği yerdir. Bu aşamaya gelen insan “sahip olduğu tek şey çekiç de olsa, etrafındaki her şeyi ve herkesi çivi olarak görmez.

Maslow’a göre birey, her bir aşamadaki ihtiyaçlar kategorisini tam olarak karşılamadan ve sağlamadan, bir üst aşamaya ya da bir sonraki aşamadaki ihtiyaç kategorisine ve gelişme düzeyine geçemez. Maslow’un bu kabulü, insanlığın ve toplumların geçirdiği evrime de uygun bulunmakla son derece rasyoneldir.

Her kuram gibi Maslow’un kuramı da mutlak olarak doğru ve elbette eleştiri dışı değildir. Esasen itirazsız bilim olmayacağı gibi, eleştirisiz ilerleme de olmaz. Kaldı ki, Karl Popper’in dediği gibi “Kesin bilgi diye bir şey yoktur. Kesin bilgi boş bir laftır. Bilim doğruluk arayışıdır. Kesinlik arayışı değildir. Ama doğruluk, kesin doğruluk değildir. Bütün organizmalar gibi, bilim adamı da deneme yanılma yöntemiyle çalışır. Deneme, bir problem çözmedir. Yanılma veya yanılgının düzeltilmesi ise, bitkiler ve hayvanlar aleminin evriminde genelde organizmanın yok olması demektir; bilimde ise hipotez veya kuramım yok olması. O nedenle, bu süreç Darwinci bir ayıklanma evresidir.” Popper’in bu tespiti geniş anlamda psikoloji bilimi, dar anlamda Maslow’un kuramı yönünden de doğru ve geçerlidir. O nedenle, Maslow’un geliştirdiği “ihtiyaçlar teorisi”ne de bu şekilde yaklaşmak gerekir.

Teoriye yönelik en önemli eleştiri, teorinin ortaya koyduğu temel paradigmanın genelleştirilmesinin yanlışlığı, bilimsel olarak doğrulanmasının mümkün olmaması ve bir hiyerarşi içinde sıralanan ihtiyaçların ölçülebilir nitelikte bulunmamasıdır. Kuşkusuz bu eleştirilerin her birisinde ayrı bir haklılık payı vardır. Vardır, zira hem ihtiyaçlar, hem de bunların sırası ve niteliği görecelidir, bunlar kişiden kişiye, kişinin daha doğarken sahip olduklarına veya olmadıklarına bağlı olarak değişkenlik gösterebileceği gibi, toplumdan topluma da değişiklik gösterir. Ama öylede olsa, bütün bu eleştiriler Maslow’un kuramının psikoloji alanında edindiği haklı ve itibarlı yeri ortadan kaldırmak için yeterli olmadığı gibi, içerdiği genel doğruların yanlışlığını tamamıyla ortaya koyan nitelikte de değildir. Esasen Maslow’un kendisi de, kendi teorisinin mutlak şekilde doğru ve her kişi için, her kültür, her toplum yönünden geçerli olduğu iddiasında değildir. O sadece genel bir şablon ortaya koymuştur, elbette kişisel, kültürel, tarihsel, ekonomik, sosyolojik neden ve etkenlere bağlı olarak bu şablonun dışında kalan istisnalar vardır ve bu da doğaldır.

Son bir söz: “Bilim sadece gerçeği aramaktır, onu bulmak değildir.” Bilim adamı olarak Maslow’un “İhtiyaçlar Teorisi”ni ortaya atmakla yaptığı da budur veya bundan ibarettir. Yani gerçeği aramaktır..!

(…) Ölen insanlar var / Eğer yeterince önemsersen / Yaşayanı / Daha iyi bir yer yap / Senin için ve benim için / Ve tüm insan ırkı için / Dünyayı iyileştir (…) Micheal JACKSON

HEAL THE WORLD / DÜNYAYI İYİLEŞTİR!

Bu yazının başlığı, Michael Jackson’ın hem ritim, hem de anlam olarak gerçekten güzel olan şarkılarından birisinin adıdır.  Şarkı “Bir yer var kalbinde / Ve o sevgidir biliyorum / Ve bu yer yarından daha aydınlık olabilir / Ve eğer gerçekten denersen / Ağlamaya ihtiyaç olmadığını göreceksin / Acı ya da üzüntü olmadığını / Bu yerde hissedeceksin / Oraya ulaşmanın yolları vardır / Eğer yeterince önemsersen / Yaşayanı / Biraz yer aç / Daha iyi bir yer yap…/ Dünyayı iyileştir / Daha iyi bir yer yap dünyayı / Senin için ve benim için / Ve tüm insan ırkı için / Ölen insanlar var / Eğer yeterince önemsersen / Yaşayanı / Daha iyi bir yer yap / Senin için ve benim için / İyileştir dünyayı …” diyerek başlıyor ve insanlar için, insanlık için, dünyadaki tüm insan ırkları için, senin için, benim için iyi şeyler yapılmasını, bunun için dünyanın iyileştirilmesini isteyerek ve dileyerek devam ediyor.

Daha önce pek çok kez dinlediğim bu şarkıyı, birkaç gün önce tesadüfen arabanın radyosunda dinledim yeniden. O an aklıma, ataları Almanya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne göç eden, yani göçmen olan dünyanın yeni zorbası Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturur oturmaz yürürlüğe koyduğu göçmen kabul programını bir süre askıya alan, Suriyeli sığınmacıların ABD’ye girişlerini yasaklayan ve bazı Müslüman ülke yurttaşlarına üç ay süreyle ABD’ye giriş için vize verilmemesini öngören başkanlık kararnamesi geldi.

Sadece bu değil, Trump’ın Obama yönetiminin ABD’deki tüm şiddet yanlısı ideolojilerle mücadele için geliştirdiği sosyal programı, isim ve içerik değişikliğiyle “sadece radikal İslam odaklı” hale getireceği, “Aşırılıkçı Şiddetle Mücadele (CVE)” programının adını “Aşırılıkçı İslamla Mücadele” programı olarak değiştirmeye ve bu suretle bombalı ve silahlı saldırıda bulunan ırkçı ve diğer grupları programdan çıkarmaya hazırlandığı, Obama döneminde İran’la ve Küba’yla yumuşayan ilişkileri germeye başladığı yönündeki haberler geldi aklıma.

Bir ülke yönetiminin ülkesinin ve halkının güvenliğini sağlama ve bunun için tedbirler alma hakkının ve yetkisinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte, Trump’ın, dünyada milyarlarca inananı bulunan saygın ve semavi bir dini ve o dinin mensuplarını total bir anlayışla hedef almasını ve suçlamasını makul ve sağduyulu bir yaklaşım olarak görmediğim, aksine ırkçı, popülist, izolasyonist ve düşmanca, yanısıra ABD’nin kuruluş felsefesi olan liberal değerlere aykırı bulduğum için, “Nazizm’i ve Holocaust’u” düşündüm ve Trump’ın şahsında ABD yeniden delirdi dedim kendi kendime.

Zira Trump’ın yukarıda içeriğine yer verdiğim başkanlık kararnamesinin dayandığı anlayış ve yaklaşım, bilinmeyen bir yabancının varlığına, insan yaşamının her türden yabancı ve anlaşılmaz biçimine karşı spontan, doğal, korunmacı ve masum bir tepki değil, tıpkı Holocaust’ta olduğu gibi, hoşlanılmayan ötekine karşı ve ona zarar verilmesi üzerine oluşturulmuş bir teorinin uygulanmaya konulmasıdır. Bu açıkça bir “xenophobia”, yani “yabancı düşmanlığı” ve hatta bir “deliric parania”, yani “kafaya takmışlık”tır.

Psikologların “heterofobi”, yani “farklı olandan korkmak” olarak isimlendirdikleri bu durum ne yazık ki bir hastalıktır. Bu hastalık, bir başka hastalık olan ırkçılıkla birleştiği zaman, bu hastalığa yakalanmış olanlar, sadece korktuğu ötekinin ülkesine gelmemesini veya ülkesinden çıkarılmasını istemekle kalmaz, tıpkı Nazilerin Holocaust’ta yaptıkları gibi onların fiziksel olarak yok edilmesini de ister. Esasen kovma ve yok etme, yabancılaştırmanın, ötekileştirmenin, her an ve hatta çok kolay şekilde birbirine dönüşebilmesinin iki ayrı yolu ve yöntemidir. Dileriz Trump’ın şimdilik kovma ve gelmesini engelleme aşamasındaki tasarrufları onları yok etme aşamasına gelmez.

Ben bunları düşünürken New York, Boston, San Francisco başta olmak üzere, ABD’deki diğer başka kentlerde ve eyaletlerde Trump’ın ırkçı, popülist, izolasyonist ve düşmanca uygulamalarını protesto etmek için milyonlarca insan sokağa dökülmeye başladı. Sokağa dökülen bu insanların ellerinde; “Refuges Wellcome/Göçmenler Hoş Geldiniz”, “No Ban, No Wall/Yasağa Hayır, Duvara Hayır”, “My Family Arrived As Refuges in 1863/Benim Ailem 1863’de Göçmen Olarak Geldi”, “No Racism, No Trump, No Fascism/ Irkçılığa Hayır, Trump’a Hayır, Faşizme Hayır”, “We Are All Muslim/Hepimiz Müslümanız” , “Liberty & Justice For All/Herkes İçin Özgürlük ve Adalet”, “Justice For Muslims/Müslümanlar İçin Adalet”, “We Are All Immigrants/Biz Hepimiz Göçmeniz”, “Was Christian, Now Muslim/Hıristiyandı, Şimdi Müslüman”, “Was Jewish, Now Muslim/Yahudiydi, Şimdi Müslüman” yazılı pankartları görünce, üstüne üstlük bir de Trump’ın başkanlık kararnamesinin uygulanmasının mahkeme kararıyla durdurulduğunu öğrenince, Micheal Jackson’ın “Dünyayı İyileştir” diyen şarkısı kulaklarımda yeniden çınlamaya başladı.

İnsan olarak Trump’ın adına ne kadar utandı isem, bu tavrı koyan, bu tepkiyi gösteren insanlar adına da insanlığımla o kadar onur duydum. Sadece bununla değil, bir o kadar da Trump’ın başkanlık kararnamesinin ülke genelinde uygulanmasını verdiği kararlarla durduran federal yargıçlar James Robart ve Ann Donnelly’nin şahsında, hukukun ve hukukçuların yüzünün ağarmasından dolayı da bir o kadar gururlandım.

Bu karar sonrasında Washington Attorney General’ı/Baş Savcısı Bob Ferguson’un ders niteliğindeki, “Bugün hukuk üstün gelmiştir. Hiç kimse, Amerikan Başkanı dahil, hiç kimse hukukun üstünde değildir…” şeklindeki açıklamasını okudum internetten. İnşallah bizim yargıçlarımız, savcılarımız, siyasilerimiz de okumuş ve gerekli dersleri çıkarmışlardır dedim içimden.

Kötüler, kötülükler varsa dünyada, onlardan daha çok iyiler de, iyilikler de var, Micheal Jackson’un o güzel şarkısında çok yalın biçimde dediklerini, demek istediklerini, dilediklerini hayata, hayatlarına dahil eden, bunlar için mücadele eden insanlar da var dedim kendi kendime. Yani yaşamı ve yaşayanı önemseyen, dünyayı senin için, benim için, insanlık için, tüm insan ırkı için daha iyi bir yer yapmak, bunun için dünyayı iyileştirmek isteyen insanlar, sizin gibi, benim gibi, bizim gibi olan insanlar, hak duygusu olan, vicdan sahibi olan sade insanlar var. Yani biz hepimiz varız. Onun için birisinin Trump’a, yurttaşı olan yazar ve yönetim/liderlik uzmanı olan Ken Blanchared’in “Hiçbirimiz, hepimiz kadar akıllı değiliz” sözlerini hatırlatması gerekir.

Sade insanlar olarak elbette hiçbirimiz tek başımıza dünyayı iyileştirecek güce sahip değiliz. Ama herhalde çoğumuz kendimizi iyileştirecek, düzeltebilecek güce sahibiz. Dünyayı değiştirmekte, iyileştirmekte zaten bizim önce kendimizi değiştirmekle ve iyileştirmekle başlar. Nasıl mı? İtalyan Marksist, gazeteci, aktivist ve olağanüstü siyaset felsefecisi Antonio Gramsci söylüyor nasıl olacağını: “Eleştirel bir iradenin başlangıç noktası insanın gerçekte kim olduğunun bilincine varması ve bir kayıt listesi tutmaksızın içinde sonsuz izler taşıyan o güne kadar ki tarihsel sürecin bir ürünü olarak -kendini bil-mesidir.”

Evet! İyileşmek, düzelmek, bu amaçla değişmek “kendini bilmekle”, insanın kendisini bilmesiyle, kendisini tanımasıyla başlar. İnsan kendisini bilirse, tanırsa eğer, birçok şeyin farkında olur, farkına varır. Nelerin mi farkına varır? Can Yücel söylüyor insanın nelerin farkında olması gerektiğini: “Farkında Olmalı İnsan…/ Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı. / Farkı Fark Etmeli, / Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen…/ Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını / Fark Etmeli. /Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını / Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını / Fark Etmeli. / Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, / Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu / Fark Etmeli. / Henüz Bebekken ‘Dünya Benim!’ Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı Olduğunu, / Ölürken De Aynı Avuçların ‘Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum İşte!’ Dercesine Apaçık Kaldığını / Fark Etmeli. / Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli. / Baskın Yeteneğini / Fark Etmeli Sonra. / Azrailin Her An Sürpriz Yapabileceğini, / Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini / Fark Etmeli İnsan / Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli. / Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte / Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini / Fark Etmeli. / Eşref-i Mahlukat Olduğunu / Fark Etmeli. / Ve Ona Göre Yaşamalı. / Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, / Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü / Fark Etmeli. / Evinde Dört Kedi İki Köpek Beslediği Halde / Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını / Fark Etmeli. / Eşine ‘Seni Çok Seviyorum!’ Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü / Fark Etmeli. / Dolabında Asılı Yirmi Beş Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, / Ama Arka Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu / Fark Etmeli. / Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini / Fark Etmeli. / Ömür Dediğin Üç Gündür, / Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür, / O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, / O Da Bugündür.

Evet! Bütün bunların, yani hemen her şeyin gelip geçici olduğunun, bir varmış, bir yokmuştan ibaret bulunduğunun, bugün olanın yarın olmayacağının eğer farkına varırsa, bu dünyayı bırakıp giderken, arkasında bıraktığı malıyla mülküyle değil, yaptığı iyi işlerle, iyiliklerle, bıraktığı iyi izlerle hatırlanacağının, yaptığı kötü şeylerle lanetleneceğinin farkında olursa insan, bu dünyada yalnız olmadığını, başkalarının da olduğunu bilir ve yeterince önemserse yaşayanı, başkalarına da yer açarsa, o zaman en başta kendisi olmak üzere birçok şeyi düzeltebilir, değiştirebilir, hem kendisi, hem başkaları, hem de tüm insan ırkı için dünyayı iyileştirebilir.

Farklı ırklardan, renklerden, dinlerden, ideolojilerden, cinsiyetlerden pek çok insanın Michael Jackson’un şarkısında ifade ettiği düşünceler ve amaçlarla bir araya gelmesi ve Nazi ve McCharthy karışımı Trump’ı protesto etmesi karşısında gelecekten umutlu olmak gerekir. Ve elbette gelecekte olacak olan şeylerden hep birlikte sorumlu olacağımızı, geleceği daha iyi yapabilecek şeyler için emek vermenin hepimizin, herkesin görevi olduğunu unutmamak koşuluyla…

Son bir söz: “İyiler bir gün mutlaka kazanır.

 

BÖLÜM ÜÇ

E.Veri Tabanlı Çözümlerin Geliştirmesi

Veri Tabanlı Adalet İnisiyatifi (DDJ) ve Polis Veri İnisiyatifi (PDI), Beyaz Saray’ın federal hükümetin eyalet ve yerel düzeydeki innovasyonları desteklemesinin ve reform yanlılarını bir araya getirerek nasıl çözümler geliştirdiğinin iki örneğidir.

DDJ’ye odaklanmak gereksiz yere hapishanede yatmanın azaltılması üzerinedir. 210 On bir milyonun üzerinde insan her yıl ülkedeki 3100 yerel hapishaneden nakil edilmektedir, bunların pek çoğu düşük düzeydeki şiddetsiz kabahatlerle suçlanan insanlardır. 211 Bu nüfusu hapishanelerde tutmanın yerel hükümetlere maliyeti tahminen yılda 22 milyar dolardır, bu sadece hapsetme maliyetidir, hapishanedeki çok sayıdaki mahkumun zihinsel hastalıkları, madde bağımlılığı veya kronik sağlık problemleri nedeniyle kısmen ihtiyaç duyduğu tedaviler de vardır.

Bu maliyetlerin pek çoğu nispeten küçük bir nüfus tarafından kullanılmaktadır. Çalışmalar “nispi olarak oldukça savunmasız bir sayı bireyin, yerel hapishanelere defalarca dönüş yapmadığını, fakat aynı zamanda hastanenin acil odalarına ve diğer kamu sistemlerine dönüş yaptıklarını” göstermektedir. Parçalanmış bakım, bunların “süper faydalananlar” olarak isimlendirilen kişilere, bu döngüde bir yandan yoksullara öncülük etme sonucunu elde ederken, diğer yandan para da aldırmakta ve bu vergi mükellefleri için çok büyük maliyete neden olmaktadır.214 Ülke çapında yirmide birden biraz fazla kişi, zihinsel bazı hastalık çeşitlerine sahiptir. 2005’de, hapisteki nüfusun yarısı bu durumdadır. 2012 verileri mahkumların %15’inin ve hapisteki mahkumların %26’sının, ciddi psikolojik sıkıntılar yaşadıklarını göstermektedir. 216 

Ülke genelinde, bazı topluluklar daha iyi ve etkin maliyetli çözümleri kabul etmişlerdir. Reforma iyi bir örnek Florida’da, Miami-Dade County’de bulunabilir, burada ilçe kendi sağlık bakımına yönelik veri ile ceza adaleti sistemini birleştirmiş ve ciddi zihinsel hastalığı olan tam 97 kişinin 2010 ile 2014 arasındaki sağlık hizmeti servisinden doğan sorumluluğunu 13.7 milyon dolar olarak tespit etmiştir. 217 Bu birkaç düzine insan, tedavide 39.000 günden daha fazla zaman harcamıştır, bu süre onların ilçelerindeki hapishanelerde, acil odalarında, devlet hastanelerinde ve psikiyatri tesislerinde geçirdikleri süreden daha fazladır. 218 Daha iyi bir gözlemle ve bu insanların sık sık kanunun uygulanmasına muhatap olmaları durumunda, ilçe kendi polis memurlarının ve sevk edici konumundaki 911 görevlinin eğitiminin zihinsel sağlık azaltmasının anahtarını sağlayabilir. Son beş yılın üzerinde, Miami Dade County, zihinsel sağlık sorunundan rahatsız insanlara hizmet vermek için neredeyse 50.000 çağrıya cevap vermiş, ama sadece 109 tutukluya ve 10.000’den fazla insana veya tutuklu bulunmayan emniyetli stabilize edilmiş durumda olanlara doğrudan servis yapabilmiştir. 219 Hapishane nüfusu 7000’nin üzerinden tam olarak 4700’ün biraz üzerine inmiş ve sonuçta ilçe bir hapishaneyi tamamıyla kapatarak yılda 12 milyon dolar tasarruf sağlamıştır. 220

DDJ, şehrin, ilçenin ve eyalet hükümetinin iki parti üyesi olan koalisyon mensuplarının, oldukça geniş sayıda kar amaçsız organizasyonun, özel sektör tüzel kişiliklerinin, yardımseverlerin ve üniversitelerin desteğiyle ve bu türden en iyi seçeneklerin genişletilmesi çabasıyla Beyaz Saray’a gelmelerine izin vermiştir. 221 DDJ’nin bu davetine gösterilen ilgi ve verilen cevap ezici olmuştur. Öyle ki, toplamda 139 eyalet, ilçe ve şehir, neredeyse 100 milyonu kapsayan Amerikalı etkinliğe katılmayı ve bu stratejileri uygulamaya koymayı kabul etmiştir. 222 Bu inisiyatif, bizim sadece değişik toplulukların temsilcilerini bir araya getirmeyi ve bu suretle bunların birisinin diğerinden öğrenmesini sağlamayı – ve bu sorunlara muhatap olmayı denediklerinde yalnız olmadıklarını görmeyi başarmamızın iyi bir örneğidir. Ben bu çalışmanın hükümette olanlar, özel, akademik ve yardımsever sektörler tarafından daha da ileriye taşınacağını umut ediyorum. 223

Bundan ayrı olarak, Beyaz Saray, polis-toplum ilişkilerinde polisliğin, kanunun uygulanması kurumuna ilişkin icraatlarının topluma tanıtılmak suretiyle geliştirilmesine yardımcı olmanın kavranmasının bir yolu olarak PDI’yi oluşturdu. 224 Benim yönetimim şeffaflığı öncelikli hale getirdi ve biz polislik alanında muazzam kazançlar elde ettik. PDI sürecinde 130’un üzerinde kanun uygulayıcısı olan ve kırk milyonun üzerinde Amerikalı üzerinde yetkisi bulunan kuruluş bu çabaya gönüllü olarak iştirak etti. Bu kuruluşlar 175’den fazla ırk ve cinsiyet olarak parçalara ayrılmış olan ve ilgili görevlilerin ateş etmeleri, ihzar ve şikayet bulunmaları gibi kuvvet kullanılmasını kapsayan konulara ait makinece okunan veri setlerinin yayınına izni verdi. 226 Mesela, Louisville, Kentucky her ihzarın tam zamanında yayınına imkan sağladı, 227 Orlando, Florida polisin ilgili olduğu her silah kullanmanın tam verisinin yayını serbest bıraktı 228 ve New Orleans, Louisiana federal yargıcı, polis departmanının “mucizevi dönüşümünün” verisinin yayınına izin verdiğini açıkladı. 229 İştirakçi kuruluşlar, bu şeffaflığı, veriyi daha doğru şekilde kamu başvuru kayıtlarının maliyetinin azaltılması ve toplumla olan ilişkilerinin geliştirilmesine yardım olarak tanımladı. Beklendiği üzere, harici organizasyonlar yayınına yeni izin verilen bu veri ile polis icraatlarını daha iyi kavradı ve bu icraatlar değişik toplulukları etkiledi. 230 Adalet Departmanındaki Topluluk Amaçlı/Yönlü Polislik Servisi Dairesi bu çalışmayı özel işlerde ve hükümet dışı kuruluşlarda da sürdürecektir.

F. Çocuk Adalet Sistemine Erişilememesine Dikkat Çekmek

Amerikalılar olarak biz bütün çocuklara, kaliteli bir eğitim ve rüyalarını takip etme dahil, eşit bir fırsat eşitliğini kapsayan adil bir hayat sağlama sorumluluğunu paylaşırız. 231 Buna rağmen her yıl, korkutucu sayıda öğrenci, okuldan geçici uzaklaştırma, kovulma ve hatta küçük ihlaller için tutuklama gibi gereksiz sertlikteki polis disiplini ve uygulaması nedeniyle rüyalarını takip etmekten vazgeçmekte ve başka yöne sapmaktadır. “Sıfır tolerans” politikaları – iyiniyetli de olsa – çoğu kez öğrencilerin okullarına rahatsızlık hissederek gitmelerine neden olmaktadır. Onlar öğrenme sürecinden rahatsız olmakta ve onların gençliklerinde uzun bir süre kendilerini iyi hissetmemeleri önemli ve kalıcı negatif etkilere yol açmaktadır – bu onların büyük bir olasılıkla gelecekte çocuklukla ve ceza adaleti sistemiyle temaslarını artırmaktadır. 232

2011’de benim idarem, Adalet ve Eğitim Departmanı arasında okul disiplini politikalarına yönelik işbirliğini ve mali destek almayan okullara desteği esas alan ve dolayısıyla bizim eğitim sistemimizi hapishaneye boru hattı döşemek yerine fırsata giden bir yola hizmet eden  yenilikçi Destekleyici Okul Disiplini İnisiyatifini başlattı. 233 Biz eyaletlere, okullara ve hukuk uygulayıcısı partnerlere, görevlilere ve kampüsteki hukuk uygulayıcısı profesyonellere okul kaynaklarını  değerlendirmelerinde yardımcı olduk. 234 Ve biz gençlik ile hukuk uygulanması ilişkilerinin güçlü olduğu yerleri bu başarılarından dolayı kutladık. 235

Ek olarak, benim idarem, renkli çocukları etkileyen okuldan orantısız uzaklaştırmaya ve kovmaya yönelik okul öncesi düzenlemelere karşı bir politika açıklaması yayınladı ve bununla gençliği madde bağımlılığından, travmadan ve karşılanmamış zihinsel, duygusal ve davranışsal ihtiyaçlardan korumak ve iyileştirmek için daha iyi dikkat dağıtma yolları inşa etmeye çalıştı. 237 Birkaç yıl önce Adalet Departmanı, tüm sistem reformlarının ilerlemesi için gençlik sonuçlarını geliştiren, gençlik için çocuk olanakları/tesisleri sağlama servisleri (iş eğitimi ve madde bağımlılığı tedavisi ve danışmanlığı gibi) gençlik tutuklaması/alıkoyması için toplum temelli seçeneklerin kullanılmasını genişleten Çocuk Adaleti Üzerine Zeka İnisiyatifi başlattı.  238 On yılı aşan bir zaman içinde çocuk tutuklamaları keskin bir şekilde azalırken, 2014 yılında kabaca bir milyon çocuk tutuklaması yapıldı. 239 Bu tutuklamaların ezici bir çoğunluğu şiddetsiz suçlardan dolayı idi. Renkli çocuklar, özellikle siyah ve Hispanik erkekler ve Amerikalı yerli gençlik, çocuk adaleti sisteminin her düzeyi genelinde fazlaca temsil edilmeyi sürdürdü. 240

Ne yazık ki, çok sayıda çocuk her yıl yetişkin ceza adalet sistemiyle ilgili hale geldi – beş eyalet dahilinde on yedi yaşındaki çocuklar, suçlarına bakılmaksızın yetişkinler gibi kovuşturuldu ve ne yazık ki bunlardan ikisi on altı yaşında idi. 241 Yetişkin sistemi içindeki çocuklar rehabilitasyon servislerine daha az olarak giriş yapabiliyorlardı ve bu çocuklar çoğu zaman yüksek oranda yeniden suç işleme eğilimiyle ve intiharla yüz yüze geliyorlardı. 242 Güney Carolina ve Louisina 244 çok yakınlarda çocukların yetişkinlerin mahkemelerinde yargılanma yaşını yükseltti, bu suretle on altı ve on yedi yaşlarındaki çocuklar boşu boşuna yetişkin mahkemelerinde yargılanmadılar ve pek çok eyalet mahkumiyet kanunlarında reform yaparak yeniden giriş/başlangıç yapma hizmetine geçişi yaşa uygun olarak genişletti. Bu çabaları yasalaştırmak için Kongre, 1974 tarihli Çocuk Adaleti ve Çocuk Suçluluğu Kanununu, 245 gençlerin korunmasını güçlendirmek ve küçüklerin yetişkin hapishanelerinde tutulma sayısını sınırlandırmak için yeniden yetkilendirilmelidir. 246  Yasamayı bu yönde yeniden yetkilendirmek “kanıt temelli uygulamaları, hapisteki gençlerin okulu asma ve sokağa çıkma yasakları ihlalleri gibi cezalarını azaltırken, kaliteli eğitimi ve bilgilendirilmiş travma bakımını geliştirmelidir.247    

G.Erkek Kardeşimin Koruyuculuğu İnisiyatifi ve Kadınlar ile Kızlar

Konseyi İçin Fırsatlar Yaratılması

2014’de ben, nerede doğmuş olurlarsa olsunlar, şartları ve özgeçmişleri her ne olursa olsun, bütün gençlerin kendi tam potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olmak için Erkek Kardeşimin Koruyuculuğu  (MBK) İnisiyatifini başlattım. 248 Neredeyse üç yılda, MBK Görev Gücü, rehberlik etme, destek ağları sağlama ve bir iş bulma veya yüksek okula gitmek için beceri edinme hususlarında genç insanlarla temasta olma yardımı politikalarının geliştirilmesine odaklandı. Bu çalışma boyunca, biz toplum odaklı politika uygulamalarını federal düzeyde ilerleten, hukukun uygulanmasında toplulukların arasındaki güveni geliştiren, çocuk ve ceza adaleti sistemlerinin reforme edilmesine hizmet için hukukun uygulanması sırasında alternatif hapisler getiren ve hapisteki genç insanlara kaliteli eğitim hakkı sağlamayı zorlayan gereksiz etkileşimleri sınırlandıran bazı önemli ilerlemeleri elde etme imkanı bulduk.   Mesela, 2015’de Adalet ve Eğitim Departmanları, Amerika’da hapiste olanlara lise sonrası eğitim ve öğretim finasmanı alma imkanı veren Pell Bağışlarından yararlanmayı sağlayan “İkinci Şans Pell” (Çevirenin Notu-Pell ve Pell Grant: hapisteki kişilere yüksek eğitim kurumlarına katılma fırsatı sağlayan bağış niteliğindeki bir bursun adı) pilot programını tesis etti. 249 Ve biz aynı zamanda yeniden giriş/başlama için olan adil şans elde etme uygulamaları boyunca karşılaşılan engelleri ortadan kaldırmaya yardım ettik. 250

Ülke genelinde topluluklar, MBK inisiyatifine, tam da çalışmanın söz verdiği şekilde karşılık verdiler. Eylül 2014’de, biz MBK Topluluğu Meydan Okumasını başlattık ve topluluklara kendi kapsamlı programlarını genç insanların fırsatlarını genişletmeleri için geliştirme çağrısında bulunduk – planlar çocukların okulda başarılı olmalarını, mezun olmalarını, iş elde etmelerini ve şiddet suçlarından uzakta ve emniyette olmalarını sağlamaya yönelikti. 251 Yaklaşık 250 şehir, ilçe, kasaba ve kabile milletleri, elli beş eyaletin tamamını temsil edenler bu meydan okumayı kabul ettiler, yerel paydaşlarla birlikte bu tür planları düzenlemek ve bunları uygulamak hususunda adımlar atmaya başlamak üzere bir araya geldiler. 252 Mesela, Detroit’te, Michigan’da yeni bir inisiyatif, rehber olarak beyzbol takımlarına ve beyzbolu yumuşak topla oynayan takımlara hizmet etmek üzere polislerle bir araya geldi. 253 New York’ta MBK’nın ilham verdiği liderler, hazırlık okulu öğrencilerinin katılımı için kanıt temelli eğitim programını takip etmeye ve orta okuldan yüksek okula geçiş sürecinde olan binlerce öğrenciye rehberlerle temasta yardımcı olmaya başladı. 254 Indianapolis, Indiana’da, kent çeşitli memurlardan ve topluluk liderlerinden gençlik sonuçlarının icraat planlarını geliştiren girdileri teşvik etti. 255

Ek olarak, Beyaz Saray Kadınlar ve Kızlar Konseyi (CWG), ceza adaleti sistemiyle karşılaşan kadınlar ve kızlar için benzersiz bir olayın araştırılmasına dikkat çekti. 256 2014’de, CWG, Renkli Kadınlar ve Kızlar: Meydan Okumalara Hitap Ediyorlar ve Fırsatları Genişletiyorlar adlı, bütün renkli kadınları ve marjinal toplulukları kapsayan ve bütün kadınlar ve kızlar için ilerleme sonuçları ve federal hükümet genelinde politikalar ve programlar sağlayan bir yayın yaptı. 257 Kızlar ve genç kadınlar, büyüyen oranda çocuk tutuklanmalarının ve çocuğun suç işleme eğilimlerinin temsilcileri oldular. Daha sonraki bir rapor, kızların en fazla tutuklanmalarına neden olan kaçma ve okulu asma, aynı zamanda “en yaygın semptomları veya travma ve uyuşturucu bağımlılığı çıktıları” olan davranışlar dahil yaygın suçların altını çizdi. 258 Ek olarak, çalışmalar Afrika Amerikalı kızların çok genç yaşta insan ticaretine ve tanıklığa maruz kaldıklarını ve yüksek oranda çok yönlü şiddet deneyimine sahip bulunduklarını ileri sürmektedir. 259 Benim yönetimim, renkli kızlar ve kadınlar dahil, bütün gençler için ikinci şansın önemini vurgulayan kanıt temelli programlara odaklanmaya başlayarak bu hususta gelişme sağlayacak bir dizi icraat yapmıştır. 260

IV.YARIM KALAN/BİTMEMİŞ ÇALIŞMA

Ben başardıklarımızla gurur duysam dahi, daha ne kadar yarım kalmış/bitmemiş çalışma olduğunun farkındayım. Bizim ceza adaleti sistemimizin yapılanması uzun zaman alacak ve değişmesi uzun sürecektir. Burada sağduyulu adımlar atılmalıdır, ben gelecekteki birkaç yılda bunların başarılacağından, özellikle bunların siyasal argümanların zorlanmasını ve geniş bir uzlaşma doğurmasını yansıtması nedeniyle umutluyum. 261

A. Hüküm Verme Reformu Yasaması

Biz hala anlamlı bir mahkumiyet reformunun kanunlaşmasına ihtiyaç duyuyoruz. Hiçbir sayıda değiştirme dahi, bizim mahkumiyet kanunlarımızın kalıcı yapısal reformunu başaramayacak ve bu konudaki iki partiye dayalı iyiniyet ve işbirliği arta kalacak ve çok fazla ilerleme olmayacaktır. Yukarıda incelenen Mahkumiyet Reformu ve Islah Kanunu, iyi bir başlangıç olabilirdi. Binlerce mevcut mahkumu etkileyen ve geleceği layıkıyla adil yapacak olan bu tasarı, tarihsel bir adıma doğru olunduğunu ve iki partiyi de tutanlar için bu sorun üzerindeki taahhütlerinin devam ettiğini göstermenin bir temsili olabilirdi. Ek olarak, bizim JRI tarafından desteklenen kanıt temelli reformları, bir çeşit düşünce aracılığıyla mahkumiyet reformunun lehine olan eğilimleri dikkate alarak eyalet ve yerel düzeyde hızlandırmamız yaşamsal önemdeydi.  Biz bu reformların ülke genelinde çok fazla sayıda eyalette çalıştığını ve bunu ileriye doğru pozitif bir sonuca doğru iten her bir eyaletin, bunu diğerlerinin takip etmesini kolaylaştırdığını görmüş olduk.

B.Silahlı Şiddetin Azaltılması İçin Sağduyulu Adımlar Atılması

Bizim aynı zamanda çocuklarımızı ve topluluklarımızı silahlı şiddetten emin bir şekilde korumak için her şeyi yapmaya ihtiyacımız vardır. Ülkeyi muhatap alan yoğun ateşli silahların kullanılmasından sonra Başkan olmak en önemli sinir bozucu ve cesaret kırıcı sorumluluklardan birisidir – ve bu benim çoğu zaman yapmak istediğim bana en uzak olan şeydir. Tuscon, Aurora, Newtown, Charleston ve Orlando gibi çok fazla yerin isminin hatırlanılması, onların büyük katkılarından ve güçlü topluluklar olmalarından dolayıdır, bunlar hala bana gereksiz olan çok fazla şiddeti ve kaybı derin bir acı olarak hatırlatmaktadır.

Her gün ülke genelinde silahlı şiddetin salgın bir hastalık gösterdiğinin ifade edilmesinde bir yanlışlık yoktur. Sadece on yıl öncesinde, yüz binden fazla insan silahlı şiddet sonucu öldürüldü – ve bir milyondan fazla insan saldırıların, soygunların ve silahla işlenen diğer suçların kurbanları oldu. 262 Aynı zaman içinde, bizim yaklaşık 200.000 komşumuz, arkadaşımız ve ailemiz silahla intihar etti. 263 Yüzlerce hukuku uygulamakla görevli personelimiz, kendi topluluklarını korurken silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Ve çok sayıda çocuk, çoğu zaman kazayla ateşli silahlarla öldürüldü veya yaralandı.  265 Bu salgın hastalığa karşı ülke olarak bizim bir araya gelme sorumluluğumuz vardır. 266

Ben ülke olarak bu sorunlar üzerinde ne kadar ortak zeminimiz olduğunu bulabileceğimizi hatırlatmaya çabaladım. Trajik bir silahlı saldırı  sonrasında, biz her zaman acı çekenlere dualarımızla ve sevgimizle sarılırız. Fakat benim çoğu zaman söylediğim gibi: “Bizim düşüncelerimiz ve dualarımız yeterli değildir.267 Onlar “bizim de hissetmemiz gereken kalp ağrılarının, kederin ve öfkenin onları ele geçirmesiyle yalnız kalmamalıdırlar” ve onlar “Amerika’da herhangi bir yerde uğramış oldukları bu katliamı önlemek için hiçbir şey yapmamışlardır.268 Bizim hareket etme sorumluluğumuz vardır. Ve Amerikalıların büyük çoğunluğu gibi – silah sahibi olanların büyük çoğunluğu dahil 269 – ben silahlı şiddeti azaltmak için Anayasanın İkinci Değişiklik maddesiyle tutarlı şekilde bizim sağduyulu adımlar atmamız gerektiğine inanıyorum.

Yönetim olarak biz, özgeçmiş kontrolleri yaparak silahların yanlış ellerde bulunması hususunda anlamlı ilerlemeler yaptık, ateşli silah satışı ticareti yapan herhangi birisinin ruhsat almasının açık hale getirilmesi ve bunların özgeçmişinin kontrolünün yapılması veya bunlara ruhsat verildiği zamandaki özgeçmiş kontrolünün sağlanması hususunda daha fazla kaynak tahsis edilmesini sağladık.  270 Biz aynı zamanda akıllı silah teknolojisinin gelişmesi konusunda hemen işe koyulduk. 271 Sizin çalınan silahınız ve akıllı telefonunuz kullanılarak suç işlenmesinin önlenmesi için gerekli teknolojiyi elde etmemizle birlikte, biz daha sonra yanlış kişinin – çocuklar dahil – silahın tetiğini çekmesini önleme gücüne sahip olabilmeliyiz.

Ancak bunu yapabilmek için daha geride yapılacak çok fazla işimiz vardır. Kongre çok sayıda Amerikan halkına destek olmak için – zihinsel sağlık bakımına girişmek için gerekli yatırımdan, şüpheli teröristlerin eline silah geçmesini önlemeyi mümkün kılacak özgeçmiş kontrollerinin genişletilmesine kadar – olan çok çeşitli sağduyulu reformları yasalaştırmalıdır.  Yapacağımız icraatlar, belki her şiddet eylemini önleyemeyecektir – fakat bir hayat dahi korunsa/kurtarılsa, bu her şeye değecektir.

C.Bir Kamu Sağlığı Sorunu Olarak Uyuşturucunun Kötüye

    Kullanımına ve Bağımlılığa Hitap Edilmesi

Haşhaştan elde edilen bir ilaç grubu olan opioidlerin (Çevirenin Notu : analjezik/ağrı kesici ilaçların) kötüye kullanılması veya ağrı kesici reçeteli ilaç bağımlılığı veya eroin, bizim çok sayıda – büyük ve küçük, kent ve kırsal –  topluluğumuza temas eden bir hastalıktır ve bu aileleri harap etmekte, hukukun uygulanma yeteneğini ve hemen her zaman sağlık bakımı sistemini zorlamaktadır. Her yıl, daha fazla Amerikalı trafik kazasından 272 daha çok aşırı dozda ilaç kullanmaktan ölmektedir ve bu ölümlerin beşte üçünden fazlasını opioidlerin kullanılması oluşturmaktadır. 273 1999’dan bu yana, reçeteli opioid/ağrı kesici ilaç satışları dörde katlanmıştır. 274 2012’de bu ilaçlar için 259 milyon reçete yazılmıştır, bu her Amerikalı yetişkine kendi haplarının bir şişesinden daha fazla miktardır. 275 Onların kullanımının artması kadar kötüye kullanma da artmaktadır. Aynı zamanda, biz ağrı kesici opioid ilaçlarla aynı sınıfa ait olan eroin kullanımında da dramatik bir artış gördük. 276 Gerçekten, her yeni eroin kullanıcısının beşte dördü reçeteli ilaçları kötüye kullanmakla başlamakta ve daha sonra eroine geçmektedir. 277

Benim idarem, bu salgın halindeki zorlayıcı icraatları hedefleyerek bunlarla savaşmaya çalışmıştır; bu bağlamda hukukun uygulanması ve eroin tehdidine karşı kamu sağlığı için ortaklıklar tesis ederek yeni ve eşi görülmemiş bir ağı finanse etmiştir; eroin ve reçeteli opioid kaçakçılığını ve yasa dışı opioid arz zincirini hedef almış; ve birden fazla reçete yazdırmak için birden fazla doktor ziyareti uygulamasını engellemiş ve “hap değirmeni” olarak isimlendirilen sistemi (Çevirenin Notu : reçetesiz ilaçları, tıbbi gereksinimi olmayanlara satan veya olanlara aşırı miktarda pazarlayan ve reçeteyle satılan ilaçların dağıtımını ve kullanılabilirliğini sağlayan klinikler) sekteye uğratmıştır. 278

Aynı zamanda, benim yönetimim çok açık şekilde opioid salgınını, kamu sağlığı karşılığını gerektiren bir kamu sağlığı problemi olarak görmüştür. Bizim opioidin kötüye kullanılması fırsatlarını azaltmak için doktorlarla, hemşirelerle, eczacılarla ve opioid reçetelendirme uygulamalarını iyileştiren başkalarıyla birlikte çalışmamızın nedeni budur. 279 Ve Nisan 2016’daki bir Beyaz Saray buluşmasında, altmıştan fazla tıp fakültesi, yaklaşık iki yüz hemşirelik okulu ve elliden fazla eczacılık okulu reçete yazımı eğitimi vermeyi taahhüt etmiştir. 281 Biz aynı zamanda Amerika genelindeki topluluklara ecza dolaplarının kötüye kullanılma fırsatlarını azaltmak için kullanım süresi dolan ve kullanılmayan reçeteli ilaçların kullanılmamasına destek vermeyi sürdürdük.  Ulusal Geri Alma Günlerinde, güvenli, uygun ve sorumlu yolla ihtiyaç duyulmayan reçeteli ilaçları tasfiye ettik. 282

Biz aynı zamanda hukukun uygulanması üzerinde çalışarak insanlara hapishaneye gitmek yerine tedaviye gitmeleri hususunda yardımda bulunduk. Satın Alınabilir Bakım Kanunu ile madde bağımlılığı tedavisine girişi genişlettik. 283 İlk cevap verenlere ihtiyaç duydukları araçları edinmeleri konusunda yatırım yaptık, aşırı dozdaki opioidler gibi ilaçların naloksunla (Çevirenin Notu: alışkanlık meydana getirmeyen sentetik uyuşturucu) değiştirilmesini sağladık, kendi topluluklarında opioid krizine girdiklerinde onlara karşılık verme hususunda yardımda bulunduk. 284 Fazla türde sağlık bakımı sağlayan tedarikçilere izin veren kuralları değiştirdik, daha çok hastaya yardımda bulunan kanıt temelli opioid tedavisi sağlayan ilaç destekli tedavi adı verilen sistemi getirdik. 285

Bu sorunlar üzerinde yıllar içinde yapılan zorunlu ilerleme,  tek başına kanıt temelli tedavi programlarına yapılan yatırım, yeni hapishaneler inşa etmenin maliyetinin çok altında oldu ve bunu sürdürmemiz para ve hayat tasarrufu sağladı. Milyonlarca Amerikalı opioid ve diğer madde bağımlılıklarından çoktan kurtuldu, zira onlar ihtiyaç duydukları tedaviyi ve bakımı elde ettiler. 21. Yüzyıl Tedavileri Yasasının 286 Aralık 2016’da yürürlüğe girmesiyle, benim çağrıda bulunduğum bütçemde opioidin kötüye kullanılması tedavisinin genişletilmesi için Kongre 1 trilyon dolar yeni finansman sağladı. 287 Şimdi bir sonraki çok önemli adım, bu kaynakları çalışmaya dahil etmek ve böylece tedavi talep eden her Amerikalının bunu elde etmesini ve iyileşmeye giden yolu başlatmasını sağlamaktır.

D. Adli Tıp Biliminin Kuvvetlendirilmesi ve Yanlış Kanaatlerin Belirlenmesi

Televizyon dramalarındaki algının aksine, adli tıp bilimi disiplinleri değişen derecelerde belirsizliklere ve yanlış yorumlamalara konudur. Ulusal Bilimler Akademisinin 2009’daki bir raporunda, adli tıp biliminin geçerlilik ve güvenilirlik hususlarında karşılaştığı çok sayıdaki meydan okumalar gün ışığına çıkmıştır. 288 DNA analizlerinde ve diğer adli bilim disiplinlerinde devam eden ilerlemeler, adli kanıtların güvenilirliğini iyileştirecek ve hem suçların faillerinin mahkumiyetine katkı sağlamak, hem de yanlışlıkla itham edilme ve hatalı olarak mahkum edilme  sorumluluğundan kurtulmayı sağlayarak adaletin hizmette olduğunu güvence altına alacaktır.

Benim idarem, geniş bir gözlemle ve siyasal inisiyatiflerle, adli bilimlerin güçlendirilmesine, bu bağlamda DNA analizlerini ve parmak izlerini, lastik ve sırt işaretlerini, balistik, el yazısı, delil izi ve toksikolojik analizleri ve dijital delilleri kapsayan disiplinlere destek olmuştur. 289 2013’de DOJ ve Ticaret Departmanının Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST) ilk Ulusal Adli Bilimler Komisyonunu kurmuş, federal bir danışman komitesi, adli bilimlerin geçerliliğinin ve güvenilirliğinin güçlendirilmesinin nasıl sağlanacağı hususunda tavsiyelerde bulunmuştur. Komisyondan gelen bu tavsiyelere, DOJ kendi politikalarını iyileştirecek birkaç icraatla karşılık verdiğini bildirmiştir, bu icraatlar, Departmanın ihtiyaç duyduğu laboratuvarları sağlamayı ve akreditasyonları korumayı/sürdürmeyi ve bütün Departman savcılarının ihtiyaç duydukları akredite edilmiş laboratuvarları adli delil sürecinde gelecekteki beş yıl içinde uygulanabilir şekilde kullanmalarını kapsımaktadır. 290

2015’de, NIST, Iowa Eyalet Universitesinde, parmak izi, ateşli silah, araç işareti ve diğer numune temelli delil analizlerini sağlamlaştırmak için 20 milyon dolara Adli Bilimler Mükemmellik Merkezini kurdu. 291 NIST aynı zamanda DOJ ve Adli Bilimler İçin Bölgesel Alan Komiteleri Organizasyonu 292 ile işbirliğini yönetiyor, işbirliği yapan bir organ olarak 500’den fazla adli uygulayıcıyla ve diğer uzmanlarla birlikte uzlaşı temelli adli bilim standartlarını ve kılavuz ilkelerini geliştirmek üzerinde çalıştı. Son yılda, Başkanlığın Bilim ve Teknoloji Danışma Konseyi aynı zamanda bu önemli konulara odaklandı. 293 

FBI sadece ileriye dönük olarak adli bilim gözleminin ve teknolojisinin geliştirilmesini desteklemekle kalmadı, aynı zamanda önceki sosyal çalışmaların ve tanıklığın eşi görülmemiş soruşturmalarının sorumluluğunu üstlendi. 2012’de FBI, Masumiyet Projesine ve Ulusal Ceza Savunması Avukatlar Birliği’ne yardımcı oldu, mikroskobik saç numuneleri üzerindeki delilleri gözden geçirme çalışması başlattı. 294 Bu gözden geçirme, tekniğin bilimsel kapasitesini aşan tanıklığın gösterdiği bir dizi yüksek profilli bireyin haksız yere mahkum olmuş olmalarının bir sonucuydu. 295 FBI mikroskobik saç analizi üzerine olan FBI’ın sağladığı tanıklıkla 1972 ile 1999 arasındaki 21.000’den fazla vakayı gözden geçirdi. 296 Bu gözden geçirme, hala yargılaması olan birkaç dava üzerinden ve en az iki haksız yere mahkum olan kişinin öncülüğündeki yardımla yapıldı. Bu yılın başlarında, DOJ aynı zamanda Departman genelinde diğer adli bilim disiplinleri uygulamasının kalitesinin kurumsallaşmasını temin etmek için Adli Bilim Disiplini Gözden Geçirmeyi kurdu. 297

Adli Bilimlerin güçlendirilmesi üzerinde çalışmayı sürdürmeyi gerektiren, yabancı adli bilimler, hukuki ve yargısal topluluklara olduğu kadar federal hükümet kısmında da sürekliliği olan bir taahhüt ve karmaşık bir meydan okumadır. Devam eden çalışmalar bu gözlemi geliştirmeli ve adli bilimler için olan gündemi geliştirmek için gerekli olan federal, eyalet, yerel ve kabile hükümetleriyle; akademik camiayla; hukuk uygulayıcılarıyla; ve adli delili destekleyen bilimsel ilerlemeleri sağlayan endüstri uzmanlarıyla ve ülke çevresindeki mahkeme salonlarında kullanılan analizlerle işbirliğini sürdürmelidir.

E.Ceza Adaletinde Veri Toplamanın Geliştirilmesi

Benim yönetimim, ceza adaletinde veri toplanmasının ve yayınlanmasının iyileştirilmesinde önemli adımlar atmıştır, fakat biz polislerimizi bilgilendirmek hususunda çok küçük enformasyonda bulunmayı sürdürdük. Yeknesak/Tek Tip Suç Raporu (UCR), Ulusal Suç Verisi için kaynak olmaya öncülük etmektedir. Tarihsel olarak, UCR öncelikle tam olarak on suç kategorisindeki suçların aylık toplam çetelesini tutan Özet Rapor Sistemi’ne dayanmaktadır. Ancak onlarca yıl için daha kapsamlı ve ayrıntılı bir derleme sahip olan ve fakat çok geniş şekilde kullanılmayan Ulusal Olay Temelli Raporlama Sistemi (NIBRS) vardır. 298 NIBRS bizim suç verimizin niteliğini, tarih, yer ve suçun durumunu olduğu kadar, kurbanın ve suçlunun özellikleri ve bunların arasındaki ilişkiler dahil zengin ayrıntılarla sağlayacak şekilde ve önemli ölçüde gelişmiştir. 299 Henüz sadece Birleşik Devletlerin %30 nüfusunu kapsayan üçüncü bir ulusun hukuk uygulayıcısı olan kurumları NIBRS’yi kullanarak FBI’ya raporlama yapmaktadır. Geriye kalan ulus raporlamasının aynı şekilde elde edilmesi ciddi olarak önemlidir. Dört büyük hukuk uygulayıcısı organizasyonu – Uluslararası Polis Şefleri Birliği, Büyük Şehirler Şefleri Birliği, İlçe Şerifleri Birliği ve Ulusal Şerifler Birliği en iyi suç verisinin önemini kabul etmişler ve NIBRS’nin tek veri toplama methodu olduğu hususunda hemfikir olmuşlardır. 301 DOJ’un Adalet Programı Dairesi şimdilerde DOJ FBI’nın Ceza Adaleti Danışma Servisi Bölümü ile NINRS’nin daha ileri şekilde iyileştirilmesi ve eyaletler ile yerel bölgelerin 2021’den bu yana NIBRS’ye nakledilmesine yardım için çalışmaktadır. 302 

Attorney General/Baş Savcı Lynch’in ileri sürdüğü üzere, bizim hukukun uygulanmasında kuvvet kullanılması konusunda doğru ve kapsamlı veriye ihtiyacımız vardır. 303 Hukuk Uygulaması ile siviller arasındaki etkileşimde kuvvet kullanılmaması gerektiği açık olmasına rağmen, eğer kuvvet kullanılacak ise, her kuvvet kullanımının zorunlu ve hukuki olmasının sağlanması önemlidir. 2013 tarihli Gözaltında Ölüm Raporlaması Kanununun yürürlüğe konulması ve Adalet Departmanının kanunun uygulanması yönündeki çabaları, bize kaç kişinin tutuklu ve hapiste iken öldüğünü izlemekte yardımcı olmaktadır, ancak her kuvvet kullanımı önemlidir ve bu anlaşılabilir ve ölçülebilir olmalıdır. Daha iyi anlamamız için, ne zaman, nasıl ve kime karşı kuvvet kullanıldığını bilmemiz, FBI’ın kuvvet kullanma verisi toplamaya başladığını bildirmesi gerekir. 306 Bizim gerçekten ne olduğu hususunda doğru bir resim yapmamız hayati önemdedir. Bu gönüllü bir araya gelme kuvvet kullanmayı potansiyel olarak daha nadir hale getirir ve kuvvet kullanılmasının harap edici sonuçları belki daha az olası olur.

F.Topluma Borçlarını Ödeyenlerin Oy Verme Haklarının İadesi

Altı milyondan daha fazla Amerikalı, – orantısız şekilde renklidir – cürümden mahkum olmaları nedeniyle oy kullanamamakla, oy kullanmak hakkından mahrumdur. 307 Bunların yarısı, hapis yatma sürelerini tamamlamış durumdadır ve oy kullanma hakkından kısıtlı olarak on iki eyalette ikamet etmektedir ve artık ıslah denetimi altında değillerdir. 308 Daha önce söylediğim üzere: “Eğer bu arkadaşlar/ev halkı zamanlarını onlara hizmetle geçirmiş ve onlar topluma yeniden giriş yapma hakkına sahip iseler, onlar oy kullanma gücüne de sahip olmalıdırlar.309 Hapishaneden serbest kalmış ve gerçekten topluma geri dönmüş olan yurttaşlara yardımda bulunmak önemlidir. Demokrasilerde en önemli haklardan birisi de, oy kullanma ve kendi kendini yönetmeye katılma hakkıdır ve biz topluma olan borçlarını ödemiş bulunan bu kişilerin bu demokratik haklarını inkar edemeyiz. 310

G.Kanunun Yürürlüğe Konulmasında Güvenin Desteklenmesi İçin Teknoloji Kullanımının Daha İyileştirilmesi

Benim en önemli tavsiyelerim arasında olan 21. Yüzyıl Polisliği üzerine Görev Gücü yetkilerinin vücuda giyilen kameralar gibi teknolojileri nasıl kullandıklarının kavranmasıyla topluluk güveninin, şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin geliştirilmesi oldu. Vücuda giyilen kameralar, hukuk uygulayan kurumların/kolluk kuvvetlerinin, resmi görevlilerin ve topluluğun birkaç menfaatinin ispatlanmasının ve benim yönetimimin bu kameraların geniş bir şekilde kullanılmasının erken yanlısı olduğunu gösterdi. 311 Birleşik Devletler Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) vücuda giyilen kameraları kullanmanın erken destekçisi oldu. 312 Birkaç gözlem çalışması, vücuda giyilen kameraların resmi görevliler hakkındaki şikayetlerin raporlanmasının azalmasına yardımcı olduğunu gösterdi. California, Rialto topluluğunun, hukuk uygulayıcısı görevlilerine/kolluk kuvvetleri görevlilerine karşı düzenlediği rapor, resmi görevlilerin vücuda giyilen kameraları kullanmaya başlamasından sonra şikayetlerin yaklaşık olarak %88 oranında düştüğünü gösterdi. 313 Aynı şekilde, Phoenix Polis Departmanı görevlileri, kamera kullanmayan bölgelerdeki görevlilerle ilgili şikayetin aynı zaman dilimi içinde %45 oranında artarken,  departman görevlilerinin vücuda giyilen kameraları kullanmaya başlamasından sonra şikayetlerdeki azalmanın %23 olduğunu rapor ettiler. 314

Aynı zamanda, vücuda giyilen kameraların cezai kovuşturmalar için delil sağladığını gösteren ve giderek gelişmekte olan gözlemler vardır.  Phoenix Polis Departmanının aynı çalışmasında, gözlemciler dahili şiddet olaylarının muhtemelen daha fazla kovuşturmaya tabi tutulduğunu ve görevliler kamerayı giydiklerinde suçlu bulunma sonucunun görüntülendiğini tespit etmişlerdir. 315 Hukuk uygulama sorunlarının hesap verebilirliği ve topluluk güveni, sadece vücut kamerasının görevlilere sağlanmasıyla ve onlardan bu cihazlarını etkinleştirmelerinin talep edilmesinin bildirilmesiyle elde edilemez. Görev Gücü’nün tanımladığı üzere, bu teknolojinin tavsiye edilmesinin düşünceli politikalarla işbirliği içinde uygulamaya konulması, (ve yapılan kamera kaydının saklanması)  inisiyatiflerin ve teknolojik korumanın sivil hakları desteklemesinin, özel/mahrem çıkarlara saygı gösterilmesinin ve kameraların toplum güvenliği ve şeffaflığı yaklaşım maliyetinin bir parçası olduğunun güvence altına alınması gerekir. 316 Görevlileri vücut kamerası kullanan departmanlar, aynı zamanda toplumun bu kameralara ihtiyacı olduğunu göstermeli ve video kayıtlarının gösterdiği açık iletişimi geliştirmeli ve böylece topluluklarının maddi uğraşlarına yardımda bulunmayı kurumsallaştırmalıdırlar.

