SEN HALA DÜNYA KOKUYORSUN! *

Hacı Bektaş Veli’nin Dergahı’ndan, nefes istemek yerine birkaç çuval buğday dünyalık isteyerek ayrılan ve sonrasında bu yaptığından dolayı çok pişman olan Yunus Emre, yeniden Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıkmış, af dileyerek buğday istemekten pişman olduğunu beyanla kendisine nefes vermesini dilemiştir.

Ama Hacı Bektaş Veli, Yunus’a “bunun olmayacağını, o kilidin anahtarını Takduk Emre’ye verdiğini, nasibini ondan alması gerektiğini” söylemiştir.

Böylece Takduk Emre’nin huzuruna çıkan Yunus, Takduk Emre’den de “Hizmet et, emek ver, nasibini al” cevabını almıştır.

İlim, irfan sahibi olmak isteyen Yunus, Taktuk Emre’nin emriyle odunculukla görevlendirilmiş, bu görevini bihakkın yapmış, Takduk Emre’nin Dergahı’na kırk yıl odun taşımıştır.

Yaptığı bu hizmetlerin karşılığında nasibini almak için yeniden Takduk Emre’nin huzuruna çıkan Yunus, şeyhi Takduk Emre’den “Sen hala dünya kokuyorsun Yunus’um” cevabını alınca, şeyhine veda etmeden ve “Ben yürürüm yana yana aşk boyadı beni kana/Ne akıllı ne divane gel gör beni aşk neyledi/Kah eserim yeller gibi gel gör beni aşk neyledi” diyerek oradan ayrılmış, Hakka ulaşmak,  ilim ve irfan sahibi olmak için yollara düşmüştür.

Bir zaman sonra yaşadıklarından dersler çıkaran, şeyhine veda etmeden ayrılmanın ayıbını ve azabını yaşayan Yunus, şeyhinin kapısını yeniden çalmıştır.

Yunus’u kabul eden, onu dinleyen, onun dünyevi seyahatinin bittiğini, onun artık dünya kokmadığını anlayan Takduk Emre asasını fırlatmış ve Yunus’a, “Gez dolaş, asamın düştüğü yere yerleş” diyerek el vermiştir.

Takduk Emre’nin fırlattığı asayı bulan ve oraya yerleşen Yunus, şeyhi Taktuk Emre