Benim idarem, sadece binlerce vücuda giyilen kameraları dağıtarak milyonlarca dolarlık yatırım yapmamış, aynı zamanda kolluk kuvvetleri görevlilerinin topluluklarına daha iyi hizmet sunabilmeleri ve kamu güvenliğini geliştirebilmeleri için, belirlediğimiz programlar ve politikalar ölçüsünde, bu görevlileri gözlem ve eğitimlerini geliştirmeye tabi tutmuştur. Biz toplulukların vücuda giyilen kamera programlarını uygulamaya koymalarına yardımcı olmak için, kapsamlı bir Vücuda Giyilen Kamera Takım Çantası/Seti yaptık. 317 Federal hükümet ile  eyaletlerimiz ve yerel partnerlerimiz, şehirlerdeki ve ilçelerdeki kadın ve erken polisler için temin edilen vücuda giyilen kameraların yeterli finansmanını sağlamak için  birlikte çalışmayı sürdürmelidirler. Aynı zamanda hükümet görevlileri, hukuk uygulayıcısı/kolluk kuvvetleri liderleri ve görevlileri, avukatlar ve topluluk üyeleri, vücuda giyilen kamera teknolojisinin geliştirilmesi ve bu suretle bu teknolojinin değişik şekillerde departmanlara ve hizmet ettikleri topluluklara hukukun uygulanmasının etkili şekilde faydalı olmasını sağlamak için bu diyaloğu sürdürmek ihtiyacındadırlar.

SONUÇ

Daha yapılması gereken çok fazla iş vardır. Ben hala birlikte ve doğru yolda hareket ettiğimiz hususundaki umudumu sürdürüyorum. Suç, tarihi olarak düşük kalmaya yakındır, hapishane nüfusu azalmaktadır, vergi mükelleflerinin dolarları daha iyi harcanmaktadır, daha çok Amerikalı ayakları üzerinde yeniden durabilmekte ve kazandıklarının üzerinde ikinci şanslarının avantajını almaktadır. Benim yukarıda ana hatlarını belirttiğim, bu yollarla bizim inşa ettiklerimiz önemlidir. Ancak günün sonunda, ceza adaleti sisteminin yönü üzerindeki etkisiyle emanet edilenlerin, reformla ilgili olarak bizim harcadığımız dolarlardan ve topladığımız verilerden daha fazla olduğu hususu da hatırlanmalıdır. Bizim yanlış yapanlara nasıl muamele ettiğimizi, bu muamele edilenler, bizim toplum olarak kim olduğumuz ve değerlerimiz hakkındaki açıklamalarımız – bizim hakkaniyet, eşitlik ve adalet hakkındaki ithaflarımız ve ailelerimizi ve topluluklarımızı zarara uğramaktan nasıl koruduğumuz, kayıp ve travma sonrasındaki iyileştirmelerimiz ve kefaretten kurtulanlar arasında olanlardan bir şans kazananları yukarıya ne şekilde çektiğimiz hakkında nasıl olsa konuşuyorlardır.

210 Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: Launching the Data-Driven Justice Initiative: Disrupting the Cycle of Incarceration (June 30, 2016), ht tp s:// w w w. whi teh o use. gov / the -p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 6 / 0 6 / 3 0 / f ac t – sh ee t- l aun ch in g – d a t a- dr iven – jus ti ce – in it i a tiv e- disr up tin g – c y cle [ ht tp s: //

perma.cc/55E3-RYHR]. 211 Id.

212 Id.

213 Id.

214 See, e.g., Chris Halsne, Super Utilizers Place Huge Burden on Health Care System, FOX31DENV. (Feb. 26, 2014, 10:00 PM), http:/ / kd vr.com/2014/02/26/super-utilizers-place-huge-burden-on-health-care-system [https://perma.cc/K98N-A6FN].

215 ECONOMIC PERSPECTIVES ON INCARCERATION, supra note 17, at 33.

216 Id.

217 Id.

218 Id.

219 Id.

220 Id.

221 Id.

222 Growing Number of Communities Are Using Data to Improve Policing and Criminal Justice,U.S DEP’T JUST.: JUST. BLOGS (Oct. 13, 2016), h t t p s : / / w w w . j u s t i c e . g o v / o p a / b l o g / g r o w i n g- n u m b e r – c o m m u n i t i e s – a r e – u s i n g – d a t a – i m p r o v e – p o l i c i n g – a n d – c r i m i n a l – ju st ic e [ h t tp s :// per m a. cc/9F8C-JSP8].

223 The White House joined with Stanford University and the Chan Zuckerberg Initiative in December 2016 to discuss ways to move forward. See Alex Shashkevich, New Stanford Lab Will Create Technologies that Help Alleviate Poverty in America, STANFORD: NEWS (Dec. 6, 2016), http :// ne ws. s t anf ord. edu/ 2 0 1 6 / 1 2 / 0 6 / ne w – st an f ord – la b- wil l- c re ate – tech no lo gi es- h el p- a llev ia te-poverty-america [https://perma.cc/LN22-DU5U].

224 Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: White House Police Data Initiative Highlights New Commitments (Apr. 21, 2016), ht tps:// www. whiteho use. gov/ the- press- office/ 2 0 1 6/ 0 4 / 2 2 / f a c t- sh ee t – wh i te – h ous e – p o li c e- d at a – in i ti a ti ve – hi gh li g h ts – n e w – c o m m i t m e n t s [ h t t p s : / / p e r m a . c c/HS9S-3KAL].

225 Growing Number of Communities Are Using Data to Improve Policing and Criminal Justicesupra note 222.

226 Id.

227 See Crime Data 2016, LOUISVILLE OPEN DATA, h ttps:// data. louisvi lleky. gov/ dataset/ crime-data/resource/3d20faa7-c004-4737-abe1-ee754eec439b [https://perma.cc/KKP8-N8BK].

228 See Police Data Initiative, CITY ORLANDO, h t t p : / / w w w . c i t y o f o r l a n d o . n e t / po l i c e / p o l i c e-data-initiative [https://perma.cc/5TQP-NPG7].

229 See Matt Sledge, Federal Judge Praises NOPD’s Push for More Open Data but Says More Progress Needed, NEW ORLEANS ADVOC., (Nov. 7, 2016), h t t p : / / w w w . t h e a d v o c a t e . c o m / n e w orleans/news/ cri/QS7J-C62U].

230 See, e.g., PHILLIP ATIBA GOFF ET AL., THE SCIENCE OF POLICING EQUITY 1–2 (2016),ht tp :/ / p oli ci n ge q uit y. or g/ wp – c on t ent / u pl oads / 2 0 1 6 / 1 0 / A u s t i n P D I R e p o r t 2 0 1 6 R e l e a s e . p d f[https://perma.cc/D5FM-K5EG].

231 See Proclamation No. 9512, 81 Fed. Reg. 69,379 (Sept. 30, 2016).

232 See Eric Holder, Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, Remarks at the Department of Justice and Department of Education School Discipline Guidance Rollout at Frederick Douglass High School (Jan. 8, 2014), h t t p s : / / w w w . j u s t i c e . g o v / o p a / s p e e c h / a t t o r n e y – g e n e r a l – e r i c – h o l d e r – d e l i v e r s-remarks-department-justice-and-department-education [https://perma.cc/39FJ-8G3Q].

233 U.S. DEP’T OF EDUC., SUPPORTIVE SCHOOL DISCIPLINE INITIATIVE, h t t p : / / w w w 2 . e d.gov/policy/gen/guid/school-discipline/appendix-3-overview.pdf [https://perma.cc/HGX3-7BRU].

234 Press Release, U.S. Dep’t of Educ., Obama Administration Releases Resources for Schools, Colleges to Ensure Appropriate Use of School Resource Officers and Campus Police (Sept. 8,2016), http:// w w w. ed. g ov/ news/ press- releases/ obama- administrati on- rel e a s e s – r e s o u r c e s – s c h o o l s- c oll eges – en sure – app ropri at e- use – school- r es ourc e- of fi cers – and – c a m p u s – p o l i c e [ h t t p s : / / p e r m a . c c/ERM7-B7RM].

235 See The White House, Champions of Change: Building Bridges Between Youth and Law Enforcement, YOUTUBE (Sept. 21, 2015), h t t p s : / / w w w . y o u t u b e . c o m / w a t c h ? v = K J j A S v U k 0 C U [https://perma.cc/2LKM-DJYC].

236 Early Childhood Dev., Reducing Suspension and Expulsion Practices in Early Childhood Settings, U.S. DEP’T HEALTH & HUM. SERVICES, h t t p : / / w w w . a c f . h h s . g o v / e c d / c h i l d- he al th – d ev el op ment/ re duc in g – s uspen si on – and – e xpu lsi on – pr a ct ic es (last updated Nov. 4, 2016) [https://perma.cc/K9FV-T6RS].

237 See SAMHSA’s Efforts on Criminal and Juvenile Justice Issues, SUBSTANCE ABUSE & MENTAL HEALTH SERVICES ADMIN., h t t p : / / w w w . s a m h s a . g o v / c r i m i n a l – j u v e n i l e – j u s t i c e/samhsas-efforts (last updated Mar. 7, 2016) [https://perma.cc/225J-WC9R].

238 See OJJDP Announces New Smart on Juvenile Justice Funding Opportunities, OFF. JUV. JUST. & DELINQUENCY PREVENTION (June 25, 2014), https:/ / w w w. oj jdp. g ov/ en e ws/ 1 4 juvjus t/140625b.html [https://perma.cc/6J7L-HKC9].

239 OJJDP Statistical Briefing Book, OFF. JUV. JUST. & DELINQUENCY PREVENTION (Dec. 13, 2015), https://www.ojjdp.gov/ojstatbb/crime/qa05101.asp?qa [https://perma.cc/T5R3-2ULX].

240 See generally JOSHUA ROVNER, THE SENTENCING PROJECT, DISPROPORTIONATE MINORITY CONTACT IN THE JUVENILE JUSTICE SYSTEM (2014), http://www.sentencingproject. o r g/ w p- c on t en t/ upl o a ds / 2 0 1 5 / 1 1 / D isp ro p or ti o n a t e- M in or it y – C on t ac t – i n- t he – J uv en ile – J us ti ce-System.pdf [https://perma.cc/S8LP-28KL].

241 See Erik Eckholm, States Move Toward Treating 17-Year-Old Offenders as Juveniles, Not Adults, N.Y. TIMES (May 13, 2016), h ttp :// w w w. nyt imes. c om/ 2 0 1 6 / 0 5 / 1 4 / us/ s ta tes – m o ve- t o – tr ea t- 1 7 – year- old- offenders- as- juvenile s. html [ http s:// pe rma. cc/ 7 RWY- 9 RY 9]; see also Rich Williams,South Carolina Raises the Age of Juvenile Court Jurisdiction, Louisiana to Follow, NAT’L CONF.ST. LEGISLATURES (June 7, 2016), ht tp: // w ww . nc sl. org/ bl o g/ 2 0 1 6 / 0 6 / 0 7 / s o u t h – c a r o l i n a – r a i s e s – t h e-age-of-juvenile-court-jurisdiction-louisiana-to-follow.aspx [https://perma.cc/MJZ2-DPMG].

242 DAVID GOTTESMAN & SUSAN WILE SCHWARZ, NAT’L CTR. FOR CHILDREN IN POVERTY,JUVENILE JUSTICE IN THE U.S.: FACTS FOR POLICYMAKERS 3 (2011), http://www. n cc p . or g/ pu bl i c a ti ons / p ub 1 0 3 8 . h t m l [ h t t p s : / / p e r m a . c c / A Q 4 4 – UUKD] (“[J]uveniles will be even less likely to receive the necessary therapeutic and rehabilitative services than they would in juvenile residential facilities.”).

243 Williams, supra note 241.

244 Raise the Age LA Becomes Law!, LA. CTR. FOR CHILDREN’S RTS. (June 14, 2016), http://www.laccr.org/news/raise-the-age-la-becomes-law [https://perma.cc/9CDY-QJE4].

245 Pub. L. No. 93-415, 88 Stat. 1109 (codified as amended in scattered sections of 5, 18, and 42 U.S.C.).

246 See History of the JJDPA, COALITION FOR JUV. JUST., h ttp:// w ww . juvjustice. org/ federal-policy/juvenile-justice-and-delinquency-prevention-act [https://perma.cc/96QM-25PR].

247 Proclamation No. 9512, 81 Fed. Reg. 69,379, 69,379 (Sept. 30, 2016).

248 Creating and Expanding Ladders of Opportunity for Boys and Young Men of Color, 79 Fed. Reg. 12,923 (Feb. 27, 2014).

249 Press Release, U.S. Dep’t of Educ., 12,000 Incarcerated Students to Enroll in Postsecondary Educational and Training Programs Through Education Department’s New Second Chance Pell Pilot Program (June 24, 2016), http://www.ed.gov/news/press-releases/12000-incarcerated-students- e nr o ll – p os ts e c on da r y – e du c a t i on a l – an d – t r ai n in g – pr o gr a m s – th r ou gh – e d u c a t i o n – d e p a r t m e n t s – n e w-second-chance-pell-pilot-program [https://perma.cc/9KTH-JJMD].

250 See Press Release, supra note 122.

251 Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: The White House Launches the “My Brother’s Keeper Community Challenge” (Sept. 30, 2014), h ttps :// w w w . whi t eh o use. gov/ th e- p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 4 / 0 9 / 3 0 / f a c t – s h e e t – w h i t e – h o u s e – l a u n c h e s – m y – b r o t h e r – s – k e e p e r – c o m m u n i t y- challen ge [ ht tps:// perma. cc/ HP Q 7 – C 6 Y P]; see also My Brother’s Keeper, WHITE HOUSE, https://www.whitehouse.gov/my-brothers-keeper [https://perma.cc/U8GU-5F2R].

252 THE WHITE HOUSE, MY BROTHER’S KEEPER 2016 PROGRESS REPORT: TWO YEARS OF EXPANDING OPPORTUNITY AND CREATING PATHWAYS TO SUCCESS 4 (2016), https://ww w. whitehouse. gov/ sites/ whiteh ouse. gov/ files/ i m ages/ MBK- 2 0 1 6 – Progress- Report. pdf [ https:/ /perma.cc/G47S-6P48].

253 MY BROTHER’S KEEPER DETROIT, RECOMMENDATIONS FOR ACTION 5 (2015), http://w w w. de troit mi. g ov/ P or tals/ 0 / docs / MyB roth er Ke ep er/ MB K – R ep ort . pdf [ ht tps :// perm a. cc/ MV 5 9-4W9L].

254 THE WHITE HOUSE, supra note 252, at 10.

255 See MY BROTHER’S KEEPER TASK FORCE, ONE-YEAR PROGRESS REPORT TO THE PRESIDENT 16 (2015), http://www.mbkchallenge.org/pdf/mbk-task-force-one-year-progress-report-to-the-president.pdf [https://perma.cc/NY34-K2HD].

256 In September 2015, I spoke of the need to do more about the “sinister sexual abuse-to-prison pipeline.” President Barack Obama, Remarks by the President at the Congressional Black Caucus 45th Annual Phoenix Awards Dinner (Sept. 20, 2015), h ttps:// ww w. whiteh ouse. go v/ the- press- of fice/ 2 0 1 5 / 0 9 / 2 1 / remarks- presid ent- c ongression a l- black – cauc us- 4 5 th- annu al- ph oe nix- aw ards [https://perma.cc/Z3H6-9XY3].

257 See THE WHITE HOUSE COUNCIL ON WOMEN & GIRLS, WOMEN AND GIRLS OF COLOR: ADDRESSING CHALLENGES AND EXPANDING OPPORTUNITY (2014), https://www. w h i t e h o u s e . g o v / s i t e s / d e f a u l t / f i l e s / d o c s / c w g w o m e n a n d g i r l s o f c o l o r r e p o r t 1 1 2 0 1 4 . p d f[https://perma.cc/C4X8-65JM].

258 THE WHITE HOUSE COUNCIL ON WOMEN & GIRLS, ADVANCING EQUITY FOR WOMEN AND GIRLS OF COLOR 5 (2015), https:// w ww. whitehouse. gov/ sites/ whitehouse. gov/ file s/ do cum ent s/ A D V ANCIN G E QUI TY F OR W OM EN_ AN D GIRL S_ OF C OL O R_ REP O RT.pdf [https://perma.cc/L6R4-JB57].

259 See, e.g., RIGHTS4GIRLS, DOMESTIC CHILD SEX TRAFFICKING AND AFRICAN AMERICAN GIRLS, h t t p : / / r i g h t s 4 g i r l s . o r g / w p – c o n t e n t / u p l o a d s / r 4 g / 2 0 1 5 / 0 2 / A f – A m – G i r l s-Trafficking-July-2016.pdf [https://perma.cc/FH4V-ZSY2].

260 See THE WHITE HOUSE COUNCIL ON WOMEN & GIRLS, supra note 258 (stressing the importance of “[e]nhancing programmatic responses by integrating evidence-based traumainformed and trauma-sensitive perspectives into youth serving systems and organizations,” id. at 6, and expanding data collection to gain “a better understanding of the population of those affected through research and the release of data disaggregated by race, gender, and other variables,”1. at 6–7).

261 The White House and the Presidency do not exist in a political vacuum, and the politics around criminal justice reform can often be challenging. Even as long-term trends in violent crime are on the decline, there will inevitably be some areas that experience an uptick in violent crime, giving rise to understandable and legitimate fears in the community and political risks to the momentum behind reform.

–––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––

262 See, e.g., BUREAU OF JUSTICE STATISTICS, U.S. DEP’T OF JUSTICE, SPECIAL REPORT:FIREARM VIOLENCE 1993–2011, at 1 fig.1, 2 fig.2 (2013), h t t p s : / / w w w . b j s . g o v / c o n t e n t / p u b/ p d f/ f v 9 3 1 1 . pd f [ h t t ps: // p er m a . c c / C P 2 Y – 4 5 R R] (showing firearm homicides and nonfatal victimizations).More recent data is available from the Centers for Disease Control and Prevention’sWISQARS database. Injury Prevention & Control: Data & Statistics (WISQARSTM), h t t p : / /w w w . c d c . g o v / i n j u r y/ w i s q a r s / i n d e x . h t m l (last updated May 4, 2016) [h t t p s : / / p e r m a . c c / D G 5 7- 9 E R 6]. According to the most recent data, there were 117,368 firearm homicides in the UnitedStates from 2005 to 2014. Id. (numbers obtained by searching for homicide-related firearm fatalinjuries from 2005 to 2014 in the Fatal Injury Reports database).

263 According to the most recent data available through WISQARS, there were 190,752 suicides by firearm between 2005 and 2014. Id. (numbers obtained by searching for firearm suicides from 2005 to 2014 in the Fatal Injury Reports database).

264 According to the most recent data available through WISQARS, there were 6026 unintentional deaths by firearm between 2005 and 2014 — 968 of which were of children under the age of 18.Id. (numbers obtained by searching for unintentional firearm deaths from ages 0 to 17 in the Fatal Injury Reports database). Over the same period, more than 8500 children under the age of 18 were killed by a gun in a homicide. Id. (numbers obtained by searching for firearm homicides from ages 0 to 17 in the Fatal Injury Reports database).

265 See, e.g., NAT’L LAW ENF’T OFFICERS MEM’L FUND, 2016 MID-YEAR LAW ENFORCEMENT OFFICER FATALITIES REPORT (2016), http:// www. nleomf. org/ assets/ pdfs/ reports/ 2 0 1 6 – M id- Year- Officer- Fatalities- Report. pdf [ https:// perma. cc/ UE V 6 – Z 9 3 M]; see also Causes of Law Enforcement Deaths, NAT’L L. ENFORCEMENT OFFICERS MEMORIAL FUND, http:// w ww . nl eo m f . or g/ fac ts/officer-fatalities-data/causes.html (last updated July 18, 2016) [https://perma .cc/UJ59-FZSA].

266 Coming together on this issue could also help stem the cycle of violence that exists in too many communities. To take just one indicator, it’s estimated that 79% of juveniles who receive the harshest prison sentences witnessed violence in their homes and more than half “witnessed weekly violence in their neighborhoods.” ASHLEY NELLIS, THE SENTENCING PROJECT, THE LIVES OF JUVENILE LIFERS: FINDINGS FROM A NATIONAL SURVEY 2 (2012), http://s e n t e n c i n g p r o j e c t . o r g / w p – c o n t e n t / u p l o a d s / 2 0 1 6 / 0 1 / T he- Liv es – of – J uv e nile – L if ers . pd f [ h t tps :// per m a .cc/MBY5-EUJU].

267 President Barack Obama, Statement by the President on the Shootings at Umpqua Community College, Roseburg, Oregon (Oct. 1, 2015), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e/ 2 0 1 5 / 1 0 / 0 1 / statement- pres iden t- s hootings- umpqu a- community- college- rosebur g- or e gon [ https ://perma.cc/9DUG-EXJ8].

268 Id.

269 See, e.g., Press Release, Quinnipiac Univ. Poll, Overwhelming Support for No-Fly, No-Buy Gun Law, Quinnipiac University National Poll Finds; Support for Background Checks Tops 90 Percent Again (June 30, 2016), h ttp s:// poll. qu. edu/ na tion al/ release- d et ail? Rele aseID= 2 3 6 4 [ https:// p e r m a . c c / U 8 B M – 8 4 Y 5] (finding that among voters in households with a gun, 92% support “requiring background checks for all gun buyers” and 83% believe “those on the government’s terrorist watch list should not be allowed [to] purchase guns”).

270 Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: New Executive Actions to Reduce Gun Violence and Make Our Communities Safer (Jan. 4, 2016), h tt ps:/ / w w w . wh iteh ous e . gov/ t he – press- of fice/ 2 0 1 6 / 0 1 / 0 4 / f ac t- shee t- ne w- e xecutiv e- acti ons- reduce – g un- violen ce- and- make- our[https://perma.cc/RB69-EKBV].

271 Id.; DEP’TS OF JUSTICE, HOMELAND SEC., AND DEF., REPORT TO THE PRESIDENT OUTLINING A STRATEGY TO EXPEDITE DEPLOYMENT OF GUN SAFETY TECHNOLOGY (Apr. 2016),h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / s i t e s / d e f a u l t / f i l e s / d o c s / f i n a l _ r e p o r t – s m a r t _ g u n_ r e p o r t . p d f [https://perma.cc/UBT8-HDH8]; NAT’L. INST. OF JUSTICE, BASELINE SPECIFICATIONS FOR LAW ENFORCEMENT SERVICE PISTOLS WITH SECURITY TECHNOLOGY (Nov. 2016),https://www.ncjrs.gov/pdffiles1/nij/250377.pdf [https://perma.cc/8CGX-9SDG].

272 DRUG ENF’T ADMIN., U.S. DEP’T OF JUSTICE, 2015 NATIONAL DRUG THREAT ASSESSMENT SUMMARY (2015), htt ps:// www. dea. go v/ docs/ 2 0 1 5 % 2 0 NDTA% 2 0 Report. pdf [ https:/ /perm a. cc/ 3 R S G – U E D S] (“Drug overdose deaths have become the leading cause of injury death in the United States, surpassing the number of deaths by motor vehicles and by firearms every year since 2008.” Id. at iii.).

273 Rose A. Rudd et al., Increases in Drug and Opioid Overdose Deaths — U.S. 2004–2014, CENTERS FOR DISEASE CONTROL & PREVENTION (Jan. 1, 2016), ht tp :// w w w. c dc. g ov/ mm wr/preview/mmwrhtml/mm6450a3.htm?s_cid=mm6450a3_w [https://perma.cc/3XHE-27M2].

274 Leonard J. Paulozzi et al., Overdoses of Prescription Opioid Pain Relievers — United States 1999–2008, CENTERS FOR DISEASE CONTROL & PREVENTION: VITAL SIGNS (Nov. 4, 2011),h t t p : / / w w w . c d c . g o v / m m w r / p r e v i e w / m m w r h t m l / m m 6 0 4 3 a 4 . h tm [ htt ps:/ / per ma. c c/ 4 6 JL – 6 A P Z ] (“Sales of [opioid pain relievers] in 2010 were four times those in 1999.”).

275 Opioid Painkiller Prescribing, CENTERS FOR DISEASE CONTROL & PREVENTION, h t t p : / / w w w . c d c . g o v / v i t a l s i g n s / o p i o i d – p r e s c r i b i n g (last updated July 1, 2014) [h t t p s : / / p e r m a . c c/9V7F-ZLM6].

276 Christopher M. Jones, Heroin Use and Heroin Use Risk Behaviors Among Nonmedical Users of Prescription Opioid Pain Relievers — United States, 2002–2004 and 2008–2010, 132 DRUG ALCOHOL DEPENDENCY 95, 95 (2013).

277 Id. at 98.

278 Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: President Obama Proposes $1.1 Billion in New Funding to Address the Prescription Opioid Abuse and Heroin Use Epidemic (Feb. 2,2016), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 6 / 0 2 / 0 2 / p r e s i d e n t – o b a m a – p r o p o s e s – 1 1-billion-new-funding-address-prescription [https://perma.cc/79JW-D4NY].

279 Id.

280 See id.

281 Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: Obama Administration Honors Americans Leading Efforts to Stop the Prescription Opioid and Heroin Epidemic (Apr. 29, 2016), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 6 / 0 4 / 2 9 / f ac t – sh ee t- o bam a – ad min ist r a ti on – h on o rs-americans-leading-efforts-stop [https://perma.cc/3WRF-JS74].

282 Press Release, Office of the Press Sec’y, supra note 278.

283 Office of Nat’l Drug Control Policy, Exec. Office of the President, Substance Abuse and the Affordable Care Act, WHITE HOUSE, h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / o n d c p / h e a l t h c a r e [ h t t p s : / /perma.cc/8VJB-U2S4].

284 Press Release, Office of the Press Sec’y, supra note 278.

285 Id.

286 H.R. 34, 114th Cong. (2016) (enacted).

287 See id.; see also Press Release, Office of the Press Sec’y, supra note 278.

288 COMM. ON IDENTIFYING THE NEEDS OF THE FORENSIC SCI. CMTY., NAT’L RESEARCH COUNCIL OF THE NAT’L ACADS., STRENGTHENING FORENSIC SCIENCE IN THE UNITED STATES: A PATH FORWARD (2009), ht tps:// ww w. nap. edu/ catal og/ 1 2 5 8 9 / s t r e n g t h e n i n g-forensic-science-in-the-united-states-a-path-forward [https://perma.cc/JTF5-RWPP].

289 Tania Simoncelli, National Commission Begins Works to Strengthen Forensic Science, WHITE HOUSE: BLOG (Feb. 3, 2014, 7:48 AM), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / b l o g / 2 0 1 4 / 0 2 / 0 3/national-commission-begins-work-strengthen-forensic-science [https://perma.cc/B82P-TBJK].

290 Press Release, Office of Pub. Affairs, U.S. Dep’t of Justice, Justice Department Announces New Accreditation Policies to Advance Forensic Science (Dec. 7, 2015), h t t p s : / / w w w . j u s t i c e . g o v/ op a/ pr/ justi ce- de partm ent – ann ou n ces- new-accreditation-policies-advance-forensic-science [https://perma.cc/PX2S-PTXP].

291 New NIST Center of Excellence to Improve Statistical Analysis of Forensic Evidence, NAT’L INST. STANDARDS & TECH. (May 26, 2015), h t t p s : / / w w w . n i s t . g o v / n e w s – e v e n t s / n e w s / 2 0 1 5/ 0 5 / n ew- ni st- cen ter- excell enc e- im prov e- s tatis tic al – an al ysis- f oren s ic – evid enc e [https : // perm a. cc/ZQ67-2FTQ].

292 Organization of Scientific Area Committees for Forensic Science, NAT’L INST. STANDARDS& TECH., https :// w w w. nist . g ov/ f orensics/ or g aniz ati on- scien tif ic- are a- c o mmit te es- forensic-science (last updated Nov. 18, 2016) [https://perma.cc/79E5-TXR4].

293 See PRESIDENT’S COUNCIL OF ADVISORS ON SCI. & TECH., EXEC. OFFICE OF THE PRESIDENT, FORENSIC SCIENCE IN CRIMINAL COURTS: ENSURING SCIENTIFIC VALIDITYOF FEATURE-COMPARISON METHODS (2016), h ttps:// ww w. white house. gov/ sites/ d efault/ files/microsites/ostp/PCAST/pcast_forensic_science_report_final.pdf [https://perma.cc/GJV2-6A9V].

294 FBI/DOJ Microscopic Hair Comparison Analysis Review, FBI, https://www.fbi.gov/ services/ l ab ora to ry/ scien tifi c- an al y sis/ fbid oj – micr osc opic – h air-c om p ar i s on- an al ys is – r evi e w [ ht tps ://perma.cc/T347-V3PL].

295 Press Release, Fed. Bureau of Investigation, FBI Testimony on Microscopic Hair Analysis Contained Errors in at Least 90 Percent of Cases in Ongoing Review (Apr. 20, 2015), https://www. f b i . g o v / n e w s / p r e s s r e l / p r e s s – r e l e a s e s / f b i – t e s t i m o n y – o n – m i c r o s c o p i c – h a i r – a n a l y s i s – c o n t a i n e d – e rr o r s-in-at-least-90-percent-of-cases-in-ongoing-review [https://perma.cc/5FW6-VMCM].

296 Spencer S. Hsu, FBI Admits Flaws in Hair Analysis over Decades, WASH. POST (Apr. 18,

2015), ht tp s:// w w w. w ash in gt o np os t. c om / l oc al/ crim e/ fbi – overs t at ed- f or e nsic – h air – m atch e s- in – ne arl y- all- criminal- trials- for- decades/ 2 0 1 5 / 0 4 / 1 8 / 3 9 c 8 d 8 c 6 – e 5 1 5 – 1 1 e 4 – b 5 1 0 – 9 6 2 fcf abc 3 1 0 s tor y. htm l?[https://perma.cc/BXH2-WZCD].

297 Notice of Public Comment Period on the Presentation of the Forensic Science Discipline Review Framework, 81 Fed. Reg. 20,675 (proposed Apr. 8, 2016).

298 Data Collection: National Incident-Based Reporting System (NIBRS), BUREAU JUST. STAT., ht tp:// w w w. b js. gov/ i nde x. c fm? t y= dcde t ail& i id= 3 0 1 [ ht tps:// p e rma. cc/ 3 8 T 7 – B U TL] (“[T]he FBI stated that for 2012 a total of 6,115 law enforcement agencies reported their UCR crime statistics via NIBRS, out of 18,290 total police agencies participating in the UCR program. In 2012 NIBRS-contributing agencies served approximately 30 percent of the U.S. . . . .” (footnote omitted)).

299 A Word About NIBRS, FBI, https://ucr.fbi.gov/nibrs/2012 [https://perma.cc/E3FR-9CPV].

300 Data Collection: National Incident-Based Report System (NIBRS), supra note 298.

301 Letter from James B. Comey, Dir., Fed. Bureau of Investigation, to State Uniform Crime Reporting (UCR) Program Managers (June 10, 2016), https:// www. bjs . gov/ content/ pub / pdf/ n ib r.pdf [https://perma.cc/B74A-2C43].

302 Id.

303 Press Release, Office of Pub. Affairs, U.S. Dep’t of Justice, Justice Department Outlines Plan to Enable Nationwide Collection of Use of Force Data (Oct. 13, 2016), h t t p s : / / w w w . j u s t i c e. gov/ opa/ pr/ justic e- department- out lines- pl an- enable – nationwide- c ollection- use- force- d ata [ https://perma.cc/KE8H-K5RL%5D.

304 Pub. L. No. 113-242, 128 Stat. 2860 (to be codified at 42 U.S.C. §§ 13727–13727a).

305 Press Release, Office of Pub. Affairs, supra note 303 (describing “several steps by the Department of Justice to enable the nationwide collection of data on law enforcement interactions with civilians, including data related to the use of force by law enforcement officers”).

306 National Use-of-Force Data Collection, FBI, https://ucr.fbi.gov/use-of-force [https://perma.cc/57TC-ZBHY].

307 JEAN CHUNG, THE SENTENCING PROJECT, FELONY DISENFRANCHISEMENT: A PRIMER, http:// www. sentencingproject. org/ publications/ felony- disenf ranc h i s e m e n t – a – pr i m e r (lastupdated May 10, 2016) [https://perma.cc/3JNX-GP8H].

308 Id.

309 Obama, supra note 11.

310 Currently, two states go further and allow persons currently incarcerated for felony convictions to vote. Felon Voting Rights, NAT’L CONF. ST. LEGISLATURES (Sept. 29, 2016), http://www. ncs l. or g/ res ear ch/ elections- and- cam paigns / f el on- voting- r ight s . a s p x [ h t t p s : / / p e r m a . c c / U 6 F 9-SF7E].

311 Roy L. Austin, Jr., Mike Brown Law Requires All State, County, and Local Police to Wear a Camera, WHITE HOUSE (Aug. 13, 2014), https:// petitions. whiteh ouse. gov/ petition/ mike- brown-law-requires-all-state-county-and-local-police-wear-camera [https://perma.cc/RQ6U-S75Q].

312 Press Release, U.S. Customs & Border Prot., CBP Announces Way Forward on the Use of Body-Worn Cameras (Nov. 12, 2015), h tt ps:// w w w. cbp. gov/ ne wsr oo m/ na tional- me di a- rel ease/ cbp-announces-way-forward-use-body-worn-cameras [https://perma.cc/Q5TK-R7UA].

313 Barak Ariel et al., The Effect of Police Body-Worn Cameras on Use of Force and Citizens’ Complaints Against the Police: A Randomized Controlled Trial, 31 J. QUANTITATIVE CRIMINOLOGY 509 (2015).

314 CHARLES M. KATZ ET AL., CTR. FOR VIOLENCE PREVENTION & CMTY. SAFETY, EVALUATING THE IMPACT OF OFFICER WORN BODY CAMERAS IN THE PHOENIX POLICE DEPARTMENT 8–9 (2015), h t t p s : / / p u b l i c s e r v i c e . a s u . e d u / s i t e s / d e f a u l t / f i l e s / p p d s p i f e b 2 0 2 0 1 5 final.pdf [https://perma.cc/WV3U-TNY2].

315 Id. at 10.

316 21ST CENTURY TASK FORCE REPORT, supra note 155, at 31–33.

317 See Body-Worn Camera Toolkit, BUREAU JUST. ASSISTANCE, https://www.bja.gov/bwc %5Bhttps://perma.cc/TA2C-YZZW%5D.

BÖLÜM İKİ

  1. Merhameti Harekete Geçirme

Federal sistem içinde bireylere merhamet bahşedilmesinin incelenmesi  sayesinde, Başkan, federal mahkumiyetlerin hakkaniyeti hususunda benzersiz bir stratejik nokta kazanmıştır. Yasamadan geçirilmesi sağlanmadan bunun yerine nihai bir değişiklik yapılması mümkün olmamakla birlikte, merhamet gücü, reformun geliştirilmesinde önemli ve çok az kullanılmış bir aracı ifade eder. Başkana bu yetkiyi Kurucular, bireysel adaletsizlik durumunda bir çözüm getirmesi için vermişlerdir, 128 Yüksek Mahkeme emanet edilen bu yetkinin Başkanın takdirinde olduğuna, kongre sınırlandırmalarıyla bunun engellenmeyeceğine açıklık getirmiştir. 129

Bizim tarihimizin bazı aşamalarında, bu yetki çok sık olarak – mesela, 1885 ile 1930 yılları arasında, her yıl ortalama olarak 222 defa kullanılmıştır. 130 Bu periyotta merhamet bağışı büyük ölçüde şartlı tahliyeye benzer bir işlev görmüştür. 131 1930’ların sona ermesiyle birlikte, yeni bir federal şartlı tahliye sistemi merhamet yerine ikame edilmiş, bu bağlamda mahkumiyet süreleri daha henüz sona ermemiş olan mahkumlara serbest kalmaları için birincil bir araç sağlanmış ve buna bağlı olarak merhamet bağışlamaları sayısı düşmeye başlamıştır.132 Gerçi 1980’lerin ceza retoriğinde ve bu dönemde “mahkumiyette hakikat” yönündeki siyasal baskı, her şeye rağmen,  büyük ölçüde düşmekte olan bu yetkiyi kullanmamayı/terk etmeyi getiren bir devri başlatmıştır. 133 1990’dan 2008’e kadar federal kovuşturma sayısı, merhamet talebinin yapılmasına oranla (tahmin edildiği üzere) dramatik bir şekilde artmıştır. 134 Ve merhamet bağışı dilekçeleri halihazırda, yüzde ifadesiyle de mutlak sayılarda düşmeye devam etmektedir. 135 Bir akademisyenin naklettiği üzere, benim göreve gelmemle birlikte merhamet bağışı oranları “en düşük seviye düşmüştür ki … ‘hayal kırıklığına uğramış binlerce davacıdan şanslı olan bir avuç kazananın ayırt edildiğini söylemek zor hale gelmiştir’; sonuçta, süreç ‘piyango gibi işler’ görünmektedir. 136

Benim takımıma/ekibime, merhametin bireysel davalardaki gayriadil mahkumiyetlere özellikle hitap edecek şekilde daha sistematik olarak nasıl kullanabileceğini sormamın nedeni budur. Bu eşi görülmemiş bir çabayla   merhameti özel olarak hak etmiş mahkumların çeşitlerini belirlemeye öncülük etmiş – ve bireyleri federal sistem içinde merhametin araştırılmasını gerektiren iyi davranış gösteren bireyleri, değiştirilmesinden bu yana hükmü kalmamış olan yasalara göre mahkum edilmiş ve artık mahkumiyetin meşru amaçlarının elde edilmesine gerek kalmamış bulunan mahkumları cesaretlendirmiştir. 137

Bu yazıya kadar, 1000‘den fazla cümlesini – önceki onbir Başkanın birleşiminden daha fazla şeklinde değiştirdim. 138 Bu birleşmenin çok büyük çoğunluğunun lehdarları, zaten bugün aldıkları mahkumiyetten daha fazla süre hapis yatmışlardır ve bunların 342’si müebbet hapis cezasına çarptırılmışlardır. 139 Onların her biri ikinci bir şansı kazanmış – bu kazanım ya bir GED elde ederek gelecekteki istihdamları için mesleki programlar alarak bir beceri öğrenmek veya çoğu kez onların cezai tutumlarına neden olan madde bağımlılığını hedef almaları yoluyla olmuştur.

Bu bana kişisel olarak dokunan bir çaba olmuş ve bu, salt bir çocuk olarak benim sistem içinde mola alamadığım kendimin yakalanmamış olmasından dolayı olmamıştır. Mart 2016’da Beyaz Saray’da Rooesevelt Odası’nda üç farklı Başkan’dan cezai indirim alanların beşi ile bir görüşme yaptım. 140  Çok farklı hayat deneyimi olan bu erkek ve kadınlar, merhamet elde etmiş  kişiler olarak dikkat çekici benzer hikayeler anlattılar.

Onlardan birisi olan Ramona Brant, kokain ve kokainin sigara gibi küçük parçalar halinde dağıtımında işbirliği yapanlara karışmaktan hüküm giymişti. Onun erkek arkadaşı işbirliğinin ele başılığını yapmış ve o bunu daha sonra tespit etmiş, fakat erkek arkadaşının onun üzerindeki trajik ve bazen şiddetli tacizi ile duygusal ve fiziksel kontrolü devam etmişti. 141  Savcıların ona itiraf teklif etmiş ve itirafın cezayı hafifleteceğini söylemiş olmalarına rağmen, Ramona yargılamaya devam etmiş ve suçlu bulunmuştu. Onun aynı zamanda emredici olan mahkumiyetinin tayin ve tertip alanı/sırası müebbet hapisti. Ramona’nın davasındaki yargıç seçim yapma imkanına sahip değildi ve Ramona’nın ilk kez suçlu olmasına rağmen, yargıç zorunlu olarak onu müebbet hapse mahkum etti ve bu yargıç açık yüreklilikle “Ramona’yı hayatının geri kalan kısmında hapishanede tutmak toplum için amaca zarar vericidir” deme ihtiyacını duydu. 142 Ramona’nın davası federal sistem içinde emredici mahkumiyetlere ilişkin problemlerin pek çok yönden aşırı sert bir sembolüdür.

Bir diğer merhamet hikayesi, bende kalacak olan (ismini kendimde saklayacağım) bir sanığı kapsayan on yıldan daha önceki bir mahkumiyetti ve bu arabasında uyuşturucu taşırken yakalanan sanığın yasa dışı bir amaçla bir araya gelenlerle oluşturdukları örgütle birlikte işlediği bir suçtu. Sanık bu nedenle suçlanıyordu ve kendisinin daha önceden uyuşturucu bağımlılığından iki mahkumiyeti vardı, onun davasının yargıcının bir seçim yapma imkanı yoktu ve o da müebbet hapse mahkum oldu. 2016 yazında onun cezasının indirildiği duyurulduğunda, ceza davalarında başkanlık yapan bölge yargıcı bana zarif ve kalpten bir not yazdı. Yargıç bu notunda, o sanığa vermek zorunda kaldığı müebbet hapis cezasının, yıllardır kendisinin zihninin bir yerlerinde takılı kaldığını ve sonuç olarak cezanın indirilmiş olmasının vicdanını rahatlattığını ifade ediyordu.

Bunlara benzeyen hikayeler merhamet inisiyatifinin kalbindedir. Son yıllarda merhametin lütfedilmesi siyaseten riskli bir karar olarak algılanmıştır. Anlatı değişikliği yoluyla merhamet sistem içindeki adaletsizlikleri düzeltmekte kullanılabilir – ve insanlara ikinci bir şans verilmesinin değerini hatırlatır – yetkimi harekete geçirmek için ben hoşgörümün üzerinde çalıştım ve gelecekteki Başkanlar, valiler/yöneticiler ve diğer kamu görevlileri için bunun iyiye kullanılması hususunda bir emsal oluşturdum. 143 Bu icraatlar yasamanın federal mahkumiyet yasası üzerinde nihai değişiklikleri yapmasının hiçbir şekilde yerini almamaktadır, ancak bunlar bir ölçüde adaleti, hakkaniyeti ve sistemin  orantılılığını restore etmenin bir yoludur.

III. EYALET VE YEREL REFORMLAR İÇİN ARAÇLARI VE İCRAATLARI ZORLAMAK

Federal ceza adaleti sisteminde reform yapmak kadar önemli olan bir diğer husus, bizim devletimize/hükümetimize ve yerel sistemlerimize yönelik olarak çok geniş bir meydan okumanın olmamasıdır – yukarıda işaret edildiği üzere, eyaletler ve yerleşim yerleri mahkum nüfusunun %90’na kadar olanını polisiye olarak denetlemektedir. Benim eyaletleri ve yerel yönetimleri becerileri konusunda cesaretlendirme yollarını bulmayı taahhüt etmeye ve bu eyalet reformlarının diğerleri tarafından model olarak takip edilmesine dikkat çekmeye devam etmemin nedeni budur. 144 Bu sorunların her birine çözüm bulmak federal devletin/hükümetin emrinde değildir. Aksine, biz federal devletin/hükümetin diğer araçlarının kullanılmasına odaklanmalıyız – diğer teşviklerin ve atıfetlerin finansmanı, yönergelerin ve en iyi uygulamaların resmen ilan edilmesi, 147 reform yanlısı yetkilere sahip komiteler kurulması, sivil hakların ve diğer federal yasaların ihlali durumunda Adalet Departmanının takviye edilmesi ve benim kendi kullanacağım görüş ve düşüncelerimi topluluğa açıklayabilmeme imkan veren bir yer sağlanması 149 gibi – reformun ihtiyacı olan hususlara dikkat çekmeliyiz.

Görevde olduğum zaman içinde, pek çok eyaletin önemli adımlar atmasında sorunlara ev sahipliği yapıldığını – bu bağlamda mahkumiyet reformundan polislik reformuna, uyuşturucu bağımlılığı ve zihinsel hastalıklar için alternatiflerin genişletildiğini görebiliriz. Bunlar Oklahoma, Georgia ve Texas gibi Cumhuriyetçi valilerin/yöneticilerin ve yasamaların dahil olduğu eyaletlerin verilen sözlerin ve önemli reformların sesli taraftarları olmalarıyla gerçekleşmiştir. 151 Eyalet ve yerel düzeyde adalet sisteminin bu şekilde yapılmasıyla etkileşim içinde olan Amerikalıların geniş çoğunluğunu düşünürsek, bu çeşit bir iki partili liderliğin devam etmesi ve eyaletlerin başka eyaletlere (aynı zamanda federal hükümet dahil) yol göstermeyi sürdürmeleri,  daha iyi sonuçların elde edilmesine çabalamaları oldukça kritik olan hususlardır.

A.Polislik Reformunun Geliştirilmesi

Polislik görevi bizim topluluklarımızın destansı bel kemiğidir. Onlar önemli sivik ve kanunları uygulama sorumluluklarını icra ederler ve her gün bizi korumak için hayal edilebilir bazı ters durumlarla karşılaştıklarında hayatlarını tehlikeye atarlar. Vurguladığım ve tekrar vurgulayacağım üzere, polis görevlilerinin ezici çoğunluğu, hizmet ettikleri ve korudukları topluluklarla pozitif ilişkilerini her gün sürdürmeye ve ilerletmeye çabalayan adil, adanmış ve onurlu kamu hizmetlileridir. 152 Benim başkanlığımdaki çok sayıda trajik olayları örneklerle açıklarsak, Amerika’da hala çok sayıda ilişkilerin gergin olduğu yerler vardır ve buralarda görevliler ve topluluk üyeleri güveni inşa etmek ve sürdürmek için mücadele ederler.

Sosyal bilim güvenin tesis edilmiş olmasının – ve bir genel inancın mevcut bulunmasının, “polis ve mahkeme prosedürlerinin insanların adil muameleye tabi olma duygusuyla uyumlu olmasının”, polis-toplum ilişkilerinin geliştirilmesinde merkezi bir rol oynadığını ve eninde sonunda insanları kanuna bağlı/saygılı bir hayata önderlik yapmaya motive ettiğini gözlemler. 153 Ülke olarak biz güveni daha fazla inşa etmeye ihtiyaç duyarız, onun için ulusal dikkati ele geçiren bir sonraki olay meydana geldiğinde, adilane olacak şekilde ele alınan bir duygu vardır – ve bu polisle topluluk etkileşimini temsil eden bir yol değildir.

Aralık 2014’de, Fergusan’da, Clevelend’da ve New York Kenti’nde bir şeyin sonucu olarak meydana gelen olaylarda, en iyi uygulamayı belirlemek ve bizim kurumlarımızda kamu güvenliğini temin ederken kolluk kuvvetlerinin suçu azaltmakta nasıl etkili bir ilerleme sağlayacakları hususunda tavsiyelerde bulunmak üzere 21.Yüzyıl Polisliği Görev Gücü’nü başlattık. 154 Buna sivil haklar üyesi liderler, genç liderler, kolluk gücü liderleri, akademisyenler ve üst düzey görevliler dahildi. Mayıs 2015’de yayınlanan bir raporda, Görev Gücü, kolluk kuvvetleri görevlileri için bir dizi tavsiyenin ana hatlarını belirledi. 155 Ben Görev Gücü üyelerinin çalışmalarına yaklaşımlarındaki ciddiyeti cesaretlendirdim. Farklı arka planlardan resmetmelerine rağmen, Görev Gücü bir platformun arkasında oybirliğiyle bir araya geldi. 156

Rapor burada tam olarak tanımlanmak için çok fazla geniştir, ancak rapor reform için somut bir taslak olarak hazırlanmıştır. Rapor şeffaflık için adımlar tavsiye ediyor 157 ve şunları kapsıyordu: durdurmalar, tutuklamalar ve diğer karşılaşmalar hakkında kullanılabilir polis istihbaratı toplamayı ve yapmayı; 158 güvenin sürdürülmesinde ve korunmasında kitlesel gösterilerin hızını öncelikli olarak azaltmayı ve kışkırtıcı taktiklerden sakınmak dahil siyasette polisiye süreçler hususunda adımlar atmayı; 159 polis güçlerinin hizmet ettikleri topluluklara daha iyi yansımasını sağlayan, 160 farklı iş gücü stratejilerinin başarılması ve federal hükümetin/devletin farklı inisiyatiflere sponsorluğu için öneriler dahil adımlar atmayı; 161 olayların bağımsız soruşturulmasına vurgu yapmak dahil, hesap verilebilirliğin geliştirilmesinde ve kolluğun sivil gözetiminin genişletilmesinde sıkı bir bakış dahil adımlar atmayı; 162 üstüörtülü/zımni önyargıları muhatap alan ve  163 şimdi Adalet Departmanı tarafından sağlanan federal savcılar ve kolluk kuvvetleri görevlileri 164 için olan eğitim programı çeşitleri dahil adımlar atmayı; ırksal profillendirmelerin yasaklanması politikalarının  tesisi için 165 tam da bizim federal hükümette yaptığımız gibi adımlar atmayı; 166 okullarda ve topluluklarda pozitif olmayı, polisle çatışmacı olmayan etkileşimler için fırsatlar yaratmak dahil, tehlikede olan gençlere yardım eli uzatmayı;  167 sosyal medya gibi yeni teknolojilere entegrasyonda akıllı yollar, kamu güveninin ve emniyetinin geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapmayı; 168 bütün memurları/görevlileri tedbirli bireysel ilk yardım kitleri ve antibalistik yeleklerle donatmak dahil,  memurlarımızın/görevlilerimizin güvenliğini daha iyi korumak için yaklaşımlarda bulunmayı; 169   memurlarımızın/görevlilerimizin sağlıklı/iyi yaşamı için zihinsel ve fiziksel stratejiler geliştirmeyi; 170  ve kolluk kuvvetleri görevlileri görevde iken yaralandıklarında, şüpheli tespitinde kamunun yardımını sağlamak için “Mavi Uyarı” sistemi yaratmayı. 171

Görev Gücü icraatları için belirli tavsiyeler düzenlediğinde, bu tavsiyelerin çoğu ülkemizdeki 18.000 eyalet, yerel, kabile ve diğer federal olmayan kolluk güçlerine yol gösteriyor ve federal hükümet/devlet topu daha ileriye götürebiliyordu. Bu fikirleri her düzeyde daha ileriye götürmek için, ben kendi takımıma/ekibime Görev Gücü’nün federal tavsiyelerini benimseme ve raporun tamamının uygulamaya konulmasını sağlamak için ülkedeki eyalet ve yerel yetki/nüfuz bölgeleriyle birlikte çalışma emri verdim. O zamandan bu yana, biz Amerika Birleşik Devletleri topluluklarıyla birlikte, onların bu reformları benimsemelerini teşvik etmek için çalıştık. 172 Adalet Departmanı, Görev Gücü’yle bağlantılı projeler doğrultusunda 100 milyonun üzerinde bir lütufta bulundu. Ek olarak benim Attorney General’ım/Başsavcım ve takımımdaki/ekibimdeki diğerleri tarafından daha ileri gidilebimesi ve Görev Gücü’nün mesajının ülkedeki topluluklara doğrudan ulaşmasını sağlamak için 900’ün üzerindeki yetki/nüfuz bölgesinden yaklaşık 1400 memuru/görevliyi Beyaz Saray’a götürdük. 173

Bunlar olurken, biz önemli bir adım attık, hukuk uygulayıcısı ve sivil haklar organizasayonlarıyla çok yakın bir şekilde, eyaletler ve yerel kolluk kuvvetleri güçlerine ekipman sağlayacak (ekipmanların finansmanı için) olan çeşitli federal programları reforme etmek için çalıştık. Federal hükümetin/devletin eksik bıraktığı tutarlı politikalara ilişkin ne çeşit ekipmanların vergi mükelleflerinin dolarlarıyla ve hangi şartlar altında sağlanabileceği hususunda gözden geçirmelerde bulunuldu. 174 Topluluk güveni sarsmak için kullanılan potansiyel askeri tarzdaki ekipmanların ışığı altında, benim idarem hesap verilebilirliği güçlendiren ve bu tür ekipmanların aynı zamanda hukukun uygulanması için olan ihtiyaçları karşılamamızı sağlayan programların şeffaflığını artıran bir dizi koruyucu tedbiri uygulamaya koydu. 175 Bu federal hükümetin/devletin bu tür programlara başvurduğunda “yasaklanan” ve “kontrol edilen” geniş listedeki nesneleri/ürünleri kapsıyordu. 17

1- Yoksulluk Kriminalizasyonunun Ortadan Kaldırılması

Benim idaremin sürekli odaklandığı diğer bir husus, aşırı para cezalarının ve harçların hukuki temsili zayıflatması ve aşırı kefalet yüklemesi ve dikkat çeken diğer istismarlar ile Attorney General Lynch’in ileri sürdüğü pek çok eyalet ve yerel adalet sistemindeki “hiçbir şey yoksulluğun kriminalize olmasından daha az şey ifade etmez” anlayışı olmuştur. 177 Bu uygulamalar güveni yok etmekte, Amerikalı refiklerimizi temel haklarını kullanmaktan yoksun bırakmakta ve çoğu zaman iki aşamalı/katlı sistem önderlik ettiği için, bu Birleşik Devletler Anayasasının hak sahibi kıldığı yasalar altında herkesin eşit korunması ilkesine yoksullar yönünden uymamaktadır. Biz hepimiz adalet sisteminin asla bir gelir kaynağı olarak kullanılamayacağı husunda hemfikir olabilecek güçte olmalıyız. Bütçe açığı olsa dahi, “kullanıcı harçlarının178 açık bir şekilde savunanlara/sanıklara yüklenmesinin – masum veya suçlu – kırtasiyeden yasal temsilciye kadar olan borç döngüsünün mali gücü olmayanlara, hapistekilere ve uzun zamandır yoksul olanlara bırakılmasının hiçbir mazereti olamaz. Ben bu konuda Attorney General/Başsavcı Lynch ile hemfikirim, yani 1833’de mahkumların  “bir ulusta kanun kaçağı borçlular keyfiyetinin vicdansızlık olduğu” şeklinde ifade edilen görüşle hemfikirim. 179

En çok göze çarpan örnek, ancak kesinlikle aykırı olmayan husus, Adalet Departmanı’nın Ferguson Polis Departmanı’nın soruşturmasında tespit ettikleridir. Ferguson şehri kendi adalet sistemindeki yazarkasasıyla bir dizi hafif suç için, mesela kırmızı ışıkta veya yaya geçidi olmayan yerde karşıdan karşıya geçenlerden 303 dolar ve giydirilmemiş çimlerden 531 dolar gibi fahiş para cezaları yüklemişti. 181 Bu para cezaları daha çok Afrika Amerikalı topluluk üyelerine karşı uygulanmıştı. 182 Kendilerini cezalarının hiç yükselmemesiyle karşılaşmış bulmayanlar veya (çoğu kez) bulamayanlar, cezaevinde bile olsalar, topluluğun adalet sistemine ve kanun uygulamasına olan inançlarını tüketirler. 183 Benim Ekonomik Danışmanlar Konseyim tarafından toplanan gözlemler, bu çeşit ekonomik engellerin derin negatif ekonomik sonuçları olduğunu (nihayetinde yargılama yetkisinin daha fazla parasal maliyeti olmasının) ve bunların kamu güvenliğini baltaladığını göstermektedir.

Bu bulgulara uygun olarak, Adalet Departmanı ve benim geriye kalan yönetimim, öncelikli olarak bu çeşit mali yükümlülükleri önlemek için, bir savunmanın mahkemede adil bir güne sahip olma fırsatından fiyat kırılmasına ve cezai mahkumiyetleri olanların topluma yeniden entegre edilmelerine müdahaleye edilmesine kadar olan işleri yaptı. Adalet Departmanı Mart 2010’da, misyonu “verimli sonuçlar alınmasına yardım için, adalet sistemine adil ve refahı ile statüsüne bakılmaksızın herkesin erişilebilmesini” sağlamak olan Adalete Erişim (ATJ) Ofisi açtı. 185 Beyaz Saray, bu konulara ilişkin düzenlemelere olan dikkatin artırılması için, ülkenin her tarafından gelen ve iki partinin de düşüncesinde olan liderlerin toplanmasına ev sahipliği yaptı. 186 Adalet Departmanı eyalet hükümetlerine harçlar ve para cezalarıyla ilgili anayasal tavsiyelerde bulunan rehber yayınladı. 187 Ve son olarak, benim yönetimim adalet sistemlerinde reform yapmak isteyen, öyle ki, harç ve para cezalarına gelir olarak yaklaşmayan yerel topluluklara destek sağladı. 188 Ancak bu adımlar sadece bir başlangıçtı.189 Eyaletler ve topluluklar, kendi politikalarını incelemeye devam etmeli ve bu suretle yoksulluğu kriminalize ettirmemelidirler.

  1. Eyalet Mahkumiyet Reformunun Teşvik Edilmesi ve Adalete Yeniden Yatırım

Eyalet düzeyinde, biz artan şekilde gerçi suç retoriğinin düştüğünü, bunun yerini en az maliyetle daha iyi bir kamu emniyeti çağrısının aldığını görüyorduk. Adalete Yeniden Yatırım İnisiyatifi (JRI) , federal hükümetin/devletin eyeletlerdeki bu çeşit reformları nasıl hızlandırabileceğinin bir örneğiydi. 190 Adalet Departmanı ile Pew Charitable Trusts arasındaki kamu-özel ortaklığıyla, JRI resmi olarak 2010’da, kanunlarını çiğneyenlere karşı eyaletlere daha iyi politikaları ve uygulamaları işletmeyi planlamaları hususunda yardım etmeye başladı. 191 JRI boyunca iki düzineden fazla eyalet, kendi ceza adalet sistemlerini daha etkili ve verimli işletmek için geniş ölçekli reformları yürürlüğe koydu. 192 Pek çoğu hapishanede olanları serbest bırakmayı hızlandırmak için şartlı tahliye 193 elverişliliğini genişletmenin yollarını buldu, idari süreçleri düzene soktu, 194 hapishanedeki bireylerin kendi mahkumiyetlerini iyi davranışla geçirmeleri durumunda dinlenme/çalışmama suretiyle kazanmalarına izin verilen zaman kredilerini uygulamaya veya genişletmeye başladı. Kolektif olarak bu eyaletler, tahminen I milyar dolar mertebesinde tasarruf sağladı – gelen yıllarda gerçekleşen tasarruf miktarı daha da fazla oldu. 195 Bu değişiklikler, aynı zamanda kamu emniyetini daha da çok geliştirdi. Mesela, Lousiniana’da nezaretin geri alınmasını takiben, kamu emniyetine zarar verilmemesiyle bireyler hapishanede daha az zaman geçirdiler ve Kentucky’de ilk birinci yılda topluma serbest bırakılan bireyler için emredici nezaret yeniden suç işleme eğilimi riskini azalttı. 197

1.Reform Üzerine Odaklanmanın Korunması

Ceza adaleti reformu üzerine olan anlatıda değiştirmeye çabaladığım bir husus, benim çoğu zaman yaptığım gibi açıkça ve dürüstçe bir muhatap almaydı. Temmuz 2015’de, Philadelfiya’da NAACP’nin önünde yaptığım konuşmada, reform için kapsamlı bir olgu ortaya koydum. 198 Sistemin insani etkisini vurgulamak için Başkanlığa ilk oturduğumda, Oklahoma’da El Reno ıslah kurumuna gittiğimde federal bir hapishaneyi görevli olarak ziyaret ettim.190 Orada, benim yaptığım yanlışlardan çok farklı yanlışları olmayan altı mahkumla oturdum. 200 Onlar destek yapısı çeşitlerinin olmamasından, ikinci bir şans bulunmamasından ve – belki de en önemli olarak – bu yanlışların ötesinde kendilerine hali hazırda imkan/izin veren kaynakların olmamasından dolayı acı çekiyorlardı. 201 Benim ekibim/takımım daha önce mahkum olan bireyleri, önceki mahkumların sanata olan katkılarını kutlamak ve sanat eğitiminin mahkumiyetin sona ermesinden sonra yeni bir başlangıç/giriş yapmaya nasıl yardımcı olduğunu, 202 işverenlerin önceden mahkum olanlara hizmet sektöründe iş vererek yardımda bulunmalarını tanıtmak, 203 hükümlülüğün kadınlar ve erkekler üzerindeki etkilerini incelemek üzere, 204 LBGT topluluğu üyelerini 205 ve Amerikalı engellileri 206 Beyaz Saray’a getirdi. Benim ekibim/takımım merhametten yararlananları topladı 207 ve ben onlardan bir grubu, hikayelerini ve karşılaştıkları meydan okumaları dinlemek üzere yerel bir restoranda yemeğe aldım. 208 Münferit/yalnız kapatılanları genç insanların kalp kırıklıklarının altını çizmek için, köşe yazarlarının ve her konuda yorum yapan konuk yazarların yazılarının bulunduğu sayfayla ilgili bir yazı yazdım. 209

Elbette, yaklaşımın sınırları vardır. Başkanlar sıradan vatandaşlar değildir. Biz diğer olguların tamamından önce hukuki meseleler hakkında konuşurken dikkatli olmalıyız – Birleşik Devletlerde diğer herkesin bu meseleler hakkında açıklama/yorum yaptıkları aşikar olsa dahi, ceza adaletine olan kamusal ilgi, (özellikle polisiye alanında) çoğu kez bekleyen soruşturmalar ve hala toplanmakta olan olgulara ilişkin meseleler/davalar üzerinde yoğunlaşır.  Çoğu zaman, kişiden kişiye yayılan, paylaşılan içeriklere ait You Tube videoları akşam haberlerini, protestoları teşvik etmeyi ve reform için çağrıda bulunmayı zorlar. Milyonlarca diğer kişi gibi, ben de bu videoları seyrederim, ancak görev bunları bir gazeteci veya aktivist gibi olguları önyargılı şekilde suçlayan veya hukuki süreci etkileyen yorumlamalarda bulunmaktan alıkoyar.

INDEX

129 See United States v. Klein, 80 U.S. (13 Wall.) 128, 147 (1871) (“To the executive alone is intrusted the power of pardon; and it is granted without limit.”); see also Ex parte Garland, 71 U.S.(4 Wall.) 333, 380 (1866) (“This power of the President is not subject to legislative control.”).

130 See Barkow, supra note 30, at 814.

131 See id.

132 See Margaret Colgate Love, The Twilight of the Pardon Power, 100 J. CRIM. L. & CRIMINOLOGY 1169, 1188–89 (2010).

133 Cf. Clemency Statistics, U.S. DEP’T JUST., h t t p : / / w w w . j u s t i c e . g o v / p a r d o n / st a t i s t i c s.htm (last updated Oct. 28, 2016) [h ttps:// per ma. cc/ W 5 D W – Y B T X] (outlining the number of clemency petitions received and granted in each Administration beginning with President William McKinley).

134 See id. (indicating the number of petitions for pardons rose from 206 to 555 and the number for commutations from 148 to 1770).

135 See Barkow, supra note 30, at 818.

136 Id. (quoting Love, supra note 132, at 1201–02 (third alteration in original)).

137 Under the initiative, DOJ prioritizes clemency applications from inmates who meet all of the following factors: (1) They are currently serving a federal sentence in prison and, by operation of law, likely would have received a substantially lower sentence if convicted of the same offense(s) today; (2) They are non-violent, low-level offenders without significant ties to large scale criminal organizations, gangs or cartels; (3) They have served at least 10 years of their prison sentence; (4) They do not have a significant criminal history; (5) They have demonstrated good con ve duct in prison; and (6) They have no history of violence prior to or during their current term of imprisonment.Clemency Initiative, U.S. DEP’T JUST., h t tp s :/ / w w w . jus tic e . g o v/ p ar don/ c le me n c y – i ni ti ati v e (last updated Jan. 13, 2016) [https://perma.cc/S5V2-N4UA]

138 A Nation of Second Chances: President Obama’s Record on Clemency, WHITE HOUSE (Nov. 22, 2016), https://www.whitehouse.gov/issues/clemency [https://perma.cc/RZ5S-AHTD].

139 Id.

140 See Neil Eggleston, President Obama Has Now Commuted the Sentences of 348 Individuals, WHITE HOUSE (June 3, 2016, 3:30 PM), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / b l o g / 2 0 1 6 / 0 3 / 3 0/president-obama-has-now-commuted-sentences-348-individuals [https://perma.cc/THV7-779N].

141 Casey Tolan, How a First-Time Drug Charge Became a Life Sentence for this Mother of Two, FUSION (Dec. 10, 2015, 11:18 AM), h t tp :/ / f usi o n. n et / s t or y/ 2 4 3 2 5 3 / r a mo n a – br a nt – l i fe – se nt en ce-drug-charge [https://perma.cc/9D8C-97JT].

142 Id.

143 I also wanted to set an example of how, working with other partners, it is possible to give clemency recipients the support they need to take full advantage of a second chance. See Terry Nagel, Stanford Law School Announces Prisoner Reentry Program to Support White House Clemency Initiative, STAN. L. SCH. (Dec. 18, 2015), h t t p s : / / l a w . s t a n f o r d . e d u / p r e s s / s t a n f o r d – l a w – s c h o o l- an no unces – pris o ner-reentry-program-to-support-white house-clemency-initiative [https://perma.cc /J2V4-DM94].

144 See, e.g., National Forum on Youth Violence Prevention, OFF. JUST. PROGRAMS, http://ojp. g o v / n e w s r o o m / y o u t h  v i o l e n c e f o r u m . h t m [ h t t p s : / / p e r m a . c c / F 4 A Q – 6 G H D] (designed to reduceyouth violence and gang activity); U.S. Department of Justice’s Violence Reduction Network, OFF. JUST. PROGRAMS, h ttps:// w ww . b ja. g ov/ Pr ogr ams / VRN. html [ ht tp s:// perma. cc / K D F 9 – F 5 K U] (linking police departments with federal resources in some of the country’s most violent cities).

145 In 2015, after numerous meetings with local governments, law enforcement, and advocates, DOJ updated its Byrne Memorial Justice Assistant Grant (JAG) Accountability Measures to better ensure success-oriented funding. See Denise E. O’Donnell, New JAG Accountability Measures: Encouraging Success, OFF. JUST. PROGRAMS: OJP BLOG (July 30, 2015), https:// ojp. g ov/ ojpbl og/ Byrne. htm [ http s:// perm a. cc / E 3 N A – W 3 S S]. Byrne JAG funding is the “largest source of federal assistance for state, local, and tribal criminal justice programs.” Id. Through the updates, the Bureau of Justice Assistance (BJA) asked grantees for data on how they are applying evidencebased approaches and how they are involving the community in their work. Id. In addition, BJA removed “perceived and unintended incentives, such as arrest counts, which are not a true measure of success.” Id.

146 E.g., Press Release, Office of the Press Sec’y, supra note 8 (“The Department of Education will award up to $8 million . . . to 9 communities for the purpose of supporting educational attainment and reentry success for individuals who have been incarcerated.”).

147 E.g., Memorandum from Elaine Kaplan, Acting Dir., U.S. Office of Pers. Mgmt., to Chief Human Capital Officers (May 15, 2013), h t t p : / / w w w . c d s e . e d u / d o c u m e n t s / t o o l k i t s – p s a / o p m- contractor- fitness- guidance. pdf [ https:// perma. cc / 9 E P E – Q R N V] (providing a best-practices guide that “addresses employment fitness adjudication for contractor applicants and employees who support Federal agencies”).

148 E.g., Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: Enhancing the Fairness and Effectiveness of the Criminal Justice System (July 14, 2015), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e- p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 5 / 0 7 / 1 4 / f ac t- sh ee t- e nh anci ng – fa ir ness- and – e ff ect iv eness- crimi na l- ju sti ce – s yste m [https://perma.cc/V7DX-X8AR].

149 See Vanita Gupta, Head of the Civil Rights Div., U.S. Dep’t of Justice, Remarks at the Howard University School of Law Annual Wiley A. Branton Symposium (Oct. 14, 2016), https://w ww . j ustic e. g ov / op a/ spe ech/ he ad – civil – ri ghts- div i sion- vanit a – g up t a – d e l i v e r s – r e m a r k s – h o w a r d-university-school-law [https://perma.cc/FB8Q-22YP].

150 E.g., President Barack Obama, Remarks by the President on Criminal Justice Reform (Nov. 2, 2015), h tt ps:/ / w ww . whi teh ous e. g ov / th e- press- of fice / 2 0 1 5 / 1 1 / 0 2 / r e m a r k s – p r e s i d e n t – c r i m i n a l-justice-reform [https://perma.cc/LT2P-H9C2].

151 E.g., Greg Bluestein, Georgia to Embark on New Phase of Criminal Justice Reform, AJC.COM (Apr. 27, 2016), h t t p : / / p o l i t i c s . b l o g . a j c . c o m / 2 0 1 6 / 0 4 / 2 7 / g e o r g i a – t o – e m b a r k – o n – n e w – p h a s e – of- crimi nal- justi ce- reform [ https:/ / perma. cc / Q 3 E Q – H W S S] (“The overhaul started in [Governor] Deal’s first term with changes that allowed Georgia to push more nonviolent offenders toward alternative programs and away from expensive prison beds and gave judges more discretion to depart from mandatory sentences. The second part involved similar legislation that’s aimed at keeping young offenders out of juvenile lockups who were convicted of drug crimes and other nonviolent offenses.”); see also Dick DeVos, Smart Justice Reforms Find Unlikely Ally in Business Community, DET. FREE PRESS (Dec. 1, 2016, 9:44 PM), h t t p : / / w w w . f r e e p . c o m / s t o r y / o p i n i o n / c on tri bu t ors/ 2 0 1 6 / 1 2 / 0 1 / m i ch i g an – p ar ol e- r e f or m / 9 4 0 7 5 3 1 8 [ h t tps :/ / p erm a. cc / S X B 7 – Z F 7 S] (“Gov. Rick Snyder energized the audience when he was asked about the prospects for justice reform, stating that supporting tough-on-crime rhetoric that would see many prisoners serve more time is ‘the dumbest thing you can do.’”).

152 See, e.g., Press Release, Office of the Press Sec’y, Statement by the President on the Shooting of  Police Officers in Des Moines, Iowa (Nov. 2, 2016), https ://www. whiteh ouse. g o v/ the- press – o ff ice / 2 0 1 6 / 1 1 / 0 2 / sta te men t- presi d ent – sh o oti n g- p ol i ce- o ffi cers – des – m oin es- i o w a [ h t t p s : / / p e r m a . c c /E79V-TZVJ] (“All across the country, our police officers go to work each day not knowing whether they’ll come home at night. Their families live each day with the same fears. So as Americans, we owe them our respect and gratitude for their efforts to safeguard our families and our communities.”); Obama, supra note 7 (“It’s why so many of you wear the badge. Every day, you risk your lives so that the rest of us don’t have to. You serve and protect to provide the security so many Americans take for granted. And, by the way, your families serve alongside you.”); see also Melanie Garunay, President Obama Awards the Medal of Valor to 13 Public Safety Officials (May 16, 2016, 6:47 PM), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / b l o g / 2 0 1 6 / 0 5 / 1 6 / p r e s i d e n t – o b a m a – a war ds – m ed al- v alor – 1 3 – p ublic- s a fet y- offi cials [ ht t ps:// perma . cc / S D N 7 – V C T H] (“The men and women who run toward danger remind us with your courage and humility what the highest form of citizenship looks like. When you see students and commuters and shoppers at risk, you don’t see these civilians as strangers. You see them as part of your own family, your own community. The Scripture teaches us, you love your neighbor as yourself. And you put others’ safety before your own. In your proud example of public service, you remind us that loving our country means loving one another.”).

153 See TOM R. TYLER & YUEN HUO, TRUST IN THE LAW, at xiv (2002); see also Wesley G. Skogan & Tracey L. Meares, Lawful Policing, ANNALS AM. ACAD. POL. & SOC. SCI., May 2004, at 66; Jason Sunshine & Tom R. Tyler, The Role of Procedural Justice and Legitimacy in ShapingPublic Support for Policing, 37 LAW & SOC’Y REV. 513, 535 (2003); Tom R. Tyler, Procedural Justice, Legitimacy, and the Effective Rule of Law, 30 CRIME & JUST. 283 (2003).

154 David Hudson, President Obama Creates the Task Force on 21st Century Policing, WHITE HOUSE: BLOG (Dec. 18, 2014, 5:28 PM), h ttps :// w w w. whi te h ous e. g ov/ bl o g/ 2 0 1 4 / 1 2 / 1 8 / p r e s i d e n t -obama-creates-task-force-21st-century-policing [https://perma.cc/T8KC-HGS8].

155 PRESIDENT’S TASK FORCE ON 21ST CENTURY POLICING, FINAL REPORT OF THE PRESIDENT’S TASK FORCE ON 21ST CENTURY POLICING (2015) [hereinafter 21ST CENTURY TASK FORCE REPORT], https:// c o ps. usdoj. g ov/ pdf / taskforce/ task force final report. p df [ https://perma.cc/TQ2Q-FRM9%5D.

156 Id.

157 Id. at 12.

158 Id. at 13 (recommending that law enforcement agencies “regularly post on the department’s website information about stops, summonses, arrests, reported crime, and other law enforcement data aggregated by demographics”).

159 Id. at 25 (endorsing practices such as engaging in respectful conversations with demonstrators).

160 Id. at 51–52 (advising basing hiring decisions “on both educational achievements and socialization skills,” id. at 51 — qualifications that look not only at race, but also more importantly at “character traits that support fairness, compassion, and cultural sensitivity,” id. at 52).

161 Id. at 16–17 (suggesting that the diversity initiative should “evaluate and assess diversity among law enforcement agencies around the country and issue public reports on national trends” in order to “improve the diversity as well as the cultural and linguistic responsiveness of law enforcement agencies,” id. at 17).

162 Id. at 26 (urging continued research “to find evidence-based practices to implement successful civilian oversight mechanisms”).

163 Id. at 10.

164 Memorandum from Sally Q. Yates, Deputy Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, to All Department Law Enforcement Agents and Prosecutors (June 27, 2016), ht tp s : // w w w . ju s t ice . g o v/ o p a/file/871116/download [https://perma.cc/K8NM-695T].

165 21ST CENTURY TASK FORCE REPORT, supra note 155, at 28.

166 See Press Release, U.S. Dep’t of Justice, Attorney General Holder Announces Federal Law Enforcement Agencies to Adopt Stricter Policies to Curb Profiling (Dec. 8. 2014), https://www. j u s t i c e . g o v / o p a / p r / a t t o r n e y – g e n e r a l – h o l d e r – a n n o u n c e s – f e d e r a l – l a w – enf orc em en t – a ge nci es – ad op t- s t r i c t e r – p o l i c i e s – 0 [ h t t p s : / / p e r m a . c c / A 2 V 8 – G G V M] (“U.S. Attorney General Eric Holder announced Monday that the Justice Department will take new steps to bar profiling by federal law enforcement agencies, building upon a 2003 policy that had previously only addressed the consideration of race and ethnicity in conducting federal investigations. The new policy will address the use of other characteristics as well [as race and ethnicity] — including national origin, gender, gender identity, religion, and sexual orientation — and applies a uniform standard to all law enforcement, national security, and intelligence activities conducted by the Department’s law enforcement components.”).

167 21ST CENTURY TASK FORCE REPORT, supra note 155, at 20 (describing, as an example, the Los Angeles Police Department’s Community Safety Partnership, which sends officers into housing projects “not to make arrests but to create partnerships, create relationships, hear the community, and see what they need — and then work together to make those things happen”).

168 Id. at 32–33 (citing, as an example, the Boston Police Department’s use of Twitter in its investigation following the Boston Marathon bombing).

169 Id. at 66 (noting that these first-aid kits are designed to save lives by controlling hemorrhaging and that they would cost less than $50 each and require two hours of training).

170 Id. at 61.

171 Id. at 63 (noting that while similar warning systems exist on the state level, there were gaps that a national system could help fill). On May 19, 2015, I signed the Rafael Ramos and Wenjian Liu National Blue Alert Act of 2015, Pub. L. No. 114-12, 129 Stat. 192 (to be codified at 42 U.S.C. § 14165–14165b), which provides for the creation of such a system, adding that the bill “represent [ed] . . . the best of a bipartisan support for law enforcement.” Obama, supra note 10.

172 See PRESIDENT’S TASK FORCE ON 21ST CENTURY POLICING, ONE-YEAR PROGRESS REPORT 9–16 (2016), h t t p s : / / c o p s . u s d o j . g o v / p d f / t a s k f o r c e / T a s k F o r c e A n n u a l R e p o r t . p d f [ h t t ps :/ / perma.cc/6WZR-9394].

173 Jerry Abramson, Bringing Our Nation’s Law Enforcement Officials Together for a Conversation on Community Policing, WHITE HOUSE: BLOG (Aug. 10, 2016, 11:30 AM), https://www. w h i t e h o u s e . g o v / b l o g / 2 0 1 6 / 0 8 / 1 0 / b r i n g i n g – o u r – n a t i o n s – l a w – e n f o r c e m e n t – o f f i c i a l s – t o g e t h e r -conversation-community [https://perma.cc/P6L3-ZQA9] (describing where these efforts stood asof August 2016).

174 See EXEC. OFFICE OF THE PRESIDENT, REVIEW: FEDERAL SUPPORT FOR LOCAL LAW ENFORCEMENT EQUIPMENT ACQUISITION 3–5 (2014), https://www.whitehouse.gov/sites/ de faul t/ fil es/ docs / fe der al s upp ort for_ l oc al l aw en f orc eme nt eq u i p m e n t a c q u i s i t i o n . p d f [ h t t p s : / /perma.cc/V7N7-UVNW].

175 The new policies we put in place reflected the recommendations of a working group — led by the Departments of Justice, Defense, and Homeland Security — that completed an extensive review of federal programs that support the acquisition of equipment by state, local, and tribal law enforcement agencies. See LAW ENF’T EQUIP. WORKING GRP., RECOMMENDATIONS PURSUANT TO EXECUTIVE ORDER 13688: FEDERAL SUPPORT FOR LOCAL LAW ENFORCEMENT EQUIPMENT ACQUISITION 6–9 (2015), h t t p : / / o j p . g o v / d o c s / L E – E q u i p m e n t – W G-Final-Report.pdf [https://perma.cc/GG4P-48WM].

176 Id. at 11–16.7 Loretta Lynch, Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, Remarks at the Eighth Annual Judge Thomas A. Flannery Lecture (Nov. 15, 2016), ht tps:// w ww . ju stic e. gov/ op a/ spee ch/ at t orn ey- ge ner al- l o r e t t a – e – l y n c h – d e l i v e r s – r e m a r k s – e i g h t h – a n n u a l – j u d g e – t h o m a s – f l a n n e r y [ h t t p s : / / p e r m a . c c / S Q F 5 -GNZQ].

178 Id.

179 Id.

180 See CIVIL RIGHTS DIV., U.S. DEP’T OF JUSTICE, INVESTIGATION OF THE FERGUSON POLICE DEPARTMENT 52 (2015), h t t p s : / / w w w . j u s t i c e . g o v / s i t e s / d e f a u l t / f i l e s / o p a / p r e s s – r e l e a s e s /attachments/2015/03/04/ferguson_police_department_report.pdf [https://perma.cc/LR7F-Q6DF].

181 Id.; see also Lynch, supra note 177.

182 CIVIL RIGHTS DIV., supra note 180, at 62–63.

183 Id. at 54–62.

184 See ECONOMIC PERSPECTIVES ON INCARCERATION, supra note 17, at 45 (noting that the crime-reducing impact of increasing incarceration is lower than the benefits that accrue from investments in police, education, and jobs programs); OFFICE OF ECON. POLICY ET AL., OCCUPATIONAL LICENSING: A FRAMEWORK FOR POLICYMAKERS 8 (2015), https://www. whitehouse. gov/ sites/sites/ default/ fil es/ docs/ lice nsin g_ re port_ final nonembargo. pdf [ http s:// per ma. c/W4AP-BLB6].

185 About the Office, U.S. DEP’T JUST. (Sept. 29, 2016), ht t ps :/ / w w w . j us t i ce . g o v/ a t j / ab ou t- o ff i ce[ https:// perma. cc/ 5 RAF- BEQ 5]. To address deficiencies in our indigent defense and civil legal aid system, ATJ has pursued a variety of strategies to improve the justice system for those unable to afford lawyers. This has included filing statements of interest to support access-to-justice litigation, see Court Filings in Support of Access to Justice, U.S. DEP’T JUST., h ttps :// w w w. justi ce. g ov / a t j / c o u r t – f i l i n g s – s u p p o r t – a c c e s s – j u s t i c e (last updated Nov. 18, 2016) [h t t p s : / / p e r m a . c c/ 6 K G M-2ZGH], and the creation, discussed infra note 189, of a federal interagency roundtable committed to increasing access to civil legal services, see WHITE HOUSE LEGAL AID INTERAGENCY ROUNDTABLE, EXPANDING ACCESS TO JUSTICE, STRENGTHENING FEDERAL PROGRAMS 5 (2016), https://www.justice.gov/atj/page/file/913981/download [https://perma.cc/4JTN-Z463].

186 Press Release, Office of Pub. Affairs, U.S. Dep’t of Justice, Fact Sheet on White House and Justice Department Convening — A Cycle of Incarceration: Prison, Debt and Bail Practices (Dec.3, 2015), ht tps :// w w w. jus ti ce . go v/ o pa/ pr/ f ac t- s hee t – whi te – h o use – and – just ic e- dep ar tm e nt- c onv eni n g-cycle-incarceration-prison-debt-and [https://perma.cc/WQE2-49RF].

187 See OJP DIAGNOSTIC CTR., RESOURCE GUIDE: REFORMING THE ASSESSMENT AND ENFORCEMENT OF FINES AND FEES 2–3, h t t p : / / o j p . g o v / d o c s / f i n e s f e e s r e s g u i d e . p d f [ h t t p s : / / perma.cc/SZ7R-EZJK].

188 See BUREAU OF JUSTICE ASSISTANCE, OFFICE OF JUSTICE PROGRAMS, U.S. DEP’T OF JUSTICE, THE PRICE OF JUSTICE: RETHINKING THE CONSEQUENCES OF JUSTICE FINES AND FEES FY 2016 COMPETITIVE GRANT ANNOUNCEMENT 1 (2016), https://www.bja.gov/funding/JRIpriceofjustice.pdf [https://perma.cc/ZYU3-CFVC].

189 Another way that my Administration sought to address these issues was through the creation of the White House Legal Aid Interagency Reentry Roundtable. Cochaired by Attorney General Lynch and Director of the Domestic Policy Council Cecilia Muñoz, and staffed by the DOJ Office for Access to Justice, this body was established to help provide legal assistance to Americans in need and to ensure that agencies across the federal government are working together to integrate legal aid into their programs, policies, and initiatives. See Press Release, Office of the Press Sec’y, Presidential Memorandum — Establishment of the White House Legal Aid Interagency Roundtable (Sept. 24, 2015), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 5 / 0 9 / 2 4/ presidentia l-m emorandum- est ab lishmen t- white- house – legal – aid – in t er agenc y [ h tt ps: // perm a. Cc /BZ3P-ZHT8].

190 FAQs, OFF. JUST. PROGRAMS: JUST. REINVESTMENT INITIATIVE, ht tps:// w w w. b j a. go v/programs/justicereinvestment/faqs.html [https://perma.cc/P4JZ-J696].

191 Id.

192 JRI Sites, OFF. JUST. PROGRAMS: JUST. REINVESTMENT INITIATIVE, h t t p s : / / w w w . b j a.gov/programs/justicereinvestment/jri_sites.html [https://perma.cc/Q2P2-A7DH].

193 See, e.g., Betsy Z. Russell, With Justice Reinvestment Initiative, More Idaho Prisoners Getting Out on Parole . . . , SPOKESMAN-REV.: EYE ON BOISE (Mar. 9, 2016, 8:16 AM), http://www. spok esman. c om/ blo gs/ b oise/ 2 0 1 6 / m a r / 0 9 / justice – re investme nt – initia tive- more – id ah o- prisoners-getting-out-parole [https://perma.cc/7VF8-TR6F]

194 See, e.g., Prison, Sentencing Reforms Under Way, AMERICANPRESS.COM (June 25, 2016,11:32 AM), h ttp:/ / ww w. americanp ress. com/ 2 0 1 6 0 6 2 5 – e d – P r i s o n – r e f o r m s [ h t t p s : / / p e r m a . c c / L X B 2-C6YY].

195 See JRI Executive Summary and Conclusion (on file with the White House) (“As of 2016, states have documented more than $964 million in savings and averted costs and reinvested more than $460 million in JRI reform efforts. As most states are still in the process of implementing reforms, the full impact of JRI has yet to be realized.”).

196 See PEW CHARITABLE TRS., REDUCING INCARCERATION FOR TECHNICAL VIOLATIONS IN LOUISIANA 3 (2014), h t t p : / / w w w . p e w t r u s t s . o r g / ~ / m e d i a / a s s e t s / 2 0 1 4 / 1 1 / p s p p r e d u c i n g incarcerationfortechnicalviolationsinlouisiana.pdf [https://perma.cc/PF88-5FB7].

197 See PEW CHARITABLE TRS., MANDATORY REENTRY SUPERVISION: EVALUATING THE KENTUCKY EXPERIENCE 3 (2014), http:// www. pewtrusts. or g/~/ med ia/ ass ets/ 2 0 1 4 / 0 6 / p s p p-kentucky-brief.pdf [https://perma.cc/GT37-S75D].

198 Obama, supra note 11.

199 See President Barack Obama, Remarks by the President at El Reno Federal Correctional Institution (July 16, 2015, 11:25 AM), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 5 / 0 7 / 1 6/ remarks- presi de nt- after- visit- el- reno- federal- corr ectional- inst ituti on [ https:// per m a. cc/ 4 N D 4-3CPE]. 200 See Shane Smith, Fixing the System: An Interview with President Obama on Prison Reform, VICE (Oct. 5, 2015), h t tp :/ / w w w . v ic e . c o m/ re a d/ f i xi n g – th e – s ys t e m- 0 0 0 0 7 6 0 – v 2 2 n 1 0 [ h t tp s: // perma.cc/7M8Z-5XCU].

201 Cf. MICHELLE ALEXANDER, THE NEW JIM CROW 215 (rev. ed. 2012) (“All people make mistakes. All of us are sinners. All of us are criminals. All of us violate the law at some point in our lives. In fact, if the worst thing you have ever done is speed ten miles over the speed limit on the freeway, you have put yourself and others at more risk of harm than someone smoking marijuana in the privacy of his or her living room. Yet there are people in the United States serving life sentences for first-time drug offenses, something virtually unheard of anywhere else in the world.”).

202 Press Release, Ted Lieu, U.S. Representative, Congressman Lieu & Tim Robbins to Take Part in White House Event on Arts, Innovation & Prison Reform (Dec. 17, 2015), https://lieu. h o use . gov/ me di a – c en t er/ pr es s- re le as es/ c o n gr ess m an – li e u- t im – r obb i n s – t a k e – p a r t – w h i t e – h o u s e – e v e n t-arts-innovation [https://perma.cc/6KLB-3T8T].

203 See Champions of Change: Reentry and Employment, WHITE HOUSE, https://www.whitehouse.gov/champions/reentry-and-employment [https://perma.cc/CR8J-KBNK].

204 Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: Advancing Equity for Women and Girls of Color (Nov. 13, 2015), https:/ / www. whiteh ouse. gov/ the – pres s- offic e/ 2 0 1 5 / 1 1 / 1 3 / fact- shee t-advancing-equity-women-and-girls-color [https://perma.cc/2CG2-97RH].

205 See White House Hosts Historic Meeting on LGBTQ People and People Living with HIV in the U.S. Criminal Justice System, LAMBDA LEGAL (Sept. 20, 2016), http:// ww w. lambdalegal. org/ bl o g/ 2 0 1 6 0 9 2 0 wh it e – h o use – his t ori c – me e ti n g- l gb t q- h iv – c ri min a l – j u sti ce – s ys t em [ h t t p s : / / p e r m a . c c/8X86-R659].

206 See White House Forum on Criminal Justice Reform and Disability, WHITE HOUSE (July 18, 2016), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / p h o t o s – a n d – v i d e o / v i d e o / 2 0 1 6 / 0 7 / 1 8 / wh i te – h ou se – f or u m-criminal-justice-reform-and-disability [https://perma.cc/Z87P-VHZC].

207 See The White House, White House Briefing on Life After Clemency, YOUTUBE (Mar. 31, 2016), https://www.youtube.com/watch?v=hHrjOmbi0Yw [https://perma.cc/45W6-8TZA].

208 President Obama Meets with Former Inmates in the Langston Room, BUSBOYS & POETS (Mar. 31, 2016), h t t p : / / w w w . b u s b o y s a n d p o e t s . c o m / b l o g / p r e s i d e n t – o b a m a – m e e t s – w i t h – f o r m e r-inmates-in-the-langston-room [https://perma.cc/DVY4-QSSN].

209 Obama, supra note 92.

 

 

OBAMA’NIN “CEZA ADALETİ REFORMUNUN GELİŞTİRİLMESİNDE BAŞKANIN ROLÜ” KONULU MAKALESİNİN TÜRKÇE TERCÜMESİ

Harvard Hukuk Fakültesi mezunu olan ve başkan seçilmezden önce eylemli olarak avukatlık yapan Amerika Birleşik Devletleri’nin Önceki Başkanı Barrack Obama, Başkanlık görevi sona ermeden önce Harvard Hukuk Fakültesi’nin “Harvard Law Review/Harvard Hukuk Dergisi” isimli dergisinin Ocak 2017 sayısında, “Ceza Adaleti Reformunun Geliştirilmesinde Başkanın Rolü” konulu bir makale yayınladı.

Bana göre Obama’nın bu çalışması, bilimsel yönden çok fazla bir öneme ve değere sahip değil. Zira makale, daha çok bir siyaset ve devlet adamı olarak Obama’nın, görev yaptığı süre içinde ceza hukuku ve ceza adaleti konusundaki çalışmalarının anlatılmasını içeriyor. Ama öyle de olsa, Obama’nın makalesinin ilginç ve okunmaya değer yönü, bir siyasetçi ve devlet adamı olarak kendisinin ceza adaleti konusundaki tüm çabalarının insan odaklı olması, insani/humanist bir temele dayanmasıdır.

Hepimizin bildiği üzere, hukuk, insan yaşamını doğumdan ölüme ve hatta bazı durumlarda ölümden sonrasına kadar; toplum yaşamını ise hemen her alanda ve her daim düzenleyen, toplumsal ilişkilerde ve yönetim işlerinde hukuka uyulmasını kimi zaman emreden, kimi zaman tavsiye eden, bu amaçla kurallar, kurumlar tesis eden, yöntemler, araçlar, yaptırımlar geliştiren bir disiplindir.

Normatif ve sosyal bir bilim dalı olarak değişmezlik dogmasına dayanmaması, sosyolojik, tarihsel, felsefi, ekonomik, siyasal, teknolojik gelişme ve değişimlerden yararlanması ve o nedenle kendisini sürekli yenileyerek ve değiştirerek, bireyin ve toplumun gereksinimlerini karşılaması gereken hukuk, her şeyden önce bir düzen demektir.

Bu düzen, bir yandan uygarca yaşamanın dayanağı, diğer yandan, toplumda huzur ve başkalarıyla birlikte barış içinde bir hayat sürmenin güvencesidir. Hukuk düzeninde ortaya çıkacak herhangi bir aksama, toplumun düzenini olumsuz yönde etkileyeceği gibi, bireyin güvenliğini, özgürlüğünü, mal varlığını ve hatta hayatını tehlikeye sokar. Zira hukuk düzeni, toplumda adaleti, barışı, güveni, huzuru, eşitliği, özgürlüğü, istikrarı sağlamanın, hak ve özgürlükleri güvence altına almanın en etkili, belki de tek aracıdır.

Hukuk düzeninin, “ceza hukuku” disiplini adı altında yaptığı düzenlemelerin önemli olmasının en başta gelen nedeni, bu düzenlemelerin bireyin hak ve özgürlüklerine doğrudan ve çok etkili biçimde müdahale eden yaptırımları içermesidir. O nedenle, bir ülkenin ceza yasalarına egemen olan felsefe ve ceza yasalarının mahkemeler tarafından uygulanma şekli, o ülkedeki siyasal rejimin de niteliğini gösterir. Bu anlamda, tıpkı Konfüçyüs’un “bir ülkenin nasıl yönetildiğini anlamak istiyorsanız şarkılarına bakın” maksiminden hareketle, “bir ülkenin nasıl yönetildiğini anlamak istiyorsanız, ceza yasalarına, o yasaların mahkemeler tarafından uygulanma şekline, bu uygulamada ceza hukukunun evrensel ilkelerine uyulup uyulmadığına bakın” demek her halde yanlış değildir.

En büyük öğreticilerden birisi olan tarih bize, totaliter devletlerin, gerek kendi ideolojilerini benimsetmek, gerekse rejimlerini ayakta tutmak için, ceza yasaları ve bu yasaları uygulayan mahkemeler aracılığıyla; öncelikle ve özellikle birey hak ve özgürlüklerini ya geniş biçimde sınırlandırdıklarını ya da bütünüyle ortadan kaldırdıklarını bilfiil yaşatarak göstermiştir.

Bu bağlamda, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtalya’da yönetimi ele geçiren faşistler ile Almanya’da iktidara gelen Naziler, Ekim Devriminden sonra ve özellikle Stalin döneminde komünistler, hem kendi ülkelerinde, hem de işgal ettikleri ülkelerde, başta ceza yasalarına ilişkin tüm mevzuatlarını ve bunların yargısal uygulamalarını kendi otoriter/totaliter anlayışlarına göre değiştirmişlerdir.

Demokratik hukuk devletleri ise, bireyin hak ve özgürlüklerini güvence altına almak için, en başta anayasalarında; siyasal iktidarın kullanılmasını birey hak ve özgürlükleri lehine sınırlandırmışlar, bu amaçla kuvvetler ayrılığı ilkesini esas almışlar, ceza hukuku ile ilgili temel ve evrensel ilkelere anayasalarında yer vermişler ve uygulamada bu ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalmışlardır.

Yine geride bıraktığımız yüzyılda demokrasinin başlıca muhalifi olan totalitarizmin, insanlığa yaşattığı derin ve unutulmaz acılardan hareket eden uygar dünya, insanların adaletsiz ve haksız biçimde ceza ve önlemlere maruz kalmamaları için, başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, bir çok uluslararası sözleşme ve belgede, bireyi ceza yasalarının keyfi uygulamalarına karşı koruyan ve güvence altına alan hükümlere yer vermiştir. Bu hükümlerin içinde gerçekten önemli ve değerli olan haklardan üçü, özelde “sanık hakları”, “mahkum hakları”, “adil yargılanma hakkı”, genelde insan hakları ve bu hakların korunması amacıyla oluşturulan insan odaklı ceza hukuku mevzuatıdır.

Suçu/suçluyu kazıyın altından insan çıkar.” Bu özdeyiş, sevgili Hocamız, Türkiye Barolar Birliği’nin unutulmaz Başkanı, çok değerli bir akademisyen ve ceza avukatı olan rahmetli Faruk Erem’e aittir ve çok doğru, çok anlamlı, çok gerçekçi bir tespiti içermektedir. Zira insan olarak hiçbirimiz suç denilen olgunun uzağında değiliz. Yani hepimiz her an bir suçun sanığı olabiliriz. O nedenle, hammaddesi insan olan ceza hukukunun temel ilkesi insan odaklı, yani insani/humanist olmalıdır.

Obama’da makalesinde, bir avukat, bir siyaset ve bir devlet adamı olarak esas aldığı insan odaklı çabalarını, sanık ve mahkum hakları endeksli çalışmalarını, bu çabalarının ve çalışmalarının sonuçlarını anlatmaktadır. Bu bağlamda tecrit cezasını gayri insani olarak nitelendirmekte, ceza hukukunda acıma/merhamet duygusunun öncelikli olmasını ifade etmektedir. Yoksulluk gibi, eğitim eksikliği gibi, yetişme ve yetiştirilme bozukluğu gibi, ekonomik nedenler gibi, ırk ve cinsiyet ayrımcılığı türü sapkınlıklar gibi, suçu ve suçluyu davet eden koşulların mümkün ise yok edilmesini veya en azından bunlara ilişkin koşulların iyileştirilmesini, bu konulardaki tüm engellerin kaldırılmasını savunmaktadır. Dahası suç ve ceza arasındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması suretiyle ceza da adaletin sağlanmasını, mahkum olan kişilerin cezalarını çektikten sonra topluma yeniden kazandırılmalarının, konut veya barınma yeri ve bir iş sahibi olmalarının gerekliliğini nedenleriyle açıklamaktadır.

Ceza hukukunun uygulanması ve özellikle ceza adaletinin veya cezada adaletin sağlanması hususunda, dünden bugüne çok ciddi sıkıntılar yaşayan ülkemizin yargıç, avukat, akademisyen ve savcılarına örnek, başta milletvekilleri olmak üzere siyasetçilerine ilham olur düşüncesiyle ve yine kendim için bir hukuki zevk olması nedeniyle, ilgi duyup okuyacak olanlara ise yarar sağlaması amacıyla, bu makalenin Türkçeye tercüme ettiğim metnini, uzunluğu nedeniyle ve okunmasında kolaylık sağlamak için, birinci, ikinci ve üçüncü bölüm adı altında ve üç bölüm halinde sunuyorum.

BİRİNCİ BÖLÜM

İÇİNDEKİLER  –

SUNUŞ

I. REFORM İÇİN ACİL İHTİYAÇ

II.FEDERAL ADALET SİSTEMİNİN REFORMLAŞTIRILMASI

A.Federal İsnat ve Hüküm Verme Uygulamalarında Reformların  Başarılması

1.İsnat Politikaları ve ‘Suçta Acıma’

2.Hüküm Reformu Yasaması

B.Federal Hapis Reformlarının Geliştirilmesi

C.İçeriye Tekrar Girmeye Odaklanma

D.Merhameti Harekete Geçirme

III. EYALET VE YEREL REFORMLAR İÇİN ARAÇLARI  VE İCRAATLARI ZORLAMA

A.Polislik Reformunun Geliştirilmesi

B.Yoksulluk Kriminalizasyonunun Ortadan Kaldırılması

C.Eyalet Mahkumiyet Reformunun Teşvik Edilmesi ve Adalete Yeniden Yatırım

D.Reform Üzerine Odaklanmanın Korunması

E.Veri Tabanlı Çözümlerin Desteklenmesi

F.Çocuk Adalet Sistemine Erişilememesine Dikkat Çekmek

G.Erkek Kardeşimin Koruyuculuğu İnisiyatifi ve Kadınlar ile Kızlar Konseyi İçin Fırsatlar

Yaratılması

IV.BİTİRİLMEMİŞ/YARIM KALMIŞ ÇALIŞMA

A.Hüküm Verme Reformu Yasaması

B.Silahlı Şiddetin Azaltılması İçin Sağduyulu Adımlar Atılması

C.Bir Kamu Sağlığı Sorunu Olarak Uyuşturucunun Kötüye Kullanımının ve Bağımlılığın           Muhatap Alınması

D.Adli Tıp Biliminin Kuvvetlendirilmesi ve Yanlış Kanaatlerin Belirlenmesi

E.Ceza Adaletinde Veri Toplamanın Geliştirilmesi

F.Topluma Borçlarını Ödeyenlerin Oy Verme Haklarının İadesi

G.Kanunun Yürürlüğe Konulmasına Olan Güvenin Desteklenmesi İçin Teknoloji

Kullanımının Daha da İyileştirilmesi

SONUÇ

SUNUŞ

Başkanlar Birleşik Devletler Ceza Adaleti Sisteminin yönlendirilmesi üzerinde maddi nüfuz kullanabilirler. Yürütme erkinde başkan veya kıdemli rol sahibi olarak hizmet etme ayrıcalığı olanlar, bu nüfuzlarını ceza adaleti sisteminin her aşamasını etkili ve hakkaniyetli olarak artırmakla yükümlüdürler. Biz karakterimizi ve taahhütlerimizi kurucu ilkelerimizle ortaya koyan bir halk olarak, nasıl yanlış yapan (ciddi yanlışlar olsa dahi) yurttaşları topluma olan borçlarını ödemeleri konusunda tehdit etmeyi ve onların ikinci bir şansı hak etmeleri gerektiğini ortaya koymak durumundayız. Ve yine biz kendi toplumumuzun nasıl polisi olabiliriz ve çeşitli sorunlarımızı ceza adaleti sisteminin çözmesini talep edebiliriz ve bunun bir ölçüye kadar hukukun yürütülmesinin verdiği güvenle ve kamu emniyeti için derin etkisinin önemli etkiler içerdiğini söyleyebiliriz.

Ceza adaleti reformu benim Harvard Hukuk Dergisi’ndeki günlerimden bu yana bütün kariyerimin odaklandığı bir konudur. Bir toplum düzenleyicisi olarak, ilk önce sistemimizin eşitsizlikleri nasıl daha kötü bir duruma soktuğunu gördüm. Bu yanlış yapan genç insanları bana göre daha kötü tuzaklara, sonsuz bir marjinalleşme ve ceza döngüsüne sokmaktadır. Yirmi yıldan daha fazla süre önce, komşularımla olan tecrübelerimi yazmış ve “sabıka/hapishane kayıtlarının babadan oğula doğru bir kuşak boyunca geçtiğini” ifade etmiştim.1 Eyalet yasa koyucusu olarak Illionis’te, yasanın yürütülmesi ve sivil haklar liderleriyle birlikte, mahkumiyetlerin azaltılmasını zorlamak için çaba gösterdim, polis sorgulamalarının video teyplerine ve insanlara ikinci bir şans/fırsat verilmesi lehine yasama dahil diğer reformları gerçekleştirme üzerine ve ırksal profillendirmelere karşı çalıştım.2 Başkan adayı olarak ceza mahkumiyetlerindeki haksız eşitsizlikleri hedef alarak çağrıda bulundum, profillendirmelerin zararlarını vurguladım ve daha önce hapse girmiş olanlara tahliye edildikten sonra ikinci bir şans verilmesine yardımcı olmak için yeni inisiyatiflerden yola çıktım.3

Görevde olduğum süre boyunca, amaca ulaşacak yolları ve bir dizi araçları kullanarak adalet sistemini daha merhametli, daha adil ve topluluklarımızın emniyetinin korunmasında daha etkili kılmak için reform yapılması hususunda baskıda bulundum. Amerikan halkını eşi görülmemiş sayıda doğrudan ilgilendiren bu meseleleri gündeme getirmeye çaba gösterdim. Oval Ofiste bir dizi rütbeli polis yetkilileriyle oturdum ve ayrıntılı olarak nasıl yeni bir polislik yolu olacağını, ülkenin en tehlikeli şehirlerinin bu durumdan çıkarılmasının mümkün olduğunu umut edebileceğimi gördüm.5 İlk oturduğumuzda Başkanın federal bir hapishanenin içine girmesi gerektiğini doğrudan mahkumlardan ve bunu doğrulayan görevlilerden duydum.6 Polis görevlilerinin eline düşmüş aileleri ve çocukları silahlı şiddet sonucu öldürülmüş aileleri teselli ettim.7 Madde bağımlılığıyla mücadele eden erkek ve kadınlarla, rehabilitasyon koçlarıyla ve tedavi konusunda yeni çözümler üzerinde çalışanlarla bir araya geldim.8 Merhamet gücünü kullanmanın insana güç verdiğini gördüm, benim on bir selefimden daha çok federal mahkumiyetler üzerinde yoğunlaşmanın gerekli olduğu hususuyla uğraştım.9 Bizim mevcut sistemimizin başarısızlıklarından dolayı orantısız acılar çekmiş değişik renkteki çocukları ve genç erkekleri kapsayan fırsatların genişletilmesini amaçlayan ve genç insanlara rehberlik edecek olan programlar başlattım. Ceza adaleti sistemi reformunun önceliği hususunda benim inançlarımı paylaşan her iki partinin Kongre üyeleriyle bir araya geldim ve reformun hükme bağlanmasının yasalaşmasını imzaladım.10 Aynı zamanda, güçlü bir adalet sisteminin sürdürülmesinin önemini vurguladım, bu sistemin kendi yaşamlarında hukukun üstünlüğünü geliştirmeye ve kamu emniyetini sağlamaya kendilerini adayan kamu hizmetlilerine bağlı olduğunun altını çizdim.11

Ceza adaleti karmaşık bir sistemdir, hükümetin/devletin bütün düzeylerinde yönetilir ve bir dizi aktör tarafından şekillendirilir. Benim yönetimimde kendilerini buna adayan pek çok kişiye, reformu federal düzeyden eyalet düzeyine taşımayı zorlayan iki partiye de, yerel görevlilere de ve hükümet dışındaki komitelerde çalışan çok sayıdaki yurttaşlara da teşekkür ediyorum, Amerika çok önemli adımlar atmıştır. Suçlular için uzun süreli mahkumiyetleri oldukça azalttık ve cezai kayıtlardaki/sabıkalardaki engelleri kaldırdık. Halka, özellikle genç halka ilk önce adalet sistemi içindeki dolanıklıktan sakınmaya devam etmelerinde yardımcı olduk. Başarılar hakkındaki bu açıklayıcı konuşmalar – Başkanların sistem içindeki anlamlı değişikliklerin etkili kullanımının araçlarıdır. Ve bu devam eden tarihi fırsatı daha da ileriye doğru geliştirmeyi vurgular.

Bölüm I mevcut ceza adaletinin görünüşünü detaylandırmakta ve reforma olan acil ihtiyacı vurgulamaktadır. Ceza adaleti sistemini gündem olarak belirli topluluklarla sınırlandırarak uygulamak trajik bir yanlış olabilir. Bütün Amerikalılar emniyet içinde yaşamak ve canlı/yaşayan komşuluklara, ülke içinde çocuklarını eşit muameleye tabi şekilde yetiştirmek ve ikinci bir şans elde etmek, özgürlüklerini bizim gerçek yüksek ideallerimize bırakan adalet sistemine emanet etmek hususlarında menfaat sahibidirler. Bizim sadece yıllık 80 milyar doları hapishanelere harcamaya gücü yetmez, yetmiş milyon Amerikalıyı – neredeyse üç yetişkinden birisinin sabıka kaydını değişik şekilleriyle gider yazmak,12 her yıl 600.000 mahkumu topluma yeniden entegre edecek daha iyi bir program olmadan serbest bırakmak veya halihazırda 2.2 milyon kadın ve erkeğin Birleşik Devletlerdeki hapishanelerde olmalarını 13 ve 11 milyon kadın ve erkeğin her yıl hapishaneye girip çıkmasını insani olarak aldırmazlıktan gelemeyiz.14 Dahası, pek çok Amerikalı tarafından eşitsizlik içine sokularak devam ettiği deneyimlenen adalet sistemimizin ırksal mirasımız olduğunu inkar edemeyiz.

Bölüm II Başkanın önemli reformları federal düzeyde nasıl zorlayabildiğini açıklamaktadır. Benim yönetimin Kongre ile birlikte çalışarak her iki partiyle çatlak/kırık kokain ve toz kokain eşitsizliğini azaltan mahkumiyet reformu yasamasının teminat altına alınmasına yardımda bulundu. Yürütme branşı olarak, federal suçlama/isnat siyasasında ve uygulamalarında, federal hapishanelerin idaresinde ve federal siyasaların yeniden denenmesinde önemli değişiklikler yapma gücüne sahiptik. Ve başkana ait olan af yetkisini kullanmak suretiyle, iktidarım boyunca 1000’den fazla mahkumun mahkumiyetini hafiflettim. Bütün bunlara rağmen, yine de Başkanın, cezanın infazında önemli yapısal ve ihtiyatlı sınırlamalarda bulunma yetkileri vardır, bu değişiklikler başkanlık idaresinin federal adalet sistemini nihai ve adamakıllı yollarla şekillendirebilmesinin örnekleridir.

Bölüm III Başkanın eyalet ve yerel düzeyde değişiklik yapabilme yaklaşımlarını detaylandırmakta, eyalet ve yerel adalet sistemlerinin kabul edilmesinde, pek çok Amerikalının hayatında federal adalet sistemine nazaran oldukça geniş ve daha çok yaygın etkide bulunma eğilimini açıklamaktadır. Başkan ve yürütme erki bu sistemler üzerinde daha az doğrudan rol oynamakla birlikte, – daha hala fırsatlar vardır – benim idaremin gösterdiği çalışma gibi – reformun ilerlemesi federal – yerel işbirliğinin birleşimi boyunca, en iyi uygulamaları, yürürlüğe koymaları, federal iyi davranma/iyilik yapma programları ve benzer meydan okumalarla reform yanlısı yargılama yetkisi mücadelesinde birleştirmeleri ilan edebilir.

Bölüm IV bütün bunlardan geriye kalan bazı çalışmalara vurgu yapmakta, geniş uzlaşmalarla desteklenen reformlara ve yakın bir zamanda bunların tamamlanabilmesine odaklanmaktadır. Bunlar iki partili ceza adaleti yasamasının Kongreden geçmesini kapsar, sağduyulu tedbirlerin benimsenmesini, başkalarını veya kendilerini korkutmayı elinde tutan ateşlilerin dışarıya atılmasını, bu ülkede trajik uyuşturucu salgınına hitap eden daha iyi yollar bulunmasını, adli bilimde kritik reform uygulanmasını ve hukukun etkili şekilde yürütülmesi için teknolojinin kullanılmasına olan güvenin artmasını sağlar.

  1. REFORM İÇİN ACİL GEREKLİLİK

Reforma olan acil ihtiyacı inkar etmek zordur. 1980’de Birleşik Devletlerde eyalet ve federal hapishanelerde yarım milyondan daha az mahkum vardı.15 Bugün, bu sayı yaklaşık 2.2 milyondur ve dünyadaki diğer başka ülkelerden daha fazladır.16 Suç işleyen pek çok insan cezayı hak eder ve bunların çoğu parmaklıklar arkasındadır. Ancak, çok sayıda, özellikle şiddetsiz uyuşturucu bağımlısı olan suçlular, gereksiz yere uzun mahkumiyetli hapis cezası çekmektedirler. Dünya nüfusunun tam olarak %5’i mahkumdur, Birleşik Devletlerdeki mahkumlar dünyanın yaklaşık %25’idir. 17 Avrupa’nın tepesindeki beşte üç ülkenin toplamından daha fazla insanı parmaklıklar arkasında tutuyoruz ve bizim hapiste olanları küçük gösterme oranımız, sadece diğer Batı müttefiklerimizden değil, aynı zamanda Rusya ve İran gibi ülkelerden de daha fazladır.18

Birleşik Devletleri siyaset spektrumunda, Birleşik Devletlerdeki hapsetmelerin bir ölçüye kadar tam olarak gereksiz fakat aynı zamanda sürdürülemez olduğu hususunda giderek büyüyen bir uzlaşı vardır.20 Ve bu bizim toplumumuzu güvenli kılmamaktadır. Federal hükümet yılda ev mahkumlarına 7 milyar dolar harcamaktadır, Adalet Departmanı bütçesinin yaklaşık üçte biri ve bir sayıdaki harcama kritik kamu emniyetiyle ilgili diğer inisiyatiflerde bulunulmasına imkan vermemektedir.21 Attorney General Yardımcısı/Başsavcı Yardımcısı Sally Yates, halen Adalet Bakanlığı’nın harcadığı her bir doların şiddet kullanmamış olan uyuşturucu suçu mahkumların temsilcilerine harcandığını, bizim acil tehditlerin soruşturulması ve yurt içindeki terör hackerları için bir dolar  harcamadığımızı bildirmektedir. Ve biz, eyalete ve yerel hukuk uygulamalarına caddelerdeki polislerle daha fazla destek ve önleme, müdahale ve yeniden içeri girişler için gerekli olan çok önemli programlara harcanacak bir dolara dahi sahip değiliz.”22 Eğer birisi yerel ve federal düzeyde hapishane maliyetini dahil edecek olursa, bunun Birleşik Devletler toplam bütçesinin hapis edilenler için olan harcamasının şaşırtıcı şekilde 81 milyar dolara yükseldiğini,23 Amerika’da her üç veya dört yaşında evrensel okul öncesi gibi transformasyon inisiyatifi fonunun yeterli olduğunu –  bu çocukları ilk aşamada çocuk ve ceza adaletinin dışında tutmak dahil inisiyatiflerin çok sayıda çocuk için değişebilme olasılığı olduğu görülecektir.

Hapiste olanların toplam giderleri, daha çok bizim sadece ceza adaletine kusurlu yaklaşımımız nedeniyle gerçek yakalama maliyetiyle başlar. Tahminen 70 milyon Amerikalı – kabaca yetişkin nüfusun üçte biri – çeşitli sabıka kaydına sahiptir, bu istihdam, oy kullanma, eğitim, konut sahibi olma ve kamu menfaatleri bariyerleri dahil lekelenmeleri, kısıtlamaları tetikler.25 Her yıl on bir milyondan fazla Amerikalı hapishaneye giriş çıkış döngüsü içindedir, 26 bu onların çalışma yeteneklerine ve ailelerine yardımda bulunmalarına zarar vermektedir. Ve Adalet sistemi çok sayıda topluluğa – özellikle renkleri ve fakirlikle mücadeleleri ve bağımlılıkları olan topluluklar – bu topluluklardaki hemen her aileye dokunmaktadır. Bu sistemi sürdürmenin maliyeti nefesi kesmekten daha kısa değildir. Biz mükelleflerin milyarlarca dolarını kurban ediyoruz ve sayısız/tarifsiz insan sermayesini eksik finanse edilmiş okullardan aşırı kalabalık hapishanelere boru hattı döşeyen bir sistem üzerinde ayak direyerek çok sayıda genç insanı çöpe atıyoruz.27 Ve geçmiş iki on yılın sonrasında, bir şiddet suçu olsa dahi hala dik duruyoruz, bizim hapsetmelerdeki ağır düzeylerimiz daha çok emniyette olduğumuzu kanıtlamaya işaret etmiyor.

Bizim bu noktaya nasıl geldiğimizin hikayesi karmaşık bir hikayedir. 1980’lerin siyasaları ve 1990’larda suç niteliğindeki eylemlerin toplumumuzu yıkan uygun ortamlarına, özellikle bizim fakir komşularımıza ve renkli topluluklara karşı meydana gelmelerdir.29 Bu dönemdeki sıkı yasaların zorlaması, uzun süreli mahkumiyetler ve daha fazla ihtiyatlı polis faaliyetleri, sadece bir tarafı veya bir toplumu sınırlandırmamıştır.30 Ne yazık ki, bu polisiye tedbirlerin etkisi, hiçbir şey olmuş ama eşit olarak dağıtılmıştır. Eğer biz dürüstçe ceza adaleti reformu için bir yol planlayacaksak, ırkın rolüne ve bu noktada polisiye tedbirlerin bize öncülük eden şekillendirmesindeki önyargıya karşı durmalıyız.32

Benim bu konudaki düzenlememdeki en pahalı kamusal muhatabımın NAACP olması bir tesadüf değildir.33 Bunun nedeni adalet sistemindeki çok sayıdaki en trajik başarısızlıkların renkli toplumlar tarafından hissedilen orantısızlıklarıdır.34 Çok büyük orandaki gözlem, benzer suçlar için Afrikalı Amerikalıların ve Hispanik toplulukların üyelerinin durdurulduklarını, arandıklarını, tutuklandıklarını, mahkum olduklarını ve daha acımasız/şiddetli cezalardan hüküm giydiklerini tespit etmektedir.35 Ebeveyn temelinde hapsetme oranları, Afrika Amerikalılar ve Hispanik çocuklar için ikiye karşı yedi kez daha yüksektir.36 Geçmiş otuz yılın üzerinde, Afrika Amerikalı yetişkinlerin eski bir suçtan mahkumiyet payı – ve bunlar topluma olan borçlarını ödemişlerdir – üç katına çıkmış ve her dört Afrika Amerikalıdan bir erkek ıslah sisteminin dışındadır ve bu insanlar halen suç kaydı/sabıka kaydı sahibidir.37 Bu sayı yirmi Afrika Amerikalı erkekten birisinin ilavesiyle bu sayıda kişinin ıslah denetimi/gözetimi altında olduğunu göstermektedir.38

Yoğun hapis sistemi, okul-hapishane boru hattının bir parçası olarak devam ettiğinden bu yana ve reforma siyasal muhalefetin direnmesi nedeniyle bu “sert dozdaki disiplin – daha fazla polisiye tedbir, daha fazla mahkum, daha fazla kişisel sorumluluk getirmektedir ve bu refahın sonu demektir.39 Bununla birlikte bugün, muhalefetin büyük kısmı gerilemiş, bu devirde daha geniş anlaşma siyasetinin getirilmesinin bugünün meydan okumasıyla eşleşmesinin iyi olmadığı fikriyle yer değiştirmiştir.40 Ve hatta sosyal hizmetler bütçesinin siyasal baskı altında yükselmesi ve bizim ceza adaleti sistemimizin devam etmesi, daha sıklıkla ruhsal hastalıkların ve bağımlılıkların ihmaline cevap vermeye hizmet etmesi, geçmiş on yıldan daha fazla zamanda – “kırmızı/kızıl eyaletler” olarak isimlendirilen Geogia, Teksas ve Alabama dahil – yeni yaklaşımlarla yeniliklere öncülük etmektedir. Mahkumiyetlerin azalmasıyla ve diğer bazı kamu emniyeti inisiyatiflerinde bazı yeni yatırımlardan sağlanan tasarruflarla – özellikle madde bağımlılığına ve ruhsal hastalıklara destek olmayı muhatap alan güncel programlarla – bu eyaletler kendi sonuçlarını geliştirmişler, güveni artırmışlar ve o nedenle kesinlikle vergi mükelleflerinin ödediği dolarları çok daha iyi kullanmışlardır.

Bazı insanlara, bu bölümde tasvir edilen problemler aşina gelecektir. Fakat bu sorunlar her zaman hak ettikleri ilgiyi elde etmezler ve onlar bizim ülkemizin geniş kesimlerinde gerçek reformlara dönüşmezler.42 Başkan olarak, ben, adalet reformu için başarısız bir sistemin insani bedeline olduğu kadar, ekonomik ve politik argümanlarına da dikkat çekmekte benzersiz bir sorumluluk hissettim. Benim kendi icraatlarım ve idaremin politikaları boyunca, ben, çoktandır devam eden problemlerin kanıt-temelli çözümlerini destekledim. Daha fazla olarak, Washington D.C.’yi bölen çok sayıdaki farklı sorun içinde ceza adaletinin iki partili anlaşmayla artan bir alan olduğunu gösterdim. Bir sayı Cumhuriyetçi, benim idaremi çoğu kez farklı şekillerde eleştirmelerine rağmen, reform çabalarının sesli ve samimi avukatı oldular.43 Bu iki partiyi de tutanlar tarafından değişim için çağrıda bulunuldu, ben sonraki yıllarda görevime anlamlı reformları yapabileceğimizin güveni içinde devam ettim. Ancak mevcut sistemin yıllar içinde yansıttığı değişiklikler ve gelişmeler nedeniyle, aynı zamanda ve zamanla ortaya çıkacak olan olası olguların değişebileceğini dikkate alan bir akılla, kanıt-temelli reformlara vurgu yaptım ve böylece artan yaklaşımlardan hoşlanan geniş bir destek sağladım.44

  1. FEDERAL CEZA ADALETİ SİSTEMİNİN REFORMLAŞTIRILMASI

Her hafta, ülkenin her tarafındaki insanlardan mektuplar aldım. Bu mektuplar beni eyalet ve yerel adalet sistemleriyle ilgili sorunlara ilgi göstermeye sevk etti. Bu mektuplar genellikle federal hükümetin yapabileceği şeyler hakkında az çok hüsrana uğramış birileriyle ilgiliydi. Eyalet ve yerel yetkililer polisiye sorunların pek çoğundan sorumludurlar ve bunlar mahkum nüfusunun %90’nının ve hapishane nüfusunun tamamının yararlanacağı kolaylıkları sağlamaktan sorumludurlar.45

Federal düzeyde dahi olsa, Başkanın yetkisi hususunda önemli sınırlar vardır.46 Anayasa, devletin/hükümetin erklerini hepsi birlikte eşit olan yasama, yürütme ve yargı erklerine bölmüştür, bunların hepsi ceza adaleti sisteminin şekillendirilmesinde eşit rollere sahiptirler.47 Ve yürütme erki içinde, Başkanın doğrudan etkisi hukukun adil uygulanmasının güvencesini dizayn eden sınırlamalara konudur.

Bu sınırlamalar hiçbir yerde ceza hukukunun yönetiminden daha önemli değildir. İyi bir neden için, özellikle suç meseleleriyle ilgili hususlar kişisel olarak Başkanla doğrudan ilgili değildir, bunlar kamuya hizmet etmeye ve kamu güvenliğini sağlamaya adanmış olan kariyerli savcılar ve hukukun uygulanmasıyla görevli yetkililer tarafından yürütülür.48 Başkan, kimin veya neyin soruşturulacağına ve kovuşturulacağına veya bir soruşturmanın veya kovuşturmanın ne zaman yapılacağına karar veremez ve vermemelidir. Siyasallaşmanın görünmesi, bir dizi Beyaz Saray dahilindeki kuralların ve sağgörülü uygulamaların Adalet Departmanıyla ve özel meseleler hakkındaki diğer yürütme organlarıyla olan ilişkiyi kesin şekilde sınırlasa dahi bundan sakınılmalıdır.49 Bu uygulamalar, kamunun Başkanın özel meseleler hakkında fikir yürütmesine bakması halinde meseleleri zorlaştırır, zira bunlar hukuk devletinin/hukukun egemenliğinin güvence altına alınmasında adalet sisteminin bağımsızlığı ve bütünlüğü kadar kritik olan hususlardır.

Bununla birlikte, adalet sisteminin kamuya daha iyi hizmet etmesinde Başkanın daha hala yapabileceği şeyler vardır. Federal sistemle başlanması demek olan benim idaremde, – federal gözaltına doğrudan etkili olmayan, ancak aynı zamanda federal uygulamayı bir model olarak yürüten ve hızlandıran eyalet ve yerel düzeyde değişiklikler yapılmıştır. Bu Bölüm benim idaremin federal düzeydeki değişiklikleri etkileyen araçları nasıl bir düzen içinde kullandığını göstermektedir: ki bunlar, yasama reformlarından elde ettiğimiz ilerlemeden, yürütme erkinde değişiklik yapan politikalara, merhameti hak edenlere verilen ikinci şansa kadar, bizim sistemimizi değerlerimizi tanımlayan bir çizgiye nasıl getirdiğimizi göstermektedir.

  1. Federal İsnat ve Mahkumiyet Uygulamaları Reformunun Başarılması

Benim idarem, federal isnat ve mahkumiyet uygulamaları reformunu, Kongreyle ve Birleşik Devletler Mahkumiyet Komisyonuyla birlikte çalışarak yapmıştır. Bu reformlar bize, federal ceza kanunlarımızı akıllıca kullanma imkanı vermiş, aşırı mahkumiyetleri azaltmış ve cezanın suça uygunluğunu daha iyi şekilde sağlamıştır. Ben aynı zamanda kendi merhamet gücümü, federal sistem içinde hakkaniyetsizliği muhatap alacak şekilde modern tarihteki benzersiz derecede kullanma imkanı buldum. Bu değişiklikler, benim onlarca yıl içinde kendi görevini federal mahkum nüfusuna ilk tahsis eden ve görevi aldığımdakine nazaran daha azaltan ilk Başkan olduğum ve hatta benim idaremin şiddet suçlarının on yıllar içinde en düşük noktaya kadar düştüğünü gördüğü anlamına gelir.52

  1. İsnat Politikaları ve “Suçta Acıma.”

Benim idaremin başlangıcından itibaren, Adalet Departmanı federal isnat politikalarında önemli değişiklikler yapmıştır, bunların ilki ve en önemlisi kariyerleri uzun süreli savcılık olan Attorney General/Başsavcı Eric Holder ile başlayan ve Attorney General/Başsavcı Loretta Lynch ile devam eden “Suçta Acıma” inisiyatifidir.53 2010’da Başsavcılık departmanı, savcılar için gerekli olan, her davada sonucu olası en ağır mahkumiyet olan anlayışın/uygulamanın tersine bir isnat şekli getirmiştir.54 Yeni politika, davaların sanığa bireysel şartları temelinde isnatta bulunulması yerine, “benzer suçları işleyen kişilere ve olabildiği ölçüde benzer suçluluğa/kusura, benzer şekilde muamele edilen” ve “eşit adalet kişiselleştirilmiş adalete bağlıdır ve acıma hukuku bunun uygulanmasını talep eder” anlayışını vurgulamıştır.55 Suçta Acıma inisiyatifinin bir bölümü olarak, Holder, Baş Savcılık Departmanının isnat politikalarını, şiddete başvurmayan uyuşturucu bağımlılarının mahkumiyetleri bağlamında, aşırı emredici/zorunlu minimumlardan kaçınarak en aşağı düzeye gelebilecek şekilde revize etmiştir.56 Daha sonra Adalet Departmanı yeni politikalarını federal savcıların “851” olarak isimlendirilen artırımı bundan böyle kullanmayacaklarına ilişkin talimatın uygulanmasını devreye sokmuştur – bu değişiklik sanıklara suçluluğu kabul müzakeresinde kaldıraç gücü kazandırmış ve suçun ikrarı anlaşmalarının bir parçası olarak artık gerekli olmayan sanığın etkisiz temyiz hakkından vazgeçmesini sağlamıştır.58

Bazısı bu çeşit reformların işbirliğini baltalayacağı, nüfuzlu kişilerin ve  kartel liderlerinin aleyhinde delil elde edilmesini zorlaştıracağı ve kamu güvenliğini riske sokacağı uyarısında bulunmuştur.59 Şimdi bütün bu değişiklikler birkaç yıldan bu yana uygulanmakta olmasına rağmen, bütün ileri sürülenlerin aksinin doğru olduğu artan şekilde anlaşılır hale gelmiştir: Suçta Acımanın ilan edilmesinden bu yana, federal savcılar emredici/zorunlu minimumları çok dikkatli şekilde kullanmışlar ve sonuçta daha ciddi davalara ve önemli suçlulara daha fazla odaklanma imkanı bulmuşlardır.60 Diğer bir deyişle, Savcılık Departmanı önceliklerini daha iyi tanımış ve kaynaklarını daha fazla önem verdikleri meselelere tahsis etmiştir. 2013’de, biz federal mahkum nüfusundaki ilk azalmayı yılın üçte ikisinde gördük, o tarihten bu yana bu trend devam etmektedir.62 Zorunlu/emredici minimum cezasını elde eden uyuşturucu bağımlısı suçlularından mahkum olanların oranı 1993’den bu yana ve halen en düşük seviyededir.63 Bazılarının korkusuna rağmen, suçluluğunu kabul eden sanıkların oranı, Suçta Acıma’dan önceki ile aynıdır ve işbirliği oranları en azından stabildir ve belkide çok az artmıştır.64

  1. Mahkumiyet Reformu Yasalaşması –

Federal mahkumiyetlerde, her devamlı/kalıcı ve geniş-temelli reformun muhatabı sadece yasamadır. Onun için ben sürekli olarak Kongre’ye iki partinin birlikte mahkumiyet reformunu geçirmesi ve son yıllarda bizim yaptığımız ilerlemeyi inşa etmesi çağrısında bulundum. Ağustos 2010’da, toz kokain ile çatlak/kırık kokain cezalarındaki eşitsizliği azaltan ve emredici/zorunlu minimum mahkumiyet yüklemesi için gerekli olan ve emredici/zorunlu minimum mahkumiyeti basit çatlak/kırık kokain sahipliğinde ortadan kaldıran Adil Mahkumiyet Yasası’nı (FSA)65 imzaladım.66 Bunu böyle yapmak suretiyle, FSA toz kokainle çatlak/kırık kokain arasındaki eşitsizliği azalttı ve bu renkli sanıkların orantısız olan aşırı ve yersiz cezalarının ortadan kalkmasıyla sonuçlandı.67 Bu spesifik etkinin ötesinde, bu tasarının yasalaşması, Kongre için iki partili bir temelde bir araya gelmenin ve aşırı federal mahkumiyetleri azaltan reformları geçirmenin ve Adalet Departmanının çabalarına ve aynı şekilde Birleşik Devletler Mahkumiyet Komisyonu’na ilave destek vermenin mümkün olduğunu gösterdi.

Benim ikinci görev dönemimde bir diğer söz verilen teklif, Acıtan  Mahkumiyet Yasası 68 idi, iki partinin de ortak arzusunu içeren bu yasa teklifi Adalet Komisyonundan önemli bir fazlalıkla/toleransla ilerleme sağladı.69 2013’de Senatör Dick Durbin ve Mike Lee tarafından sunulan ve Ted Cruz ve Cory Booker dahil iki parti mensubu olan yirmi beş Senatör tarafından desteklenen tasarı, belirli şiddet içermeyen uyuşturucu bağımlısı suçluların cezalarını azaltan ama emredici/zorunlu mahkumiyetleri ortadan kaldırmayan, bu bağlamda yirmi yıldan on yıla, on yıldan beş yıla ve beş yıldan iki yıla inen cezaları ihtiva ediyordu.70 Tasarı aynı zamanda emredici/zorunlu müebbet cezalarının uyuşturucu suçları için ortadan kaldırılmasını ve belirli uyuşturucu bağımlısı suçlular için (yargıçlara belirli istisnaları uygulama, aksi takdirde emredici/zorunlu minimumlara hükmetme imkanı veren 71) rahatlama getirilmesini sağlayan “emniyet sübobu”nun uygunluğunu genişleten ve FSA’nın geçmişe etkili olmasına imkan veren bir tasarıydı. Kongre Bütçe Ofisi bu tasarıyı potansiyel olarak vergi mükelleflerinin tasarruflarının on yılın üzerinde en fazla 4 milyar dolar olarak, fonların mahkumlardan diğer kamu güvenliği tedbirlerine yeniden tahsis edilebileceği şeklinde değerlendirdi.73 Geniş desteğe rağmen, Tasarı bazı Cumhuriyetçiler tarafından kuşkulu görüldü ve Kongre’ye getirilemedi.74

Teşvik edici bir sonraki yılda, Senato’nun Cumhuriyetçilerin kontrolüne geçmesine rağmen, parti hatları karşısında bu mesele üzerinde alternatif araştırmanın işbirliği devam etti. Ben Beyaz Saray’da, birkaç kez Senato’da Temsilciler Meclisi mensubu olan ve kendilerini bu meseleye adayan Demokrat ve Cumhuriyetçilerle bir araya geldim. Bu çabaların doruğu, 2015 tarihli Mahkumiyet Reformu ve Düzeltmeleri Yasası oldu,75 tasarı Senato Adalet Komisyonu’nun dışında oylandı ve güçlü bir şekilde, bu bağlamda iki partinin çoğunluğunun desteği ile kabul edildi. (Daha sonra ilerleme sağlandı ve büyük ölçüde teklife paralel geniş bir destekle Kongre’de kabul edildi.76) Acıma Mahkumiyeti Yasası’nın olduğu gibi emredici/zorunlu minimum reformundan çok geriye gitmeden, tasarı hala binlerce şiddet kullanmayan uyuşturucu bağımlılığı suçlusunun emredici/zorunlu mahkumiyetini azaltmakta ve aynı zamanda FSA’da yapılan mahkumiyet değişikliklerinin geçmişe etkili olmasını öngörmekteydi.78 Dahası, bu tasarı mevcut mahkumların, mahkumiyetleri içinde yararlı olan belirli programlara katılarak kredilerin teklif edilmesiyle mahkumların hapishaneyi erken terk etmelerine olanak sağlıyor ve yine az çok kendi hayatlarına dönmelerine yardım ediyordu. (ve evlerinde hapsedilmelerine veya yarım olarak evlerinde hapis olmalarına)79 İlave olarak, başkaları arasında, çocuk adaleti üzerine sürekli odaklanmış olan Senatör Booker tarafından, tasarının yargıçlara, şiddetsiz çocuk suçluları kayıtlarının onaylanması ve silinmesi için yeni bir yetki sağladığı ifade edilmiştir.80 Uzun süreli mahkumiyetlerin indirilmesiyle, dahası, tasarı yatırımlar için diğer kamu güvenliği inisiyatifi içinde hukukun uygulanması için munzam kaynaklar dahil ücretsiz kullanılabilir ilave kaynaklar öngörmüştür.

Tepedeki bazıları ve avukat topluluğu içindeki kimileri, yasamaya sunulan teklifin daha ileri gitmediğini görerek başlangıçta hayal kırıklığına uğradılar. Ancak tasarı sistemi, binlerce mahkum ve sanık için daha adil yapmakta ve süreç içinde 1 milyar dolar tasarruf sağlamaktaydı.81 Benim çok sık olarak takımıma/ekibime söylediğim bir deyiş vardır, “daha iyi, iyidir/iyi daha iyidir.” Buna rağmen, tasarı eksikte olsa – özellikle, tasarının uyuşturucu bağımlılığı suçları için beş yıl emredici/zorunlu minumumu öngörmesi oldukça azdı, ki bu sıklıkla aşırı ve zarar verici ceza için bir kaynaktı – biz bunun ileriye doğru tarihi bir adım olduğundan emindik. Adalet Departmanının kıdemli görevlileri, tasarının yasalaşması hususunda güçlü destek verdiler 82 ve benim takımım bunu daha güçlü çalışarak ileriye doğru zorladı. Yasama kesinlikle Emredici/zorunlu Minimumlara Karşı Ailelerin 83 her birinden, Kamu Emniyeti için iki partili Koalisyondan,84 Uluslararası Polis Şefleri Teşkilatından,85 Büyük İlçe Şerifleri Derneğinden,86 Ulusal Bölge Savcıları Derneğinden,87 sivil haklar organizasyonlarından, inanç örgütlerinden ve 160’ın üzerindeki etkili hukuk uygulamasının liderlerinden destek topladı.88

Reform tasarısı aynı zamanda Cumhuriyetçi liderlerin oylama için Kongreye gelmelerine o aşamada izin vermemelerine rağmen, Kongrenin çok sayıda muhafazakar üyeler arasında olanları dahil, büyük destek almış görünüyordu.89 Yine de ben bu konu üzerinde iki partinin de tarihi anda aynı momentumda birlikte olabileceklerine inanmayı sürdürdüm. Büyüyen bir suç dalgası yoktu. Biz hepimiz kaynaklarımızın hapishaneleri fazlasıyla doldurmaktansa, fonlanma altındaki okullara yönlendirilmesinin daha iyi olduğu, ceza adaleti sistemimizin içindeki pek çok şeyin daha iyi yapılabilmesinin mümkün bulunduğu ve bağımlılık tedavisi programlarının daha insani şekilde hizmet verebilmesinin ve zihinsel sağlık bakımı alındılarının karşılanabilmesinin mümkün olduğu hususlarında anlaşabilecek güçteydik. Bu çeşit bir reform iyi polislik olduğu kadar iyi de bir siyasetti.

  1. FEDERAL HAPİSHANE REFORMLARININ İLERLEMESİ

Biz aynı zamanda federal hapishane sisteminin rehabilitasyununda ilerleme sağlamaya yardımcı olabilecek güçteydik – bu sadece hayatları iyileştirmeyecek fakat aynı zamanda kamu güvenliğini de geliştirecekti. Bu yönde önemli bir adım, bizim “ev kısıtlılığı/ev hapsi” politikalarımızın reformlaşmasında, uygulamada yalnız yaşayanların tecritlerinde ortak bir tanımı nasıl bir yaklaşımla yapacağımız hususuydu.90 Birleşik Devletlerdeki mahkumların tahminen 100.000’inin çoğu halen yalnız yaşayan kapatılmışlardır/tecrit edilenlerdir – bu sayıya çocuklar ve zihnen hasta olanlar dahildir.91 Bunların 25.000 gibi bir çoğu uzun süreli yalnız kapatılmış/tecrit edilmiş olanlardır, bunlar yıllarca olmasa bile, aylarca insani temastan hemen hemen uzaktır.92 Ben yalnız kapatılmanın/tecritin gereksiz ve zarar verici olduğuna kuvvetle inanmaktayım. 93 Çalışmalar bunun derin negatif sonuçları bulunduğunu, şiddetli zihni rahatsızlıklar getirdiğini ve rehabilitasyonun amaçlarını baltaladığını ileri sürmektedir.94 Benim 2015’de Attorney General’a/Baş Savcılığa ev hapsinin gözden geçirilmesi talimatı vermemin nedeni budur 95 ve Ocak 2016’da DOJ’a önemli reformları uygulama talimatı verdim – bu federal sistem içinde kullanılan yalnız kapatılma/tecrit yoluyla ilgili bir dizi somut “rehber ilkeyi” ihtiva ediyordu.96 Bu reformlar çocuklar için yalnız kapatılmayı/tecriti men etmeyi de kapsıyordu, bunun kullanılmasını düşük düzeyli ihlallere karşılık olarak yasaklıyordu, zihinsel hastaların tedavisini genişletiyordu, mahkumların hücrelerinin dışında geçirdikleri zamanı artırıyordu ve mahkumların doğrudan tecritten serbest bırakılarak topluma dönmemelerini sağlıyordu.97 Bu adımlar hemen hemen 10.000 federal mahkumu etkileyecekti – ve bunun bir model olarak eyalet ve yerel imkanlara hizmet edeceği bekleniyordu.98 İlave olarak, DOJ eyaletlerin tecriti kullanmalarının azaltılması hususundaki çalışmalarını teşvik ediyordu.99

Bu reformların duyurulmasından itibaren, başkalarının da davayı takip ettiklerini gördük. Özellikle bir not olarak, Amerikan Islah Birliği Ağustos 2016’da DOJ’un çok sayıdaki rehber ilkelerine ayna tutan yeni standartlar çıkardı.100 Bu yılın ilk zamanlarında, Los Angeles Gözetmenler Kurulu, DOJ’un rehber ilkelerindeki dili kullanarak çocukların tecrit edilmesinin kullanılmasının geniş kapsamlı olarak kısıtlanmasını onayladı.101 Temmuz 2016’da, Nebraska Islah Hizmetleri Departmanı, bir disiplin yaptırımı olarak ev kısıtlanmasının kullanılmasını yeni bir tüzük çıkararak yasakladı.102 Eylül 2016’da Kuzey Carolina Kamu Emniyeti Departmanı zihinsel hastalığı olan mahkumlar için ev kısıtlamasının uygulanmasını sınırlandıran bir politikayı kabul etti ve bunun uygulanmasını genç suçlular için yasakladı.103 Bu değişikliklerin hızlanarak devam edeceği, bunların daha iyi sonuçların geliştirilmesini açık hale getireceği ve aynı zamanda bütün bunların bizim değerlerimize daha da çok uygun olacağı hususunda umutlandık.

Ev kısıtlaması önemli bir örnek iken, Adalet Departmanı, federal mahkumların çeşitli cephelerde reforme edilmesine odaklandı. Bu Federal Mahkumlar Bürosu’na (BOP) yönelik kritik bir reformu kapsıyordu, bu reform Ajansın mahkumları kar amaçlı özel kullanmasını azaltıyor ve buna kesinlikle son veriyordu, tesisler/imkanlar sadece mahkumlar için kötü koşullarla sonuçlanmıyor fakat aynı zamanda daha az emniyetli bulunuyor ve anlamlı bir tasarruf maliyeti getirmiyordu.104

Bu reformlar aynı zamanda mahkumların eğitimine ve yeni bir girişe/başlangıç yapmaya (Buradaki yeniden giriş, tahliye edildikten sonra yeni bir başlangıç yapma, hayata dahil olma anlamındadır) yönelik çalışmalara vurguyu ihtiva ediyordu. Çalışmalar ıslah programlarına katılan mahkumların hapishaneye daha önce olmayan şekilde önemli düşük oranlarla döndüklerini ve mahkum eğitimine harcanan her doların yeniden hapsetme maliyeti üzerinde beşte dört dolar tasarruf sağladığını gösteriyordu.105 Sonuç olarak 2016’da Adalet Departmanı BOP’un federal hapishane sistemi içinde yarı özerk bir bölge okulu inşa edilmiş olduğunu duyuruyordu – bu eğitimlerde kişiler mobil tabletlerle yüz yüze sınıf kaynaşmasına dahil oluyordu.106 BOB aynı zamanda standartlaşmayı geliştiriyor, suçluluğu artıran madde bağımlılığı davranışının özüne, ruhsal sağlığa odaklanma ve kanıt temelli programlar yeniden suç işlenmesini azaltıyordu.107

İlave olarak, 2016’da Adalet Departmanı geniş bir yönetime öncülük etti, “Ulusal Yeniden Giriş/Başlangıç Haftası”nın108 açılışı esnasında Baş Savcı Lynch, suç işleme eğilimini azaltan ve daha önce hapsedilenlerin iyileşme sonuçlarını/çıktılarını ve federal hapishane sisteminin stratejik planını gözden geçiren Yeniden Giriş Yol Haritasını gösterime sundu.109 Departman daha sonra, General Attorney/Baş Savcı Vekili Yates’in yeniden giriş merkezleri ikamet yerleri için reform, yeni yaratılmış olan, daha zahmetli/detaylı standartlara sahip bulunan, mahkumlar için gözaltına alınmalarından serbest bırakılmaları öncesine kadar olan kimliklerinin durum bildirimi maliyet kayıtlarını sağlayan ve geliştirilmiş bilgi toplamayı ihtiva eden ve halka ait olarak bilinen “eski mahkumlar için rehabilitasyon merkezleri/dinlenme yerleri”  üzerine olan bir memosunu gösterime sundu.110 Ek olarak, bu çeşit reformların kamu güvenliğinin geliştirilmesinde kaynakların iyi kullanımını gösteren hapishaneden ayrılanlar için olan iyileşme çıktıları/sonuçları sunuldu.

C.Yeniden Giriş/Başlamaya Odaklanma

Hapishane ve mahkumiyet reformunun ötesinde, zamanlarını insanlara yardımda bulunmaya harcayan ve dolayısıyla hayatlarının arkasında iz/eser bırakan kişiler olarak ülkemiz için daha iyisini yapmaya mecburuz. Sadece bunu böyle yapmak doğru olduğu için değil, fakat önceki mahkumlara yasalara saygılı/bağlı olmaları için ihtiyaç duydukları araçları vermenin, aynı zamanda kamu emniyeti lehine doğrudan bir yatırım olduğu için bunu böyle yapmamız gerekir. Bu federal hükümetin/devletin bu yolu takip etmesi gereken ve sadece giderek büyümekte olan bir alandır. Ulusal hapis nüfusu bir hizaya gelse dahi, hapishane dışında suç kaydı olanların nüfusu hemen hemen 20 milyona ulaşmıştır.111 Çalışmalar bu sayının %6’sının üstündekilerin yetişkin, %25’nin üzerindekilerin Afrika Amerikalı erkekler olduğunu göstermektedir ve bu rakamlara kabahatler veya şartlı tahliye veya kefaletle tahliye edilen cürüm kayıtlarına sahip olanlar dahil değildir.112 Bu nüfusa yönelik engel sonuçları, ücretli istihdam edilenler, kamu menfaatinin elde edilmesi, yüksek öğretimin kovalanması ve çalışma gücünün sersemletilmesinin yeniden bütünleşmesidir. Bu milyonlarca Amerikalının bir iş edinmek için kapının önünde ayakta durmaya çabalarken dahi zorluk içinde olduğu, daha az olarak gerçekten işi tutmaya çalıştığı anlamındadır. Bu tam olarak bireysel fırsattan yoksun olmak değildir, bu yetenekli çalışanların işten yoksun olmalarıdır, toplulukların karlı bir şekilde istihdam etmelerde daha fazla rol modelden çaresiz/umutsuz olarak yoksun olmasıdır.

Yeniden giriş/başlangıç konusundaki kabine düzeyi grup çalışmasına, Attorney General/Baş Savcı Holder başladı ve Attorney General/Baş Savcı Lynch devam etti. 113 Grup ilgili bütün departmanları ve organları masaya devletin/hükümetin hapishaneden topluluklarına geri dönen bireylerin rehabilitasyonu ve yeniden bütünleşmesi üzerine olan çalışmasına destek olmak üzere getirdi.114 Ve Nisan 2016’da ben bir memorandum imzaladım, bu memorandum grubun önemli çalışmasını devam ettirmek için resmi olarak “Kurumlararası Federal Yeniden Giriş Konseyi” kurulmasını sağlıyordu.115 Bu grup çalışmalarını, mahkumlar için adil bir şans elde etmeyi zorlaştıran önceki gereksizce sert olan tamamlayıcı sonuçları muhatap alarak yorulmadan sürdürdü.116 Mesela, Personel Yönetimi Dairesinin kesinleşmiş “ban the box/kutuyu yasaklama” kuralını (burada yasaklanan kutu, iş başvurusunda bulunanlara bir suçtan dolayı hüküm giymiş olup olmadıklarını soran iş başvurusu demektir) – bu sistem federal organların rekabet servisinin, kıdemli yürütme servisi kariyerinde olduğu kadar, uygun şartlarda bir iş başvurusu yapılana kadar, binlerce iş için başvuru sahiplerine cezai ve güven tarihi hakkında soru sormayı yasaklamaktadır.117 Barındırma Dairesi ve Kent Kalkınması, konut sahibi olmayı sağlayanlar ve kamu konutları otoriteleri tarafından yürütülen rehberliklerde cezai kayıtların/sabıka kayıtlarının kullanılmasından feragat etti.118 Rehberlik, polis kayıtlarında taranan kriminal bir tarihin Adil Konut Sahibi Olma Yasası’nın ihlali olduğunu açıklamaktaydı.119 Eğer bu rehberlik ilkeleri orantısız şekilde belirli bir ırka mensup bireyleri veya diğer korunmalı karakterleri dışlar ve sahip olunması gerekli maddi, meşru, ayrımcı olmayan amaçları taşımazsa, bu daha az ayrımcı bir alternatifle hizmet veremez.120 Eğitim Dairesi yüksek okul başvurularında kutunun ötesinin gidişattaki önemini vurguladı – zira kriminal tarih hakkındaki gereksiz genişlikteki sorular, çoğu kez nitelikli öğrenciler için yüksek okul derecesini elde etme/takip etme konusunda caydırıcı ve yıldırıcı oluyordu.121

Fedaral düzeydeki değişikliklerin yeterli olmaması nedeniyle, Başkanlar aynı zamanda toplantılar düzenlemeye hizmet etmeli, özel veya devlet öğretim/eğitim sektöründe değişiklikleri teşvik etmeye yardımcı olmalıdırlar. Beyaz Saray’ın “Adil İş Vaadi/Taahüdü Şansı122 ve “Yüksek Öğrenimde Adil Şans Vaadi” programlarını başlatmasının nedeni de bundan dolayıdır. İş vaadi/taahhüdü, işverenlere yönelik olan ve ikinci şans vermede “kutu yasaklama” türü harekete geçme bariyerlerini azaltma sözü vermeleri,  başvuruda bulunanlar hakkındaki kriminal kayıt bilgilerinin uygun bir bağlamda incelenmesinin sağlanması ve işe alma uygulamalarında kriminal kayıtlardan dolayı ulaşılamaz iş yerleri uygulaması yapılmaması yönünde yapılan bir çağrıydı.124 Bu iş vaadi çağrısı üzerine 300’ün üzerinde Walmart, Intel, PepsiCo, Google, American Airlines, CVS Health, Koch Industries, Srabucks, Hershey Company, John Hopkins Hospyal ve Health System ve Universtiy of Pennsylnania125dahil pek çok şirket ve teşekkül beş milyondan fazla insanı istihdam etmeye başladı. Eğitim/öğretim vaadi yüksek okulların ve üniversitelerin, adil ikinci bir şans vermeyi desteklemek için bariyerleri azaltma hususunda vaatte bulunma konusunda harekete geçmelerini, özellikle öğretim/eğitim fırsatını genişletmelerini teşvik etti.126 Bugüne kadar, 172 bireysel kampüsü temsil eden altmış bir yüksek öğretim kurumu 1.8 milyonun üzerinde öğrenciye hizmet vermeyi imza altına aldı.127 Bizim umudumuz bu tür kamu-özel çabalarının, sadece gelecekteki yönetimler için bir model olması değil, aynı zamanda bu konulara hitap eden eyalet ve yerel liderler için de bir model olmasıdır.

INDEX

1. BARACK OBAMA, DREAMS FROM MY FATHER: A STORY OF RACE AND INHERITANCE 252 (2d ed. 2004).

2. JOHN K. WILSON, BARACK OBAMA: THIS IMPROBABLE QUEST 145 (2008); President Barack Obama, Remarks by the President in Address to the Illinois General Assembly (Feb. 10,2016), ht tps: // ww w. whi teh ous e. g o v/ the – press – off ice / 2 0 1 6 / 0 2 / 1 0 / r e m a r k s – p r e s i d e n t – a d d r e s s – i l l i n o i s- gen eral – assembl y [ h ttps :// perm a. cc/ EH 4 4 – Z S N 7] (describing professional relationships as a state senator and work on ethics reform and racial profiling issues); see also DAVID AXELROD, BELIEVER: MY FORTY YEARS IN POLITICS 140–41 (2015) (describing negotiations over racial profiling bill).

3. BARACK OBAMA, THE BLUEPRINT FOR CHANGE: BARACK OBAMA’S PLAN FOR AMERICA 49 (2007), h t t p : / / w w w . s l i d e s h a r e . n e t / U S e l e c t i o n s / t h e – b l u e p r i n t – f o r – c h a n g e – b a r a c k-obama-s-plan-for-america-presentation [https://perma.cc/6LKD-4VQ9].

4. See Ron Davis, What 21st Century Policing Means, WHITE HOUSE: BLOG (Mar. 2, 2015, 4:16 PM), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / b l o g / 2 0 1 5 / 0 3 / 0 2 / w hat- 2 1 s t – c e n t u r y – p o l i c i n g – m e a n s [ h t t p s : / /p e r m a . c c / E X W 2 – U 6 N 8]; Justin Ray, New Jersey Officer Meets President Obama, NBC 10 (Feb.26, 2015, 1:39 PM), h t t p : / / w w w . n b c p h i l a d e l p h i a . c o m / n e w s / l o c a l / N e w – J e r s e y – O f f i c e r – C a n d e n-President-Obama-Oval-Office-294229141.html [https://perma.cc/ALX6-9NJY].

5. See, e.g., President Barack Obama, Remarks by the President on Community Policing (May 18, 2015), h tt ps: // w w w. wh it eh ou se . g ov / t he – pr ess- o ff ice/ 2 0 1 5 / 0 5 / 1 8 / r e m a r k s – p r e s i d e n t – c o m m u n i t y- p olicing [ h ttps :/ / pe rm a . c c/ 4 V X H – B F 3 P] (describing how reforms to the police department and other initiatives helped transform “a city trapped in a downward spiral”); see also Jim Walsh, Report:Camden Dangerous, but Crime Down, COURIER-POST (Feb. 8, 2016, 8:53 PM), http://www. courierpos tonlin e. com/ st ory/ news / crime/ 2 0 1 6 / 0 2 / 0 1 / camden- nei ghb o rhoodsc out- crime – dan gerous/79649266 [https://perma.cc/TX35-8ZFE] (noting declines in Camden’s crime rate).

6. See President Barack Obama, Remarks by the President After Visit at El Reno Federal Correctional Institution (July 16, 2015), https:// ww w. whitehouse. go v/ the- press- offic e/ 2 0 1 5 / 0 7 / 1 6 remarks- president- after- visit- el-reno- federal-correctional-instituti on [ https:/ / per m a. cc/ 5 L F X-GM79].

7. See President Barack Obama, Remarks by the President at the 122nd Annual IACP Conference (Oct. 27, 2015), h t tp s: // ww w. wh it eh ous e . g o v/ t h e- pr ess – o f fi ce / 2 0 1 5 / 1 0 / 2 7 / r e m a r k s – p r e s i d e n t-122nd-annual-iacp-conference [https://perma.cc/FFE9-KZPD].

8. See, e.g., President Barack Obama, Remarks by the President at Community Forum at East End Family Resource Center (Oct. 21, 2015), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 5 / 1 0/ 2 1 / r e m a r k s – p r e s i d e n t – c o m m u n i t y – f o r u m – e a s t – e n d – f a m i l y – r e s o u r c e – c e n t e r [ h t t p s : / / p e r m a . c c / 5 3 4 B-GYKC]; Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: President Obama Announces New Actions to Promote Rehabilitation and Reintegration for the Formerly-Incarcerated (Nov. 2,2015), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 5 / 1 1 / 0 2 / f a c t – s h e e t – p r e s i d e n t – o b a ma-announces-new-actions-promote-rehabilitation [https://perma.cc/YN4X-7TS8].

9. See Neil Eggleston, President Obama Grants Another 98 Commutations in the Month of October, WHITE HOUSE: BLOG (Oct. 27, 2016, 4:00 PM), h tt ps:/ / w w w. w hiteh ou se. g ov/ bl o g/ 2 0 1 6/ 1 0 / 2 7 / p r e s i d e n t – o b a m a – g r a n t s – a n o t h e r – 9 8 – commutations – month – octob er [ h tt ps :// pe r m a . c c/ 2 L B A-YTQX].

10. See, e.g., Juliet Eilperin & Mike DeBonis, Obama Convenes Meeting on Criminal Justice Reform to Buoy Bipartisanship, WASH. POST (Dec. 3, 2015), h t t p s : / / w w w . w a s h i n g t o n p o s t . c o m/ p o l i t i c s / b i p a r t i s a n – c r i m i n a l – j u s t i c e – r e f o r m – c o a l i t i o n – h o l d s – w h i t e – h o u s e – m e e t i n g / 2 0 1 5 / 1 2 / 0 3/ 9 8 c b 7 d d e – 9 9 f a – 1 1 e 5 – b 4 9 9 – 7 6 c b e c 1 6 1 9 7 3 s t o r y . h t m l [ h t t p s : / / p e r m a . c c / 8 E 9 2 – 8 B D T]; Jordan Fabian, Obama Huddles with Key Republicans on Criminal Justice Reform, THE HILL (Feb. 5,2016), ht tp:// theh ill. com/ blogs/ bl og- briefing- room/ news- other- admi nis tration/ 2 6 8 4 2 7 – obam a- met- w i th – gr a s s l e y – g o od l at t e – on [ h t tp s : // p er m a . cc/ P 4 N Q – Y R J 9]. In addition to signing the Fair Sentencing Act of 2010, Pub. L. No. 111-220, 124 Stat. 2372 (codified at scattered sections of 21 and 28 U.S.C.), I also signed legislation that helps protect our men and women in uniform who are faced with threats, injuries, and death, see Rafael Ramos and Wenjian Liu National Blue Alert Act of 2015, Pub. L. No. 114-12, 129 Stat. 192 (to be codified at 42 U.S.C. §§ 14165–14165b), as well as an important expansion of federal hate-crime laws that covers crimes committed because of a victim’s sexual orientation or gender identity, see Matthew Shepard and James Byrd, Jr.,Hate Crimes Prevention Act of 2009, Pub. L. No. 111-84, 123 Stat. 2835 (codified at scattered sections of 18, 28, and 42 U.S.C.). See also President Barack Obama, Remarks by the President at Signing of the Rafael Ramos and Wenjian Liu National Blue Alert Act of 2015 (May 19, 2015), https:// www. whitehouse. gov/ the- press – office/ 2 0 1 5 / 0 5 / 1 9 / r em arks – president- signing- rafael- ramos- and- wenjian- liu- national- blue- ale [ https:/ / per ma. cc/ CT 5 K- 4 GCP]; The Matthew Shepard and James Byrd, Jr., Hate Crimes Prevention Act of 2009, U.S. DEP’T JUST. (Aug. 6, 2015), https://ww w. justic e. gov/crt/ matthew- shepard- and- james- byrd- jr- hate – crime s- prevention – act – 2 0 0 9 – 0 [https://perma.cc/9QAX-9G4F].

11. President Barack Obama, Remarks by the President at the NAACP Conference (July 14,2015), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 5 / 0 7 / 1 4 / r e m a r k s – p r e s i d e n t – n a a c p- c o n f e r e n c e [h t t p s : / / p e r m a . c c / 2 7 G Z – 7 F J M] (“Our communities are safer, thanks to brave police officers and hardworking prosecutors who put those violent criminals in jail.”); see also Obama, supra note 7 (“[Y]our work and your service really has helped make America safer than it’s been in decades, and that’s something for which every American should be proud.”); President Barack Obama, Remarks by the President at Memorial Service for Fallen Dallas Police Officers (July 12,2016), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e / 2 0 1 6 / 0 7 / 1 2 / r e m a r k s – p r e s i d e n t – m e m o r i a l- service- fallen – dallas- police- officers [ h ttps:// perm a. cc/ XV 6 4 – YHG J] (“Like police officers across the country, these men and their families shared a commitment to something larger than themselves. They weren’t looking for their names to be up in lights. They’d tell you the pay was decent but wouldn’t make you rich . . . . [T]he reward comes in knowing that our entire way of life in America depends on the rule of law; that the maintenance of that law is a hard and daily labor; that in this country, we don’t have soldiers in the streets or militias setting the rules. Instead, we have public servants — police officers .

12. THE SENTENCING PROJECT, AMERICANS WITH CRIMINAL RECORDS 2 (2015), http://w w w . s e n t e n c i n g p r o j e c t . o r g / w p – c o n t e n t / u p l o a d s / 2 0 1 5 / 1 1 / A m e r i c a n s – w i t h – C r i m i n a l – R e c o r d s-Poverty-and-Opportunity-Profile.pdf [https://perma.cc/8E96-WBJV]. 13 Id.

14. Peter Wagner, Jails Matter. But Who Is Listening?, PRISON POL’Y INITIATIVE (Aug. 14, 2015), h ttps :// w w w. prisonpolic y. o rg/bl o g/ 2 0 1 5 / 0 8 / 1 4 / j ail sm a tt er [ h tt ps: // per m a. cc / J D 3 3 – 5 F 7 Q] (compiling data retrieved from the Bureau of Justice Statistics’ Jail Inmates at Midyear Series 2007–2014).

15. THE SENTENCING PROJECT, FACT SHEET: TRENDS IN U.S. CORRECTIONS 2 (2015), http :// sen tenc ing proje ct . or g/ wp- c ont ent/ upl oad s/ 2 0 1 6 / 0 1 / Tren ds- in – US – C orrec ti ons. pdf [ ht tps://perma.cc/9Q5W-7GVG].

16. Id.

17. WHITE HOUSE COUNCIL OF ECON. ADVISORS, ECONOMIC PERSPECTIVES ON INCARCERATION AND THE CRIMINAL JUSTICE SYSTEM 23 (2016) [hereinafter ,ECONOMIC PERSPECTIVES ON INCARCERATION], h t tp s: // www. whitehouse.g ov /site s/ de fault/fi les/page /files/20160423_ceaincarcerationcriminaljustice.pdf. [https://perma.cc/L7SW-34LH].

18. PEW CHARITABLE TRS., COLLATERAL COSTS: INCARCERATION’S EFFECT ON ECONOMIC MOBILITY 7 fig.1 (2010), h t t p : / / w w w . p e w t r u s t s . o r g / ~ / m e d i a / l e g a c y / u p l o a d e d f i l e s / p c s.assets/2010/collateralcosts1pdf [https://perma.cc/U6H8-QGB4].

19. Data obtained from Inst. for Criminal Policy Research & World Prison Brief, Highest to Lowest — Prison Population Rate, PRISONSTUDIES.ORG, h t tp :/ / w w w. pr is on studie s. org/ h ighest- t o – l o w e s t / p r i s o n p o p u l a t i o n r a t e ? f i e l d r e g i o n t a x o n o m y t i d = A l l [ h t t p s : / / p e r m a . c c / 7 M G A-RAR7]. This ranking excludes territories and countries with populations of less than 200,000.See also ECONOMIC PERSPECTIVES ON INCARCERATION, supra note 17, at 24 fig. 18 (compiling the same statistics from 2015).

20. See, e.g., WILLIAM J. STUNTZ, THE COLLAPSE OF AMERICAN CRIMINAL JUSTICE 13 (2011) (“The consequence of those trends is an unsustainably large prison population, disproportionately composed of young African American men from poor urban neighborhoods.”).

21. See Sally Q. Yates, Deputy Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, Deputy Attorney General Sally Yates Delivers McNamara Memorial Lecture at Fordham University (Nov. 14, 2016), https:// w w w. ju s ti ce . g ov / op a/ s pe ec h/ d ep ut y- a t to r ne y – ge ne r al – s all y – q – y at es – d e l i v e r s – m c n a m a r a – m e m o r i all lecture- f ordham [ http s:// p erma . cc/ 7 T GM- 6 Z Z V] (“The Justice Department’s prison and detention costs have increased by almost three billion dollars in the past decade alone and now account for roughly one third of the department’s budget. This comes with significant public safety consequences because the growing [Bureau of Prisons (BOP)] budget is crowding out everything else we do at the department.”); see also CHARLES COLSON TASK FORCE ON FEDERAL CORRECTIONS,TRANSFORMING PRISONS, RESTORING LIVES 14 (2016), http://www.urban.org/sites/ default/ fil es/ al fre sco/ pu bli c ati on- p dfs/ 2 0 0 0 5 8 9 – T r a n s f o r m i n g – P r i s o n s – R e s t o r i n g – L i v e s . p d f [ h t t p s : / /perma. cc/ R 2 4 X- PK 2 N] (“The BOP’s growth and size have created a tremendous financial burden for the federal government, requiring significant investment in basic housing and infrastructure and leaving few resources for the important work of supporting rehabilitation and successful reentry.”).

22. Yates, supra note 21.

23. TRACEY KYCKELHAHN, U.S. BUREAU OF JUSTICE STATISTICS, JUSTICE EXPENDITURE AND EMPLOYMENT EXTRACTS, 2012 — PRELIMINARY tbl.1 (2015), h t tp:// w ww . bjs . gov/index. cfm ? ty= p bdetail& ii d= 5 2 3 9 [ http s:// per ma. c c/ RH 4 C- SUJG]; see also DIANE WHITMORESCHANZENBACH ET AL., THE HAMILTON PROJECT, THE BROOKINGS INST., TWELVE FACTS ABOUT INCARCERATION AND PRISONER REENTRY 4 (2016), https://www.brookings. edu/ wp – con tent/ uploads/ 2 0 1 6 / 1 0 / t hp-2 0 1 6 1 0 2 0 t welve_ facts incarceration pr is oner r eentr y. pdf[ h t t p s : / / p e r m a . c c / X V B 7 – A G L 6] (estimating total expenditures in 2012 based on U.S. Bureau of Labor Statistics and Bureau of Justice Statistics data); Does the U.S. Spend $80 Billion a Year on Incarceration?, COMM. FOR A RESPONSIBLE FED. BUDGET (Dec. 23, 2015), http://crfb.org/ b l o g s / u s – s p e n d s – 8 0 – b i l l i o n – y e a r – i n c a r c e r a t i o n [ h t t p s : / / p e r m a . c c / W N 4 K- B M 4 V] (fact-checking a similar estimate from 2010). 24 U.S. DEP’T OF EDUC., STATE AND LOCAL EXPENDITURES ON CORRECTIONS AND EDUCATION 5 exhibit 1 (2016), ht tps:// ww w 2 . e d. go v/ rschsta t/ ev al/ ot her/ expenditures- correct ions-education/brief.pdf [https://perma.cc/GAJ8-5LVN].

25. ECONOMIC PERSPECTIVES ON INCARCERATION, supra note 17, at 45–51 (2016).

26. Wagner, supra note 14.

27. See generally SARAH E. REDFIELD & JASON P. NANCE, AM. BAR ASS’N, SCHOOL-TOPRISONPIPELINE: PRELIMINARY REPORT (2016), h ttps: // ww w. americanbar. org/ content/dam/ ab a/ administrative/ diversi t y pipeline/ stppr eliminary repor t final. authchec kd am. p df [ h tt ps:/ /perma.cc/2TWQ-LGW2].

28. See, e.g., Timothy Head & Grover Norquist, The High Costs of Over-Incarceration, NAT’LREV. (Aug. 13, 2015, 4:00 AM), h tt p:// w w w. n at i on al revi e w. c om/ art icl e/ 4 2 2 4 7 6 / ov er – in c ar c er a ti on- n o t – m a k i n g – a m e r i c a – s a f e r [ h t t p s : / / p e r m a . c c / 3 S 2 U- Z H B 2]. See generally STEVEN RAPHAEL &MICHAEL A. STOLL, DO PRISONS MAKE US SAFER? THE BENEFITS AND COSTS OF THEPRISON BOOM (2009).

29. See generally NAT’L RESEARCH COUNCIL OF THE NAT’L ACADS., THE GROWTH OF INCARCERATION IN THE UNITED STATES 70–103 (2014) [hereinafter GROWTH OF INCARCERATION].The FBI calculates that the rate of violent crime was 372.6 per 100,000 people in 2015, compared to 469.0 in 2005, 684.5 in 1995, and 620.1 in 1986; the murder and manslaughter rate was 4.9 per 100,000 people in 2015, 5.6 in 2005, 8.2 in 1995, and 8.6 in 1986. See FBI, U.S.DEP’T OF JUSTICE, UNIFORM CRIME REPORTS tbl.1 (2015), h t tp s :// u cr . fb i . g ov / cr i me – i n – t h e – u s/ 2 0 1 5 / crime- in – th e- u. s. – 2 0 1 5 / tables /table – 1 / table_ 1 crime in the united stat es by volume and rate_ per 1 0 0 0 0 0 inhabitants 1 9 9 6 – 2 0 1 5 . xls [ http s:// pe rma. cc/ A 4 Q 2 – WM 5 6]; FBI, U.S. DEP’T OF JUSTICE, UNIFORM CRIME REPORTS tbl.1 (2005), h ttps:/ / ucr. f bi. g ov/ crime – in- t h e- u. s/ 2 0 0 5[ h t t p s : / / p e r m a . c c / 5 M C S – 4 9 A S ]; see also U.S. BUREAU OF JUSTICE STATISTICS, CRIMINAL VICTIMIZATION, 2015 (2016), ht t p:// ww w. b js. g ov/ content/ pub/ pd f/ cv 1 5 sum. pdf [ h ttps:// perma. c c/ X E Y 8 – 3 Q T J] (“From 1993 to 2015, the rate of violent crime declined from 79.8 to 18.6 victimizations per 1000 persons age 12 or older.”).

30. See GROWTH OF INCARCERATION, supra note 29, at 70–103; see also Rachel E. Barkow, Clemency and Presidential Administration of Criminal Law, 90 N.Y.U. L. REV. 802, 819 (2015) (“Elected officials responded to . . . public fear and dissatisfaction [with a ‘too lenient’ justice system] by taking ever-tougher stances on crime. Republicans embraced the strategy first, but Democrats quickly followed. Key interests have also pushed for more expansive and tougher criminal laws, including prosecutors, victims’ rights organizations, rural communities that may depend on prisons for jobs, private prison companies, and corrections unions.”).

31. Bryan Stevenson, a member of my Task Force on 21st Century Policing, has said that under the current justice system, it is often “better if you’re rich and guilty than if you’re poor and innocent.” Bryan Stevenson, We Need to Talk About an Injustice, TED (Mar. 2012), h ttps:// www. ted. com /talks / brya n s tev ens on we n e ed_ t o t al k_ a bo ut an in jus tic e/ tr a n s c r i p t ? l a n g u a g e = e n [ h t t p s : / /perma. cc/ UE Q 2 – Y UE K]; see also BRYAN STEVENSON, JUST MERCY 18 (2014) (“[T]he opposite of poverty is not wealth; the opposite of poverty is justice.”).

32. For example, studies have suggested no statistically significant difference in the rate of current drug use across races and ethnicities though the arrest and conviction rate for African Americans for drug crimes is significantly higher. See U.S. DEP’T OF HEALTH & HUMAN SERVS. RESULTS FROM THE 2013 NATIONAL SURVEY ON DRUG USE AND HEALTH: SUMMARY OF NATIONAL FINDINGS 26 (2014), http:// w ww . samh sa. g ov/ d at a/ sites/ defaul t/ files/ NS DUH results PDFWHTML 2013/Web/NSDUHresults2013.pdf [https://perma.cc/LZ4X-MZ38].

33. Obama, supra note 11.

34. Id.

35. ECONOMIC PERSPECTIVES ON INCARCERATION, supra note 17, at 4; see also JESSICA EAGLIN & DANYELLE SOLOMON, BRENNAN CTR. FOR JUSTICE, REDUCING RACIAL AND ETHNIC DISPARITIES IN JAILS 10–13 (2015), https :// w ww. brennan center. or g/ sites/ d efault/ files/ publicati ons/ Ra cial% 2 0 Dispari ties% 2 0 Rep ort% 2 0 0 6 2 5 1 5 . p df [ h tt ps:// perma. cc/ D TZ 4 – 8 VBA];LYNN LANGTON & MATTHEW R. DUROSE, BUREAU OF JUSTICE STATISTICS, U.S. DEP’T OF JUSTICE, POLICE BEHAVIOR DURING TRAFFIC AND STREET STOPS, 2011 (2013), http://w ww. b js. g ov/ c on ten t/ pu b/ pd f/ pb t ss 1 1 . pd f [ h ttps :// perma . cc / Y 4 X 3 – X R U 6]; THE SENTENCING PROJECT, REPORT OF THE SENTENCING PROJECT TO THE UNITED NATIONS HUMAN RIGHTS COMMITTEE REGARDING RACIAL DISPARITIES IN THE UNITED STATES CRIMINAL JUSTICE SYSTEM 1 (2013), h ttp:// sentencingproject. org/ wp- co ntent/ uploads/ 2 0 1 5 / 1 2 / Race- and- Justice- Shadow- Report- ICC PR. pdf [ https:// p erma. cc/ 8 9 F U- N UZ A]; RAM SUBRAMANIANETAL., VERA INST. OF JUSTICE, IN OUR OWN BACKYARD: CONFRONTING GROWTH AND DISPARITIES IN AMERICAN JAILS 12–13 (2015), ht tp:// www. safetyandjusti cechal le nge. org/ wp- content/ u pl oads/ 2 0 1 5 / 1 2 / incarcer ation- tren ds – in- o ur- own- back yard – repor t. pdf [ h ttps :// p e rma. c c/ H E A 4 – U 6 R L]; M. Marit Rehavi & Sonja B. Starr, Racial Disparity in Federal Criminal Sentences,122 J. POL. ECON. 1320 (2014).

36. ECONOMIC PERSPECTIVES ON INCARCERATION, supra note 17, at 5.

37. See Sarah K.S. Shannon et al., The Growth, Scope, and Spatial Distribution of People with Felony Records in the United States, 1948 to 2010, DEMOGRAPHY (forthcoming) (manuscript at 25), http://users.soc.umn.edu/~uggen/former_felons_2016.pdf [https://perma.cc/YS3H-EJVN].

38. Id. (manuscript at 26).

39. BARACK OBAMA, THE AUDACITY OF HOPE 253 (1st ed. 2006); see also Am. Psychological Ass’n Zero Tolerance Task Force, Are Zero Tolerance Policies Effective in the Schools? An Evidentiary Review and Recommendations, 63 AM. PSYCHOLOGIST 852, 853–54 (2008) (documenting and challenging the “key assumptions of zero tolerance policies”).

40. See LAUREN-BROOKE EISEN & INIMAI CHETTIAR, BRENNAN CTR. FOR JUSTICE,THE REVERSE MASS INCARCERATION ACT 6, 10 (2015), h t t p : / / w w w . b r e n n a n c e n t e r . o r g / s i t e s/ default/ files / publ ications/ The_ Rev erse_ Mass Incar ceration_ Act% 2 0 . pdf [ https:// perm a. cc/ W 6 2 K-5BK6] (describing state approaches to reducing crime and incarceration); see also BRENNANCTR. FOR JUSTICE, SOLUTIONS: AMERICAN LEADERS SPEAK OUT ON CRIMINAL JUSTICE (Inimai Chettiar & Michael Waldman eds., 2015), http:// w ww . bren nancen ter. org/ sit es/ defau lt/ fil es/ publications / Solutions American Leaders Speak_ Out. pdf [ https:// p erma. cc/ Q 5 X X – Y 8 JX] (compiling proposals for criminal justice reform from bipartisan public leaders); INT’L ASS’N OFCHIEFS OF POLICE, PARTNERSHIPS IN PRETRIAL JUSTICE (2016), http:// w ww. i acp. org/ P ortals/ 0 / documents/ pdfs/ IACP_ ParnersinPretrialJustice_ Final. pdf [ https: // perma. cc/ DC 9 K- YKTZ] (detailing state efforts to adopt risk-based reforms). 41 In Georgia, after criminal justice reform in 2012, prison admissions fell 8%, and the violent crime rate dropped to its lowest since 1980. BUREAU OF JUSTICE STATISTICS, U.S. DEP’T OF JUSTICE, IN BRIEF: EXAMINING THE CHANGING RACIAL COMPOSITION OF THREE STATES’ PRISON POPULATIONS 2 (2015), h t t p s : / / w w w . b j a . g o v / P u b l i c a t i o n s / C S G – R a c i a l PrisonPop. pdf [ h ttps:// per ma. cc/ HUU 4 – CHCD]; Statewide Crime Rates per 100,000 Population 1980–2015, GA. BUREAU INVESTIGATION, h t t p s : / / g b i . g e o r g i a . g o v / s i t e s / g b i . g e o r g i a . g o v / f i l e s/ relate d_ files/ sit e_ p ag e/ St ate wid e% 2 0 C r i m e % 2 0 Rat es% 2 0 p e r % 2 0 1 0 0 , 0 0 0 % 2 0 P o pulati on . pdf[ h t t p s : / / p e r m a . c c / U W M 3 – R V P 8]. In Texas, after reforms in 2007 that reduced sentencing terms for drug offenders, the violent crime rate declined by 20% between 2007 and 2011. See Sally Q.Yates, Deputy Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, Remarks at the National District Attorneys Association on Prosecution Integrity (July 21, 2015), h t t p s : / / w w w . j u s t i c e . g o v / o p a / s p e e c h/ deputy – a tt or ney – gener al – s all y- quil lian- ya tes – deliver s – r em ar ks – n a tion al- district – a tt orne ys [ ht tps:/ /perma. cc/ 7 U L A – R Y P Z]. Alabama has had a similar experience. See Press Release, Office of the Governor of Ala., Governor Bentley Addresses Congress on Alabama’s Prison Reform Efforts (July 14, 2015), h t t p : / / g o v e r n o r . a l a b a m a . g o v / n e w s r o o m / 2 0 1 5 / 0 7 / g o v e r n o r – b e n t l e y – a d d r e s s e s- c o n g r e s s – a l a b a m a s – p r i s o n – r e f o r m – e f f o r t s [ h t t p s : / / p e r m a . c c / X D B 6 – ATYD] (“In 2014, Alabama launched the Justice Reinvestment Initiative (JRI), a comprehensive study of the state’s criminal justice system to identify ways to implement more cost effective criminal justice policies. The goal of JRI is to generate state savings that can be reinvested in evidence-based strategies that will increase public safety while holding offenders accountable for crimes. . . . The legislation is expected to reduce the state’s prison population by more than 4200 people, avert more than $380 million in future costs and provide supervision for 3000 more people upon release from prison.”).

42. See, e.g., THE SENTENCING PROJECT, LIFE GOES ON: THE HISTORIC RISE IN LIFE SENTENCES IN AMERICA 3, 15–16 (2013), ht tp:/ / s enten cin gpr oje ct. org/ wp – c on ten t/ u plo ads/ 2 0 1 5 / 1 2 / Li f e- G o es – O n . pd f [ h t tp s: // p er m a. cc / W G 7 B – Z F 6 6] (noting that, even amid broad policy reform, there is little debate about the use of and appropriateness of life sentences, and that “[l]ife without parole is a mandatory sentence upon conviction under three strikes laws in 13 states and the federal government,” id. at 16).

43. Within Congress, the supporters of criminal justice reform include Senators John Cornyn, Mike Lee, and Rand Paul, as well as Congressmen James Sensenbrenner and Trey Gowdy, among others. See Criminal Justice Reform Initiative, HOUSE JUDICIARY COMMITTEE, https://jud ic i ar y. h ous e . g ov / is su e/ cri mi n al – j us ti ce – r e f orm – i nit i a ti ve [ h t t p s : / / p e r m a . c c / K 6 S 9 – U K U D]; see also Seung Min Kim, Compromise Struck on Criminal Justice Reform, POLITICO (Apr. 28, 2016,11:03 AM), h tt p:/ / w w w. p olit ic o. c o m/ st or y/ 2 0 1 6 / 0 4 / criminal – just ice – refor ms en at e- 2 2 2 5 7 7 [ h tt ps:/ /perma. c c/ C GJ 2 – A GT 8]. There are also a host of Left-Right coalitions in this space. Most notably, in 2015, a group called the Coalition for Public Safety launched with a mission “to make our criminal justice system smarter, fairer and more cost effective.” About the Coalition, COALITION FOR PUB. SAFETY (2015), h t t p : / / w w w . c o a l i t i o n f o r p u b l i c s a f e t y . o r g / a b o u t [ h t t p s : / / p e r m a . c c / Z 8 G 5-BZKB]. The organization partners with many of the nation’s most prominent conservative andprogressive organizations — including organizations backed by Grover Norquist and the Koch brothers. See The Importance of Action, COALITION FOR PUB. SAFETY (2015), http://www. co aliti onf or publ ic safety . or g [ h tt ps :// per m a. cc/ 5 D CV- 7 5 Y 7] (listing partner organizations). On March 27, 2015, the Bipartisan Summit for Criminal Justice Reform brought together more than ninety speakers in Washington, D.C., in an event hosted by Pat Nolan and former Speaker of the House Newt Gingrich, among others. See Edgar Saavedra, A Bipartisan Summit on Criminal Justice Reform, #CUT50 (Mar. 27, 2015), htt p:// ww w. cu t 5 0 . or g/ s um m it 1 [ htt ps:// per ma. cc/ JP K 5-QD6Q]. Governor Nathan Deal of Georgia, a state that has led on these issues, spoke at the event about the impact drug courts can have on the lives of those struggling with addiction and seeking to earn their second chance. See Bipartisan Summit: Georgia Governor Nathan Deal,YOUTUBE (Mar. 26, 2015), https: // w ww . you tub e. c o m/ w atc h? v= u G a 4 5 J Nw 7 kU [ h ttp s:// perm a. c c/6FGP-EQSN].

44. President Barack Obama, Remarks by the President in Arm Chair Discussion on Criminal Justice with Law Enforcement Leaders (Oct. 22, 2015), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s- o f fic e/ 2 0 1 5 / 1 0 / 2 2 / r e m a r k s – p r e s i d e n t – a r m – c h a i r – d i s c u s s i o n – c r i m i n a l – j u s t i c e – l a w – e n f orcement [ht tps :// pe rm a. cc / HR 4 Q – K N 7 U] (“[T]his is a staged process. We will lose the public if we try to do everything at once without having data and evidence . . . . If, on the other hand, we do it systematically, methodically, . . . [and] we’re not telling prosecutors you’re going to be promoted based on how many maximum sentences you get, but rather based on how wise your use of prosecutorial discretion — if all those things prove that we’re still doing a good job controlling crime,then I think we’ve got something to build on.”).

45. Peter Wagner & Bernadette Rabuy, Mass Incarceration: The Whole Pie 2016, PRISON POL’Y (Mar. 14, 2016), ht tps:// w ww . prisonp olic y. org/ reports/ pie 2 0 1 6 . h tml [ h ttps:/ / perm a. cc/ N 4 W B-4T8C].

46. “Resolution of prosecutorial questions usually is conceived as lying at the heart of the executive power vested in the President,” then-Professor Elena Kagan observed in a seminal article on presidential administration. Elena Kagan, Presidential Administration, 114 HARV. L. REV. 2245,2357 (2001). “But it is in this area, because so focused on particular individuals and firms, that the crassest forms of politics . . . pose the greatest danger of displacing professionalism and thereby undermining confidence in legal decisionmaking.” Id. at 2357–58.

47. See, e.g., Rachel E. Barkow, Separation of Powers and the Criminal Law, 58 STAN. L. REV.989, 1017 (2006).

48. See Kate Andrias, The President’s Enforcement Power, 88 N.Y.U. L. REV. 1031, 1051 (2013).

49. See id. at 1070–72; see also Kagan, supra note 46, at 2357–58.

50. See Eggleston, supra note 9.

51. See Past Inmate Population Totals, FED. BUREAU PRISONS (Dec. 1, 2016), h t t p s : / / w w w. bop. gov/ about/ st atis tics / populations tatistics . js p [ h ttps :// per m a . c c / G Z 3 R- TSV Y] (providing historical inmate totals from 1980 to 2016); see also PATRICK A. LANGAN ET AL., BUREAU OF JUSTICE STATISTICS, U.S. DEP’T OF JUSTICE, HISTORICAL STATISTICS ON PRISONERS IN STATE AND FEDERAL INSTITUTIONS, YEAREND 1925–86, at 12 (1988), h ttps :// ww w. n cjrs. g ov/ pd ff ile s 1 / di git iz at i on/ 1 1 1 0 9 8 n c j r s . p d f [ h t t p s : / / p e r m a . c c / Y 9 H S- A 2 4 R] (presenting historical data that suggests the last President to see a decrease in the federal inmate population while in Office was President Jimmy Carter).

52. There were historic decreases in violent crime in 2014. While the most recent FBI Uniform Crime Report (UCR) data suggests that crime increased overall in 2015, it is important to remember that 2015 still represented the third-lowest year for violent crime in the past two decades. See Crime in the United States 2015, FBI, https:// ucr . f bi. gov/ crim e- in- t he- u. s/ 2 0 1 5 / crim e- in- the- u. s.- 2 0 1 5 / h ome [ ht tp s:// perma . cc/ WF Q 5 – 5 5 S 3]; Crime in the United States 2014, FBI, h tt ps:// ucr. fbi. g ov/ crime – in- the- u. s/ 2 0 1 4 / c r i m e – i n-the-u.s.-2014 [https://perma.cc/7YB8-P98F].

53. These actions were undertaken not at my direction, but because of the strong, principled leadership of Eric Holder and Loretta Lynch, the two outstanding Attorneys General who served in my Administration. In many respects, the most consequential actions I took in this area were my decisions to entrust these dedicated public servants (and other senior officials in the Department of Justice) with the authority to use their discretion wisely and to provide guidance and set an example for the thousands of federal prosecutors across the United States. This point is consistent with recent scholarship that demonstrates the important role prosecutors have played in escalating the length of sentences and can play in easing them. See, e.g., John. F. Pfaff, The Micro and Macro Causes of Prison Growth, 28 GA. ST. U. L. REV. 1239, 1242 (2012) (describing the important role county prosecutors have played in prison population growth).

54. Memorandum from Eric Holder, Jr., Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, to All Federal Prosecutors (May 19, 2010), h t t p : / / s u b j e c t t o i n q u i r y . d e f a u l t . w p 1 . l e x b l o g . c o m / f i l e s / 2 0 1 3 / 0 9 / H o l d e r- Ch ar g in g- M em o- 5 – 1 9 – 1 0 . pd f [ h ttp s:/ / p erm a. cc / D 5 9 9 – RP VA]; see id. at 3 (“This memorandum supersedes previous Department guidance on charging and sentencing including the September 22, 2003 memorandum issued by Attorney General John Ashcroft . . . , the July 2, 2004 memorandum issued by Deputy Attorney General James Comey . . . and the January 28, 2005 memorandum issued by Deputy Attorney General James Comey . . . .”).

55. Id. at 1.

56. See Memorandum from Eric Holder, Jr., Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, to the United States Attorneys & Assistant Attorney General for the Criminal Division 1 (Aug. 12, 2013), https://w w w. jus tic e. g ov/ sites/ default/ f iles / oip/ legacy/ 2 0 1 4 / 0 7 / 2 3 / a g- m emo- departmen t – policy pon – charging mandatory – minimum- sentences- recidivist- enhance ments- i n- c ertain – drugc ases. pdf [ h t tps:// p erma . c c / 9 U M G – B 3 L 9]. A footnote in the memo notes that “[a]s with every case, prosecutors should determine, as a threshold matter, whether a case serves a substantial federal interest. In some cases, satisfaction of the . . . criteria [for declining to charge under a mandatory minimum statute] meant for low-level, nonviolent drug offenders may indicate that prosecution would not serve a substantial federal interest and that the case should not be brought federally.” Id. at 2 n.3.

57. Memorandum from Eric Holder, Jr., Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, to Department of Justice Attorneys (Sept. 24, 2014), h tt ps : // w w w . j us ti c e. g ov / oip / f o i a- li br ar y/ a g gu id a nc e on s ec ti o n 851 enhancements in plea negotiations/download [https://perma.cc/VWW7-9CCK].

58. Memorandum from James M. Cole, Deputy Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, to All Federal Prosecutors (Oct. 14, 2014), h tt ps :/ / w w w . ju st ic e . g ov / fi le / 7 0 1 1 1 / d o w n l o a d [ h t t p s : / / p e r m a . c c / V 7 7 2 -EVBU].

59. See, e.g., NAT’L ASS’N OF ASSISTANT U.S. ATT’YS, THE DANGEROUS MYTHS OF DRUG SENTENCING “REFORM” 10–11 (2015), h t t p s : / / w w w . n a a u s a . o r g / 2 0 1 3 / i m a g e s / d o c s/ Dan gerous- Myt hs- of- Drug- Sente ncing- Ref orm. pdf [ https:// perma. c c / F Z 8 D- H 8 W 9] (predicting that lower mandatory minimums would inhibit a prosecutor’s ability to dismantle criminal organizations); Letter from Robert Gay Guthrie, President, Nat’l Ass’n of Assistant U.S. Att’ys, to Senator Patrick Leahy, Chairman, and Senator Charles Grassley, Ranking Member, Senate Judiciary Comm. (Jan. 31, 2014), http :// w w w. n aaus a. or g/ 2 0 1 3 / ima ges/ docs/ M andMinSentencin Leg Oppose 013114.pdf [https://perma.cc/ZSX5-3QBU].

60. See Press Release, Office of Pub. Affairs, U.S. Dep’t of Justice, New Smart on Crime Data Reveals Federal Prosecutors Are Focused on More Significant Drug Cases and Fewer Mandatory Minimums for Drug Defendants (Mar. 21, 2016), ht tps:// ww w. justice. gov/ opa/ pr/ ne w- smart- crime- da ta – reveals – fed eral- pr osecut ors- are- f ocused – more – signifi can t- d ru g – cases- and [ ht tps:// perma. cc/67U4-6Z2N] (noting that “the percentage of defendants with an aggravating role steadily increased” while the number of drug cases with mandatory minimums has fallen).

61. See BUREAU OF JUSTICE STATISTICS, U.S. DEP’T OF JUSTICE, CORRECTIONAL POPULATIONS IN THE UNITED STATES, 2013 (2014), http :// ww w . b js. g ov/ cont en t/ p ub / pdf/ cp us 1 3.pdf [https://perma.cc/2FQ2-T48B].

62. See BUREAU OF JUSTICE STATISTICS, U.S. DEP’T OF JUSTICE, CORRECTIONAL POPULATIONS IN THE UNITED STATES, 2014, at 2 (2015), h t t p : / / w w w . b j s . g o v / c o n t e n t / p u b / p d f/cpus14.pdf [https://perma.cc/VG8R-PPQR].

63. See U.S. SENTENCING COMM’N, OVERVIEW OF FEDERAL CRIMINAL CASES FISCALYEAR 2015, at 7–8 (2016), http:// w ww. ussc. gov/ site s/ default/ fil es/ p d f/ researc h- and- publications/ r e s e a r c h – p u b l i c a t i o n s / 2 0 1 6 / F Y 1 5 Over vie w Fed er al Crim in al C as es. pd f [ ht tps :// p er ma. cc/ BY 2 9-6H87]. The U.S. Sentencing Commission attributed this significant reduction to “a change in the policy of the Department of Justice in 2013 as to how to charge drug cases.” Id. at 8; id. at 12 n.8 (providing data from fiscal years 2013 and 2014)

64.See Yates, supra note 21.

65.Pub. L. No. 111-220, 124 Stat. 2372 (2010) (codified as amended in scattered sections of 21 and 28 U.S.C.).

66.Id. § 3 (codified at 21 U.S.C. § 844(a) (2012)).

67.Restoring Fairness to Federal Sentencing: Addressing the Crack-Powder Disparity: Hearing Before the Subcomm. on Crime & Drugs of the S. Comm. on the Judiciary, 111th Cong. 2–3 (2009) (Statement of Sen. Richard J. Durbin, Chairman, S. Subcomm. on Crime & Drugs).

68.Smarter Sentencing Act of 2014, S. 1410, 113th Cong.; see also Smarter Sentencing Act of 2015, S. 502, H.R. 920, 114th Cong. (a similar bill introduced in 2015). 69 S. 1410.70 Id. § 4.

71.Id. § 2.

72.Id. § 3(b).

73.CONG. BUDGET OFFICE, COST ESTIMATE, S. 1410 SMARTER SENTENCING ACT OF 2014 (Sept. 11, 2014), h t t p s : / / w w w . c b o . g o v / s i t e s / d e f a u l t / f i l e s / 1 1 3 t h – c o n g r e s s – 2 0 1 3 – 2 0 1 4/costestimate/s141000.pdf [https://perma.cc/8ETY-KHS9].

74.See, e.g., 161 CONG. REC. S1378–80 (daily ed. Mar. 10, 2015) (statement of Sen. Grassley); 160 CONG. REC. S4449–50 (daily ed. July 14, 2014) (statement of Sen. Grassley); 159 CONG. REC. S6511–13 (daily ed. Sept. 17, 2013) (statement of Sen. Grassley).

75.S. 2123, 114th Cong.

76.H.R. 3713, 114th Cong. (2015).

77.See S. 2123 § 101.

78.See id. § 106.

79.Id. § 202(a)(6)(A).

80.Id. § 211.

81.See CONG. BUDGET OFFICE, COST ESTIMATE, S. 2123 SENTENCING REFORM AND CORRECTIONS ACT OF 2015 (2016), h t t p s : / / w w w . c b o . g o v / s i t e s / d e f a u l t / f i l e s / 1 1 4 t h – c o n g r e s s – 2 0 1 5- 2 0 1 6 / costestimate/ s 2 1 2 3 – r. pdf [ htt ps:// perm a. cc/ RF 8 A- W 6 P J] (estimating cost savings of over $1 billion over ten years).

82.See, e.g., Sentencing Reform and Corrections Act of 2015: Hearing on S. 2123 Before the S.Comm. on the Judiciary, 114th Cong. (2015) (statement of Sally Quillian Yates, Deputy Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice).

83.See Press Release, Families Against Mandatory Minimums, Senate Judiciary Committee Approves the Sentencing Reform and Corrections Act (Oct. 22, 2015), h t t p : / / f a m m . o r g / s e n a t e- j ud ic i ar y – c om mi tt ee – a pp r ov es – th e – se n te nc in g- re f o r m- a nd – c orr ec t i o n s – a c t [ h t t p s : / / p e r m a . c c / T 7 L H-GQL7].

84.Press Release, Coal. for Pub. Safety, Statement by Deputy Director Jessica Berry on Senate Judiciary Committee Approval of Sentencing Reform and Corrections Act (Oct. 23, 2015), http://www. c oalitionforpublic safety. org/ s tatement- by- dep uty- director- je ssi ca- berry- on- senate- judiciarycommittee- approval- of- se ntencin g- ref orm- and- cor rections- ac t [ ht t ps:// perma. c c/ G 9 QA- F H 8 9].Members and funders of the Coalition for Public Safety include the American Civil Liberties Union(ACLU), Americans for Tax Reform, the Center for American Progress, the Faith and FreedomCoalition, the Ford Foundation, Freedom Works, Koch Industries, Inc., the Laura and JohnArnold Foundation, the Leadership Conference Education Fund, the MacArthur Foundation, the NAACP, and Right on Crime. About the Coalition, supra note 43.

85.Press Release, Int’l Ass’n of Chiefs of Police, IACP Announces Support for the Sentencing Reform and Corrections Act (May 11, 2016), h t t p : / / w w w . i a c p . o r g / V i e w R e s u l t ? S e a r c h I D = 2 6 5 8 [https://perma.cc/YF3G-759G].

86.Letter from Michael J. Bouchard, Vice President of Gov’t Affairs, Major Cty. Sheriffs’Ass’n, to Mitch McConnell, Majority Leader, U.S. Senate, and Harry Reid, Democratic Leader, U.S. Senate (May 11, 2016), h t t p : / / w w w . m c s h e r i f f s . c o m / p d f / n e w s / m c s a _ s u p p o r t _ s _ 2 1 2 3 sntencing reform and corrections act.pdf [https://perma.cc/KC95-Q7EJ].

87,Letter from William Fitzpatrick, President, Nat’l Dist. Att’ys Ass’n, to Mitch McConnell,Majority Leader, U.S. Senate, and Harry Reid, Democratic Leader, U.S. Senate (Apr. 26, 2016), http:/ / w w w. nd a a. org/ p df/ N DAA % 2 0 S upp ort% 2 0 Le tter% 2 0 on % 2 0 S e ntencin g% 2 0 Re fo rm% 2 0 a nd %20 Corrections%20 Act.pdf [https://perma.cc/HC99-FA78].

88.See Letter from Ronal Serpas,Co-Chairman,Law Enf’t Leaders to Reduce Crime& Incarceration,et al., to Mitch McConnell, Majority Leader, U.S. Senate, et al. (Jan. 20, 2016),ht tp :/ / l aw enforc e men tl e a de rs. or g/ wp – c on t en t/ up l o a ds/ 2 0 1 6 / 0 1 / L aw- En f orc em e nt – L e a ders – S C RA- Le t ter – o f- Sup p o rt. pd f [ ht tp s: // perma . c c/ SJ 3 M – J L N U] (signed by over seventy leaders of law enforcement agencies on behalf of a group that represents more than 160 law enforcement leaders).

89.Despite broad support, there was vocal opposition from some while others pushed for the reform legislation to be paired with proposals such as mens rea reform that could undermine public safety and harm progressive goals. See, e.g., James Hohmann, Why Criminal Justice Reform May Actually Get Done This Year — If These Two Hurdles Can Be Overcome, WASH. POST: THE DAILY 202 (May 9, 2016), https :// www. w as hingtonp os t. com / ne ws / po wer pos t/ pal om a/ daily- 2 0 2 / 2 01 6 / 0 5 / 0 9 / dail y- 2 0 2- wh y- crimin al – justice – reform – may – ac tuall y- get – done – this- ye ar- i f- these – t wo- hurdle s- can- be- overcome/ 5 7 2 ff 0 7 c 9 8 1 b 9 2 a 2 2 d 6 c 6 5 5 3 /? utm_ term=. 2 6 9 8 1 4 bf 1 7 1 4 [ https:// pe rma. cc / S M 5 Z – L A 2 L] (describing the “uphill battle” facing legislation in Congress despite broad support in Congress and from outside organizations).

90.OFFICE OF THE DEPUTY ATT’Y GEN., U.S. DEP’T OF JUSTICE, REPORT AND RECOMMENDATIONS CONCERNING THE USE OF RESTRICTIVE HOUSING 6 (2016), https://www.justice.gov/dag/file/815551/download [https://perma.cc/R8SR-QZRH].

91.ASS’N OF STATE CORR. ADM’RS, TIME-IN-CELL: THE ASCA LIMAN 2014 NATIONAL SURVEY OF ADMINISTRATIVE SEGREGATION IN PRISON 3 (2015), ht tps :// w w w. l a w. y ale . ed u/ system / file s/ ar ea/ center/ lim an/ doc ument/ asc a- lima n_ adminis trati ve s egr egationr epor t . pdf [ https ://perma.cc/M9L2-PSTU].

92.Barack Obama, Opinion, Why We Must Rethink Solitary Confinement, WASH. POST (Jan.25, 2016), ht tps:/ / w ww . washi ng to n post . c om/ opini on s/ barack- ob am a- wh y- we – mu st – ret hink- s olit ar y- c o n f i n e m e n t / 2 0 1 6 / 0 1 / 2 5 / 2 9 a 3 6 1 f 2 – c 3 8 4 – 1 1 e 5 – 8 9 6 5 – 0 6 0 7 e 0 e 2 6 5 c e _ s t o r y . h t m l ? u t m _ t e r m=.de37d0e6df0e[https://perma.cc/3Y3V-XUMS].

93.Id.

94.Id.; see also Davis v. Ayala, 135 S. Ct. 2187, 2210 (2015) (Kennedy, J., concurring)(“[R]esearch still confirms what this Court suggested over a century ago: Years on end of neartotal isolation exact a terrible price.” (citing Stuart Grassian, Psychiatric Effects of Solitary Confinement, 22 WASH. U. J.L. & POL’Y 325 (2006))).

95.Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: Department of Justice Review of Solitary Confinement (Jan. 25, 2016), https:// www . whitehouse. gov/ the- press – office/ 2 0 1 6 / 0 1 / 2 5 / fact-sheet-department department-justice-review-solitary-confinement [https://perma.cc/G27J-XB9A]. 96 Id.

97.Id.

98.Obama, supra note 92.

99.See generally OFFICE OF THE DEPUTY ATT’Y GEN., supra note 90.

100.RESTRICTIVE HOUS. COMM, AM. CORR. ASS’N, RESTRICTIVE HOUSING PERFORMANCE BASED STANDARDS (2016), h t t p : / / w w w . a c a . o r g / A C A _ P r o d -I M I S / A C A M e m b e r/ S t a n d a r d s A c c r e d i t a t i o n /S t a n d a r d s /R e s t r i c t i v e H o u s i n g C o m m i t t e e/ AC A M em be r/ S t an d ard s and Accreditation/Restrictive Housing Committee/ Restr ictive H o u s ing Committee . as px? h key =458418a3-8c6c-48bb-93e2-b1fcbca482a2 [https://perma.cc/4G4J-Q5TM].

101.CTY. OF L.A. BD. OF SUPERVISORS, MEETING TRANSCRIPT OF THE LOS ANGELESCOUNTY BOARD OF SUPERVISORS (2016), http:// file. lacount y. gov/ SDSIn ter / bos / s op/ tran sc rip ts/ 2 4 3 4 5 2 0 5 0 3 1 6 C. P DF [ h tt ps :/ / p erm a. cc / C E D 4 – N 5 M 3]; see also Abby Sewell & Garrett Therolf,L.A. County Severely Restricts Solitary Confinement for Juveniles, L.A. TIMES (May 3, 2016),ht tp : // ww w. l a ti m es. c o m/ l ocal/ l a n o w/ l a – m e – l n – juvenile – solitary – 2 0 1 6 0 5 0 3 – s t or y . h tm l [ h tt ps :/ / p er m a.cc/M8W6-PWGZ].102 72 NEB. ADMIN. CODE § 83-173.03 (2016).

103.See Rose Hoban, Ending Solitary for Juveniles, Prison Commissioner Cites Use of Evidence-Based Alternatives, N.C. HEALTH NEWS (June 21, 2016), ht t p:// ww w . n or th ca roli n ahe alth n e w s. o r g / 2 0 1 6 / 0 6 / 2 1/ endin g- s olit ar y -for – juv eniles – pris on-c ommissi oner – cites- use- of-evidence-based-alternatives [https://perma.cc/9BU8-XGBL].

104.Sally Q. Yates, Phasing Out Our Use of Private Prisons, U.S. DEP’T JUST.: JUST. BLOGS,(Aug. 18, 2016), h t t p s : / / w w w . j u s t i c e . g o v / o p a / b l o g / p h a s i n g – o u t – o u r – u s e – p r i v a t e – p r is o ns [ h t tps :/ /p e r m a . c c / 6 S P A – 6 5 R R]; see also OFFICE OF THE INSPECTOR GEN., U.S. DEP’T OF JUSTICE, REVIEW OF THE FEDERAL BUREAU OF PRISON’S MONITORING OF CONTRACT PRISONS (2016), https://oig.justice.gov/reports/2016/e1606.pdf [https://perma.cc/D73V-36QA].

105.LOIS M. DAVIS ET AL., RAND CORP., EVALUATING THE EFFECTIVENESS OF CORRECTIONAL EDUCATION: A META-ANALYSIS OF PROGRAMS THAT PROVIDE EDUCATION TO INCARCERATED ADULTS (2013), h t t p s : / / w w w . b j a . g o v / P u b l i c a t i o n s / R A N D C o r r e c t i o n a l- Education- M eta – Analysi s. pdf [ htt ps:// perma. cc / 7 7 HC- G 5 3 8] (“[O]n average, inmates who participated in correctional education programs had 43 percent lower odds of recidivating than inmates who did not. . . . This translates into a reduction in the risk of recidivating of 13 percentage points for those who participate in correctional education programs versus those who do not.” (emphasis omitted)).

106.Press Release, Office of Pub. Affairs, U.S. Dep’t of Justice, Justice Department Announces Reforms at Bureau of Prisons to Reduce Recidivism and Promote Inmate Rehabilitation (Nov. 30,2016), h t t p s : / / w w w . j u s t i c e . g o v / o p a / p r / j u s t i c e – d e p a r t m e n t – a n n o u n c e s – r e f o r m s – b u r e a u – p r i s o n s-reduce-recidivism-and-promote-inmate [https://perma.cc/3QL7-7AQR].

107.Prison Reform: Reducing Recidivism by Strengthening the Federal Bureau of Prisons, U.S.DEP’T JUST., https:/ / www. justi ce. gov/ pri son – re for m (last updated Dec. 2, 2011) [htt ps:/ / pe rm a. Cc /WZB3-377E].

108.National Reentry Week: April 24–30, 2016, U.S. DEP’T JUST., h t t p s : / / w w w . j u s t i c e . g o v/reentry/reentry-week [https://perma.cc/8KZL-WUUW].

109.U.S. DEP’T OF JUSTICE, ROADMAP TO REENTRY (2016), ht tps:// ww w . justi ce. go v/ reentry file/844356/download [https://perma.cc/7TWY-N7PG].

110.Memorandum from Sally Q. Yates, Deputy Att’y Gen., U.S. Dep’t of Justice, to Thomas R.Kane, Acting Dir., Fed. Bureau of Prisons (Nov. 30, 2016), https :// w w w. jus tic e. g ov/ da g/ p a ge/ fil e /914051/download [https://perma.cc/S9LA-YUS5].

111.JAMES ELWELL, AMY FRIEDER, NIRUPAMA RAO & AARON SOJOURNER, COUNCIL OF ECON. ADVISERS, NEW ESTIMATES OF POPULATIONS AFFECTED BY CRIMINAL JUSTICE BY STATE, RACE, AND YEAR 2 (2016).

112.Id.

113.Press Release, Office of the Press Sec’y, Presidential Memorandum — Promoting Rehabilitation and Reintegration of Formerly Incarcerated Individuals (Apr. 29, 2016), https://www. whitehouse. gov/ the- pres s- office/ 2 0 1 6 / 0 4 / 2 9 / presid e ntial- memorandu m- promoting- reh abilitation-and-reintegration [https://perma.cc/CNW5-WPPD].

114.Id.

115.Id.

116.See generally FED. INTERAGENCY REENTRY COUNCIL, A RECORD OF PROGRESS AND A ROADMAP FOR THE FUTURE (2016), h t t p s : / / c s g j u s t i c e c e n t e r . o r g / w p – c o n t e n t / u p l o a d s/ 2 0 1 6 / 0 8 / FIRC- R eentry- Report . pd f [ https:// p erma. c c/ VD 3 G – Z H L 2] (describing work of the Federal Interagency Reentry Council in its first five years).

117.Beth Colbert, “Banning the Box” in Federal Hiring, OFF. OF PERSONNEL MGMT.:DIRECTOR’S BLOG (Apr. 29, 2016), https:// www. op m. gov/ blogs/ Dire ctor/ 2 0 1 6 / 4 / 2 9 / Banning- the-Box-in-Federal-Hiring [https://perma.cc/9G9N-L2DX].

118.HELEN R. KANOVSKY, U.S. DEP’T OF HOUS. & URBAN DEV., OFFICE OF GENERAL COUNSEL GUIDANCE ON APPLICATION OF FAIR HOUSING ACT STANDARDS TO THE USE OF CRIMINAL RECORDS BY PROVIDERS OF HOUSING AND REAL ESTATE–RELATED TRANSACTIONS (2016), ht tp:// por tal. hud. g ov/ hudportal/ d ocuments/ huddoc? id= HU D O GC Gui dAppFHAStandCR.pdf [https://perma.cc/5JC7-FZP7].

119.42 U.S.C. §§ 3601–3619 (2012).

120.KANOVSKY, supra note 118.

121.U.S. DEP’T OF EDUC., BEYOND THE BOX: INCREASING ACCESS TO HIGHER EDUCATION FOR JUSTICE-INVOLVED INDIVIDUALS 4 (2016), h tt ps: // w w w 2 . ed . g ov/ d ocu m ents / b eyond-the-box/guidance.pdf [https://perma.cc/TCQ5-GD8U].

122.Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: White House Launches the Fair Chance Business Pledge (Apr. 11, 2016), h tt ps:/ / w w w. wh it eh ouse . go v/ th e- p ress- o ffi ce / 2 0 1 6 / 0 4 / 1 1/fact-sheet-white-house-launches-fair-chance-business-pledge [https://perma.cc/W6QJ-RK6B].

123.Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: White House Launches the Fair Chance Higher Education Pledge (June 10, 2016), h t t p s : / / w w w . w h i t e h o u s e . g o v / t h e – p r e s s – o f f i c e/ 2 0 1 6 / 0 6 / 1 0 / f a c t – s h e e t – w h i t e –  hous e – l a u n c h e s – f a i r – c h a n c e – h i g h e r – e d u c a t i o n – p l ed g e [ h tt ps :// p erm . c c/JLE9-RND8].

124.Press Release, supra note 122.

125.See Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: White House Announces New Commitments to the Fair Chance Business Pledge and Actions to Improve the Criminal Justice System (Nov. 30, 2016), https:// www. whitehouse. gov/ the- pr ess – office / 2 0 1 6 / 1 1 / 3 0 / fact- sheet- white- house- announce s- new- commitme nts- fair- chance- b usines s [ https:/ / p erma. cc / E M F 7 – K P A V] (“Today’s signatories to the Fair Chance Business Pledge bring the total number of pledged employers to over 300.”); Press Release, Office of the Press Sec’y, FACT SHEET: White House Announces New Commitments to the Fair Chance Business Pledge (Aug. 16, 2016), h t tp s :/ / w w w . whitehouse. g ov/ the – press- o ff ice/ 2 0 1 6 / 0 8 / 1 6 / fa ct- sheet – w hite- ho use- ann ounces – ne w- c ommitme nts- f air- chance-business [https://perma.cc/7WW7-EBPL]; Press Release, supra note 122.

126.Press Release, supra note 123.

127.Press Release, U.S. Dep’t of Educ., FACT SHEET: White House Announces New Commitments to Fair Chance Higher Education Pledge (Sept. 14, 2016), http:// www. ed. gov/ news/ p re ss- r e l e a s e s / f a c t – s h e e t – w h i t e – h o u s e – a n n o u n c e s – n e w – c o m m i t m e n t s – f a i r – c h a n c e – h i g h e r – e d u c a t i o n-pledge [https://perma.cc/86AV-3LQS].

128.The Pardon Clause vests the President with “Power to grant Reprieves and Pardons for Offences against the United States, except in Cases of Impeachment.” U.S. CONST. art. II, § 2, cl. 1.

Dur, dinle. Hep konuşursan hiçbir şey duyamazsın.” Kızılderili Atasözü

JOSE MUJICA’NIN UYGAR DÜNYAYA VERDİĞİ DERS!

Uruguay’ın önceki Devlet Başkanı Jose Mujica, Birleşmiş Milletler tarafından 20-22 Haziran 2012 tarihleri arasında Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde düzenlenen ‘Rio+20 Zirvesi’nde sade ama çok önemli bir konuşma yapar. Eski bir Tupamaro Gerillası olan, uzun yıllar hapis yatan Mujika’nın konuşması, kendisi gibi son derece sahici olmasının yanı sıra, her yönüyle eğitici ve ders vericidir. .

Mujika’nın kendi ana dilinde yaptığı konuşmayı İngilizce tercümesinden Türkçeye çevirmiş ve bu blogda 06 Kasım 2015 tarihinde “Bir Kara Koyun! Jose Mujica” başlığıyla yazdığım yazının içinde paylaşmıştım.

Günümüzün iktidarının onca sorunumuz arasında durup dururken ve hiç de önceliğimiz olmamasına, çözeceğinden daha fazla sorun yaratacağının muhakkak olmasına rağmen, topluma dayattığı anayasa değişikliği ile sorun yarattığı, ülkeyi baştan aşağıya gerdiği, başta siyaset olmak üzere pek çok şeyin çirkinleştiği günümüz Türkiye’sinde, hayata, hayatımıza, siyasete, dünyaya, ülkemize başka türlü bakmamız ve bir nefes almamız hususunda belki işe yarar diye Mujika’nın bu konuşmasını aşağıda sizinle yeniden paylaşıyorum. Okuyalım;

“Burada bulunan her düzeyden ve organizasyondan bütün yetkililere teşekkür ediyorum. Brezilya halkına ve Bayan Başkan Dilma Roueesff’e teşekkür etmek istiyorum. İyi niyetinden kuşku duymadığım benden önce konuşan bütün konuşmacılara açıklamaları için teşekkür ediyorum.

Yöneticiler olarak burada biz, bizim için önemi bulunan kendi iç irademizi, insanlığın sefilliğine neden olan sözleşmelere bağlılığımızı, bunlarla ilişkilerimizi sürdürebilme şansımızı ifade ettik.

Her şeye rağmen burada bulunmamızı, bazı soruları yüksek sesle sorma fırsatı olarak görmemiz gerekir. Zira bütün bir öğleden sonramızı, kitleleri yoksulluğun pençesinden kurtarabilmek için sürdürülebilir kalkınma üzerine konuşmakla geçirdik.

Zihinlerimizdeki titreşimler, çağrışımlar nelerdir? Toplumları refaha taşımanın ardında şekillenen kalkınma ve tüketim modeli bu mudur? Sorum şudur: Bu gezegende Hindistan halkının, Almanya’da her bir aileye düşen araba kadar arabası olması durumunda neler olabilir? Nefes alabilmemiz için geride daha ne kadar oksijen olmalıdır? Daha açıkçası; Bugün 7-8 milyar insanın yaşadığı dünya, insanların aynı tüketim düzeyine sahip olmalarını, bolluk içindeki Batı toplumlarının refahı için mi israf ediyor? Bu mümkün olabilir mi? Bugün daha farklı analizler yapabilecek miyiz? Çok büyük ve patlayıcı bir maddi ilerleme sağlamak üzere devir aldığımız bu uygarlığı, ne yazık ki, pazarın, tüketimin nesline dönüştürdük. Pazar ekonomisi, pazar toplumlarını yarattı. Ve bunun bize getirisi, bütün bir gezegenin farkına varmak demek olan küreselleşme oldu.

Biz mi küreselleşmeyi yönetiyoruz, yoksa küreselleşme mi bizi yönetiyor? Vahşi bir rekabete dayanan bu ekonomik düzen içinde, dayanışmadan, yardımlaşmadan, hep birlikte var olmaktan söz edebilir miyiz? Kardeşliğimizi daha ne kadar sürdürebileceğiz?

Ben bu etkinliğin önemini zayıflatacak herhangi bir şey söylemek istemiyorum. Aksine, meydan okumamız gereken şeyin, muazzam önemdeki büyük krizler, ekolojik krizler olmadığını, siyasi krizler olduğunu söylüyorum.

Günümüz insanı, kendisini özgür bırakmayan güçleri yönetmemekte, insanı ve insan hayatını bu güçler yönetmektedir. Oysa biz bu gezegene, ayrımcılığı daha da çoğaltmak için gelmedik. Bu gezegene mutlu olmak için geldik. Zira hayat kısadır ve elimizden kaçıp gider.

Sahip olduğumuz hiçbir şey, hayat kadar değerli ve asıl değildir. Ama hayat parmaklarımızın arasından kayıp giderse eğer, daha fazla tüketmek için daha fazla, çok daha fazla çalışırsak eğer, toplumun mutlak motoru tüketim olursa eğer, ne olur? Tüketim felç olduğunda, ekonomi durur. Ekonomi durduğunda, durgunluk hayaleti ortaya çıkar. Gezegene zarar verecek olan şey, aşırı tüketimdir. Ve aşırı tüketim, büyümek için daha çok satmaya, bunun için de malların ömrünün kısa olmasına ihtiyaç duyar. Bir elektrik ampulünün ömrü 1000 saatten fazla değildir. Ömrü 100.000 saat olan ampuller de vardır. Ama bunlar imal edilmez. Bunun nedeni pazardır, pazar ekonomisidir. Buna hizmet etmek için daha çok çalışmak, “kullan at” uygarlığına destek olmak, kısır döngü tuzağına düşmek zorundayız. Siyasetin doğasında olan bütün bu sorunlar, bize farklı bir kültür için mücadele etmemiz gerektiğini söylüyor.

Bütün bunları mağara adamının zamanına dönmek ya da geçmişin heykelini dikmek için söylemiyorum. Sadece böyle devam edemeyeceğimizi, pazar tarafından yönetilemeyeceğimizi, aksine pazarı bizim yönetmemiz gerektiğini ifade etmek için söylüyorum.

Kendi mütevazı düşünce şeklimle şunu demek istiyorum: bugün karşı karşıya olduğumuz sorun siyasaldır. Eski düşünürler, Epikürüs, Seneca ve hatta Aymara bunu şu şekilde ifade etmişlerdir: “Fakir insan küçük insan değildir, daha fazla, daha fazla, sonsuza kadar daha fazla isteyen ve buna ihtiyaç duyan insan küçük insandır.” Bu bir kültür sorunudur.

Yapılan anlaşmaları, gösterilen çabaları takdir ediyorum. Yönetici olarak bunlara bağlı olacağım. Söylediğim şeylerin bir kısmının kolay sindirilemeyeceğini biliyorum. Ama bunlara su krizinin ve çevre saldırganlığının neden olmadığını da bilmek durumundayız. Bütün bunların nedeni, bizim yarattığımız uygarlık modelidir. O nedenle yaşama tarzımızı yeniden gözden geçirmek zorundayız.

Ben hayat için gerekli doğal kaynakları çokça bahşedilmiş küçük bir ülkeye mensubum. Benim ülkemde 3 milyondan biraz fazla insan var. Bir kısmı dünyanın en iyi ırkı olan 13 milyondan fazla büyükbaş hayvan mevcut. 8 veya 10 milyon civarında en iyi cins koyun var. Benim ülkem, yiyecek, et, mandıra ürünleri ihraç eden bir ülke. Çok fazla dağlık olmayan, daha çok düzlüklerden oluşan benim ülkemdeki arazilerin %90’nından fazlası verimli.

Benim yoldaşım olan işçiler, geçmişte günde sekiz saatten daha fazla çalışıyorlardı. Bugün 6 saat çalışıyorlar. Fakat 6 saat çalışan işçi, günde iki ayrı iş yapıyor, dolayısıyla bugün dünden daha çok çalışıyor. Peki, neden? Çünkü motosikleti için, arabası için, başkaca şeyler için aylık ödeme yapması gerekiyor, böyle yaptığı için de kendisini, benim gibi romatizmalı yaşlı bir adam, hayatını neredeyse tamamlamış bir adam gibi hissediyor.

İçinizden birileri, insan hayatının kaderi bu mudur diye sorabilir. Bunlar son derece temel olan şeylerdir. Ama gelişme, kalkınma insanın mutluluğunun karşısında olamaz. Belirleyici olan hayattır. Birikim ve tüketim değildir. İnsan mutluluğunun yararına çalışmak, dünyadaki sevgi, insani ilişkiler, çocukların bakımı, arkadaşlara sahip olmak, bizim temel ihtiyaçlarımızdır. Kalıcı olan bunlardır, aşktır, dostluktur, yardımlaşmadır, dayanışmadır, ailedir. Çevre için mücadele edersek eğer, çevrenin temel unsurunun, insanın mutluluğu için olduğunu da hatırlarız.”

Ankara Barosunda Staj Kurulu Üyeliği ve Başkanlığı, Yönetim Kurulu Üyeliği, Baro Başkan Yardımcılığı görevlerini başarıyla yapan, avukatlık mesleğinde son derece deneyimli, yetkin ve saygın bir isim olan değerli meslektaşım Salih Akgül ile birlikte üzerinde çalıştığımız AVUKATLIK HUKUKU isimli kitabımızın bir bölümünü aşağıda sizinle paylaşıyor, görüş, düşünce, eleştiri ve önerilerinizi bekliyoruz. Saygılarımızla.

AVUKATLIK HUKUKU –

Avukatlık Hukuku ile ilgili bir kitaba sanırım en iyi tarihle, avukatlık mesleğinin, bu mesleğin örgütü olan baroların tarihi ile başlanır. Zira tarih bize sadece geçmişimizi anlatmaz, yaşadığımız günü, yani bugünü ve hatta geleceği anlatır. Esasen dünü, dün olanları ve yaşananları bilmeden bugünü anlamak, geleceğe dair çıkarımlarda bulunmak, projeksiyonlar yapmak mümkün değildir. Onun için bu kitabı yazmaya avukatlık mesleğinin ve bir anlamda onunla iç içe olan baroların tarihini anlatmakla başladık. Daha sonra günümüze, avukatlık mesleğinin, baroların bugününe, yani pozitif hukuktaki düzenlemelerine geleceğiz.

AVUKATLIK MESLEĞİNİN VE BAROLARIN TARİHSEL GELİŞİMİ –

a- BATI TARİHİ YÖNÜNDEN –

Avukatlık mesleği tarihin yazımladığı en eski mesleklerinden birisidir. Bu yönüyle kadim bir meslektir. Yani başlangıç tarihi tam olarak tespit edilmiş ve hatta mevcut bilgi ve belgelerin yeterli olmaması nedeniyle tespit edilebilir değildir. Bununla birlikte mevcut kayıtlara göre avukatlık mesleğinin başlangıcı eski Yunan’a, oradan da Roma’ya kadar gider. Nitekim avukat sözcüğü Yunancada ‘üstün, ayrıcalıklı ve güzel konuşan’ anlamlarına gelen “AdcoCatus” sözcüğünden türetilmiştir.

Ve hatta mitolojiye göre, savunma görevini ilk üstlenenler, Zeus’un kızları olan “Litai”lerdir. Litailer “suç işleyenlerin kandırıldıklarını” savunuyorlar ve Zeus’tan onları bağışlamasını talep ediyorlardı. O nedenle, mitolojik yönden avukatlık mesleğinin ilk temsilcileri Litailer olarak kabul edilir. Suç Tanrıçası Ate’nin kız kardeşleri olan Litailer, kötü ruhlu, kışkırtıcı, günaha ve suça teşvik edici Ate’ye karşı hem iyilerin savunucusu, hem de suç ve günah işleyenlerin af dileyicisiydiler. Litailerin Ate’nin etrafında dönmelerinin nedeni Ate’nin insanları suça ve günaha teşvik etmesine engel olmaktır. Çirkin görüntülerinin aksine yüce bir ruha sahip olan ve bu ruhla görev yapan Litailer, günümüzde avukatların yaptıkları şeyi yapmışlar, yani insanları suçtan ve cezadan uzak tutmaya çalışmışlar, suç işlediklerinde ise onları savunmuşlardır.

Avukatlığın meslek olarak şekillenmesinden önce, yine eski Yunan’da özgür ve erkek kişiler arasından seçilen ve daha ziyade hizmet verdikleri kişilerin dost ve akrabaları olan, bu kişilerin mahkeme önündeki açıklamalarını, savunmalarını, iddia ve taleplerini tamamlayan ve Yunanca “synagore” olarak isimlendirilen kişileri avukatlık mesleğinin ilk temsilcileri olarak sayabiliriz. (1)

Bir sonraki aşamada avukatlık mesleğinin kadim temsilcileri olarak “legographes”leri görürüz. Bunlar mahkemede söylenecek sözleri, bu bağlamda iddia ve savunmayı mahkeme huzuruna çıkmadan önce hazırlayan, zaman zaman da mahkemede davacı, davalı veya sanıkların yanında hazır bulunarak onlara hukuki konularda yardımcı olan kişilerdir. (2)

Eski Yunan’da ve Roma’da avukatlık mesleğini icra etme hakkı ve yetkisi sadece özgür erkeklere tanınmıştı. Yani kölelerin avukatlık yapma hakkı ve yetkisi yoktu. Sadece kölelerin değil, ana-babalarına saygısızlık edenlerin, vatan savunmasına katılmayanların, bazı kamu görevlerini yapmayı reddedenlerin, ahlaka aykırı işlerle uğraşanların, onurlu bir hayat sürmeyenlerin de avukatlık yapmaları mümkün değildi. Avukatlık mesleğinin icrasıyla ilgili bu ilk sınırlamalar ve kısıtlamalar, Yunancada “üstün, ayrıcalıklı” anlamlarına gelen “AdcoCatus” sözcüğünün anlamına ve işlevine, yani “avukat” unvanına uygun bir kişiliğe sahip bulunmamanın doğal sonucuydu.

İlk baro Atina’da kurulmuştur. Atina Şehir Devleti’nin ilk yöneticilerinden olan Draca, sadece şehir devletinin değil, Atina Barosu’nun da ilk yasal düzenlemelerini yapan kişidir. Draca’dan sonra göreve gelen ve MÖ. 640-560 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Solon, sadece devlet adamı ve şair değil, yaptığı reformlarla Atina demokrasisinin temelini atan kişidir. Kendi adıyla anılan, kadim Yunan anayasasını ve hatta dünyanın ilk anayasası olan Solon Anayasası’nı hazırlayan Solon, aynı zamanda bu uygarlığın yedi bilgesinden birisidir. “Kanunlar örümcek ağlarına benzer: Güçsüz ve hafif şeyler ona yakalanır; daha ağır olanlar ise onu parçalayıp geçer” diyen Solon, Draca’nın başlayıp şekillendirdiği Atina Barosu’nun yasal düzenlemelerini tahkim ederek sürdüren kişidir.

Kadim Yunan’da olduğu gibi, eski Roma’da da avukatlık onurlu bir meslektir. O nedenle avukatlar yaptıkları hizmetlerin karşılığında bir ücret almazlardı. Bunun nedeni, Romanın tanınmış avukatlarından ve şairlerinden olan Ovidus tarafından “Güzel kadınların güzelliklerini satmaları ne kadar utanç verici ise, bir avukatın yardımını satması da o kadar utanç vericidir” şeklinde ifade edilmiştir. (3)

Esasen Roma Hukuku’ndaki “guato litis” yasağının, yani ücret alma ve ücret sözleşmesi yapma yasağının kaynağı ‘avukatın bağımsızlığı’ ilkesinden çıkmıştır. (4) Çünkü profesyonellik anlayışının daha henüz mevcut olmadığı o dönemin anlayışına göre, ücret alınması ve ücret sözleşmesi yapılması, avukatın işini yapmayı üstlendiği kişi veya kişilere bağlı ve bağımlı hale gelmesi ve dolayısıyla avukatın bağımsızlığını kaybetmesi olarak kabul ediliyordu.

Bununla birlikte, Roma’da Cumhuriyet Döneminde yüksek görevlere giden yol avukatlık mesleğinden geçiyordu. Bu bağlamda, Çiçero konsül olduğu zaman avukattı. Aynı şekilde Roma Devleti’nin imparatorluğa dönüşmesinde en önemli pay sahibi olan Cesar da, kendisine imparatorluğu giden yolu açan konsül olmadan önce, Roma Barosu’nda kayıtlı olarak avukatlık yapıyordu.

Eski Yunan ve Roma dönemindeki parlak günlerinden sonra avukatlık, özellikle Ortaçağda gerilemeye başlamış ve giderek önemsiz, sıradan bir meslek haline gelmiştir. Bunun en önemli nedeni, insanlığın en karanlık, en utanılacak çağı olan engizisyon döneminde delillerin tamamının işkence, itiraf gibi hukuk ve insanlık dışı usullerle elde edilmesi ve buna bağlı olarak savunmanın yok sayılması ve dolayısıyla avukata gereksinim duyulmamasıdır. Onun için kaba gücün, işkencenin, engizisyonun egemen olduğu Ortaçağ’da avukatlık mesleği çok fazla bir gelişme gösterememiştir. Zira bu süreçte kanıtlar, işkence ve itirafla elde edildiği için savunma ve onun uzmanı olan avukat gereksiz kabul ediliyordu.

Avukatlık mesleği insanlığın aydınlık çağı olan Rönesans ile birlikte yeniden gelişme göstermeye başladı. Bu dönemde avukat, “Yumuşak, sakin, Tanrı’dan korkan, gerçeği ve adaleti seven kişi” olarak tanımlanıyordu. Yine bu dönemde Fransa’da avukatlar mesleklerini ikamet ettikleri yer dışında da yaptıkları için “adaletin gezici şövalyeleri” olarak nitelendiriliyordu. (5) Avukatlığın şövalyelik gibi bir düzene bağlanması da bu döneme rast gelir. Bu düzen gereği “Kamu Şövalyeleri” olarak adlandırılan avukatlar, kendilerini şövalyelik onuru ile bağlı saydılar. (6)

O dönemin Fransa’sında avukatlık mesleğinin saygınlığını ve ağırlığını gösteren bir diğer olgu, 18. Louis’nin “Fransa Kralı olmasaydım, Bordeaux’da avukat olmak isterdim” demiş olmasıdır. Yine Montesquieu’nun, “Lettress Persanes” isimli eserinin kahramanı olan yargıçın yaptığı, “Avukatlar bizim için canlı kitaplardır. Görevleri bizi, aydınlatmaktır.” şeklindeki tespit, sadece o dönem için geçerli ve doğru olan bir tespit değil, aynı zamanda günümüzün de bir gerçeğidir. Zira dün de, bugün de yargılama süreci içinde, gerek getirdiği delillerle, gerekse sunduğu emsal nitelikteki yargı kararları ve doktrinde ileri sürülen görüşlerle karar verme mevkiinde olan yargıcı, yargıçları aydınlatan avukattır, avukatlardır.

Roma hukuk ve adalet sisteminin Fransa’da tanınması ve uygulanmaya başlaması Roma İmparatorluğu’nun Fransa’yı istila etmesinden sonra başlamıştır. Fransa’da Ortaçağın başlangıcına kadar Roma Hukuku’ndaki yöntemlerle sürdürülen avukatlık mesleği, Ortaçağ’da gerek engizisyonun, gerekse feodalitenin etkisiyle önemini ve işlevini yitirmiştir.

Avukatlık mesleği Kıta Avrupasındaki diğer pek çok meslek gibi uzunca bir süre lonca sisteminin etkisinde kalmıştır. (7) Esasen kapitalizm öncesindeki geleneksel toplumlarda tüm mesleki örgütlenmeler lonca düzeni içinde gerçekleşiyordu. Hiyerarşik bir yapıya sahip olan lonca sistemi, toplumsal örgütlenmenin bir şekli olarak düzenlenmiş bir yapıydı. Cemaat ve erken dönemdeki dinsel kurum örgütlenmelerine benzeyen bu yapı, mesleğe girişten yükselmeye ve meslekten ayrılışa kadar olan her aşamayı en ince ayrıntısına kadar düzenleyen ve kurallara bağlayan bir örgütlenme şekliydi. (8) Son derece disiplinli ve kendi dışına kapalı olan bu yapı içinde, haklardan daha çok görevler, yükümlülükler ve sorumluluklar vardı. Lonca içinde çıraklıkla başlayan hiyerarşik süreç, kişiyi başarısına ve yeteneğine bağlı olarak lonca içinde en yüksek statü olan ustalığa kadar taşıyordu. Sistemin kendisi toplumsal bir faaliyet üretmekten daha çok, sisteme dahil olanları toplum içinde gelir ve meslek sahibi ve buna bağlı olarak ayrıcalıklı yapan bir özellikteydi. Lonca sisteminin bireyi kendi içinde eriterek yok eden hiyerarşik yapısı, her şeyden önce avukatlık mesleğinin bağımsız olması gerektiği fikriyle ve avukatın halkın içinde olması anlayışıyla çatışıyordu. O nedenle, avukatlık mesleği lonca sisteminin hakim olduğu süreçte çok fazla bir gelişme ve ilerleme olanağı bulamadı.

Fransa’da avukatların lonca tarzındaki örgütlenmeyle bağlarını koparmaları Fransız İhtilali ile mümkün olmuştur. (9) Özgürlük, kardeşlik, eşitlik ilkelerinden hareket eden Fransız İhtilali, o tarihe kadar hiyerarşik bir anlayışla örgütlenen ve kendi içinde bu anlayışın gerektirdiği gizemli ve ayrıcalıklı yapılar oluşturan bütün geleneksel kurumları, bu kapsamda lonca kurumunu da yıkmıştır. Fransa’yla ve Fransız İhtilali’yle başlayan bu kopuş, yarattığı sinerji ile kıta Avrupasındaki diğer ülkelerdeki ve toplumlardaki kopuşu da etkilemiştir.

Avukatların imtiyaz sistemine dayanan ve hiyerarşik bir yapıya sahip bulunan lonca düzeninden kurtulmaları beraberinde önemli bir değişimi, dönüşümü ve ilerlemeyi getirdi. Bu bağlamda, avukatlık mesleği dönemin ruhuna uygun olarak modernleşmeye, avukatlar bulundukları toplumda toplumsal inisiyatifler kullanmaya başladılar. Avukatın ve avukatlık mesleğinin bağımsızlığı fikri, serbest bir meslek olması ve yanı sıra kamusallık düşüncesi, mesleki saygınlık, mesleğin dürüstlük anlayışına bağlı olarak yürütülmesi, avukatlık mesleğinin ticari bir faaliyet olarak kabul edilmemesi, reklam yasağı, kılık kıyafet, iş sahibinin talimatlarına hukuka uygunluk temelinde bağlılık gibi (10) işlerliğini günümüzde de büyük ölçüde sürdüren ilke ve değerler bu değişimin ve dönüşümün getirdiği en önemli sonuçlardır.

Ne var ki, lonca sistemine son vermekle avukatlık mesleğinin önünü açan Fransız Devrimi, 14 Haziran 1791 tarihinde kendisi de avukat olan Le Chapelier’in önerisi üzerine kabul edilen ve o nedenle adını da ondan alan ve büyük burjuvazinin çıkarlarını koruyan Le Chapelier Kanunu ile sendikaların, derneklerin, meslek kuruluşlarının faaliyetinin yasaklanmasıyla önemli bir darbe almıştır. Bu darbenin etkisiyle barolar yasanın yürürlükten kaldırıldığı 1848 yılına kadar çok fazla bir gelişme gösterememiş ve hatta kısmen gerilemiştir. Daha sonra yine Fransa’da 1852-1870 ve 1920 ile 1930 yılları arasında yapılan yasal düzenlemelerle, barolar bugünkü klasik yapısına kavuşmuş, meslek örgütünün kazanımlarına bağlı olarak avukatlık mesleği de ilerleme kaydetmeye başlamıştır.

Başta Fransa olmak üzere pek çok kıta Avrupası ülkesinde engizisyonun etkisiyle ve özellikle Ortaçağ’da avukatlık mesleğinin etkili olamaması olgusu İngiltere’de yaşanmamıştır. Zira İngiltere engizisyon sürecinin dışında kalmıştır. Bunun nedeni İngiliz Anglikan Kilisesi’nin Katolik olmaması ve o nedenle Katolik Kilisisesi’ne dahil bulunmaması ve hatta ona muhalif olmasıydı. Magna Carta ile birlikte başlayan hukuki gelişme ve dönüşme, Common Law’ı, yani İngiliz Ortak Hukuku’nu yaratmıştır. Common Law kurumuyla birlikte İngiliz yargı sistemi kurulmuştur. Bununla birlikte 11.yüzyıldan sonra ortaya çıkan ve ilk kez 13.yüzyılda lonca şeklinde örgütlenen avukatlık mesleği, ‘Judge-made law’, yani ‘yargıç yapımı hukuk’ olarak nitelendirilen İngiliz Ortak Hukuku’nun aktif öznesinin yargıç olması nedeniyle uzunca bir süre geri planda kalmış ve İngiltere’de çok fazla bir ilerleme sağlayamamıştır.

İngiltere’de Common Law ile başlayan süreçte ve başlangıçta, herhangi bir hukuki formasyonu olmayan ve “dava vekili” adıyla faaliyet gösteren kişiler mahkemelerde iş yapmakta ve halkın hukuki sorunlarını çözmekteydi. “Attorney” olarak isimlendirilen bu kişiler, davalarla ilgili gerekli hazırlıkları yapıyorlar ve bunu takiben ihtilafların mahkeme önüne getirilmesini sağlıyorlardı. Attorney statüsünde olan dava vekillerinin duruşmalara katılma yetkilerinin olmaması nedeniyle duruşmalara “Barrister” adı verilen bir başka statüdeki dava vekilleri katılıyordu. Bu dönemde “Barrister”lerin daha kıdemli ve deneyimli olanlarına “Serjeant” deniyordu. Bu dava vekilleri zaman içinde avukat statüsünü kazandılar. Bu gelişme doğrultusunda İngiltere’de avukatlar arasında kast sistemi temelinde iki ayrı statü ortaya çıktı. Bir tarafta daha kıdemli ve imtiyazlı Serjeantler ve bunlardan biraz daha alt derecede olan Barristerler, diğer tarafta Attorney adı verilen meslek mensupları oluştu. 19.yüzyılda Attorneylerin yerini  “Solicitor” adı verilen avukatlar aldı. Yirminci yüzyılda Serjeant ve Attorney görev ve unvanları kaldırıldı ve böylece günümüzde mevcut olan “Barrister” ve “Solicitor”  biçimindeki ayırım ve kast sistemi oluştu. Barristerler ayrıntılı eğitim almış uzman avukatlardır. Uzman avukat sıfatıyla barristerler, davanın taraflarına hukuksal görüşlerini, kanaat ve değerlendirmelerini sunarlar. Yine davaları mahkemelerde yürütmek Barristerlerin görev, yetki ve uzmanlık alanı içindedir. Solicitorlar ise hukuki veya ticari konularda danışmanlık yapan avukatlardır. Bu bağlamda solicitorlar uyuşmazlıklarla ilgili olarak kendi görüş ve kanaatlerini iş sahiplerine bildirirler. Davaların yasal hazırlıklarını solicitorlar yerine getirirler ve açılacak davalarda görev yapacak Barristerlar ile bağlantı sağlarlar. Baristerlar ve solicitorlar genellikle ortak bürolarda birlikte veya şirketleşerek çalışırlar. (11)

Avukatlık mesleğini Amerika Birleşik Devletleri’ne taşıyanlar İngilizler olmuştur. Bununla birlikte ve başlangıçta, başta New England kolonisi olmak üzere pek çok kolonide avukatlık mesleğinin icrasına karşı oldukça güçlü bir direnç yaşanmıştır. Bu direncin merkezinin New England kolonisi olmasının en önemli nedeni, bu koloniye İngiltere’den göç edenlerin hemen hepsinin Püriten olmalarıdır. İngilizce “saf” ve “saflık” anlamına gelen ‘pure’ ve ‘purity’ sözcüğünden türetilen Püritenlik özü itibariyle ahlaki bir anlayış ve dini bir inançtır. 16. ve 17. yüzyıllarda Kraliçe I. Elizabeth’in İngiliz Kilisesi’nde başlattığı reform hareketine karşı çıkan ve kendilerini “saflığı“, yani temizliği, arılığı arayanlar olarak tanımlayan Protestan nitelikte bir doktrin ve ibadet şekli olan Pürütenlik ve Püritenler, hem dinsel, hem de toplumsal anlamda son derece tutucu bir anlayışa ve inanca sahiptirler. “İnsanın insana boyun eğmeyeceğini, insanın sadece Tanrı’ya boyun eğeceğini” savunan, Ingiltere’yi hem bunun için, hem de Anglikan Kilisesini ıslah etmenin mümkün olmaması nedeniyle terk eden Puritenlerden oluşan New England göçmenlerinin, avukatlara ve avukatlık mesleğine karşı çıkarken kullandıkları argümanlar; ‘Her insan kendi haklarını bizzat koruyabilecek güce ve yeteneğe sahip olmaları ve gerek kendi aralarında, gerekse kendileri ile koloni yönetimi arasında herhangi bir anlaşmazlık çıkmayacağı yönünde bir inanca sahip bulunmaları ve o nedenle avukatlara ihtiyaçları olmadığı’ şeklindeydi.

Ne var ki, New England göçmenleri de dahil aynı görüşteki diğer koloni halkları kısa bir süre sonra, insanların tamamının melek olmadığını, içlerinde şeytanların da olduğunu, insan doğasının mekan değiştirmekle değişmeyeceğini, hemen her toplumda ve bütün zamanlarda insanlar arasında çekişmeler olabileceğini, bunların çözümü için mahkemelere, yargıçlara, avukatlara ve yasalara gereksinim olduğunu, Charles Dickens’in özlü deyişi ile ‘kötü insanlar olmasaydı, iyi avukatlar olmazdı‘ gerçeğini bizzat yaşayarak ve tecrübe ederek öğrenmek zorunda kaldılar.

Bir süre sonra hem New England’da, hem de diğer kolonilerde, bireyler arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek, yönetimin emirlerini dinlemeyenleri yola getirmek, suç işleyenleri cezalandırmak, kamu düzenini korumak amacı ile mahkemeler kuruldu ve hemen arkasından avukatlar kolonilerde görünmeye başladı. Diğer ülkelerin tarihinde olduğu gibi, Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihi de, zaman içinde sağlıklı bir yargı ve hukuk düzeni kurmadan, avukatlar ve avukatlık mesleği olmadan: herhangi bir siyasal toplumda adil ve etkili bir yapı oluşturmanın; bu yapıyı istikrarlı şekilde sürdürmenin; bireylerin hukuki güvenliğini sağlamadan canlarını, mallarını ve ırzlarını korumanın; sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturmanın; ekonomik ve toplumsal yönden ilerleme sağlamanın; dahası siyasal toplumu, yani devletin kendisini inşa etmesinin ve demokratikleştirmesinin mümkün olmadığını tüm insanlığa gösterdi.

Bu gelişmelere bağlı olarak, o tarihlerde Amerika’da hukuk fakültesi olmadığı için Orta Atlantik’te ve Güney kolonilerde yerleşik varlıklı ailelerin Ingiltere’ye giden ve orada hukuk öğrenimi gördükten sonra Amerika’ya tekrar geri dönen çocukları avukatlık yapmaya başladılar. Bu gençler aldıkları hukuk eğitiminin kazandırdığı hak duygusuna, toplumsal anlayışa, siyasal derinliğe, kültürel zenginliğe, insana ve yaşama bakışlarındaki sevecenliğe bağlı olarak, sadece kendi müvekkillerinin kişisel haklarını korumakla yetinmediler, aynı zamanda içinde yaşadıkları toplumun insanlarını hakları konusunda bilgilendirdiler, bilinçlendirdiler, örgütlediler, koloni yönetimlerinin icraatlarını eleştirdiler, yönlendirdiler ve giderek toplumu etkileyip değiştirdiler ve dönüştürdüler.

Avukatların kimi zaman önde, kimi zaman arkada, ama hep içinde oldukları bu mücadeleden, önce Kuzey Amerika Devletlerinin kuruluş aşamasında anayasalarının başına yerleştirdikleri Hak Bildirileri (Bili of Rights) içinde en önemlisi olan ve 12 Haziran 1776 tarihinde kabul edilen Virginia Haklar Bildirisi, arkasından 04 Temmuz 1776 tarihinde Thomas Jefferson tarafından kaleme alınan ve altında imzası bulunan 56 kişiden 25’i avukat olan Amerikan Bağımsızlık Bildirisi, Ingilizlere karşı 1776-1783 yılları arasında sürdürülen Bağımsızlık Savaşı, daha sonra kısaca devlet iktidarının kullanımını sınırlayan kurumlar manzumesi olarak tanımlanan anayasacılığın dünyadaki ilk yazılı örneği olan 1787 tarihli Amerikan Anayasası ve en sonunda da yeni bir ulus, yeni bir devlet, Amerika Birleşik Devletleri doğdu.

O nedenle Amerikan tarihini yazanların da açıkça ifade ettikleri üzere, yeni bir ulus ve yeni bir devlet olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin inşasında emeği ve katkısı olan en etkili meslek grubu hukukçular ve özellikle de avukatlardır. Amerikan Anayasası’nın kabulünden sonra, Amerikan toplumunda ve devlet yapısı içinde en vazgeçilmez kurumlardan birisi haline gelen avukatlık mesleği, hukukçular, hukuk fakülteleri Birleşik Devletlerin kurucu babalarından Thomas Jefferson’a göre, ‘nursery of the legislatur’, yani ‘yasamanın acemi ocağıdır.’

On Yedinci Yüzyıl boyunca süregelen yargısal faaliyet, kimi zaman doğal hukuktan ve Incil’den kaynaklanan genel hak ve hakkaniyet duygusuna dayanıyordu ve teknik olanaklardan yoksundu. Yüksek mahkemeler dışındaki yargılama usulü, büyük bir kısmı eğitimli olmayan yargıçlarca Amerikan gereksinimlerine uygun ve informal bir yapıda biçimlendirilmiş idi. Ingiltere’deki yerel mahkeme modeli kolonilerce de örnek olarak alınmıştı ve usul hukuku gibi maddi hukuk da, kolonilerin gereksinimlerine az çok uygun bir yapıdaydı. On Sekizinci Yüzyılın başları, Ingiliz olay hukukunun etkisi ile kolonilerin hukukunun gözle görülür şekilde tasfiye edilmesine ve İngiltere ile uygun hale getirilmesine tanıklık etti. Kolonilerin yasama organının yargısal denetimi daha mükemmel bir işleyişe kavuşturuldu. Ticaretin gelişmesi ve nüfusun artması ile birlikte, bir kısmı Ingiltere’den göç eden, diğer bir kısmı ise Ingiltere’deki hukuk okullarından mezun olan koloni mensubu eğitimli avukatlann sayısı çoğalmaya, bunları itibarları yükselmeye, mahkemelerde meslekten olan kişiler göreve gelmeye başladı.

On Dokuzuncu Yüzyılın ilk yarısında ekonomiye egemen olan tarım ve ticaret batıya doğru genişlemeye ve Avrupa pazarları için hammadde üretmeye başladı, Yargıçlar Ingiliz hukukunu kendi yargılamalarına uyarlama üzerinde yoğunlaşmaya ve özellikle Ingiliz Devrimi öncesindeki Ingiliz Hukukunun sözleşmeler, haksız eylem, alım-satım, taşınmaz mülkiyeti, kanunlar ihtilafı konularındaki düzenlemelerinin Amerika’da uygulanabilirliğini belirleme üzerinde çalışmaya başladılar. Bu süreçte usul hukuku, ceza hukuku, evlenme, boşanma, vasiyetname, mirasın dağıtılması, mal varlığının yönetimi gibi alanlarda yasamanın sürekli müdahaleleri kendini göstermeye başladı. Kimi zaman yerel örf ve adet ile gereksinimler de hukuku biçimlendirmekteydi. 1861 ile 1865 yılları arasındaki sivil savaş, sert ve fakat uygun bir bölünmeyi ve Amerikan Hukuku’nun daha sonraki süreçteki gelişmesini etkiledi. Savaş sonrası yıllar nüfusun hızla artmasına ve kentlerde yoğunlaşmasına, sanayinin, ulaşımın, iletişimin, şirketleşmenin büyük ölçüde büyümesine tanık oldu. 1850 ile 1860 yılları arasında Minnesota Eyaletinin nüfusu 6000’den 172.000’e çıktı. 1790’da nüfusun %3’üne tekabül eden 8000 kişi, sadece 6 kentte yerleşik iken, 1890’da üç kişiden biri, nüfusu 4000 ve daha fazla olan kentlere yaşamaya başladı. 1869 ile 1900 yıllan arasında demiryolu 30.000 milden 166.600 mile çıktı. İlk telefon konuşması 1876’da yapıldı, 1882’de Edison’un elektriği New York kentini aydınlatmaya başladı. Böylesine hızla gelişen ve büyüyen bir sanayi toplumu için, istikrarlı bir hukuk sisteminin yaratılması önemli bir gereksinme haline geldi. Bu yüzyıl sona erdiğinde, mahkemelerin ilkesi hukuki, sosyolojik ve ekonomik istikrarı korumak olmakla birlikte, mahkemeler hızla değişen ekonomik ve siyasal düzenin gereksinimlerine karşılık vermekte son derece başarısız durumda idiler. 1886’da Amerikan İşçi Federasyonunun, ilk büyük ulusal işçi sendikalarının örgütlenmeleri, 1887’de eyaletler arası ticaret komisyonunun ve ilk ulusal düzenleme ajanslarının kurulması, 1890’da ilk federal antitröst yasası olan Sherman Yasasının yürürlüğe girmesi, bazı şeylerin değiştiğinin ve daha da değişmesi gerektiğinin ilk işaretleri idi. Yirminci Yüzyıl ABD için hukukta değişimin ve yaratıcılığın başladığı yeni bir çağ oldu, bu bağlamda yasamanın ve özellikle sosyal yaşamın etkisinin artması ile birlikte, idari mercilere olan güven mahkemelere olan güvenin üzerine çıkmaya başladı. Yirminci Yüzyılın ikinci on yılında hemen hemen pek çok eyalette çalışanlar ile ilgili olarak tazminat yasası yürürlüğe girdi. Aynı tarihlerde modern idari organlar, ulus ve eyaletler bağlamında şimdiki biçimlerini almaya başladı

Bütün bu değişimlere öncülük edenler hukukçular ve en başta da avukatlar oldu. Onun için İngiliz Ortak Hukuku ‘Judge-Made Law’, yani ‘Yargıç Yapımı Hukuk’ olmasına rağmen, Amerikan hukuku yargıç tarafından yapılan ve yaratılan hukuk değil, aksine ‘Attorney-Influenced Law’, yani ‘Avukatın Etkilediği Hukuk’tur. Zira Birleşik Devletlerde ve özellikle ceza davalarında, duruşma ve yargılama süreci bir rekabet, bir yarış alanıdır ve bu alanda ister atama, isterse seçimle gelmiş olsun, yargıçtan daha çok etkili ve aktif olan aktörler avukatlardır.

Barolar koloni döneminden itibaren mevcut olmakla birlikte, On Dokuzuncu Yüzyılın ortalarından itibaren etkisiz hale gelmiş ve 1870 yılında yerel yönetimin yaptığı suiistimallerle mücadele etmek için New York Barosunun kurulması ile birlikte yeniden canlanmış ve bu oluşum daha sonraki süreçte hem ABD ölçeğinde, hem de dünya genelinde baroların örgütlenmelerine örnek olmuştur. Bu bağlamda 1923 yılında her eyalet kendi baro örgütünü kurmuştur. Kamu kuruluşu statüsünde olmayan, dolayısıyla devletin hiyerarşik yapılanması içinde yer almayan, tamamen bağımsız olan boarolar; hukukun ve adalet hizmetinin geliştirilmesi, ülke düzeyinde hukuki birliğin sağlanması, hukuk eğitiminin ilerlemesi, mesleki standartların yükselmesi, mensuplannın hukuksal gelişmesinin sürdürülmesi, hukuki servis vermenin uygun düzeye getirilmesi, kütüphanelerin zenginleştirilmesi yönünde etkin faaliyet gösterdiler ve halen de göstermektedirler.

Amerikan toplumunda avukatlar, mesleklerini danışmanlık ve fiili avukatlık yapmak suretiyle icra ederler. Avukatların belli bir konuda veya hukukun herhangi bir özel dalında uzmanlaşması son derece yaygındır. Bu uzmanlıklara örnek olarak; şirketler hukuku, taşınmaz mülkiyeti, tazminat hukuku, miras hukuku, iş hukuku, vergi hukuku, sigorta hukuku, çevre hukuku, marka ve patent hukuku, telif haklan, rekabet hukuku ve ceza avukatlığı verilebilir. Ceza yasalannın eyaletlere göre çok farklı düzenlemeleri içermesinin yanı sıra, son derece komplike özelliklere sahip olması nedeni ile ceza avukatlığı, Amerikan toplumunda çok özel öneme ve işleve sahip olan bir uzmanlık dalıdır.

Almanya’da avukatlık mesleğinin gelişmesi, Cermen/Alman Hukuku’nun Roma hukuk sisteminin mirasçısı olması nedeniyle kadim Yunan ve Roma İmparatorluğu ile benzer özellikler taşır. Önceleri kişinin kendisini yargıç önünde bir temsilci aracılığıyla temsil ettirmesine izin verilmez iken, zaman içinde doğan gereksinimlere bağlı olarak ve sadece fiil ehliyeti bulunmayanların temsil edilmesine izin verilmiştir. (12) Sözlü usule tabi olan yargılama bu usule hakim olmayı gerektirdiği kadar, yargıcın ikna edilmesinde de etkili olan güzel konuşmayı gerektiriyordu. O nedenle, Cermen/Alman Hukukunda daha 8. yüzyılda mahkemelerde davanın taraflarını temsilen konuşmaya yetkili olan ve ‘Vorsprecher/Önceden söyleyen’ veya ‘Fürsprecher/Aracılık eden’ adı verilen konuşmacılar görev yapmaya başladılar. (13) İhtiyaç durumunda yargıcın, genellikle mahkeme mensupları arasından ‘Vorsprecher’ atama yetkisi vardı. Bu görev bir kamu görevi olarak kabul edildiği için herhangi bir ücrete tabi değildi. Giderek bu hizmet bir ücret karşılığında yapılır hale geldi.

İngiltere’nin aksine, diğer pek çok Avrupa ülkesine benzer şekilde Kilise Hukukunun Almanya’da etkili olmasına bağlı olarak özellikle 15. yüzyıldan sonra engizisyon yargılama süreci içinde etkili olmaya başladı. Bu süreçte delillerin daha çok işkenceyle temin edilmesinden ve savunmaya önem ve değer verilmemesinden dolayı müdafii yardımına ihtiyaç duyulmadı.  Yine avukatlardan çok fazla hazetmeyen Prusya Kralı I. Wilhelm’in zamanında avukatlık mesleği önemli ölçüde geriledi, değerini ve saygınlığını yitirdi. 1.Wilhelm tarafından yürürlüğe konulan 1726 tarihli Hükümet Kararnamesi’yle getirilen düzenlemede ‘Biz düzenlemekteyiz ve herkese emretmekteyiz ki, avukatlar dizlerini kapayacak uzunlukta siyah manto giymelidirler, böylece bu dolandırıcılar uzaktan tanınır ve insanları onlardan korumak mümkün olur.’ denilmiş olması, o süreçte avukatın ve avukatlık mesleğinin kaybettiği değerin ve saygınlığın en somut göstergesidir. (14)

Ancak zaman avukatların lehine gelişti. Hukukun değerinin öne çıkmasına, hukuk devleti ilkesinin kabul edilmesine, buna bağlı olarak hak ve özgürlüklerin alanının genişlemesine bağlı olarak savunma hakkının önemi ve değeri giderek anlaşılmaya başladı. Ve sonuçta 1878 tarihli Prusya Avukatlık Yasası’yla birlikte ve günümüze kadar avukatlık mesleği Almanya’da saygınlıkla ve yaygın olarak icra edilen bir meslek haline geldi. Hitler Almanyasında, dönemin getirdiği kimi sıkıntıları yaşayan avukatlık mesleği, demokratik Almanya ile birlikte deyim yerinde ise özgürlüğüne ve bağımsızlığına yeniden kavuştu.

Bir Batı icadı olan avukatlığın, başkaca alanlarda ve konularda pek çok icadı olan, insanlığa oldukça önemli ve değerli katkılarda bulunan Çin gibi, Hindistan gibi, Japonya gibi, Arap ülkeleri gibi, Doğu, Uzak Doğu, Orta Doğu ülkelerinde kaydettiği önemli bir gelişme ve ilerleme ne yazık ki mevcut değildir. Dünyanın bu bölgelerindeki ülkeler, avukatlık mesleği ile 19. Yüzyılın sonlarında, 20. Yüzyılın başlarında tanışmışlardır.

Her ne kadar İslam Hukuku’nda vekâlet kurumu mevcut ve Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed, Tanrı’nın yeryüzündeki elçisi ve vekili ise de, İslamiyetteki bu vekillik kavramının ve vekalet kurumunun avukatlık olarak anlaşılması ve kabul edilmesi mümkün değildir. O nedenle kimi görüş sahiplerinin İslamiyetteki vekalet kurumu ile avukatlık kurumunu ilişkilendirmeye çalışmaları yanlıştır. Şeriat adı verilen İslam Hukuku’nun vekaletle ilgili olan anlayışı, almaya satmaya, nikâha, kiraya vermeye vekâlettir. Gerek bu vekaletin, gerekse ‘husumete vekalet’in, diğer adıyla ‘davaya vekâlet’in  avukatlıkla bir ilgisi olmadığı gibi, bu görevi yerine getirenlere İslam Hukuku’nda ‘vekil’ denilmesi bunların avukat olarak kabul edilmesini gerektirmez. Yine İslam Hukukunda ‘gıyap’ müessesesinin olmaması nedeniyle davanın taraflarından birisinin Kadı’nın huzuruna gelmemesi durumunda, Kadı’nın yargılamaya gelmeyen tarafa vekil tayin ederek duruşmayı sürdürmesini de avukat tayini olarak değerlendirmek mümkün değildir. (14)

b- OSMANLI’DAKİ VE TÜRKİYE’DEKİ GELİŞİMİ –

Avukatlık mesleğinin Batıdaki gelişme süreci hakkındaki bilgilerin yetersizliğinin aksine, Türkiyedeki gelişmesi hakkındaki bilgiler oldukça yeterlidir. Bunun en önemli nedeni, bu gelişmenin son 150-200 yılda, yani yakın bir zamanda olmasıdır. Bu gelişme süreci Tanzimattan önce, Tanzimattan sonra, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri üst başlıkları altında toplanabilir ve dolayısıyla bu başlıklar altında incelenebilir.

Osmanlı tarihinde ve 1800’lü yıllara kadar avukatlık mesleği veya bunun bir önceki aşaması olan “Dava Vekili” adıyla icra edilen bir meslek ve sınıf mevcut değildir. Bununla birlikte bazı kayıtlara göre “Arzuhalciler” sınıfı mevcuttur. Nitekim Evliya Çelebi ‘…Seyahatnamesi’nde şöyle yazar: “Esnafı Yazıcıyan Dükkan 400, Nefer 500. Bu tayfa ordu ve pazarda, Sadrazam kapısında arzuhal ve mekatip tahrir ederler. Pirleri Kasım İbni Abdulkufi’dir…” (15)

Evliya Çelebi’nin verdiği bu bilgilere göre “Arzuhalciler” mahkemelerde faaliyet gösteren bir sınıfın mensubu olmayıp, sadece orduda, çarşıda, pazarda, Sadrazam Kapısında, yani devlet nezdinde işi ve sorunu olan kişilerin durumlarını, yani sorunlarını ve taleplerini dilekçe olarak bu yerlere ve makamlara ileten, bunları kaleme alan kişilerdir. O tarihlerde Osmanlı Devleti’nde bir yargı/mahkeme teşkilatının olmaması nedeniyle arzuhalcileri, gerek Batıdaki, gerekse günümüzdeki anlamı ve işleviyle avukat ve hatta dava vekili olarak kabul etmek elbette mümkün değildir. Ancak bu işi yapanların ilgili makamlarda sorunu olanların durumunu ve taleplerini yazılı olarak bildirdikleri, bir anlamda bu kişilerin savunmalarını yaptıkları göz önüne alındığında, “Arzuhalciler”in Osmanlı ve onu takiben Türkiye coğrafyasındaki, önce dava vekillerinin, bunları takiben avukatların ve avukatlık mesleğinin öncüsü olduğunu söylemek ve bu tespiti yapmak çok da yanlış olmayacaktır. Bu çerçevede ifade edilmesi gereken önemli bir husus, arzuhalciliğe herkesin girememesi, bu mesleğe girişin bir usule tabi olması, “ocaktan yetişmeyen” ve buna bağlı olarak “izni müş’ir teskere”, yani “ruhsatname” sahibi olmayanların bu mesleği icra etmelerinin mümkün olmamasıdır. (16)

Osmanlı hukuku pek çok kişinin düşündüğünün ve bildiğini sandığının aksine şer-i bir hukuk, yani tamamen İslam Dini üzerine inşa edilmiş bir hukuk değildir. Osmanlı İmparatorluğu’nda hukuk alanında esas olarak İslamın kuralları uygulanmakla birlikte, bundan ayrı olan, ancak İslamın temel ilkelerine aykırı olmayan, Padişahlar tarafından vazedilen ve ‘Örf-i Hukuk’ olarak isimlendirilen bir başka hukuk sistemi daha mevcuttur. Şer-i Hukuk kurallarıyla Örf-i Hukuk kurallarının toplamına ‘Hukuk/Hukuk İlmi’ anlamına gelen ‘Fıkıh’ deniyordu. Hukuku, yani fıkıhı bilen ve gerektiğinde görüşüne başvurulan kişilere ise, ‘bilgin’ anlamına gelen ‘ulema’ adı veriliyordu. Ulema dışında hukuku bilen ve uygulayanlar ise ‘kadılar’ ve ‘müftiler’ olmak üzere ikiye ayrılıyorlardı. Hem idari, hem de yargısal görevleri ve yetkileri olan kadıların görev yaptıkları yargısal alanlara ‘kaza’ deniyordu. Kadılar hem Şer-i Hukuku, hem de Örf-i Hukuku uyguluyorlardı. Her kadının ‘naip’ adı verilen yardımcıları vardı. Hukuk kurallarının uygulanmasında ve yorumlanmasında tereddüde düşen kadı, müftinin, ‘müçtehit’ adı verilen uzmanlarına veya ulemanın diğer yardımcılarına başvurabiliyordu. Bu kişilerin verdikleri hukuki görüşe ‘fetva’ deniyordu. Daha sonra tesis edilen ‘Şeyhülislamlık’ makamı imparatorluğun en büyük müftilik makamı, Şeyhülislamın verdiği fetvalar ise, gerek dini, gerekse hukuki meselelerde en önemli ve bağlayıcı referanslar oldu. Şeyhülislamlık makamıyla birlikte ihdas edilen ‘Kazaskarlık’ kurumu da, tebaanın, yani halkın, hakkının ve hukukunun korunmasında günümüzün ‘ombudsmanları’ gibi önemli görevler icra ediyorlardı.

Yargılama faaliyetinde davacı, davalı veya sanık konumunda bulunan ve hak arayan kişilere hukuki yönden yardımcı olan avukatlık kurumu mevcut değildi ve uzun yıllar boyunca da mevcut olmadı. Zamanla ve şartların, özellikle Osmanlı hukuk sisteminin, yani fıkıhın karmaşıklığından, karışıklığından ve zorluğundan doğan ihtiyaçla birlikte, daha önce kadıların yanında çalışan ve hukukun uygulaması ve yorumlanması konusunda bilgi ve deneyim sahibi olan ve adlarına “muhzir” denilen bir kurum ortaya çıktı. Bu kişiler bir tür “dava vekili” olarak mahkemelerde halkı temsilen görev yapmaya başladılar. “Kafav” da denilen bu kişilere, zamanla yalanla dolanla iş yaptıkları, halkı kandırdıkları için yalancı anlamına gelen “müzevir” adı verildi. (17)

Osmanlı modernleşmesinin başlangıcı sayılan ve ‘düzenlemeler, reformlar’ anlamına gelen “Tanzimat” bir anlamda hukuk yoluyla toplumu değiştirme ve dönüştürme projesidir. 3 Kasım 1839 tarihinde okunan bir ‘Hatt-ı Şerif’, yani ‘Padişah Yazısı’ ile başlayan ve ‘Tanzimat-ı Hayriye/Hayırlı Düzenlemeler’ olarak ilân edilen bu süreç, II. Abdülhamit’in 1876’da tahta çıkması ve Meşrutiyet’in ilânıyla sona erdi. Askeri, idari, mali, eğitim, öğrenim ve sanayileşme konularında değişiklikler getiren bu dönemde yapılan en önemli değişiklikler ve düzenlemeler hukuk alanında yapılmıştır. Bu bağlamda,  tüm ahali “Osmanlı vatandaşı” sayılarak din farkılıklarına bağlı ayrıcalıklar kısmen ortadan kaldırılmış, 1840’ta bazı maddeleri Fransız Ceza Yasasından alınan yeni Ceza Kanunnamesi hazırlanmış, 1858’de tümüyle Batı’daki düzenlemeler esas alınarak ikinci Ceza Kanunnamesi kabul edilmiş, 1850’de Fransız Ticaret Kanunu esas alınarak hazırlanan Ticaret Kanunnamesi yürürlüğe girmiş, bu kanunla faiz, anonim şirket ve kambiyo senedi kavramları ilk kez Osmanlı hukukuna dahil olmuş, özel mülkiyet güvence altına alınmış, Fransız Medeni Kanunu’ndan esinlenilerek hazırlanan, ancak Aile Hukukuyla Borçlar Hukukunu kapsamayan Medeni Kanun kabul edilmiş,  miras hakkı tanınmış, müsadere kaldırılmış, yargılama faaliyeti alenileştirilmiş, 1840’tan itibaren ceza ve ticaret davalarına bakmak üzere, laik ilkelere göre işleyen nizamiye mahkemeleri, 1851’de ticaret mahkemeleri, 1867’de Devlet görevlilerine karşı açılan davaları görmek için Şurayı Devlet/Danıştay kurulmuştur. Bu dönemde yapılan en önemli kanun, fıkıhın, yani İslam Hukuku’nun dağınık kitaplar halinde bulunan hükümlerini toplayan, Cumhuriyet döneminde 1926 yılına kadar yürürlükte kalan ve dönemine göre çok ileri hükümler içeren Osmanlı Medeni Kanunu’nun, yani ‘Mecelle’nin hazırlanması ve yürürlüğe konulmasıdır. (18)

Tanzimat Fermanı’nın yukarıda işaret edilenlerin dışında getirdiği en önemli siyasi sonuç, Padişahın yetkilerinin meclislere ve kimi kamu görevlilerine devredilmesi ve buna bağlı olarak siyasi iktidarın kısmen de olsa saraydan alınarak devlet yönetiminde merkezileşmenin sağlanmasıdır. Her ne kadar ferman ile vaat edilenlerin tamamı yerine getirilememiş ise de, ferman ile başlayan ilerleme zaman içinde çağdaşlaşmayı ve cumhuriyet fikrini getirmiş ve bu suretle Cumhuriyete giden uzun yol başlamıştır.

Tanzimat döneminin avukatlık mesleği yönünden önemi, bu dönemin tam olarak avukatlık mesleğini getirmemekle birlikte, bu mesleğin ihtiyacı olan hukuki ve toplumsal alt yapıyı büyük ölçüde tesis etmiş olmasıdır. Bu bağlamda, 1864 tarihli “Usulü Muhakematı Ticaret Nizamnamesi”nin 28.maddesiyle “tarafların mahkemeye bizzat gelmeleri veya vekil tayin etmeleri mecburiyeti getirilmiş”, vekalet akdinin biçimsel koşullarıyla ilgili hükümlere yer verilmiştir. 13.01.1876 tarihinde “Dava Vekilleri Nizamnamesi” yürürlüğe konulmuş, bu mesleğe giriş koşulları ve bunun için yapılacak sınav usulü 1885 tarihli “Mehakimi Nizamiye Dava Vekillerinin Usulü İntihap ve İmtihanlarına Dair Kararname” ile düzenlenmiştir. (19)

Bu hukuki mevzuat içinde yer alan “Dava Vekilleri Nizamnamesi” Osmanlı coğrafyasında ve onun fiili mirasçısı olan Türkiye’de avukatlık mesleğini düzenleyen ilk hukuki metindir. Bu nizamname ile vekalet görevini üstlenenlere “dava vekilliği” unvanı verilmiş, dava vekili olacaklara Hukuk Mektebi mezunu olmaları şartı getirilmiş, aynı tarihlerde Mektebi Sultaniye’de hukuk dersleri okutulmaya başlanmış, bu mektepten mezun olanlara Adalet Bakanlığı tarafından yapılacak olan sınava girme hakkı ve bu sınavda başarılı olanlara dava vekilliği yapabilme yetkisi verilmiştir. (20)

Dava vekillerinin mesleki örgütlenmelerinin yolu da bu nizamnamenin “Dava vekillerinin umur ve hususatına bakmak ve Nezaretı Ahkamı Adliye tarafından icra olunacak tebligatı resmiyeye vasıta ittihaz kılınmak üzere bir cemiyeti daime tesis olunacaktır.” hükmünü taşıyan 30.maddesiyle mümkün olmuştur. Diğer bir deyişle günümüzde baro adını alan mesleki örgütlenmenin başlangıcı anılan mizamnamenin yukarıda içeriğine yer verdiğimiz 30.maddesi hükmüdür. (21)

Ne var ki, o günün koşulları, siyasi, toplumsal ve mesleki örgütlenme anlayışı çerçevesinde bağımsızlık fikri henüz mevcut olmadığından, hem dava vekilleri, hemde mesleki kuruluşları Adliye Vekilliği’ne bağlı bulunmaktaydı. (22) O nedenle, o dönem bağlamında dava vekillerinin mesleklerini bağımsız olarak icra etmeleri mümkün olmadığı gibi iş sahiplerinin dava vekillerini özgürce seçme hakkı da yoktu.

Bu çerçevede işaret edilmesi gereken önemli bir husus, yabancı avukatların konsolos mahkemelerinde ve ticaret mahkemelerinde görev yapmaları ve hatta bu avukatların “Dava Vekilleri Cemiyeti”nden çok daha önce “Bareau de Constantinople/İstanbul Barosu” adıyla kendi meslek örgütlerini kurmuş olmalarıydı.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde “avukat” deyiminin kullanıldığı ilk hukuki metin 1884 tarihinde Padişah II.Abdülhamit Han’ın iradesi ile yürürlüğe konulan “Rumeli Şarki Vilayetine Mahsus Avukatlık Kanunu”dur. (23) Avukatlık mesleğinin yalnızca Türklere ait olacağı hükmü ise, 1916 tarihli “Memaliki Osmaniye’de bulunan ecnebilerin Hukuk ve Vezaifi Hakkındaki Geçici Kanun” ile mümkün olmuştur. (24) İlk Hukuk Mektebi, İstanbul Darulfünunu, yani İstanbul Üniversitesi bünyesinde açılan ve 17 Haziran 1880 tarihinde öğrenime başlayan İstanbul Üniversitesi Hukuk Mektebi, yani günümüzün İstanbul Hukuk Fakültesi’dir.

Türkiye’de çağdaş anlamda avukatlık mesleğinin başlangıcı, aynı zamanda Türk aydınlanmasının başlangıcı ve tıpkı Tanzimat gibi hukuk yolu ile toplumu dönüştürme projesi olan Cumhuriyet’in kurulması ile birlikte olmuştur. Engin dehası ile Türk toplumunun önünü açan ve sahip olduğu üstün donanımları ile Türk tarihini hızlandıran Büyük Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yılında ve daha henüz Cumhuriyetin ilk Anayasası olan 1924 Anayasasını yürürlüğe konulmadan, avukatlık mesleğini Batı normlarına uygun biçimde düzenlemek amacı ile 03 Nisan 1924 tarihli ve 460 sayılı Muhamat, yani Avukatlık Yasası’nı çıkartmıştır. Türkiye’de avukatlık mesleğini düzenleyen ilk ciddi yasa 17 maddeden oluşan Muhamat Kanunu’dur. Uygulama Talimatnamesi ve İstanbul Barosu İç Nizamnamesi ile birlikte bir bütün oluşturan bu yasanın önemi “baro” ve “avukat” kavramlarının bu yasada kullanılmış olmasıdır.

Büyük Atatürk’ün Ankara Hukuk Fakültesi’nin açılışında yaptığı konuşmada yer alan “… Yeni Türk toplum yaşamının kurucusu ve güçlendiricisi olmak amacıyla öğrenime başlayan sizler, Cumhuriyet döneminin gerçek hukuk bilginleri olacaksınız. Bir an önce yetişmenizi ve ulusun isteğini eylemsel olarak tatmine başlamanızı ulus sabırsızlıkla beklemektedir. Sizi yetiştirecek olan profesörlerin üzerlerine düşen görevi hakkı ile yerine getireceklerine eminim. Cumhuriyetin yaptırımı olacak bu büyük kurumun açılışında duyduğum mutluluğu hiçbir girişimimde duymadım, bunu açığa vurmakla ve belirtmekle hoşnudum.” şeklindeki sözleri, Atatürk’ün hukuka, yargıca, savcıya, avukata verdiği önemi ve değeri gösterir.

460 sayılı Muhamat Yasası’nın, değişen dünya ve ülke koşullarına uygun olmaması ve gereksinimi karşılamada yetersiz kalması nedeni ile başlatılan çalışma sonucunda, özellikle kıta Avrupa’sındaki ülkelerin avukatlıkla ilgili yasa, tüzük, yönetmelik gibi mevzuatları da göz önüne alınarak 01 Aralık 1938 tarihinde 3499 sayılı Avukatlık Yasası yürürlüğe konulmuştur. 3499 sayılı Avukatlık Yasası ile avukatlık mesleğine getirilen en önemli özellik, avukatlığın kamu hizmeti olarak ifade ve kabul edilmiş olmasıdır. (25) Yaklaşık 31 yıldır yürürlükte kalan 3499 sayılı Avukatlık Yasası’nın yerine, 19 Mart 1969 yürürlük tarihli olan ve aradan geçen süre içinde pek çok hükmü değiştirilmiş olmasına rağmen halen yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık Yasası almıştır.

B- AVUKATLIK MESLEĞİNİN NİTELİĞİ –

a- GENEL OLARAK –

İnsanlık tarihinin ilk zamanlarında ‘zorbalıkla-kaba güçle’ eş anlamlı olan ve o şekilde uygulanan hak arama özgürlüğü, günümüzde başta anayasalar olmak üzere, yasalarla, uluslararası sözleşmelerle tanınan, düzenlenen, kullanılabilen ve güvence altında olan bir özgürlüktür. Hak aramanın bağımsız ve tarafsız bir kurum olan yargı yolu ile aranması ve elde edilmesi, aşama aşama gelişen ve gerçekleşen bir hukuksal aydınlanmanın sonucudur. Hak arama özgürlüğünün kullanılmasında ve korunmasında hukuki yardımda bulunan, bu amaçla bireyin yanında yer alan, bilgisini ve zamanını hak arayan kişi ve kişilere özgüleyen hak arama/savunma mesleğinin onurlu temsilcileri ise avukatlardır.

İnsanız. Yaşadığımız toplum veya ülke her neresi olursa olsun, o yer veya yerlerde melekler olduğu kadar, şeytanlar da vardır. İnsan olarak sağlıklı yanlara sahip olduğumuz kadar, hasta özelliklere de sahibiz. Ounun için Fransızlar “Herkesin dolabında bir ceset vardır” derler. Esasen, herkes melek olsa idi, hukuka, yasalara, avukata, yargıç ve savcılara gereksinme de olmazdı. Kaldı ki, ruh sağlığımız yerinde olsun veya olmasın, melek ya da şeytan olalım, fark etmez, suç denilen şey hiçbirimizin uzağında değildir. Hiç suç işlememiş olmak, ileride de suç işlemeyeceğimiz anlamına gelmez. Hepimiz her an suç işleyebiliriz. Ve hatta suç işlemeden, bir suç isnadına, iftiraya maruz kalabiliriz. Hakkımız olan şeye, bize ait olan bir malvarlığına birileri müdahale edebilir, hakkımızı çiğneyebilir. Böyle bir durumda her halde aklımıza gelecek ilk şey kendimizi savunmak olacaktır. Kendimizi savunmak durumunda kaldığımızda, profesyonel bir desteğe gereksinmemiz olacağı açıktır.

İşte! Bu gibi durumlarda bizlere profesyonel yardım yapacak olan kişiler, savunma mesleğinin uzmanları olan avukatlardır. Charles Dickens’in özlü deyişi ile “kötü insanlar olmasaydı, iyi avukatlar olmazdı.” O halde, avukatlara ihtiyacımız var. Bugün olmasa bile, bir gün herkesin bir avukata ihtiyacı olabilir. Bunu dikkate aldığımızda, savunmanın ve onun uzmanı olan avukatın önemi ortaya çıkar. Onun için avukatı ve avukatlık mesleğini bağımsız, özgür, özerk kılmak, yargılama sürecinde onu etkili kılmak yaşamsal değerdedir. Böyle olduğu içindir ki, temel insan haklarından olan ‘adil yargılama ilkesi’, Avrupa Birliği Bakanlar Komitesi Avukatların Özgürlüğü Metni, Uluslararası Avukatlar Birliği’nin Herkes İçin Hak Arama Özgürlüğüne İlişkin Uluslararası Şartı, Havana Kuralları diye bilinen Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler, savunmanın özgürlüğünü, bağımsızlığını, özerkliğini ve işlevselliğini düzenlemiştir.

Avukatlık mesleği sadece bilgi mesleği değil, aynı zamanda bir cesaret mesleğidir. Özellikle siyasi davalarda avukat cesur olmalı, tutuklanmak dahil, başına her şeyin geleceğini bilmelidir. Bu konu ile ilgili olarak iki örnek verilebilir. Birincisi Marie-Antoinette’in avukatı Chaveau-Lagarde, ikincisi, Napolyon’a suikasttan sanık Moreau nun avukatı Bonnet. Yargılama aşamasında “Ben, konvansiyona iki şey sunuyorum: Gerçeği ve kafamı. Birincisini dinledikten sonra, ikincisi hakkında dilediğiniz gibi karar verebilirsiniz.” diyen Chaveau-Lagarde savunmasının sonunda tutuklanmış, Bonnet ise Napolyon tarafından sürgüne gönderilmiştir.

Avukatlık bir güven mesleği olmakla, avukat güvenilir kişi olmalıdır. Kamunun, müvekkilinin, yargıcın kendisine olan güvenini ve inancını sarsmamalıdır. Mesleğini özenle yerine getirmeli, sır saklamasını bilmeli, gerek adalet hizmetinin, gerekse mesleğinin onurunu ve şerefini her şeyin üzerinde tutmalıdır. Her ne kadar yargıç için asli olan tarafsızlık, avukat için tali ise de, objektifliğini yitiren, müvekkili ile bütünleşen avukat, müvekkilinin hakkını yeterince koruyamaz. Onun için avukat görevini ifa ederken mümkün olduğu kadar tarafsız olmalı, hakkını koruduğu müvekkiline, müvekkilinin iddia, talep ve savunmalarına belli bir mesafeden bakmalı, bu bağlamda müvekkili ile bütünleşmemelidir.

Avukat üslupta yumuşak, eylemde sert olmalıdır. Bu bağlamda yazarken de, konuşurken de düşüncelerini ve argümanlarını nezaketle ortaya koymalı, hukuk dışı açıklamalardan kaçınmalı, savunma sınırını aşmamalı, düzeyini hiç ama hiç düşürmemelidir. Böylesi bir davranışın, böylesi bir üslubun, hem mahkeme, hem de kamuoyu nezdinde daha etkili olacağı muhakkaktır. Onun için Romalı ünlü avukat Caton, “Avukat, konuşmasını, inandırmasını bilen adamdır” demiştir.

Paris Barosu önceki Başkanlarından Rousse’ya göre avukat; “Bütün memleketlerin yerlisi, bütün yüzyılların çağdaşı”dır. Rousse’nun son derece isabetli olan bu tespitinden hareketle demek gerekir ki; tüm insanların dünyevi güçlerden ve ülkelerden özgürlük ve adalet konusunda doğru dürüst davranış standartları beklemeye, insan haklarına saygılı olmalarını istemeye hakları vardır. Bu standartların, hukukun ve insan haklarının kasti veya gayri ihtiyari ihlallerine tanıklık etmek ve cesaretle karşı koymak avukatların ve Baroların en önde gelen görevidir. Onun için avukatlar, Edward Said’in ifadesiyle, belli bir kamu için ve o kamu adına mesajı, görüşü, tavrı, felsefeyi ya da tanıyı temsil etme, cisimlendirme, ifade etme yetisine sahip bireyler olmak zorundadırlar. Avukatlık mesleğinin yüklediği bu sorumluluk avukatlara; kamunun gündemine sıkıntı veren sorunları getirmek, slogan, ortodoksi ve doğma üretmektense bunlara karşı çıkmak, kolay kolay hükümetlerin, kimi cemaatlerin adamı olmamak, unutulan ya da sümen altı edilen sorunları kamunun gündemine getirmek, hukuk ve insan hakları ihlallerine tanıklık ve bunlarla mücadele etmek görevlerini yükler.

Biz insanları diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğimiz aklımız ve vicdanımızdır. Aklımız olduğu için düşünür, bilgi ve deneyim sahibi olur, karar veririz. Vicdanımız olduğu için neyin haklı, neyin haksız, neyin adaletli, neyin adaletsiz olduğunu anlar ve haksızlığın, adaletsizliğin karşısında dururuz. Aklımızın, vicdanımızın rehberliğinde yaşamımızı sürdürmek, bilgimizle, deneyimlerimizle hareket etmek, hem insani özelliklerdir, hem de özgür ve özerk birey olmanın asgari gerekleridir. Zira insan, akli yeteneğini kullanabildiği, vicdan ve bilgi sahibi olduğu, kendi kararlarını bizzat kendisi verdiği, bağımsız ve özgür biçimde yaşadığı, başkalarının yönlendirmesiyle hareket etmediği ölçüde birey olur. Onun için birey olmak, her şeyden önce özgür olmak, özerk olmak demektir.  Özgür ve özerk insan gerçeği algılamasını başkalarının emrine, talimatlarına, yönlendirmesine teslim etmez; bilgisini, kendi doğru anlayışını başkalarının fikirlerine, tehditlerine, isteklerine, açık veya gizli planlarına, çıkarlarına alet etmez. Ayn Rand’ın ifadesiyle böyle bir akla, böyle bir vicdana, böyle bir kişiye, başka düşünceleri, görüşleri, çıkarları, planları olan birileri engel olmaya çalışabilir, bu kişi hapse atılabilir, işkence görebilir, hatta öldürülebilir ama susturulamaz, bu kişinin bağımsızlığı, özgürlüğü,  özerkliği elinden alınamaz.

Yurttaş, siyasi toplumun, yani devletin, bir dizi hak bahşedilmiş ama aynı zamanda sorumluluk da yüklenmiş üyesidir. O nedenle yurttaşlık, bireysel var oluşun kamusal yüzüdür. Bireysel var oluş, yani birey olma toplumsallaşmayı gerektirir. Onun için birey olma sürecini tamamlayamamış insanlar, ne bağımsız olabilirler, ne özgür olabilirler, ne özerk olabilirler, ne de toplumsallaşabilirler. Böyle insanlar kendi kendilerini yönetemezler, başkalarının kendilerini yönetmesine izin verirler. Bu insanlar ne yaratabilirler, ne sorumluluk alabilirler, ne bir şeyleri değiştirebilirler,  ne de kendilerini örgütleyebilirler. Hem böyle oldukları, hem de iş odaklı, hizmet odaklı olmadıkları, söylem odaklı, slogan odaklı oldukları için, anonim her söylemi akıllarının ve vicdanlarının süzgecinden geçirmeden benimserler, kendi dillerinde yeniden üretirler, kendilerini yaptıkları işle, ürettikleri ve yarattıkları değerlerle değil, ırk, inanç, köken, ideoloji gibi aidiyetlerle tanımlarlar. İdeoloji merkezli, sınıf merkezli, din merkezli, grup merkezli, parti merkezli, iktidar merkezli, muhalefet merkezli düşüncenin ve söylemin marjlarına kolayca itilirler.

Toplum yaşamı sivil ve bireysel katılımı gerektirmekle, ancak birey olma sürecini tamamlamış olan yurttaşlar; sahip oldukları haklar, yetkiler ve eğer bilincinde ve farkında iseler, taşıdıkları sorumluluklar ölçüsünde yaşadıkları toplumun sivil hayatına katılabilirler, sağlıklı, dinamik bir sivil toplumun oluşmasına, gelişmesine, kalkınmasına, demokratikleşmesine katkı yapabilirler.

Bütün bunları ifade etmemizin nedeni, avukatın, avukatlık mesleğinin en önemli özelliğinin, karakterinin bağımsızlık, özerklik, özgürlük olduğunu vurgulamak içindir. Özgür olmak, özerk olmak, bağımsız bir karaktere sahip bulunmak, elbette ve her insan için, başkaca meslek sahibi olan insanlar için de gerekli olan, sahip olunması gereken bir özelliktir. Ama en çok avukatlık mesleği için gerekli olan bir özelliktir. Deyim yerinde ise avukat ve avukatlar için “olmaz ise olmaz” bir özelliktir.

Esasen bağımsızlık avukatlık mesleğinin karakteridir. Onun için avukatlık serbest bir meslektir. Kişi olarak serbest olmanın, serbest bir mesleğin mensubu bulunmanın gereği olarak, avukat, hiç kimseden emir almamalı, bağımsızlığını zedeleyecek işleri ve görevleri kabulden kaçınmalıdır. Ünlü Baro Başkanı Carpentier’e göre bağımsızlık: “Bütün bir fikri ve manevi alemi kapsayan, bütün düşünceleri, hasletleri, bireyi insan sürüsünden ayırıp onu insan kılan her şeyi kapsayan sözcüktür.” Avukatın bağımsız ve özgür olması gerektiği konusunda söylenmiş en güzel söz Molierac’a aittir. Şöyle diyor Molierac: “Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne yargıca ve ne de iktidara ta-biiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı.

Peki, özgürlük nedir ve avukatlık mesleği yönünden neden önemli ve gereklidir? Siyasi bir kavram olan, çoğu zaman ve pek çoğumuz tarafından duygusal cazibesiyle karıştırılarak kullanılan özgürlük, açıklanması gerçekten güç bir kavramdır. Eşitlikçi liberal felsefeciler, bireysel özgürlükleri çok fazla önemli ve değerli bulurken, iktisadi özgürlükler söz konusu olduğunda o kadar cömert davranmazlar. Özgürlük kavramına daha bağımsız yaklaşan kimi çağdaş siyaset felsefecileri, benlik, rasyonalite anlayışları, ahlak sistemleri, siyasal tercihler, farklı hayat tarzları arasında ayrım yapmaksızın, özgürlüğü sadece kavram olarak ele alıp açıklarlar. Marx’ın geliştirdiği anlayış bağlamında özgürlük, edinilmiş haklar toplamı olmayıp, bir süreçtir. Özgürlüğü insani faaliyetin evrenselliği olarak tanımlayan Marx’a göre insan, kendisini aşan, geliştiren, kendi sınırlarını sürekli olarak genişleten yaratıcı bir varlıktır. Onun için Alman İdeolojisi’nde Marx, özgürlüğü “tüm yönlerde yeteneklerini geliştirme olanağına sahip olma” olarak tanımlar, Komünist Manifesto’da ise “herkesin özgür bir biçimde gelişmesi” gerektiğine vurgu yapar.

Sade insanlar olarak, felsefi tartışma ve tanımlamaların dışında kalan bizler, özgürlüğü, toplumsal ilişkilerimizde ortaya çıkan kimi sınırlamalar bağlamında düşünür ve o nedenle gündelik konuşmalarımızda, özgürlüğü, sınırlamaların ya da engellerin olmaması olarak anlar ve tanımlarız. Ama gerçek öyle değildir. Jean – Jacques Rousseau’nun, “İnsan özgür doğdu, ama etrafında zincirler vardı” derken kast ettiği gibi, özgürlüklerimizle ilgili sınırlamalar vardır ve de bu sınırlamalar çok çeşitlidir. Kurallı toplum demek olan, kurallara uymayı gerektiren “hukuk devleti” bağlamında özgürlük, kişinin kendi özgürlüğünün ve başkalarının özgürlüğünün sınırlarını bilmesi, bu sınırlara uyması ve saygı duymasıdır. Nitekim çağdaş siyaset felsefecisi Norman P. Barry’nin yaklaşımıyla, “özgürlükle ilgili her türlü önerme belirli yasakları ve sınırlamaları göstermedikçe ciddi olarak eksiktir.” Esasen hukuk devleti de bu sınırları çizen, yasakları ve bunlara uymamanın yaptırımlarını belirleyen devlettir. O nedenle, siyasi düşünce bağlamında, sadece özgürlüğü, özgür bir toplumu talep edenler, hangi sınırlamaların kaldırılmasının gerekli olduğunu ortaya koymadıkça tutarlı davranıyor sayılamazlar.

Bu genel açıklamalar çerçevesinde, savunmanın, yani avukatın özgürlüğünü ele alırsak, öncelikle şunları söylemek gerekir; temel bir insan hakkı olan savunma, evrensel, tarihsel ve hukuksal bir perspektif içinde değerlendirildiğinde elbette özgür olmalıdır. Buradaki özgürlük, hiç kuşku yok ki ‘bir şeyden özgürlük/freedom from’ olarak tanımlanan ve müdahaleden hoşlanmayan ‘negatif özgürlük’tür. 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın ‘yargının kurucu unsuru olan avukat, bağımsız savunmayı temsil eder.’ diyen 1.maddesinde vurgulanan ‘bağımsızlık’ kavramı, bağımsız veya özerklik olarak özgürlüğü içerir.

İngiliz siyaset bilimcisi Norman P. Barry’nin, ‘Modern Siyaset Teorisi’ isimli kitabında referans aldığı eleştiricilere göre, negatif özgürlük, ancak değerli bir şeye katkı sağladığı sürece önemlidir ve bu değer de özerkliktir. Özerklik olarak özgürlük, bir kimseye açık olan seçeneklerin genişliğine ve çeşitli amaçların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan koşullara işaret ettiği için, o, sınırlamanın yokluğu anlamındaki özgürlükten daha fazla bir şeydir. Özerklik olarak özgürlük, en aşırı pozitif özgürlük teorilerinde olduğu gibi, bireysel/subjektif tercihin devlet tarafından yok edilmesini veya sınırlandırılmasını gerektirmez. Aksine soyut tercihleri gerçek fırsatlara dönüştürecek geniş kolaylıklar sunan kurumları talep eder. Bu kurumların başında on iki ülkenin baro temsilcilerinin 28.10.1988 tarihinde Strazburg’da yaptıkları toplantıda oybirliği ile kabul ettikleri Avrupa Birliği Barolar Konseyi Meslek Kurulları ile yine Avrupa Birliği Bakanlar Komitesinin Avukatların Özgürlüğü Metni, Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen ve Havana Kurulları olarak bilinen Avukatların İşlevlerine İlişkin Temel İlkeler’in 16/a-c maddesinde öngörülen şekilde, yani avukatların gerek yargı organları, gerekse diğer kamu kurum ve kuruluşları nezdinde “hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz müdahaleyle karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmeleri, görevlerini yapmarken veya yapmaktan dolayı hiçbir kovuşturmaya, idari, ekonomik veya başka bir yaptırımla ve tehditle karşılaşmamaları” ve bunun hükümetler tarafından temin edilmesi gelir. Ki bu yükümlülüğe  Avukatlık Kanunu’muzun 2/3.maddesinde ‘…gerek yargı organları, gerekse diğer kamu kurum ve kuruluşları  avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadırlar’ denilmek suretiyle de işaret edilmiştir. Esasen hukuk devletini, otoriter veya yarı-otoriter rejimlerden ayıran husus da, hukuk devletinin adil yargılanma hakkını, savunma hakkını, savunmanın özgürlüğünü, bağımsızlığını ve dokunulmazlığını kapsayan temel hak ve özgürlüklere sıkı şekilde bağlı olması ve bu statünün kural olarak güvenlik de dahil olmak üzere başkaca menfaatlerle takas edilmemesidir.

Biz hukukçular, avukatlar köprüler kurmuyoruz, kule dikmiyoruz, motor yapmıyoruz, resim boyamıyoruz…Yaptığımız bütün işlerde insan gözünün görebileceği pek az şey vardır. Ama sorunları çözüyoruz; gerginliği gideriyoruz; hataları düzeltiyoruz; insanların yükünü üstleniyoruz; çabalarımızla barışçıl bir devlette insanların huzurlu ve adil bir yaşam sürmelerini mümkün kılıyoruz.” Bu sözler 1924 yılında ABD Başkanlığı’na aday olan avukat John W.Davis’e ait. 16 Mart 1946’da New York Barosu’nun 75. Kuruluş Etkinlikleri kapsamında yaptığı konuşmada söylemiş bunları.

Bu sözlerin bir benzerini George Mason Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ronald Rotunda’da söylüyor. Şöyle diyor Rotunda; “Biz avukatlar, mühendisler gibi köprüler inşa etmeyiz; doktorlar gibi kemikleri onarmayız; mimarlar gibi bina tasarlamayız; ressamlar gibi resim yapmayız. Sadece insanların ellerinin bize dokunmasına imkan veririz. Eğer görevimizi profesyonelce, mesleğin onuruna uygun biçimde yaparsak, başka kişilerin yüklerini taşırız; insanları streslerinden kurtarırız; adaletin takipçisi oluruz; uygarlığın kaplaması olur ve onu daha da güçlendiririz.

Her iki değerli hukukçunun da söylediği gibi, biz avukatlar, bina, araba, uçak yapmıyoruz, şiir ya da roman yazmıyoruz, karikatür çizmiyoruz, ama bunlar kadar, hatta bunların pek çoğundan daha önemli, daha değerli, daha anlamlı bir şey yapıyoruz. En önemli sermayemiz olan zamanımızı, bilgimizi, hayatın ve toplumun en önemli, en değerli hammaddesi olan, toplumdan gelen ve yine topluma giden insanlara tahsis ediyor, insanları dinliyor, insanların sorunlarını paylaşıyor, yükünü üstleniyor, başka insanlarla olan hukuki sorunlarını çözüyor, adaletin gerçekleşmesine, hukukun üstünlüğünün egemen kılınmasına, toplumun huzurunun, toplumsal barışın sağlanmasına ve sürdürülmesine katkıda bulunuyoruz.

Shakespeare’in ‘Hamlet VI’ isimli eserinin kahramanı Dick the Butcher/Kasap Dick, ‘eline gücü geçirdiğinde ilk yapacağı şeyin bütün avukatları öldürmek’ olduğunu söyler. Shakespeare’in karakterinin bu tiradı elbette bir ironidir ve bu ironinin arkasında bir farkındalık vardır. Bu farkındalık ahlaksız/berbat bir kişilik olan Dick the Butcher’in, kendi kötü devriminin başarılı olması için önündeki engelin hukuk olduğunu, hukukun temsilcileri olan avukatlar olduğunu bilmesi, bunun farkında olmasıdır. Kasap Dick’lerin, yani hukuku, adaleti ortadan kaldırarak kendi kötü devrimlerini gerçekleştirmek isteyenlerin, avukatları kendilerine hedef olarak almaları bundan dolayıdır. Zira hukuk tanımayan, hak duygusu olmayan, adalete saygısı bulunmayanların önündeki en önemli engel avukatlardır.

İslam Hukukunun büyük bilginlerinden olan İmam Şafi diyor ki; ‘Bütün Kuran inmeseydi ve sadece –Vel Asr- suresi inseydi yeterdi.’ Vel Asr suresinin anlamı şudur; ‘Zamanın üzerine yemin ederim ki, bütün insanlar hüsran içindedir. Şu üçü hariç: Hakka inananlar, Hakkı tavsiye edenler, iyi, güzel, doğru şeyi yapanlar ve sabredenler.’ Avukat olarak biz İmam Şafi’in dediği şeyi yapıyoruz. Yani hakka inanıyoruz, iyiyi, güzeli, doğru olanı yapmaya, sabırla yapmaya çalışıyoruz. Hukukun tanıdığı ve koruduğu yetki olan hakkı savunuyoruz, hakkı temsil ediyoruz. Hakka ulaşmanın yolu ve aracı olan davaları mahkemelerin önüne biz getiriyor, adına karar denilen, içtihat denilen yargısal ürünlerin oluşmasını, bu yolla hukukun ilerlemesini, gelişmesini, hak sahibinin hakkı olan şeyi elde etmesini, hakkına kavuşmasını biz avukatlar sağlıyoruz. Yani avukat olarak çok şey yapıyoruz, çok hayati şeyler yapıyoruz. En önemli olan şeyi, yani “bu dünyada yaşama ayrıcalığı elde etmek için ödediğimiz bir kira olan insana hizmet etmek” edimini yerine getiriyoruz.

Amerikalı stres yönetimi ustası Arthur Gordon “The Turn of the Tide/Gelgit Dönemeci” isimli kitabında şöyle diyor: “Kişinin motivasyonlarının yanlış olması durumunda, hiçbir şeyin doğru olamayacağını anladım bir anda. İster postacı, berber, sigortacı veya ev kadını olun, isterse başka bir iş yapın sonuç değişmez. İşinizi sadece başkalarına hizmet ettiğinizi hissettiğiniz sürece iyi yapabilirsiniz. Başkalarına bir yararınız olmuyor ise eğer, işinizi iyi yapamazsınız.” Biz avukatlar da işimizi, mesleğimizi iyi yapmaya çalışıyoruz. Müvekkillerimize hizmet ettiğimizi düşünerek yapıyoruz, onların acısını, duygularını hissederek, onlarla empati kurarak yapıyoruz. Bu saikle, bu motivasyonla yapıyoruz, insana, insanlara yararımız olsun diye yapıyoruz.

Alkibiades I’ isimli eserinde Platon, bilge Sokrates’in siyasal yaşamına henüz daha yeni başlamak üzere olan ve bunun için de iktidara odaklanan genç öğrencisi Alkibiades’i, gelecekteki siyasal yaşamın sorumluluklarına hazırlamak için ona ‘kendine dikkat etme/kendine özen gösterme’ tekniğini öğretişini anlatır. Çok uzun olan ve Sokrates’in “Genellikle kendimizle ilgilendiğimizi sanırız, ama gerçekte kendimizle ilgilenmediğimizi pek fark etmeyiz. Kendimizle ilgilenmek ne demektir, söyle bana? Bir insan kendisiyle ne zaman ilgilenmiş olur? İnsan kendisine ait şeylerle ilgilenirse, kendisiyle ilgilenmiş olur mu?’ sözleriyle başlayan diyalog, Sokrates’in ‘Alkibiades, mutlu olmak için, senin de, şehrin de edinmesi gereken şey iktidar değil, erdemdir” sözleriyle sona erer.

Avukatın işini iyi yapması, mesleğinin hakkını verebilmesi için her şeyden daha çok sahip olması gereken şey de erdemdir. Peki, erdem nedir? Erdem, ahlakın övdüğü, değer verdiği iyilikseverlik, alçakgönüllülük, hoşgörülülük, cömertlik, doğruluk gibi tüm iyi niteliklerin toplamıdır. Alkibiades ile Sokrates arasındaki diyalogtan hareketle sözü getirmek istediğimiz husus, hukukçuların meslek ahlakı, meslek etiğidir. Buna göre işaret etmemiz gereken ilk husus: meslek etiği dediğimiz ilkeler toplamının, aslında yargıcın, savcının, avukatın, adalet hizmetinde görevli her bir çalışanın kendisiyle ilgilenmesi, kendisine özen göstermesi, kendisine dikkat etmesi gerektiği hususudur. Bunun için de o kişinin önce insan olarak –kendini bil-mesi gerekir. Zira –kendini bilmeyen- avukat da, yargıç da, savcı da, herhangi bir adalet çalışanı da kendisini iyi yapamayacağı gibi işini de iyi yapamaz. O halde adaletin, kamunun hizmetinde olan herkesin öncelikle edinmesi gereken şey “erdem”dir.

Annemarie Pieper’in “Etiğe Giriş” isimli özgün eserinde ifade ettiği üzere, bir kurallar sistemi olan ahlak, bağlayıcı olduğu kabul edilerek belirlenen norm ve değerlerin bir soyutlamasıdır. Gerek buyruklar, gerekse yasaklar aracılığıyla bize uyarıda ve çağrıda bulunan ahlakiliğin özünü, birey olarak bizim bu kurallara karşı duyduğumuz saygı oluşturur. Ait olduğumuz toplumun zaptı altında olan bizler, yaşadığımız toplumun buyrukları, yasakları, normları, yani kuralları olduğunu erken yaşta öğreniriz. Ama asıl ahlaki kavrayış, bu nitelikteki kuralların dışarıdan dayatılan kurallar olarak değil de, bu kuralların içinde yaşadığımız toplumun tüm bireylerinin gerçekleşebilecek en fazla özgürlükten yararlanabilmelerini güvence altına alan unsurlar olduğunun anlaşılmasıyla ortaya çıkar. Bunu sağlayacak tek bir kural vardır, o da ahlaki kuraldır.  Gündelik hayatın pratiğinde ahlak, insanın karşısına sadece belli bir kültüre özgü farklılıkları vurgulayan bir olgu olarak, yani başkaca toplumsal ya da ulusal toplulukların anlam yorumlarının farkı olarak çıkmaz. Aristoteles’in işaret ettiği üzere, ahlak, sadece bireyin içinde büyüdüğü ve aktif olarak biçimlendirilmesine katkı yapmaya çağrıldığı topluluğun anlam ufkunu temsil etmekle kalmaz; ayrıca genel ahlak bağlamı içinde ve fakat toplumun sadece bir kısmı için geçerli olan alanda, ‘özel/kısmi ahlak’ biçiminde de ortaya çıkar. ‘Özel/kısmi ahlak’ biçiminde ortaya çıkan ve ‘meslek ahlakı/etiği/kuralları’ olarak isimlendirilen bu kuralları, o mesleğin kendisi ve mensupları üretir. Normları, o mesleği seçen ve yürüten herkesi bağlayan bu nitelikteki kurallar, genel ahlaki ilkeye, yani mesleğinde olabildiğince iyi olma ilkesine dayanır. Bu ilke gereğince, çalışmanın ve emeğin kendisine ayrı bir değer yüklenir. O meslek mensubu tarafından yapılan iş, sadece eksiksiz ve hatasız bir çalışma sürecini olanaklı kılan teknik kurallar aracılığıyla değil; aynı zamanda ve özellikle, diğer insanları doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren ahlaki kurallar temelinde icra edilebilecek bir faaliyet olarak tanımlanır.  Mesleğin onurunu korumak amacıyla konulan kuralları çiğneyen, bu bağlamda temsil ettiği genel çıkarların yerine, kendi kişisel çıkarlarını koyan meslek mensubu, sadece kendi toplumsal ve mesleki itibarını yitirmekle kalmaz, aynı zamanda mesleğin kendisine de zarar verir.

Aristoteles’in “Nicomachean Ethics” isimli özgün eserinde “Pratik, hem etiğin var olma koşulu ve hem de onun hedefidir. O nedenle soylu olan üzerine, adil olan üzerine, kısaca sitede bilim üzerine verilen dersten yararlanmak isteyen kişi, soylu bir temel alışkanlığa sahip olmalıdır” diyerek vurgu yaptığı üzere, pratiğin bilimi olarak “etik”, bilgi adına değil, eylem adına harekete geçen ahlakiliktir. Öyle olduğu için “etik”, kuram oluşturmak amacıyla geliştirilmiş olmadığı gibi, entelektüel zevklere ve züppeliklere hizmet eden düşünsel bir uğraş da değildir. Bütün bunlardan uzak bir pratik olarak “etik” varlığını, uygulamada, yani eylemde gösterir. Bu yönüyle ve Aristoteles’in isimlendirmesiyle “fiiliyat üretici bilgi” olan “etik” düşünce ile eylemin birlikteliğidir.

Bütün bunlardan hareketle demek gerekir ki, avukatlık, yargıçlık, savcılık, adalet çalışanı gibi kamusal hizmetlerin meslek etiğinin özünü oluşturan pratik, bütün bu mesleklerin günlük yaşam pratiğidir. Onun için yargıcın da, savcının da, avukatın da, her düzeydeki adalet çalışanının da, gerek kendi varlığının, gerekse mesleki yönden iyi olmasının koşulları hakkında aydınlatılmış bu günlük yaşam pratiğinin ahlakını iyi bilmesi, bunu içselleştirmesi ve gerek mesleki, gerekse özel yaşamında uygulaması gerekir.

Diğer taraftan yargının asli unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil eden avukatlar, sadece hukuki sorun ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını sağlamakla görevli ve yükümlü değildirler. Aynı zamanda Edward Said’in çok yerinde olan yaklaşımıyla, laik bir entelektüel ve özgül bir kamusal role sahip avukatlar ve bireyler olarak; kamu için ve kamu adına mesajı, görüşü, tavrı temsil etmek, hakikati ifade etmek, ortodoksi ve dogma üretmektense buna karşı çıkmak, hükümetlerin ya da muhalefetin, büyük şirketlerin ve başkaca çıkar çevrelerinin adamı ve sözcüsü olmamak zorundadırlar.

Amerikalı futurist Peter F.Drucker’ın özgün eseri “Kapitalist Ötesi Toplum” isimli özgün eserinde ifade ve işaret ettiği üzere, kuruluş bir insanlar topluluğudur, ortak amaç için bir arada çalışan kişilerden oluşur. Kuruluş; toplum, cemaat, aile gibi sosyal kurumlardan farklı olarak, belli bir amaca göre tasarlanmış olup işine, görevine, işlevine göre tanımlanır. Toplum ve cemaat ise, dil, kültür, tarih, coğrafya gibi insanları bir arada tutan bağa göre tanımlanır. Kuruluş, ancak belli bir işe, kendi işine odaklandığı zaman etkilidir. Toplum, cemaat ve aile sadece var olan kurumlardır. Kuruluş ise yapandır. Toplum, cemaat ve aile koruyucu kurumlardır, statükoyu sürdürmek, değişimi yavaşlatmak için uğraşırlar. Oysa kuruluşlar statüko bozucu olmak için vardırlar. Onun için kuruluşlar, sürekli değişikliğe göre düzenlenmiş olmak, yeniliklere dönük olmak zorundadırlar. Kuruluşların işlevlerini yerine getirebilmeleri için; kurulu olanı, alışılmış olanı, bilineni, rahat şeyleri, insani ve sosyal ilişkileri, becerileri sorgulamak ve gerektiğinde bütün bunları terk etmek üzere düzenlenmiş olmaları gerekir. Bir kuruluş olarak Barolar da bu çerçevede örgütlenmek ve hareket etmek durumundadır.

Yine Drucker’a göre kuruluşun işlevi bilgileri verimli kılmaktır. Bilgiler ne kadar ihtisaslaşmış olurlarsa, o kadar daha fazla etkin olurlar. Gelişmiş ülkelerde kuruluşlar, bilgileri verimli kıldıkları, bilgileri ihtisaslaştırdıkları, kendi amaçları üzerine yoğunlaştıkları, bilgiden bilgilere geçtikleri için toplumun merkezi konumuna gelmişlerdir. Günümüzün kuruluşları, güce dayalı yapıdan, bilgiye ve sorumluluğa dayalı bir yapıya dönüşmüşlerdir. O nedenle günümüzün kuruluşlarında, kuruluşun amaçları, katkıları, davranışları, performansı konusunda herkesin sorumluluk alması gerekir. Bundan çıkan anlama göre, kuruluşun bütün üyeleri kendi amaçlarını ve katkılarını düşünecekler ve her ikisi için de sorumluluk alacaklardır. Kuruluşlarda ast/üst diye bir şey yoktur, sadece birlikte çalışan insanlar vardır. Onun için bütün üyelerin kendilerine; benim bu kuruluşa yapabileceğim en önemli katkı nedir diye sorması, her üyenin sorumluluk sahibi olması, karar yetkilisi olarak çalışması, kendi amaçlarının kuruluşun amaçları ile uyumlu olmasını sağlaması gerekir.

Yine barolar, sadece, avukatlık mesleğini geliştirmekle, meslek mensuplarının yararlarını korumak ve gereksinimlerini karşılamakla, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmakla ve korumakla görevli olmayıp; toplumsal değişime ve dönüşüme katkı yapmakla, bu amaçla, kurulu olanı, alışılmış olanı, bilineni, rahat şeyleri, insani ve toplumsal ilişkileri, becerileri sorgulamakla, yeniliğin ve değişimin motoru olmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirebilmek için baroların Drucker’ın nitelemesi ile ‘statüko bozucu’ olmaları gerekir.

Onun için Edward Said’in ‘Entelektüel’deki ifadesinden ödünç alarak demek gerekir ki, barolar ve avukatlar, bütün bu işlevleri yerine getirebilmek için; zihinlerinde kendilerini de hedef alan kuşkucu bir ironiye yer vermek, çevrede dolaşmak, ayakta durup otoriteye cevap verebilecek kadar bağımsız, cesur, özgür ve özerk bir ruha sahip olmak, her türlü otoriteden gelen tehditlere karşı koyabilmek, hiç kimseye boyun eğmemek, kirlenen düşüncelerini değiştirebilecek, yeni şeyler keşfedecek kadar hevesli kalabilmenin yollarını bulmak zorundadırlar. Barolar ve avukatlar sadece bunları değil, hakikati temsil etmek, bir haminin veya vasinin ya da başkaca bir otoritenin yönlendirmesine izin vermemek, toplumsal değişime ve dönüşüme öncülük edebilmek için yeni diller ve ruhlar icat etmek durumundadırlar. Bütün bunları yapabilmek için baroların ve avukatların, hem kendilerini, hem de toplumun kendisini; klişelerle, aşınmış metaforlarla, bayat kullanımlarla çürümüş bir dilin zihinlerini uyuşturup edilginleştirmesine, bilinçlerinin üzerini kaplayıp, onu basmakalıp düşünceleri incelemeden, tartışmadan, sorgulamadan kabul etmeye ayartmasına izin vermemeleri gerekir.

Dünya siyasi tarihinin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, başta Fransız İhtilali, Amerikanın Bağımsızlığı, dünyanın ilk yazılı anayasası olan Amerikan Anayasası gibi devrim niteliğindeki tüm eylemlerde, dünya tarihini değiştiren ve dönüştüren tüm siyasi olaylarda, gerek eylem lideri, gerekse düşünce lideri olarak avukatlar vardır. Gerçekte bütün toplumlar hukuka ve avukatlara gereksinimleri olduğunu akıl ve deneyim sonucu öğrenmişlerdir. Herhangi bir hukuk ve adalet sistemi, avukatlar olmaksızın adil ve demokratik bir şekilde işleyemez. Bu nedenle, avukat ya da savunma makamı, sadece adil yargılamanın temel ve kurucu unsuru değil, aynı zamanda yargılama prosedürünü demokratikleştiren unsurdur. Öyle olduğu için uygar ve demokratik tüm ülkelerde avukatlar ve onların mesleki kuruluşları olarak barolar vardır. Esasen Yirminci ve Yirmi Birinci yüzyılın en göze çarpan özelliklerinden birisi, siyasetin, uluslararası kuruluşlar yönünden artan bir öneme sahip olmasıdır. Bu uluslararası kuruluşlar, yetkilerini yalnız tek bir ülkede değil, uluslararası alanda ve birden çok ülkeyi kapsayacak şekilde kullanmaktadırlar. Bu bağlamda, Barolar, hem ulusal, hem de küresel toplumun iyileştirilmesinde aktif bir rol oynamakta ve adalete erişim için çok fazla çaba sarf etmektedirler. Zira hukuk ve adalet, düşünce sistemlerinin bir gerçeği olarak toplumun en önde gelen vizyonudur.

Adil yargılanma ilkesinin tam olarak gerçekleşmesi için gerekli birçok ilke bulunmakla birlikte, en önemli ilke, yargıçların yürütmeden mutlak olarak bağımsız olmalarıdır. Bir İngiliz geleneği olan yargı bağımsızlığı herhangi bir siyasal teorinin sonucu değildir. Adalete olan, temel bir insan hakkı niteliğindeki adil yargılanma hakkına olan ihtiyacın gereğidir. Bunu insanlık zor deneyimler, çektiği acılar, akıttığı kanlar sayesinde öğrenmiştir. Yargı bağımsızlığının bir diğer parçası da baroların, savunmanın, avukatların bağımsızlığıdır. Bu bağımsızlık olmadan, sağlanmadan ve korunmadan, adil yargılanma gerçekleşmeyeceği gibi adalet hizmetinin demokratik biçimde işlemesi de mümkün değildir.

Dünya siyasi tarihinin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, başta Fransız İhtilali, Amerikanın Bağımsızlığı, dünyanın ilk yazılı anayasası olan Amerikan Anayasasının yapımı olmak üzere, devrim niteliğindeki pek çok eylemde, dünya tarihini değiştiren ve dönüştüren tüm siyasi olaylarda, gerek eylem, gerekse düşünce lideri olarak avukatlar vardır. Bu söylediklerimizi Amerikalı avukat Luis Land ‘Avukat’ isimli şiirinde çok daha güzel, çok daha somut olarak ifade ediyor ve şöyle diyor:

Ben Avukatım.

Kaba gücün yerine merhameti, adaleti, hakkaniyeti koydum.

İnsanoğluna diğerlerinin hakkına, mülkiyetine, hürriyetine saygıyı;

Vicdan, ifade ve toplanma özgürlüğünü ben öğrettim.

Haklı davaların sözcüsü;

Yoksulun, mazlumun, dul ve yetimin savunucusuyum.

Çarşıda pazarda onuru sürdürürüm.

Halkın sevmediği, popüler olmayan davaların şampiyonu benim.

Zulmün, baskının, bürokrasinin düşmanıyım.

On Emre giden yolu ben hazırladım

Yunanistan’da kölelerin, Roma’da esirlerin özgürlüğü için ben savaştım.

Stamp Act’le ben mücadele ettim.

İnsan Hak ve Özgürlükleri Bildirgesi’ni ben yazdım.

Köleleri ben savundum.

Kölelik karşıtıyım.

Kölelikten Kurtuluş Bildirgesini yayımlayan bendim.

Her ülkede, her iklimde haini cezalandırır, masumu korur, düşeni kaldırır, adaletsizliğe ve vahşete karşı çıkarım.

Tüm savaşlarda özgürlük için savaşan bendim.

Halkın yaygarasına ve çoğunluğun despotluğuna karşı duran benim.

Adaletin gerçekleşmesini engelleyen önyargı olmasın diye zenginleri savunur; Yoksulun tüm hak ve imtiyazları teslim edilsin diye davasında ısrar ederim.

Irk, renk, sınıf, cinsiyet ya da din ayrımı yapmaksızın insanlığın eşitliği için çalışırım.

Hilebazlıktan, dalavereden ve sahtekarlıktan nefret ederim.

Adaletten ödün vermekten ya da menfaati zıt iki müvekkile hizmet etmekten yasaklıyım.

Geçmişin muhafazakarı, bugünün liberali, geleceğin radikaliyim.

Adaleti ve hakkaniyeti gerçekleştirmek için uzlaşmaya inanırım;

Aynı nedenle şekilciliğin ve kırtasiyeciliğin Gordion düğümünü kesip atarım.

Tüm buhranlarda insanlığın lideriyim.

Dünyanın günah keçisiyim.

İnsanlığın haklarını avucumun içinde tutarım da, kendi haklarımı sağlamayı bir türlü beceremem.

Ben öncüyüm.

Geçmişten vazgeçecek, bugünü ve var olanı yıkmak isteyecek en son kişiyim.

Ben, adil hükümdar, dürüst yargılayıcıyım.

Mahkum etmeden önce dinler, herkes için en iyiyi araştırırım.

Ben Avukatım.

b- TÜRK HUKUKUNDAKİ YERİ İTİBARİYLE –

Birçok hükmü değişmiş olmakla birlikte, halen yürürlükte olan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 1.maddesi hükmüne göre avukatlık, hem bir “kamu hizmeti”, hem de bir “serbest meslek”tir. Bu iki niteleme birbiriyle açıkça çelişkili olan bir ifadedir. Zira serbest olmak, sözlük anlamıyla hiçbir şarta bağlı olmamak, özgür olmak, özerk olmak, bağımsız olmak demektir. Kamu hizmeti ifadesi ise, serbestliği ortadan kaldıran ve avukatı kamu hizmetlisi olarak devlete, kamuya bağlı ve bağımlı kılan bir statüdür. Esasen bu statünün kabul ve ifade edilmiş olmasının nedeni, sadece devletin en başta gelen işlevi ve hizmeti olan yargılama faaliyetinin kamu hizmeti olması ve avukatın da yargının kurucu unsuru olarak ve bağımsız savunmayı temsil etmek üzere bu faaliyetin aktif ve hatta “olmazsa olmaz/onsuz olmaz” öznesi bulunması değildir. Buradaki esas amaç, avukatlığın devletin idari ve adli otoritesi tarafından denetim altında tutulmasıdır. Nitekim 03 Nisan 1924 tarihli ve 460 sayılı Muhamat Kanunu’nda olmayan bu özellik, mevzuatımıza 01 Aralık 1938 tarih, 3499 sayılı Avukatlık Kanunu’yla ‘Avukatlığın tam bir serbest meslek sayılmayıp adli otoritenin devamlı murakabesi altında bulundurulduğundan avukatın vazifesi hakkında layihaya konan bu esaslı hükümlerin isabeti encümenimizce de izahtan müstağni bir hakikat olarak kabul edilmiştir’ diyen komisyon gerekçesiyle girmiş, 19 Mart 1969 tarih, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda da yerini korumuştur. Bu gerekçeye dayalı anlayışın bir diğer uzantısı, baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin, benzeri diğer meslek kuruluşlarıyla birlikte kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu adı altında önce 1961 Anayasa’sının 122.maddesi, daha sonra 1982 Anayasası’nın 135.maddesi hükmüyle düzenlenmiş olmasıdır.

Önce 3499 sayılı Kanunla, daha sonra bu kanunun yerine ikame edilen 1136 sayılı Kanunla avukatlığın bir kamu hizmeti olarak düzenlenmesi, gerek bu düzenlemenin yapıldığı tarihte, gerekse daha sonraki süreçte ve günümüzde tartışma konusu olan bir husustur. Hukuk devleti olmayı asgari bir anayasal koşul olarak kabul eden demokratik pek çok ülkenin Avukatlık Kanunu’nda ve mevzuatında yer almayan bu nitelik, beraberinde barolar ve Türkiye Barolar Birliği üzerinde Anayasa’nın az yukarıda sözü edilen maddesiyle devletin idari ve mali denetimini, yanı sıra sorumlu organlarının görevden alınmalarını ve yine faaliyetten men edilmelerini getirmiştir.

Nitekim 1136 sayılı Yasa Tasarısının hükümet gerekçesinde “Ancak şunun da hemen ilave edilmesinde zaruret vardır ki; Barolar birliğinin kurulmuş olması dahi, Adalet Bakanlığının barolar ve avukatlar üzerindeki yetkilerinin tamamen ortadan kalkmasını gerektirmeyecektir. Çünkü Adalet Bakanlığı, Barolar Birliğinin faaliyetini de içine alan geniş bir sahanın, yani adli hayatın genel siyasetini yürüten ve bu itibarla adalet uzvunda doğrudan doğruya veya dolayısıyla faaliyette bulunan bütün elemanlar ile az veya çok irtibatı olan bir bakanlıktır. Yargı yetkisinin kullanılması bakımından idareden tamamen bağımsız olan hakimlerin dahi hiç olmazsa mahkemenin idari işlemleri yönünden Adalet Bakanlığı ile bir ilgileri bulunduğu düşünülürse Anayasanın 122. md.’si muvacehesinde idari hiyerarşiye tabi olmaları tabii ve hatta zaruri bulunan Türkiye Barolar Birliği ve baroların Adalet Bakanlığı ile hiçbir ilgileri olmamasını düşünmek caiz değildir.” denilmiş olması da, esas amacın avukatlık mesleğini ve baroları denetim altında tutmak olduğu yönündeki görüşü doğrulamakta ve desteklemektedir.

Avukatlık mesleği dünyanın hemen her ülkesinde ve gerek siyasi tarih, gerekse avukatlık mesleğinin tarihi bağlamında statükoyla, yani devletle sorunu olan bir meslektir. Hal böyle iken avukatlık mesleğini ve avukatların meslek örgütleri olan baroları devletin hiyerarşik yapısı içine yerleştirmek ve eklemlemek, açıkça savunmanın dokunulmazlığı anlayışına, baroların ve avukatların bağımsızlığı düşüncesine ve ilkesine ve hatta avukatlığın bir meslek olarak varoluş nedenine aykırıdır. Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde baroların ve avukatların, bir yandan mevcut düzenlemelerin korunmasını istemeleri, diğer taraftan Adalet Bakanlığı’nın barolar ve avukatlar üzerindeki denetiminden ve vesayetinden şikayet etmelerinin bir anlamı yoktur.  Mevcut düzenlemeler var olduğu sürece, Adalet Bakanlığı’nın barolar ve avukatlar üzerindeki denetim yetkisi devam edecektir. O nedenle, barolar ve avukatlar bir tercih yapmak, bu bağlamda “kamu hizmeti” ve “kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları” statüsünden vazgeçerek, ya serbest, bağımsız, özgür ve özerk bir meslek ve meslek örgütü olmayı seçmek, ya da mevcut statülerini devam ettirmek ama vesayetten, denetimden şikayet etmeyi bırakmak durumundadırlar.

Bu bağlamda işaret edilmesi gereken bir diğer husus, avukatlık mesleğinin kutsallığına ilişkin olarak yapılan yasal düzenlemeler ve bu düzenlemeleri destekleyen görüşlerdir. Hemen ifade etmek gerekir ki, Avukatlık Yasası’nın 34.maddesinde her ne kadar, avukatlık görevinin kutsal olduğu yazılı ve savunmanın kutsallığı da kimi üstatlarımızın kullanmayı çok sevdikleri bir sıfat ise de, kanımızca bu doğru değildir. Zira kutsallık, geleneksel yapılardan, muhafazakâr anlayışlardan tevarüs edilen, aktarılan bir anlayıştır. Değerli meslektaşımız Halil İnanıcı’nın da vurgu yaptığı üzere, geleneksel dönemin örgütlenme biçimi olan lonca anlayışı, diğer meslekler gibi avukatlık mesleğini de kutsallık ikonu ile denetimi altında tutmaya çalışmıştır. Aydınlanmayla birlikte geleneksel koşullanmalardan ve baskıdan kurtulan insan aklı, kendi yaşamının, kendi işinin, kendi mesleğinin ve tercihlerinin sorumluluğunu bizzat kendisi üstlenmiştir. Modernizmle başlayan bu süreçte insanı kutsallık ikonu ile denetlemek ve baskı altında tutmak mümkün olmamakla, avukatı da kutsallık ikonu ile denetlemek ve baskı altında tutmak hem mümkün, hem de doğru değildir.

Kaldı ki, kutsallık ve bundan türetilen kutsal devlet, kutsal adalet, kutsal savunma gibi kavramlar kurulu düzeni koruyan, otoriteyi koruyan kavramlardır. Oysaki avukatlık mesleği az yukarıda da işaret ve ifade ettiğimiz üzere, her türden iktidarla, otoriteyle, statükoyla sorunu olan bir meslektir. Öyle olduğu için avukat, devlete karşı, iktidara karşı, otoriteye karşı insanı, bireyi, hakkı savunan kişidir. Savunma ise kutsanması gereken bir iş ve faaliyet olmayıp, yaşam hakkı gibi, mülkiyet hakkı gibi, özgürlük hakkı gibi, emek gibi, üretim gibi saygı duyulması, değer verilmesi, korunması gereken, vazgeçilmesi mümkün olmayan üstün bir haktır. Temel bir insan hakkıdır.

Avukatlık Kanunu’nun 1.maddesinde avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliğinin yanı sıra serbest bir meslek olarak ifade edilmesi, avukatın bağımsızlığından, meslek olarak hiçbir şarta bağlı olmamasından, özgür özerk ve bağımsız olmasından dolayı değil, onun ticari bir faaliyet olarak kabul edilmemesi, her biri ticari bir faaliyet olan tacirlikten, esnaflıktan ayrı ve farklı olmasına işaret edilmek istenilmesi nedeniyledir. O nedenle, avukatlık mesleği bir ücret karşılığında yapılıyor olmasına rağmen ticari bir faaliyet değildir. Zira burada esas alınan ölçü para değil, mesleğin niteliğidir.

Avukatlık Kanunu’nun 02.05.2001 tarih, 4667 sayılı Kanunla değişik 2.maddesi hükmüne göre avukatlığın amacı; “hukuki münasebetlerini düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak, bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis etmektir.

Avukatlığın Amacı” başlıklı bu düzenleme, sadece avukatlığın amacını değil veya amaç başlığı altında avukatlık mesleğinin kapsamını, avukatın görev ve yetki alanını belirlemektedir. Buna göre avukat, sadece hukuki ihtilafların yargı organları önünde takibi konusunda değil, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkları her düzeyde, bu bağlamda hakemde, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde çözmekle yetkili ve görevlidir.

İçeriği itibarı ile bu madde açıkça adını koymamakla birlikte ‘koruyucu avukatlık’ kurumuna da düzenlemektedir. Hastalık ortaya çıkmadan önce alınacak önlemler olarak tanımlanan ve bu çerçevede görev yapan koruyucu hekimlik nasıl hastalığın ortaya çıkmasını ve yaygınlaşmasını korumak suretiyle hastanelerin, doktorların yükünü azaltmakta, halkın ve toplumun sağlığını korumakta etkili ve yararlı ise, koruyucu avukatlık da ihtilafların çıkmasını önceden engellemek suretiyle yargı organlarının yükünü azaltan veya ihtilaf çıktığında daha önce alınan hukuki önlemlerden dolayı hak sahibi koruyan bir kurumdur. Ne yazık ki,  bu kurum gerek toplumumuzda hukuka aidiyet bilincinin yeteri kadar gelişmemiş olması, gerekse bireysel olarak avukatların, kurumsal olarak baroların ve devletin, bu kurumun tanınmasında, taıtılmasında ve uygulanmasında yeteri kadar çaba göstermemesi nedeniyle yeteri kadar gelişmemiş ve yerleşmemiştir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında, her ne kadar, yargı organlarının, emniyet makamlarının, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin, özel ve kamuya ait bankaların, noterlerin, sigorta şirketlerinin ve vakıfların, görevlerini yapmakta olan avukatlara yardımcı olmaları, bu kurumların avukatın gerek gördüğü bilgi ve belgeleri avukatın incelemesine sunması zorunluluğu öngörülmüş ve bunların bir örneğini alma yetkisi tanımış ise de, ne yazık ki uggulama bu yönde değildir. Aksine bu amaçla maddenin belirttiği kurum ve kuruluşlara giden avukatlara bırakın yardımcı olunmasını her türlü engel ve zorluk çıkartılmaktadır. Oysaki bu maddenin sağlıklı işletilmesi durumunda, bunun hem yargının ve yargılamanın süratlendirilmesine, hem de adaletin gerçekleşmesine, hakkın isabetli şekilde tespitinde ve dağıtılmasında yardımcı olacağı açıktır. Her ne kadar maddede belirtilen kurum ve kuruluşların, maddenin öngördüğü yükümlülüğü ve zorunluluğu yerine getirmemesinin yaptırımı öngörülmüş değil ise de, bu eylem niteliği itibarı ile Türk Ceza Kanunu’nun 257/2. maddesinde öngörülen görevi ihmal veya durumun özelliğine göre aynı maddenin 1.fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturur.

KAYNAKÇA –

  • Yusuf Kaçar – Avukatlık Mesleğinin Tarihçesi – Hukuk Forum Sitesi – Vekil Net
  • “                                                                 “
  • “                                                 “
  • “                                                 “
  • “                                                 “
  • “                                                 “
  • “                                                 “
  • “                                                 “
  • “                                                 “
  •            “                                                 “
  • Mehmet Harun Elçi – Geçmişten Geleceğe Avukatlık – Elçi Hukuk Bürosu Com.
  • “                                               “
  • “                                               “
  • “                                               “
  • Şener Battal – StjAv.Nurşen Erdem – Avukatlık Mesleğinin Türkiye’deki Tarihçesi – Ankara Barosu Dergisi- 1985/5-6
  • “                                                                                                  “
  • “                                                                                                  “
  • “                                                                                                 “
  • “                                                                                                 “
  • “                                                                                                 “
  • “                                                                                                 “
  • “                                                                                                 “
  • “                                                                                                 “
  • “                                                                                                 “
  • “                                                                                                 “

 

 

 

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NDE AVUKATLIK MESLEĞİ VE ORTAK AVUKATLIK  MODELLERİ –

Avukatlık Ortak Çalışmasında Model Arayışları‘ konulu bu oturumda, ortak avukatlık çalışmasının, bizim ülkemizin mesafe ve zaman olarak çok uzağındaki, anlayış ve uygulama olarak çok dışındaki bir ülkenin, Amerika Birleşik Devletleri’nin uygulamasını sunacağım.

Hemen işaret ve ifade etmek isterim ki, ben, avukatlık ortak çalışmasının Amerika Birleşik Devletleri perspektifi konusunda uzman olmadığım gibi, bu konu üzerinde çok yetkin ve donanımlı da değilim. Hem bu nedenle, hem de avukatlık ortak çalışmasının Birleşik Devletler boyutu ile ilgili olarak Türkiye’de yayınlanmış herhangi bir kitap ve makalenin olmamasından, internetteki sitelerin sadece sınırlı bilgileri vermesinden ve aboneliği zorlayan yayınlara göndermeler yapmasından, elimde mevcut İngilizce yazılmış kitapların ise oldukça sınırlı bilgileri içermesinden dolayı, konu hakkında bilgi edinmekte oldukça zorlandığımı bilmenizi isterim.

Bütün bu nedenler ile Türkiye’de belki de ilk kez benim sunacağım bu çalışmayı ‘masum okumanızı/dinlemenizi‘, bulacağınız eksiklikler konusunda ise beni şimdiden bağışlamanızı rica ediyorum.

Bu sunumun esasını oluşturan, avukatlık ortak çalışmasının, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki uygulaması ile ilgili gerekli bilgileri vermeden önce, konu ile ilgisi olduğu ve konunun anlaşılmasına katkısı olacağı düşüncesi ile Birleşik Devletlerde oldukça prestijli ve de bol kazançlı bir meslek olan avukatlığın, Birleşik Devletlerdeki tarihsel gelişimi, dünden bugüne icra ediliş şekli ve Birleşik Devletler hukuku hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.

Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihi, ilk kolonilerin ve özellikle New England kolonisinin, çok şiddetli şekilde avukatlara ve avukatlık mesleğine karşı olduğunu yazımlıyor.

İnsanın insana boyun eğmeyeceğini, insanın sadece Tanrı’ya boyun eğeceğini” savunan, İngiltere’yi hem bunun için, hem de Anglikan kilisesini ıslah etmenin mümkün olmaması nedeniyle terk eden Puriten New England göçmenleri, o tarihte avukatlara ve avukatlık mesleğine karşı çıkarken şu argümanları kullanıyorlardı; (I) Her insan kendi haklarını bizzat koruyabilecek güce ve yeteneğe sahiptir. (2) İngiltere’yi terk edip yeni kıtaya ilk yerleşenlerin hemen hepsi bu düşünce birliği içindedirler. (3) Gerek kendi aralarında, gerekse kendileri ile koloni yönetimi arasında herhangi bir anlaşmazlık çıkmayacağına inandıkları için, avukata ve avukatlık mesleğine gereksinme duymamaktadırlar.

Ne var ki, New England göçmenleri de dahil bütün koloni halkları kısa bir süre sonra, insanların tamamının melek olmadığını, içlerinde şeytanların da olduğunu, insan doğasının mekan değiştirmekle değişmeyeceğini, hemen her toplumda ve bütün zamanlarda insanlar arasında çekişmeler olabileceğini, bunların çözümü için mahkemelere, yargıçlara, avukatlara ve yasalara gereksinim olduğunu, Charles Dickens’in özlü deyişi ile ‘kötü insanlar olmasaydı, iyi avukatlar olmazdı‘ gerçeğini bizzat yaşayarak öğrenmek zorunda kaldılar.

Bir süre sonra hem New England, hem de diğer kolonilerde, bireyler arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek, yönetimin emirlerini dinlemeyenleri yola getirmek, suç işleyenleri cezalandırmak, kamu düzenini korumak amacı ile mahkemeler kuruldu ve hemen arkasından avukatlar kolonilerde görünmeye başladı.

Diğer başkaca ülkelerin olduğu gibi, Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihi de, tüm insanlığa kanıtlamıştır ki, avukatlar ve avukatlık mesleği olmadan, herhangi bir siyasal toplumda adil ve etkili bir yargı düzeni kurmak ve işletmek mümkün olamayacağı gibi, esasen siyasal toplumun, yani devletin kendisini yeniden inşa etmesi ve devletin demokratik işleyişi de mümkün değildir.

Nitekim o tarihlerde Amerika’da hukuk fakültesi olmadığı için Orta Atlantik’te ve Güney kolonilerde yerleşik varlıklı ailelerin, İngiltere’ye giden ve orada hukuk öğrenimi gördükten sonra Amerika’ya geri dönerek avukatlık yapmaya başlayan çocukları; aldıkları hukuk eğitiminin kazandırdığı hak duygusuna, toplumsal anlayışa, siyasal derinliğe, kültürel zenginliğe, insana ve yaşama bakışlarındaki sevecenliğe bağlı olarak, müvekkillerinin kişisel haklarını korumaktan çok daha farklı ve bunları aşan bir yaklaşımla, içinde yaşadıkları toplumun insanlarını hakları konusunda bilgilendiren, bilinçlendiren ve onları örgütleyen, koloni yönetimlerinin icraatlarını eleştiren, yönlendiren ve giderek etkileyip değiştiren önemli işlevleri yerine getirmeye başladılar.

Avukatların kimi zaman önde, kimi zaman arkada, ama hep içinde oldukları bu mücadeleden, önce Kuzey Amerika Devletlerinin kuruluş aşamasında anayasalarının başına yerleştirdikleri Hak Bildirileri/Bill of Rights içinde en önemlisi olan ve 12 Haziran 1776 tarihinde kabul edilen Virginia Haklar Bildirisi, arkasından 04 Temmuz 1776 tarihinde Thomas Jefferson tarafından kaleme alınan ve altında imzası bulunan 56 kişiden 25’i avukat olan Amerikan Bağımsızlık Bildirisi, İngilizlere karşı 1776-1783 yılları arasında sürdürülen Bağımsızlık Savaşı, daha sonra kısaca devlet iktidarının kullanımını sınırlayan kurumlar manzumesi olarak tanımlanan anayasacılığın dünyadaki ilk yazılı örneği olan 1787 tarihli Amerikan Anayasası ve en sonunda da yeni bir ulus, yeni bir devlet olarak Amerika Birleşik Devletleri doğdu.

O nedenle Amerikan tarihini yazanların da açıkça ifade ettikleri üzere, yeni bir ulus ve yeni bir devlet olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin inşasında emeği ve katkısı olan en etkili meslek grubu hukukçular ve özellikle de avukatlardır. Amerikan Anayasası’nın kabulünden sonra, Amerikan toplumunda ve devlet yapısı içinde en vazgeçilmez kurumlardan birisi haline gelen avukatlık mesleği, hukukçular, hukuk fakülteleri Birleşik Devletlerin kurucu babalarından Thomas Jefferson’a göre, ‘nursery of the legislature‘, yani ‘yasamanın acemi ocağıdır.

Anglo-Amerikan ülkeleri dışındaki ülkelerde, gerek hukuk öğrencileri ve avukatlar, gerekse konuya ilgi duyan kişiler arasındaki yaygın inanç ve kabul, Anglo-Amerikan hukukunun bir ‘olay/dava hukuku/case law’ veya ‘yargıç yapımı hukuk/judge-made law’ olduğu yönündedir. Bu kabul ve inanç bir dereceye kadar doğru olmakla birlikte, bütünü ile gerçeğe uygun değildir.

Zira Birleşik Devletler Hukuku, İngiliz Ortak Hukukundan farklı olarak kodifiye edilmiş, yani yazılı metinler/yasalar haline getirilmiş olan bir hukuktur. Yazılı bir hukuk kuralının olmadığı veya anayasal bir hükmün bulunmadığı istisnai durumlarda, ortak hukuka ait kimi emsal kararlar uygulama alanı bulmakta ise de, bu durum Birleşik Devletler Hukukunun İngiliz Ortak Hukuku ile aynı olduğu yönündeki kabulü haklı kılmaz.

Bu bağlamda ifade etmek gerekir ki, kolonilerde yerleşik halkın çok büyük bir kısmının İngiltere’den göç etmiş ve ana dilinin İngilizce olması ve esasen bağımsızlık öncesi süreçte şimdi Birleşik Devletler olarak isimlendirilen toprakların büyük bir bölümünün İngilizlerin egemenliğinde bulunması nedeni ile İngiliz hukukunun bağımsızlığın elde edilmesinden sonra bir süre daha uygulanmış olduğu gerçek olmakla birlikte, bu süreçte dahi İngiliz hukukunun kabulünü engelleyen üç olgu mevcut idi. Bunlardan birincisi, İngiltere’deki yönetimden ve bu yönetimin hukuk sisteminden, dini, siyasal ve ekonomik özgürlük anlayışından şikayetçi olduğu için ana vatanları İngiltere’yi terk edip yeni dünyaya yerleşen göçmenlerin varlığı; İkincisi ve daha anlamlı olanı On Yedinci Yüzyıl boyunca Amerikan hukukunun gelişmesini engelleyen eğitimli avukatların eksikliği ile İngiliz hukuk kitaplarının okunmaya uygun olmaması; üçüncüsü ise her iki ülke koşullarının birbirinden çok farklı olmasıdır

Yazılı hukuktan farklı olan İngiliz olay hukukunun, hem teorik, hem de pratik olarak yürürlükte olması kolonilerin ilk zamanlarında tartışma konusu olduğu gibi, İngiliz Parlamentosunun kolonilerin üzerindeki yasama gücü de tam olarak uygulanamıyordu. İngiliz Parlamentosunun kolonilerdeki yaşamın başlamasından önce yürürlüğe koyduğu yasaların, kolonilerde uygulanması zorlukla sağlanabildiği gibi, kolonilerdeki yaşamın başlamasından sonra yürürlüğe koyduğu yasaların uygulanması da ancak anlaşılabilir şekilde açıklanması ile mümkün olabiliyordu. İngiliz Parlamentosunun yasama gücü ile kolonilerin seçimle işbaşına gelen ve iç işlerinde denetim gücüne sahip olan, kendi yasama organları çoğu kez karşı karşıya geliyorlardı. Hukuk kitaplarının ve Baroların yokluğu, bazı kolonilerin ilk zamanlarında ortak olan kodifikasyonu da ancak kısmen mümkün kılıyordu. Kolonilerin yasama faaliyeti ana vatan İngiltere’deki idari otoriteler tarafından kontrol ediliyor, bu bağlamda kolonilerin yasama faaliyetinin İngiliz yasalarına ve İngiltere’nin ticaret politikasına aykırı olmaması sağlanıyordu, Kolonilerin yasama faaliyeti yargı denetimine tabi olmakla birlikte, On Yedinci Yüzyılın sonuna kadar sistemli bir kontrol mevcut değildi.

On Yedinci Yüzyıl boyunca süregelen yargısal faaliyetler, kimi zaman doğal hukuktan ve İncil’den kaynaklanan genel hak ve hakkaniyet duygusuna dayanıyordu ve teknik olanaklardan yoksundu. Yüksek mahkemeler dışındaki yargılama usulü, büyük bir kısmı eğitimli olmayan yargıçlarca Amerikan gereksinimlerine uygun ve informal bir yapıda biçimlendirilmiş idi. İngiltere’deki yerel mahkeme modeli kolonilerce de örnek olarak alınmış, usul hukuku gibi maddi hukuk da, kolonilerin gereksinimlerine uygun bir yapıdaydı.

On Sekizinci Yüzyılın başları, İngiliz olay hukukunun etkisi ile kolonilerin hukukunun gözle görülür şekilde tasfiye edilmesine ve İngiltere ile uygun hale getirilmesine tanık oldu. Kolonilerin yasama organının yargısal denetimi daha mükemmel bir işleyişe kavuşturuldu. Ticaretin gelişmesi ve nüfusun artması ile birlikte, bir kısmı İngiltere’den göç eden, diğer bir kısmı İngiltere’deki hukuk okullarından mezun olan koloni mensubu eğitimli avukatların sayısı çoğalmaya, değerleri yükselmeye, mahkemelerde meslekten olan kişiler göreve gelmeye başladı. Gereksinimleri karşılayan İngiliz hukuk kitapları artmaya, ünlü İngiliz avukat ve İngiliz ortak hukuku hakkında Oxford’da ilk kez ders veren William Blackstone’nun, 1765 ve 1769 yılları arasında İngiltere’de olduğu kadar Amerika’da da satılan İngiliz Hukuku Şerhi/Commentaries on the Laws of England isimli eseri, Amerika’da daha geniş oranda okunmaya başladı ve On Dokuzuncu Yüzyıl boyunca Amerikan eğitiminde etkili oldu.

Kimi eyaletler, İngiliz Devrimi sonrasında siyasal antipati nedeni ile İngiliz Hukukunun etkisini kırmaya başladılar. Bağımsızlığın kazanılmasından sonra New Jersey ve Kentucky gibi eyaletler, İngiliz düşmanlığının etkisi ile İngiliz Hukukunun ve mahkeme kararlarının iktibasını çıkardıkları yasalarla yasakladılar. Bir kısım avukatlar İngiltere’ye olan bağlılıkları nedeni ile bağımsızlık savaşı sona ermeden Amerika’yı terk ettiler, diğer bir kısmı ise Amerika’da kalarak lider olma fırsatını, yeni hükümette siyasal veya yargısal bir makam elde etme imkanını yakaladılar. Bu süreçte Fransız ve Roma Hukukunun kabulü yönünde eğilimler olduğu gibi, kimi Avrupalı yazarlar da özellikle İngiliz hukukunun yeterli olmadığı, ticaret hukuku ve kanunlar ihtilafı alanlarında Fransız ve Roma Hukukunun iktibasını zorlamaya başladılar. Ne var ki İngilizce dışındaki dilleri bilen yargıç sayısının azlığı, Fransız ve Roma Hukukunun kabulü yönündeki baskıları etkisiz kıldı. Code Napoleon ancak On Dokuzuncu Yüzyılın başlarında ortaya çıkabildi ve o nedenle On Dokuzuncu Yüzyıl boyunca Blackstone’nun Commentaries’i etkili oldu.

On Dokuzuncu Yüzyılın ilk yarısında ekonomiye egemen olan tarım ve ticaret batıya doğru genişlemeye ve Avrupa pazarları için ham madde üretmeye başladı. Yargıçlar İngiliz hukukunu kendi yargılamalarına uyarlama üzerinde yoğunlaşmaya ve özellikle İngiliz Devrimi öncesindeki İngiliz Hukukunun sözleşmeler, haksız eylem, alım-satım, taşınmaz mülkiyeti, kanunlar ihtilafı konularındaki düzenlemelerinin Amerika’da uygulanabilirliğini belirleme üzerinde çalışmaya başladılar. Bu süreçte usul hukuku, ceza hukuku, evlenme, boşanma, vasiyetname, mirasın dağıtılması, mal varlığının yönetimi gibi alanlarda yasamanın sürekli müdahaleleri kendini göstermeye başladı. Kimi zaman yerel örf ve adet ile gereksinimler de hukuku biçimlendirmekteydi. 1861 ile 1865 yılları arasındaki sivil savaş, sert ve fakat uygun bir bölünmeyi ve Amerikan Hukukunun daha sonraki gelişmesini etkiledi. Savaş sonrası yıllar nüfusun hızla artmasına ve kentlerde yoğunlaşmasına, sanayinin, ulaşımın, iletişimin, şirketleşmenin büyük ölçüde büyümesine tanık oldu. 1850 ile 1860 yılları arasında Minnesota Eyaletinin nüfusu 6000’den 172.000’e çıktı. 1790’da nüfusun %3’üne tekabül eden 8000 kişi, sadece 6 kentte yerleşik iken, 1890’da üç kişiden biri, nüfusu 4000 ve daha fazla olan kentlere yaşamaya başladı. 1869 ile 1900 yıllan arasında demiryolu 30.000 milden 166.600 mile çıktı. İlk telefon konuşması 1876’da yapıldı, 1882’de Edison’un elektriği New York kentini aydınlatmaya başladı. Böylesine hızla gelişen ve büyüyen bir sanayi toplumu için, istikrarlı bir hukuk sisteminin yaratılması önemli bir gereksinme haline geldi. Bu yüzyıl sona erdiğinde, mahkemelerin ilkesi istikrarı korumak olmakla birlikte, mahkemeler hızla değişen ekonomik ve siyasal düzenin gereksinimlerine karşılık vermekte son derece başarısız durumda idiler. 1886’da Amerikan İşçi Federasyonunun, ilk büyük ulusal işçi sendikalarının örgütlenmeleri, 1887’de eyaletler arası ticaret komisyonunun ve ilk ulusal düzenleme ajanslarının kurulması, 1890’da ilk federal antitröst yasası olan Sherman Yasası’nın yürürlüğe girmesi, bazı şeylerin değiştiğinin ve daha da değişmesi gerektiğinin ilk işaretleri idi. Yirminci Yüzyıl hukukta değişimin ve yaratıcılığın başladığı yeni bir çağ oldu, bu bağlamda yasamanın ve özellikle sosyal yaşamın etkisinin artması ile birlikte, idari mercilere olan güven mahkemelere olan güvenin üzerine çıkmaya başladı. Yirminci Yüzyılın ikinci on yılında hemen hemen pek çok eyalette çalışanlar ile ilgili olarak tazminat yasası yürürlüğe girdi. Aynı tarihlerde modern idari organlar, ulus ve eyaletler bağlamında az çok şimdiki biçimini almaya başladı.

Bu gelişmeler ve oluşumlar çerçevesinde demek gerekir ki; On Dokuzuncu Yüzyılın sonuna kadar, Birleşik Devletler yargıçları, avukatları ve hukuk bilimcileri, İngiliz Ortak Hukukuna dayanıyorlar ve yargı hizmetini buna göre yürütüyorlardı. Ne var ki, On Dokuzuncu Yüzyılın sonundan günümüze kadar olan süreçte, İngiliz hukuku Birleşik Devletlerde etkili ve işlevsel olmadığı gibi uygulanabilir durumda da değildir. Belki hala Amerikan Hukuk Fakültelerinde, birkaç eski yaşanmış ve İngiliz Ortak Hukukuna göre karara bağlanmış dava, örnek olarak okutulmakta ise de, bunlar İngilizlerden miras alınan temel bazı kurumları ve kavramları açıklayabilmek ve Amerikan/İngiliz Hukukunun, Alman ve Fransız Hukukuna olan farkına işaret etmek için kullanılan örneklemelerdir. Değil ise, günümüzün Birleşik Devletler Hukuku ile İngiliz Ortak Hukuku arasında, bir benzerlik ve ortaklık mevcut değildir. Bugün için Amerikalıların İngiliz Ortak Hukukundan miras aldıkları ve halen yaşattıkları üç önemli ve işlevsel kavram/kurum mevcut olup, bunlar; ‘hukukun üstünlüğü/supremacy of law’, ‘emsal karar/precedent’ ve ‘bir yarış olarak yargılama/trial as a contest’den ibarettir

Bu bağlamda bir hususa daha işaret etmek gerekir ki, o da; İngiliz Ortak Hukuku bilinen ve tartışmasız kabul edilen şekli ile ‘Judge-Made Law/ Yargıç Yapımı Hukuk’tur. Amerikan hukuku ise, yargıç tarafından yapılan ve yaratılan hukuk değil, aksine ‘Avukat Etkili Hukuk/ Attorney-Influenced Law’dur. Zira Birleşik Devletlerde ve özellikle ceza davalarında, duruşma ve yargılama süreci bir rekabet, bir yarış alanıdır ve bu alanda ister atama, isterse seçimle gelmiş olsun, yargıçtan daha çok etkili ve aktif olan aktörler avukatlardır.

Günümüz Amerikan hukuk okullarının biçimlenmesi, kurulmasından on iki yıl sonra 1829’da yargıç Joseph Story’nin Harvard Hukuk Okulunu yeniden yapılandırması ile başlar. Story, Harvard’daki çalışması ile Amerikan hukuk okullarının ağırlıklı olarak avukatlık oriyantasyonlu olarak kurulmasına yardımcı olmuştur. Hukuk okullarında Blackstone gibi ilk ders verenler hukuku liberal eğitimin bir parçası olarak görmüşlerdir. Story ile birlikte liberal ve hukuki eğitim birbirinden ayrılmış ve hukuk fen veya tarih ve felsefe gibi liberal bilimlerle ilgili olarak yeterli arka plana sahip olan öğrencilerin başvurabilecekleri bir okul haline gelmiştir.

Birleşik Devletlerde hukuk fakültelerinde eğitim ile ilgili standartları ve kuralları koyma ve gerekli diğer düzenlemeleri yapma yetkisi, yasama organından daha çok fakültelerin kendisine, mahkemelere ve hukukçulara aittir. Hukuk eğitiminde birliği sağlama yönünde yapılan çalışmalar genel olarak 1878’de kurulan Amerikan Barolar Birliği, hukukçular ve ulusal kuruluşlar tarafından yürütülmektedir

Bu bağlamda 1921 yılının başından itibaren Amerikan Barolar Birliği, hukuk fakültelerinin onaylanması ve akreditasyonu ile ilgili standartlar uygulamaya başlamış olup, bu standartlar o tarihten günümüze kadar olan süreç içinde birçok eyaletin yüksek mahkemesi ve diğer kurumları tarafından da baroya kabul için gerekli bir şart olarak kabul görmektedir.

Ağustos/2002 tarihi itibarı ile Birleşik Devletlerde, Amerikan Barolar Birliğinin akredite ettiği özel ve resmi statüde 187 hukuk fakültesi mevcut olup, bu fakültelerde eğitim görmezden önce üç veya dört yıllık bir kolej/lisans/fakülte eğitimini tamamlamak zorunludur.

Amerikan Hukuk Fakültelerinin müfredatı doğrudan fakültenin kendisi tarafından hazırlanır ve bu müfredata ne yasama organı ve ne de diğer bir idari organ müdahale edebilir.

Hukuk fakültelerinde, hocanın hitabeti/ders anlatması yerine, tamamen tümevarımcı Sokratik inceleme ve araştırma yöntemi uygulanır. Sokratik yöntem sınıfta tam olarak bir rekabet ortamı yaratır ve öğrenciyi gelecekteki rekabet ortamına hazırlar. Fakülte eğitimi öğrenciye avukat gibi düşünmeyi öğretir. Öğrenciyi bu yönde geliştirmek ve buna göre eğitilmesini sağlamak için sınavlarda ağırlıklı olarak olay şeklinde verilen sorularda; siz olsanız müvekkilinize nasıl bir yol önerirdiniz, şirketin avukatı olarak sizin vereceğiniz mütalaa nasıl olurdu, siz olsanız hangi hukuki yapıyı tercih ederdiniz şeklindeki soruların cevapları istenir.

Fakülte eğitimi sırasında duruşma pratikleri, müvekkil ile görüşme ve mütalaa verme teknikleri, müzakere becerileri, alternatif uyumazlık çözümü, dava becerileri, mahkemede tartışma yapma, konuşma becerisi gibi konular üzerinde pratiğe dönük çalışmalar yapılır. Bu çalışmalar ağırlıklı olarak uygulamanın içindeki avukatlar ve yargıçlar tarafından yürütülür.

Öğrencilerin mezuniyetten sonra girdikleri baro sınavlarındaki başarıları, hem hukuk fakültelerinin, hem de fakültedeki hocaların performans değerlendirmelerinde dikkate alınır. Bu performans değerlendirmeleri kamuya da açıklanır.

Hukuk fakültesinden mezun olan bir öğrenci, avukatlık mesleğine başlayabilmek için, bir gün boyunca süren çoktan seçmeli test ve kimi eyaletlerde uygulanan yazılı tarzdaki baro sınavını kazanmak zorundadır. Sınav sonrasında staj eğitimin olmadığı Birleşik Devletlerde, her yıl yaklaşık 50.000 kişi avukatlık yapmak için barolara başvuruda bulunmaktadır. Avukatlar mesleklerini icra etmelerinin yanı sıra, diğer vatandaşlar gibi kamusal işlerde, şirketlerin yönetim kurullarında yer alma ve ticaret yapma hakkına sahiptirler. Atama veya seçim yolu ile yargıçlık görevini üstlenen veya özel bir girişimde çalışmaya başlayan veya devlet tarafından istihdam edilen ya da hukuk hocalığı yapan bir avukat baro üyeliğini muhafaza eder. 1996 yılı verilerine göre Birleşik Devletlerde 900.000 avukat mevcut olup her 300 kişiye bir avukat düşmektedir. Metropoliten alanlarda yoğunlaşan avukatların yaklaşık dörtte biri California ve New York’ta çalışmaktadır. Eylemli olarak mesleğini icra eden avukatların dörtte üçü serbest olarak çalışmakta olup, geriye kalan kısmı özel şirketler ve devlet tarafından istihdam edilmekte, daha az bir kısmı ise yargıda çalışmakta ve hocalık yapmaktadır. Mevcut avukatların dörtte biri kadın ve yüzde yedisi de azınlıklardandır. Serbest çalışan avukatların yansından azı tek başına, kalan kısmı ise hukuk şirketlerinde çalışmaktadır. Bu avukatların dörtte biri yüz veya daha fazla ortaklı olan birden fazla eyalette ofisi bulunan hukuk şirketlerine mensuptur. Birleşik Devletlerde avukatlar gibi yargıçlar ve savcılar da mesleklerini icra edebilmek için baroya üye olmak zorundadırlar.

Barolar koloni döneminden itibaren mevcut olmakla birlikte, On Dokuzuncu Yüzyılın ortalarından itibaren etkisiz hale gelmiş ve 1870 yılında yerel yönetimin yaptığı suiistimallerle mücadele etmek için New York Barosunun kurulması ile birlikte yeniden canlanmış ve bu oluşum daha sonraki örgütlenmelere örnek olmuştur. Bu bağlamda 1923 yılında her eyalet kendi baro örgütünü kurmuştur. Kamu kuruluşu statüsünde olmayan barolar, hukukun ve adalet hizmetinin geliştirilmesi, ülke düzeyinde hukuki birliğin sağlanması, hukuk eğitiminin ilerlemesi, mesleki standartlarının tespiti ve yükselmesi, mensuplarının hukuksal gelişmesinin sürdürülmesi, hukuki hizmet vermenin uygun düzeye getirilmesi, kütüphanelerin zenginleştirilmesi yönünde etkin faaliyet gösterirler.

Avukatlık mesleğinin Birleşik Devletlerde icrası, dünyanın başka ülkelerindeki işleyişinden kimi yönden farklılıklar taşımakla birlikte, genel olarak başka ülkelerdeki işleyişine uygunluk göstermektedir. Öyle ki, Birleşik Devletlerde avukatlık mesleğinin en eski ve en klasik sınıflandırması; ‘duruşma avukatı/trial lawyer‘, ‘aile avukatı/family lawyer‘ ve ‘şirket avukatı/corporation lawyer’ şeklindeki sınıflandırmadır.

Bunlardan ‘aile avukatı‘, ailenin sağlıkla ilgili sorunlarını çözmek için var olan aile doktorunun sağlık alanında yaptıklarını, ailenin hukukla ilgili sorunları konusunda yapar. Bunların arasında günlük yaşamda yer alan ve hemen her toplumda benzerleri ile karşılaşılan; sözleşmelerin bağıtlanması, vasiyetname yapılması, malvarlığının planlanması, taşınmazların alınması, satılması, kiraya verilmesi, boşanma, evlat edinme konuları ağırlıklı yer tutar. Aileye hukuksal danışmanlık hizmeti veren aile avukatının işlevi koruyucu hekimliğe benzer. Bu bağlamda, koruyucu avukatlık hizmeti sayesinde, ailenin ihtilafa ve davaya konu olabilecek konularının daha baştan yargıya taşınması engellenir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise, hak kaybını önleyecek gerekli hukuki önlemler çok daha önceden sağlanmış olur.

Duruşma avukatı’, davaları duruşma salonunda bizzat savunan avukattır. Hemen işaret etmek gerekir ki, Birleşik Devletlerde İngiltere’de olduğu gibi, sadece duruşmalara girebilme hakkına sahip olan ’barrister’ avukatlık ve duruşmalara girebilme hakkına sahip olmayan ve daha çok ofisinde danışmanlık yapan ’solicitor‘ avukatlık şeklinde bir kast sistemi mevcut değildir. Aksine, Birleşik Devletlerde, bütün avukatlar duruşmalara girebilme, tüm idari mercilerde iş sahiplerini temsil edebilme hakkına ve yetkisine sahiptir. Bununla birlikte, duruşma avukatlığı özellikle ceza davalarında özel bir avukatlık türü olup ayrı ve özel bir yeteneği gerektirmektedir. Başarılı ve tanınmış pek çok avukat bu tarzı tercih etmezken, duruşma avukatları da kendilerini sadece duruşma salonları ile sınırlı tutmamakta, mesleklerini diğer alanlarda da etkili ve yaygın şekilde sürdürmektedirler.

Şirket avukatlığı’, baro sınavını geçtikten ve bir süre serbest avukat olarak tek başına çalıştıktan sonra, tam-zamanlı veya yarı-zamanlı olarak ücret karşılığında bir şirketin avukatlığını ve hukuk danışmanlığını yapan, şirketin taraf olacağı sözleşmeleri hazırlayan, şirketin davalarını gerektiğinde duruşma salonunda takip eden veya şirketin duruşmalı işleri ile ilgisi olmayan ve sadece danışmanlık düzeyinde hizmet veren avukatlığı kapsar. Bu tür avukatlar, şirketin faaliyet alanına bağlı olarak telif hakları, fikri mülkiyet hukuku, rekabet hukuku, patent hukuku gibi özel hukuk dallarında uzmanlık kazanmış da olabilirler.

Amerikan toplumunda avukatlar, mesleklerini hem ‘danışman/counselor’ ve hem de ‘eylemci/activist’ olarak icra ederler. Avukatların belli bir konuda veya hukukun herhangi bir özel dalında uzmanlaşması son derece yaygındır. Bu uzmanlıklara örnek olarak; şirketler hukuku, taşınmaz mülkiyeti, tazminat hukuku, miras hukuku, iş hukuku, vergi hukuku, sigorta hukuku, çevre hukuku, marka ve patent hukuku, telif hakları, rekabet hukuku ve ceza avukatlığı verilebilir. Ceza yasalarının eyaletlere göre çok farklı düzenlemeleri içermesinin yanı sıra, son derece komplike özelliklere sahip olması nedeni ile ceza avukatlığı, Amerikan toplumunda çok özel bir öneme, değere ve işleve sahip olan bir uzmanlık dalıdır. Ceza yargılamasında uygulanan ‘cross examination’, yani avukatın sanıklara ve tanıklara doğrudan soru sorması, bu konumdaki kişileri bizzat sorguya çekmesi demek olan ‘çapraz sorgu‘, avukatın bu konuda son derece yetenekli olmasını ve beceriye sahip bulunmasını gerektirmektedir.

Birleşik Devletlerde eyaletlere göre farklılık göstermekle birlikte, bireyin kendini avukatla temsili zorunlu değildir. Bununla birlikte yargıcın gerekli görmesi durumunda, bireyin kendisini avukatla temsil etmesi zorunlu kılınabilir. Özellikle ceza yargılamasında, Federal Hukuk avukatla temsili zorunlu hale getirmiş, eyaletlerin farklı olan yasal düzenlemeleri de Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin kararı ile yeknesaklaştırılmıştır. Yine örgütlü bir toplum olan Birleşik Devletlerde, ekonomik gücü olmayan veya mali olanakları sınırlı olan kişilere ücretsiz hukuki yardım sağlayan ve etkin şekilde çalışan dernekler mevcut olduğu gibi, yerel barolar tarafından bu konuda faaliyette bulunmak üzere oluşturulmuş adli yardım hizmet birimleri vardır.

Amerika Birleşik Devletlerinde avukatlık yapabilmek için, hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra; baro sınavlarına katılmak ve bunda başarılı olmak zorunludur. Baro sınavlarını aştıktan sonra bir başına avukatlık mesleğini sürdürmek, bu amaçla özel büro açmak mümkün  olduğu gibi, birkaç avukatla birlikte büro açıp mesleği ortaklaşa icra etmek ya da bir hukuk firmasında tam-zamanlı veya yarı-zamanlı avukat olarak çalışmak veya herhangi bir şirketin hukuk danışmanlığını yapmak mümkündür. Bir diğer seçenek federal düzeyde veya eyalet düzeyinde ya da yerel yönetim kademelerinde kamu avukatlığı yapmaktır.

Federal düzeyde görev yapan ve o nedenle Birleşik Devletlerin avukatı olan kamu avukatları, federal devleti hukuk ve ceza davalarında temsil ederler. Bu kesim avukatların başında ‘Attomey General‘ olarak isimlendirilen, Birleşik Devletler Başkanı tarafından Senatonun tavsiyesi ve onayı ile atanan ve gerektiğinde Birleşik Devletler Başkanı tarafından görevinden alınabilen, federal devletin en yüksek hukuk danışmanı ve Adalet Dairesi Başkanı olan, talep edildiğinde ve gerektiğinde Birleşik Devletler Başkanına ve federal devletin diğer yürütme birimlerine hukuki konularda görüş bildiren bir baş avukat bulunur. Attorney General, kamu yararının gereklerine bağlı olarak, herhangi bir yargı bölgesine, bu bölge sınırları içinde yetkili ve görevli olmak üzere, bir veya birden daha fazla yardımcı avukat tayin edebilir ve gerektiğinde bunları görevlerinden alabilir.

Eyalet düzeyinde kamu avukatlığı, her devletin kendi yönetim departmanlarında ihtiyaç duyduğu avukatlık ve hukuk danışmanlığı hizmetlerini kapsar. Bu konumdaki avukatlar, ‘o devletin/eyaletin attomey general‘ı konumundadırlar. Bununla birlikte, hemen hemen pek çok eyalette, eyalet yasalarını ve ceza hukukunu ihlal edenleri kovuşturmakla görevli olan, yerel kamu görevlisi konumunda bulunan ve attorney generale bağlı olmayarak görev yapan ‘savcılar/prosecuters’ da mevcuttur.

Yerel yönetimler de, avukatlık hizmetinden yaygın ve etkin biçimde yararlanan kamu kuruluşlarıdır. Avukatlar yerel yönetimlerde, doğrudan belediye başkanlarının hukuk danışmanı olarak veya belediyeye bağlı şirketlerde, eğitim kurum ve kurullarında, yoksullara yardım birimlerinde, kent imar ve konut planlama dairelerinde, gerek danışmanlık, gerekse bu kuruluşların açtıkları veya bunların aleyhinde açılmış davalarda avukat olarak görev yaparlar.

Amerika Birleşik Devletleri’nde avukatlar, sadece kendi eyaletlerinde avukatlık hizmeti yapabilecek şekilde ruhsatlandırılırlar. Bu ruhsatlar, baro sınavlarını kazanan avukatlara eyalet yüksek mahkemesi tarafından çıkartılır. Benzer nitelikteki bir diğer ruhsat ise, eyalet mahkemelerinde avukatlık yapabilmeleri için federal mahkemelerce verilir. O nedenle herhangi bir avukatın kendi eyaleti dışında avukatlık yapması yasal olarak mümkün değildir. Kaldı ki bu yasal zorunluluk dışında, eyaletlerin pozitif hukukları ve yasaları birbirinden çok farklı olduğu için, herhangi bir eyalette avukatlık yapan bir kişinin, hukuku ve yasaları konusunda bilgi ve deneyim sahibi olmadığı bir başka eyalette eylemli olarak avukatlık yapması son derece zor ve hatta imkansızdır. Bununla birlikte, herhangi bir avukatın kendi eyaleti dışında bir başka eyalette avukatlık yapabilmesi bütünü ile yasaklanmış da değildir. Ama bunun için, söz konusu avukatın, avukatlık yapmak istediği eyaletin, o eyalette avukatlık yapılabilmesi için öngördüğü koşulları ve zorunluluğu yerine getirmiş olması şarttır. Bu gereklilikler eyaletten eyalete değişmekle birlikte, hemen hemen her eyalette ortak olan uygulama, eyaletin ve çoğu zaman ilgili baronun, eyalet hukuku ile ilgili olarak avukatları tabi tuttuğu yeterlilik sınavını başarı ile aşmış olmaktır. Bununla birlikte, kimi eyaletler arasında mevcut olan mütekabiliyet/karşılıklılık anlaşmaları ile bu anlaşmalara taraf eyaletlerin avukatlarına tanınan imtiyazlar da vardır.

Birleşik Devletlerde, avukatların şirketleşmesi ile ilgili bölüme geçmeden önce, Birleşik Devletlerdeki şirketler hukuku hakkında genel bir bilgi vermekte yarar olduğu kanısındayım.

Hemen işaret etmek gerekir ki, Amerika Birleşik Devletleri’nde, şirket kurulması ile ilgili hukuki düzenlemeler, eyaletten eyalete farklılıklar göstermekle birlikte, bu farklılıklar çok önemli boyutta değildir. Aksine, bu konu ile ilgili eyalet düzenlemeleri, federal düzeyde yürürlüğe konulan Uniform Limited Partnership Act, Uniform Partnership Act, Uniform Commercial Code, Uniform Business Code gibi, tek tip yasaları kendilerine model olarak aldıkları için ortak ve benzer özellikler taşırlar.

Bu bağlamda, şirketler hemen her eyalette, eyalet sınırları içinde ticari faaliyette bulunabilirler ve gerçek kişiler ile aynı haklara ve sorumluluklara sahiptirler. Burada, bizim hukukumuza yabancı ve bizlere ilginç gelebilecek bir farklılık, Amerika Birleşik Devletleri’nde kimi eyaletlerde kasten, dikkatsizlik ve tedbirsizlikle adam öldürme suçlarından dolayı, şirket tüzel kişiliğinin cezai yönden sorumlu tutulmasına ilişkin hukuki düzenlemelerin varlığıdır. Bu yöndeki düzenlemeler, giderek öldürme kastına gerek olmaksızın, öldürme fiillerinin tamamından dolayı şirket tüzel kişiliğinin sorumlu tutulmasına doğru bir ivme kazanmaktadır.

Bizim hukukumuzda olduğu gibi, Birleşik Devletlerde de ortaklıklar; tüzel kişiliği olmayan adi ortaklık/ordinary partnership/unincorporated association ile tüzel kişilikleri olan anonim şirket/stock corporation/joint stock cormpany/corporation, limitet şirket/limited liability company, kolektif şirket/general partnership, komandit şirket/limited partnership şeklinde sınıflandırılabilir.

Birleşik Devletlerde, şirket kurmak isteyen kişi veya gruplar, öncelikle şirket Ana Sözleşmesini/Articles of Corporation hazırlamak ve imzalamak zorundadırlar. Şirket ana sözleşmelerinde yer alması gereken asgari unsurlar; şirketin unvanı, şirketin faaliyet/iştigal alanı ve şekli, sermayesi, tescil edilen adresi, özel hükümler, şirketin süresi, sorumluluk sınırları, şirketin yönetimi ve temsili, şirketin ortakları ve ortakların koydukları sermaye gibi hususları kapsar

Bazı ufak tefek farklılıklar göstermekle birlikte, federal düzeyde Tek Tip Ticaret Yasası/Uniform Commercial Code mevcut olmakla, hemen bütün eyaletlerde şirket kurmak için öngörülen yazılı koşullar aynıdır. Şirket ortakları tarafından hazırlanan ve imzalanan şirket ana sözleşmesi, şirketin kurulduğu eyaletin başkentindeki eyalet sekreterliğine verilir ve buradaki sicile kayıt edilir. Yasaların öngördüğü gereklilikler ve koşullar yerine getirildiğinde, şirket hukuken tüzel kişilik kazanır. Herhangi bir eyalette kurulan bir şirketin bir unvan altında kurulması ve faaliyette bulunması zorunludur. Eyalet düzeyinde kayıt ve tescil edilmiş olan bir unvanı bir başka şirket kullanamaz. Her eyalet kendi sınırları içinde şirket kayıtlarını kendisi tutar ve takip eder. Kural olarak şirketin kurulduğu eyalette ticari faaliyette bulunması gerekir. Bununla birlikte, eyalet yasalarının öngördüğü zorunlulukları yerine getiren bir şirketin, bir başka eyalette ticari faaliyette bulunması da mümkündür.

Türkiye’de veya dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi, Amerika Birleşik Devletleri’nde de, avukatlar çok değişik yapı ve biçimlerde, örneğin tek kişi olarak veya ortaklıklar, mesleki birliktelikler; şirketler ve benzeri diğer ticari tüzel kişilikler şeklinde faaliyet göstermektedirler. Birleşik Devletlerde, federal düzeyde yürürlükte olan Tek Tip Ortaklık Yasası/Uniform Partnership Act ortaklığı iki veya daha fazla kişi arasında kar elde etmek amacı ile kurulmuş bir birliktelik olarak tanımlamakta ve ortaklığı resmi/şekli olarak veya resmi/şekli olmaksızın kurulmasına olanak sağlamaktadır.

Anılan yasa avukatlık ortaklığı bağlamında değerlendirildiğinde, ortaklar avukat, ortaklığın iştigal konusu da hukuk olmak zorundadır. Avukatlık mesleğinin icrası, değişen toplum yapısına ve ihtiyaçlarına bağlı olarak ve giderek daha karışık, karmaşık ve değişik bir hale dönüşmekte, buna bağlı olarak resmi olmayan anlaşmalar ve ortaklıklar, yeni ortaya çıkan gereksinimleri karşılamakta ve bunlara uyum sağlamakta yetersiz kalmaktadır.

Avukatların şirketleşmesi, kıta Avrupasında ve Türkiye’de olduğu gibi, Birleşik Devletlerde de uzunca bir zamandan beri ve hala tartışılan bir konudur.

Öyle ki, Amerikalı kimi avukatlara ve hukukçulara göre, çok sayıda ortağı olan avukatlık şirketleri mesleğe, mesleğin saygınlığına zarar veren, para hırsını ve ticari amaçları ön plana çıkartan, müvekkil-avukat ilişkisinin temel öğesi olan güven unsurunu ortadan kaldıran, mesleki sır kurumunu aşındıran sağlıksız bir yapılanmadır. Az ortaklı hukuk firmalarında, birbirini iyi tanıyan ve birbirine güvenen ortaklarla ekip çalışması yapmak mümkün iken, çok ortaklı hukuk şirketlerinde bu olanağın ortadan kalktığı eleştiri konusu yapılmakta ve özellikle çok ortaklı hukuk firmalarına karşı çıkılmaktadır.

Çok ortaklı olmak da dahil, avukatların şirketleşmesinden yana olan görüş sahipleri ise, çok ortaklı şirketleşmenin toplumdaki ve dünyadaki değişikliklere, küreselleşmeye, ulusal ve ulus aşırı düzeyde hukukun ve özel hukuk konularının çeşitlenmesine yanıt vermek için ortaya çıkmış bir olgu ve gereksinim olduğunu ileri sürmektedirler. Bu görüş yanlıları, avukatların şirketleşmesinin hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde rekabet yapabilmeye olanak sağladığını, değişen ülke ve dünya koşullarında tek başına veya çok az ortaklı hukuk firmaları ile rekabeti sürdürmenin ve hizmet üretmenin mümkün olmadığını, büyük hukuk firmalarının avukatlara yeni istihdam ve iş alanı yarattığını, özellikle genç avukatların bu firmalar sayesinde teknolojinin geniş olanaklarını tanımak ve kullanmak suretiyle, mesleki yönden daha nitelikli yetişme ortamına ulaştıklarını, büyük hukuk firmalarının mesleğe ve mesleğin saygınlığına zarar vermediğini, aksine mesleki gelişmeye ve zenginliğe katkı yaptığını savunmaktadırlar.

Diğer taraftan Amerika Birleşik Devletleri’nde barolar, avukatların mesleklerini ortaklıklar kurarak ve bir şirket şemsiyesi altında bir araya gelerek yürütmelerine destek vermekte, bununla ilgili olarak model çalışması yapmakta, yeni projeksiyonlar geliştirmektedir. Örneğin Amerikan Barolar Birliği (American Bar Association-ABA) kendi yayınlarında, başarılı bir hukuk firması oluşturmanın temel esaslarını açıklamakta, kimi avukatların kendi işlerinin patronu olmayı tercih etmelerini, bu amaçla ya da kendilerini kanıtlamak amacı ile tek başına çalışmak istemelerini bir ölçüde haklı ve kabul edilebilir gerekçeler olarak görmekle birlikte, eleştiri konusu yapmakta, avukatların mevcut pozisyonlarını gözden geçirmeleri gerektiğine işaret etmekte ve ortak avukatlık firması kurulması yönünde avukatlara telkin ve tavsiyelerde bulunmakta ve onları bu yönde teşvik etmektedir.

Ortak avukatlık firması kurmadan önce avukatlara bir oluşum planı geliştirmeyi öneren Amerikan Barolar Birliği,kendi yayınlarında bu konuda aşağıda sunulan hedeflere göndermeler yapmaktadır; pazar araştırması yapın, uygun kaynakları ve önerileri değerlendirin, vizyonunuzu açık olarak belirleyin, kendinize akıllı/güvenilir rehberler bulun, ilk/başlangıç iş planınızı geliştirin, firmanız için uygun bir ortaklık/şirket türü seçin, şirketiniz için gerekli sigortaları yaptırın ve lisansları sağlayın, ofis yerinizi belirleyin, ofisinizi ister satın alma, isterse leasing yolu tefriş edin ve gerekli teknik donanımı, ekipman ve araçları sağlayın, istihdam edeceğiniz ofis personelini özenle seçin, uygulama ve yönetimle ilgili gerekli destek sistemlerini kurun, tanıtım ve pazarlama ağı oluşturmak yönündeki etkinliklere başlayın.

Birleşik Devletlerde avukatlık şirketleri çok uzun yıllar boyunca kendilerini, adi ortaklık türünün yanı sıra ve şirket türü bağlamında, her bir ortağın bir ortaklık payını elinde tuttuğu ‘kolektif şirket/general partnership’ esasına göre yapılandırmışlardır. Bu yapının yaygın olarak kullanılmış olması, avukatların mesleki hatalarından doğan sorumluluklarından, bir başka şekilde kurulmuş olan şirket yapısı ile kaçamayacakları düşüncesine dayanmaktaydı. Sorumluluğu diğer ortaklara doğru genişleten bir ortaklık yapısının, şirketteki tüm ortakları cesaretlendireceği ve bu suretle müvekkillere sağlanan hizmetin kalitesini sağlamanın, korumanın ve ıslah etmenin mümkün olacağı düşünülmekteydi.

Hukuk firmaları 1960’lardan itibaren kendilerini, sorumluluklarını sınırlandırmak için değil, daha çok mevcut vergi yasalarından avantaj sağlamak için ‘mesleki anonim şirket/professional corporation’ olarak yapılandırmaya başladılar. Türkiye’de mali müşavirlere, muhasebecilere, doktorlara, mimar ve mühendislere kurma ve ortak olma imkanı sağlayan anonim şirkete benzeyen mesleki anonim şirket, bir çok eyalette bir ruhsata veya başkaca hukuki yetkiye dayalı olarak kamuya kişisel hizmet sunan ve başkaca herhangi bir şirkete yasa ile tanınmayan ve muhasebecileri, mali müşavirleri, diş hekimlerini, fizik tedavi uzmanlarını, cerrahları, mimarları, avukatları vb. kapsayan, ama sadece bu meslek grupları ile de sınırlı olmayan bir şirket türüdür.

İlk kuruldukları yıllarda vergi yönünden pek çok avantajları olan bu şirket, mesleki sorumluluğu ve imtiyazı ortadan kaldırmadığı gibi, görevi kötüye kullanmadan ve kusurlu hizmet sunmadan doğan sorumluluğu da ortadan kaldırmaya imkan vermemektedir.

Ne var ki, Birleşik Devletlerde vergi yasalarında zaman içinde yapılan değişiklikler, bu tür şirketleşmenin sağladığı vergi avantajı ve yararını hemen hemen ortadan kaldırmış ve 1990’ların ilk yıllarından itibaren, başka ortaklık formunu denemenin daha avantajlı olacağı düşüncesi, anonim şirketin yaşanan dezavantajlarına ağır basmaya başlamış ve başka tarzda ortaklık kurma arayışları hız kazanmıştır.

Avukatlık şirketi modellerini araştırma ve geliştirme ile ilgili olarak yapılan çalışmaların ağırlık merkezini, şirket ortağı avukatların sorumlulukları ve bunun sınırları ile ilgili sorunlar oluşturmaktadır. Zira Birleşik Devletlerde, özellikle anonim şirket şeklinde örgütlenmiş çok ortaklı avukatlık şirketlerinde, şirketin yönetimi ve denetiminin yanı sıra ortakların denetiminde de sorunlar yaşanmaya başlamış, bu tür şirketlerin ortağı olan avukatlar ile diğer avukatlar artan bir oranla, görevlerini kötü yaptıkları veya kötüye kullandıkları, cinsel tacizde bulundukları, yaşa, cinsiyete, etnik kökene bağlı olarak ayrımcılık yaptıkları, hukuka ve yasaya aykırı şekilde meslek icra ettikleri, mesleki sorumluluklarına ve devletin düzenlemelerine aykırı davrandıkları, haraç/şantaj baskısı ve örgütlü yolsuzluk yaptıkları iddialarına dayalı olarak açılan davalara ve mahkeme yaptırımlarına konu olmaya başlamıştır.

Bu tür sorumlulukların yarattığı sorunlar ile çok ortaklı avukatlık firmalarının, her biri bir başka yerde ve yargılama alanında görev yapan yüzlerce avukatı kapsayan, geniş ve kontrolü güç örgüt yapısı ve bu yapının karmaşıklığı, avukatların geleneksel ortaklık türlerini yeniden kullanmayı düşünmeye ve bu türlere geçişe zorlamaya başlamıştır. O nedenle avukatlar, vekillik sorumluluklarına kalkan olabilecek şekilde, mesleklerini başka araçlarla ye başka ortaklık yapılarında yapmaya yönelmişlerdir.

Son yıllarda, birçok eyaletin ‘limitet şirket/limited liability company’ ve ‘komandit şirket/limited partnership’ kurulmasına olanak sağlayan yasaları kabul etmesinden ve yürürlüğe koymasından sonra, avukatlar bu tür ortaklıkların yapısı altında ve yerel etik standartlara uygun olarak meslek icra etmeyi tercih etmeye başlamışlardır.

Bununla birlikte Birleşik Devletlerde, avukatların limitet şirket veya komandit şirket şeklinde ortaklıklar kurmasının daha avantajlı olup olmayacağının, eyalet yasaları ile halen yürürlükte olan federal ve eyalet düzeyindeki vergi uygulamalarının değerlendirilmesine bağlı olduğu da, uzmanlar tarafından dikkat çekilen bir husustur.

Dünden bugüne Amerika Birleşik Devletleri’nde avukatların tercih ettikleri ortaklık modelleri ile bunların özellikleri, dezavantaj ve avantajları, ortaklık sözleşmesinin içeriği ve sözleşmede bulunması gereken asgari koşullar aşağıda sunulmuştur. Buna göre;

a- Ortaklıklar/Partnerships

Bu ortaklık, iki veya daha fazla avukatın, avukatlık mesleğini birlikte yapmak, karı ve zararı önceden belirlenmiş esaslara göre paylaşmak üzere kurdukları bir adi ortaklıktır/ordinary partnership-unincorporated association.

b- Mesleki Anonim Şirketler/Professional Corporations

Konunun ortak avukatlıkla ilgili bölümüne girmezden önce, Birleşik Devletlerdeki anonim şirketlerle ilgili kısa bir bilgi vermekte yarar vardır. Şöyle ki, Türk hukukunda olduğu gibi, Amerika Birleşik Devletleri’nde de temel olarak iki ayrı tipte anonim şirket mevcuttur. Bunlardan birisi hisseleri halka arz edilmeyen özel anonim şirket/halka kapalı anonim şirket/private corporation/closely held corporation; diğeri ise, hisse senetleri borsada halka satılan halka açık anonim şirkettir/ public corporation.

Yine Birleşik Devletlerde, anonim şirketler kamu/public ve özel/private) karakterdeki anonim şirketler olarak da ikiye ayrılır. Kamu şirketleri/public corporation devlet tarafından siyasal ve toplumsal amaçla kurulan ve sivil yönetimin bir organı olarak belli bir bölgede veya onun alt biriminde, diğer bir deyişle kent, ilçe, kasaba, okul bölgesi gibi yerel yönetim yerlerinde hizmet üreten tüzel kişiliklerdir. Bunlar aynı zamanda siyasal şirketler/political corporations veya belediye şirketleri/municipal corporations olarak da isimlendirilirler, özel şirketler, doğrudan özel kişiler/bireyler tarafından iş ve ticaret amacı ile kurulan, herhangi bir siyasal ve yönetimsel işlevi ve görevi olmayan şirketlerdir.

Mesleki anonim şirket türüne gelince, daha önce mali müşavir, diş hekimi, cerrah, avukat gibi bir ruhsata veya başkaca hukuki yetkiye dayalı olarak kamuya kişisel hizmet sunan meslek mensupları tarafından tercih edildiğine işaret ettiğimiz bu şirket türünün en önemli avantajı, avukatları bireysel olarak kişisel sorumluluktan korumasıdır. Avukatların bu türü tercih etmelerinin bir diğer nedeni ise, 1980’lerde vergi yasalarında yapılan değişikliklerle vergi avantajlarının bir kısmı ortadan kalmış olmakla birlikte, bu tür şirketlerin emeklilik sürecinde vergi avantajı sağlaması, yanı sıra sağlıkla ilgili giderlerin şirketçe tesis edilen sağlık sigorta poliçesi kapsamında olmasıdır. İşletilmesi kolay ve esnek olmayan, bir başka şirketle birleşmesi ve tasfiyesi son derece zor ve karışık olan, kimi zaman çift vergilendirmeye tabi tutulan bu tür şirketler, artık Birleşik Devletlerde avukatların çok fazla rağbet ettikleri bir şirket türü değildir.

c- Sınırlı Sorumlu Organizasyonlar/Limited Liability Organizations

Sınırlı sorumlu organizasyonlar kavramı ile ifade edilen şirket türleri, Birleşik Devletlerde 1990’lı yıllardan sonra eyaletler tarafından yürürlüğe konulan yeni yasalarla kabul edilmiş olan şirketlerdir. Bunlardan ‘limited partnership’ adı ile ifade edilen şirket, bizim hukukumuzdaki ‘komandit şirkete’ tekabül eden şirkettir. Komandit şirket, bir veya birden fazla ortağın birlikte veya tek başına sorumluluğu sınırlandırmamış, bir veya birden fazla ortağın sorumluluğu ise belli bir miktar ile sınırlandırılmış olan ortaklık türüdür. Yine ‘limited liability partnership’ veya bununla aynı anlama gelen ‘limited liability company’, bizim hukukumuzda da düzenlenen ve ortakların sorumluluklarını koymayı yükümlendikleri sermaye miktarı ile sınırlı tutan ‘limitet şirkettir.’

Günümüzde Birleşik Devletlerde birçok avukatlık firması, hem vergi ile ilgili avantajı olan, hem de anonim şirketin sınırlı sorumluluk avantajını içeren bir ortaklık türü istemektedir. Sınırlı sorumlu organizasyonlar, bu tür avantajları sağlayan en uygun ortaklık türüdür. Eyalet yasalarının bu hususla ilgili düzenlemelerinin çok değişik olmasından ve yine bu tür şirketleşme ile ilgili olarak eyaletlerde henüz yeni yapılan yasaların yorumlanmasında belirsizlikler bulunmasından dolayı, konunun uzmanları bu tür şirketlerle ilgili olarak genel bir tavsiyede bulunmanın zorluğuna vurgu yapmaktadırlar. Zira sınırlı sorumlu ortaklık türleri, Birleşik Devletlerde daha yeni ortaya çıkan ve geçmişe yönelik olarak herhangi bir yargı uygulaması ve de yorumu olmayan bir kavram ve kurumdur.

Bu tür şirketlerin ortakları, şirketin alacaklılarına karşı kendi koydukları veya taahhüt ettikleri ortaklık paylarını ve sermayelerini aşacak şekilde sorumlu değildirler. Bu tür organizasyonlar ortakları, diğer ortakların vekalet görevini yaparken kendi kusurlarından, ihmallerinden, görevi kötüye kullanmalarından, yasal diğer yükümlülüklerini yerine getirmemekten dolayı neden oldukları zararlara, vekalet görevinin kötüye kullanılması, cinsel taciz gibi suçlardan dolayı açılan kamu davalarına karşı korumaktadır.

Bazı eyaletler, örneğin California eyaleti, vekalet görevinin kötüye kullanılmasından doğan sorumluluğu, şirketin boyutlarına bağlı olarak belirlenen bir üst sınırla tespit etmek ve her ortağın kişisel olarak temin ettiği sorumluluk miktarını belirlemek suretiyle, sınırlı sorumlu ortaklık türlerini kendisine göre değiştirerek uygulamakta, çoğu avukatlık firması ise yaptırdığı sigortalar ile bu tarz uygulamadan doğan riski denkleştirmektedir.

Ne var ki, bu tür organizasyonlarda sorumluluğun sınırlandırılması mutlak değildir. Bu bağlamda sınırlı sorumlu bir organizasyonun ortağı her zaman kendi kişisel kusurundan, vekalet görevini kötü ifa etmesinden, kendine bağlı olarak ve kendi gözetimi altında çalışanların kusurlu eylemlerinden doğan zararlardan dolayı kişisel olarak da sorumludur. Yine şirket ortağı, şirketin yükümlü olduğu ve fakat ödemediği maaş ve ücretlerden dolayı tahakkuk eden stopaj vergilerinden ve benzeri diğer mali yükümlülüklerden dolayı da şahsen sorumludur.

Sınırlı sorumlu organizasyonların, mesleki anonim şirketlerden daha çok adi ortaklıklara benzer şekilde işlemesinden dolayı, birçok avukat bu tür ortaklıkları tercih etmektedir. Yönetim ve işletme noktasından bakıldığında, sınırlı sorumlu organizasyonlar geleneksel yapılara daha çok uygunluk göstermektedir.

Sınırlı sorumlu ortaklıkların doğru bir ortaklık seçimi olup olmadığının değerlendirilmesinde avukatlara; firmalarını kuracakları ve faaliyete geçirecekleri eyaletin yasalarını gözden geçirmeleri, firmanın birden fazla eyalette faaliyette bulunmayı planlaması durumunda, eyalet yasaları arasında farklılık var ise, bu farklılıklara göre gerekli uyumu sağlamaları, vergi ile ilgili mevcut pozisyonları dikkate almaları, firmanın örgütsel dokümanlarının vergi ve diğer yasalarla uygunluğunu belirlemeleri, mesleki anonim şirketten sınırlı sorumlu organizasyona dönüşüm düşünüldüğünde vergi ile ilgili sorunları değerlendirmeleri gerektiği yönünde uyarı ve tavsiyelerde bulunulmaktadır.

d- Kolektif Şirket/General Partnership

Birleşik Devletlerde avukatların ortaklık türü olarak, bir zamanlar uyguladıkları, ancak şimdilerde çok fazla rağbet etmedikleri kolektif şirket, ortakları ortak çıkarı ve karları her ne olursa olsun, koydukları sermayeyle sınırlı olsun veya olmasın, yaptıkları katkı eşit bulunsun veya bulunmasın, bütün ortakların iş ve ticaretlerini birlikte yaptıkları, ortaklığa koydukları sermaye farklı da olsa, ortakların kara, zarara ve yönetime eşit biçimde katıldıkları ortaklık türüdür.

Sorumluluğu diğer şirket ortaklarına yayma ve bu suretle bireysel olarak korunma olanağı sağladığı ve bu suretle iş sahiplerine verilecek hizmetin kalitesini artırma fırsatı sağladığı için Amerikalı avukatların bir zamanlar rağbet ettikleri bu şirket türü, daha sonra uygulamaya konulan ve sorumluluğu doğrudan şirket tüzel kişiliğinin üzerine yıkan mesleki anonim şirket, sınırlı sorumlu organizasyonlar gibi şirket türleri ile birlikte terk edilmiştir.

e-İki Katlı/Aşamalı Ortaklıklar/Two-Tiered Partnerships

Hemen işaret etmek gerekir ki, iki katlı/aşamalı ortaklık modeli bir şirket türü değildir. Aksine her türlü şirket modeli içinde uygulanabilecek bir ortaklık şeklidir

Birleşik Devletlerde mevcut firmaların en az dörtte birinin veya biraz daha fazlasının iki katlı ortaklık olduğu tahmin edilmektedir. Bu tür ortaklıklarda ikinci kat ortak olarak nitelendirilenler, gerçekte ortak olmayan, kıdemsiz veya genç olan ve ortaklıkta hizmet sözleşmesine bağlı olarak ücretli çalışan ve tam ortaklığa terfi edebilmesi için birkaç yıl iyi bir performans göstermesi gereken kişi konumundadır.

Bununla birlikte, pek çok avukatlık firması iki katlı ortaklığa gereksinim duymayacak durumdadır. Zira ve özellikle yüksek manivela gücüne sahip olan firmalar, firma içindeki terfi uygulamasını yukarı ve dışarı olacak tarzda ve başarı ile uygulama gücüne ve olanağına sahiptirler. Kaldı ki pek çok avukat ve avukatlık firması, ortaklık içinde iki ayrı sınıf ortak avukat olmasını ahlaki ve mesleki eşitlik yönünden de son derece rahatsız edici bulmaktadırlar.

Bu tür ortaklıklarda katlar arasındaki en önemli farklılık, birinci sıra ortakların firmadaki gerçek payları elinde tutanlar olmasıdır. Bu bağlamda, bu ortaklar şirket sermayesini ödeyen, firmanın bir kısım sorumluluklarını taşıyan, yeni ortak kabulü, yönetici seçimleri ve işletme tercihleri, şirket gelirinden daha fazla pay alma, emekli olduklarında ortaklık paylarını faizi ile geri almak hakkına sahip bulunma gibi önemli konularda oy hakkı olan ortaklardır.

İkinci sıra ortaklar, hukuken maaşla/ücretle istihdam edilen, tam olarak ortak konumunda olmayan ve fakat tam ortaklığa aday konumunda bulunan kişilerdir. Bunlar sermayeye katkı da bulunmadıkları gibi, firmanın genel sorumluluklarına da dahil değildirler. Hukuken oy hakkı olmayan ikinci kat ortaklar, kimi zaman firmanın işletme politikasının belirlenmesinde ve yönetici ortağın seçilmesinde oy hakkına sahip olabilirler Her iki sıra ortaklar arasındaki en önemli farklılık, ikinci sıra ortakların istihdam edilen konumda olmaları, pay sahibi ortakların aksine, firma karından pay almak yerine firmadan maaş ve tazminat almalarıdır.

Boston Business Joumal’da yer alan bir makalede, Boston’da kurulu olan ve özellikle fikri mülkiyet hukuku konusunda faaliyet gösteren Fish& Richardson PC of Boston isimli hukuk firmasının, mesleki anonim şirket statüsünde kurulu olmasına rağmen, iki sıralı ortaklık modelini uyguladığı, bu bağlamda en az altı meslek yaşı olan avukatları oy hakkı olmayan ve pay sahibi bulunmayan ikinci derece ortak statüsü ile şirkette istihdam ettikleri, bu statüdeki avukatların 8 yıllık bir hizmet süresinden sonra şirkete pay sahibi ve oy hakkı olan ortak statüsü ile katıldıkları, Birleşik Devletlerin genelinde I000’den fazla ortağı olan büyük hukuk firmalarının dörtte üçünün, 20 ile 100 arası avukat ortaklı hukuk firmalarının yansının iki sıralı ortaklık modelini uyguladığı, bu modelin uygulanması ile avukatlara mesleki kariyerlerini ve sorumluluklarını geliştirme olanağının yanı sıra iş alanı yaratıldığı yazılıdır.

Bu tür ortaklıkların avantajları; ‘ikinci sıra konumunda olanların tam ortaklığa geçişlerine karar verebilmek için performanslarını zaman içinde gözleme imkanı sağlaması, alternatif bir işe, örneğin yarı-zamanlı çalışmaya ihtiyacı olanlara olanak sağlaması, geçici olarak pozisyon sahibi olan yeni ortakların, bir veya iki yıl içinde tam ortaklığa kabulü konusunda firmaya inceleme olanağı vermesi, emekli olacak firma ortaklarının yerine yenilerin geçmesine olanak sağlaması, ortaklara daha etkili fırsatlar sunması, bu bağlamda firmaya ileride ortak olacakları firmanın vizyonu doğrultusunda daha iyi eğitme ve devşirme imkanı vermesi, daha henüz tam ortak olmaya hazır olmayan ortaklara, firma içinde daha hareketli olmaları ve geleceğe umutla bakabilmeleri konusunda psikolojik-destek sağlaması, değerini yitirmiş, son kullanma tarihini doldurmuş yaşlı ortaklara firmadaki pozisyonlarını gözden geçirmelerini düşünme ve firmadan ayrılmalarının gerekip gerekmediğini sorgulama şansı vermesi‘ olarak özetlenebilir

f- Joint Venture

Bu ortaklık türü, bizim hukukumuzda olduğu gibi,, birden fazla kişinin veya bir grubun, karşılıklı rızaları ile ortak bir amacı gerçekleştirmek için mallarını ve emeklerini birleştirmeyi yükümlendikleri bir fiili birliktelik türüdür.

Avukatlık firmaları için joint venture uygulaması nadir rastlanan, ancak son yıllarda kayda değer örnekleri ile sıkça karşılaşılan bir modeldir. Bu modelde, örneğin Boston’daki büyük bir avukatlık firması ile Califonia’daki bir diğer büyük avukatlık firması New York’da bir ofis açmayı istediklerinde bir araya gelirler, gerekli kararlan alırlar, yeni ofisin donanım giderlerini birlikte karşılarlar ve beraberliklerinin getirdiği sinerjiyi potansiyel pazarda paylaşırlar. İki firmanın bu türden bir joint venture ortaklığı kurmaları kuramsal olarak pek çok potansiyel fırsatı kapsar. O nedenle birçok gözlemci gelecekte bu türden birlikteliklerin çokça görüleceğini, yaratıcı ve girişimci kafaların bu yönde yeni yaklaşımları ortaya çıkaracaklarını ileri sürmektedir.

Kuşkusuz joint venture birlikteliği oluşturmak temelde ticari bir faaliyet olup, etik sınırlar içerisinde ücretin bölüştürülmesi ile ilgili kurallara saygı göstermeyi gerektirir. Gerek bu nedenle, gerekse bazı hukuk firmalarının avukat olmayanların sahibi oldukları firmalarla joint venture bağlantıları yapması ve bu yolla kendi ortaklarının mesleki rolleri ve haklarına tecavüzde bulunmaları Birleşik Devletlerde hukukçular arasında da eleştiri ve şikayet konusu yapılmaktadır.

Bu ortaklığa Federal vergi yasaları noktasından bakıldığında, gelir doğrudan ortaklara tahsis edilmiş paydan gelmekle, vergilendirmenin bireysel vergi oranlarına göre yapıldığı görülür. Diğer bütün ortaklık türlerine göre, adi ortaklık seçeneği, gerek kurulması, gerekse işletilmesi çok esnek ve kolay olan bir ortaklık şeklidir. Yine bu tür ortaklık, başka şirketlerle birleşme ve tasfiye gibi kolaylıklara da sahiptir. Adi ortaklığın en önemli dezavantajı ise, şirketin borçlarından ve ortakların fiillerinden dolayı, her bir ortağın üçüncü kişilere karşı birlikte ve ayrı ayrı sorumlu olmalarıdır.

g- Aynı Ofisin Paylaşılması

Birleşik devletlerde ofis kiralarının özellikle büyük kentlerde ve merkezi yerleşim alanlarında çok pahalı olması, avukatlara aynı ofisi birlikte kullanmayı dayatmaktadır.

Küçük firmalar, kendilerinden daha büyük olan ve her türlü teknik donanıma sahip bulunan hukuk firmaları ile aynı ofisi birlikte kiralayarak veya alt kiracı olarak paylaşarak kullanmaktadırlar. Bu birliktelikte, müşteri bekletme ve kabul alanları, görüşme odaları ortak kullanıldığı gibi, yazım ve basım odaları, iletişim sistemleri gibi donanımlar, kütüphane ve benzeri olanaklar birlikte kullanılmakta, istihdam edilen personelin, mali müşavirin ücretleri de ortaklaşa karşılanmaktadır.

Kuşkusuz iki kişi bir kişiden daha ucuza gelir anlayışı ile bu tarz ofis paylaşımında ortak yarar vardır. Ancak aynı alanı paylaşan iki ayrı hukuk firmasından, müşteri portföyü daha zengin ve daha çok gelip gideni olan büyük firmanın bu durumu küçük şirket avukatlarının motivasyonlarının bozulmasına neden olacağı gibi, her iki firmanın gizlilik içeren mesleki kayıt ve bilgilerinin güvenliğini sağlamak, ihtilaf çıktığında ortak alanları keyifle kullanamamak, ortada dolaşan ve müşterinin tanımadığı diğer avukatlık firması avukatlarının müşteri üzerinde yarattığı tereddüt ve güvensizlik aynı alanı paylaşan iki ayrı firmanın, aynı anda menfaat çatışması içinde olan iki ayrı firmayı temsil etmesinin getireceği sorumluluk ile ilgili sorunlar bu tarz çalışmanın önemli riskleri ve olumsuz taraflarıdır.

h- Avukatlık ortaklığı sözleşmelerinde bulunması gereken asgari koşullar-

Birleşik Devletlerde avukatlık ortaklığı sözleşmelerinde yer alması gereken veya en azından var olmasında ortak avukatlar yönünden yarar olan hususlar aşağıda kısa başlıklar halinde sunulmuştur.

Buna göre ortaklıkta yer alması gereken asgari koşullar; ‘ortaklığın iştigal alanının avukatlık mesleğinin icrası olduğunu açıkça ifade eden amaç maddesi: firmanın ismi/unvanı: ortaklık süresi: ortakların onayı ile başka yerlerde şube açılabileceği kaydına yer veren firmanın merkezi ve adresi ile ilgili madde: taşınır ve taşınmaz malların mülkiyetinin şirket tüzel kişiliğine ait olacağına ilişkin madde: ortakların isim ve kimlikleri, ortakların onayı olmaksızın herhangi bir ortağın, ortaklık dışında bir-başka yerde ve firmada ortak, hissedar, yönetici, ücretli olarak çalışamayacağına, kamu kuruluşlarında görev alamayacağına, siyasal bir partiye katılamayacağına, müvekkillerden herhangi biri adına ve namına yatırım yapamayacağına ilişkin madde: ortaklarca onay verilmemesi durumunda ortağın hocalıktan, verdiği konferanslardan, mahkemece verilen görevlerden, yazdığı yazılardan, yönetici, yediemin, vasi, kayyım, ücreti gibi tüm gelirlerini şirkete tahsis edeceğine ilişkin madde: firmaya yeni ortak alınması, firmanın yönetimi, yönetim organları ile bunların yetkileri, sermaye yükümlülükleri, karın dağıtılması ve tahsisi, taşınır taşınmaz mal alımı, şirketin borçlanması, yeni ve munzam alanların kazanılması, şube kurulması, firma ortaklığından çıkarma, ortağın maluliyeti, ortağın ölümü, ortağın ihtiyari ve zorunlu emekliliği, ortağın ortaklıktan istifası, ortağın mesleki sorumluluğu ile mesleki sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu ve sigorta limitleri, başka hukuk firmaları ile birleşme veya başka hukuk firmalarına katılma, ortaklığın dağılması, oylar ve oylama, şirketin olağan ve olağanüstü toplantıları, ana sözleşme değişiklikleri, şirkete ait ticari/mali defter ve kayıtlar, mali yıl, ortakların birbirlerine ve şirkete yapacağı ihtarlar, ortaklık sözleşmesinin ortağın eşi, mirasçıları, yasal temsilcileri yönünden bağlayıcılığı, ortaklıktan vazgeçme’ maddelerinden ibarettir.

KAYNAKÇA

  • Getting Started fo a Succession Law Firm – Arthur G.Greene Editor
  • American Legal English – Dobra S.Lee, Charles Hall, Marcha Hurley
  • An Introduction to the Legal System of the United States – E.Allan Farnsworth
  • Law, Its Nature, Functions and Limits – Robert S.Summer, Charles G.Howard
  • You and Law – Reader Digest
  • Black’s Law Dictonary

 

  • Bu makale Ankara Barosu’nun düzenlediği ‘Uluslararası Hukuk Kurultayı – 2004’ için hazırlanmış ve kurultayın 9 Ocak 2004 tarihli ‘Avukatlık Ortak Çalışmasında Model Arayışı’ isimli oturumunda tarafımdan sunulmuştur.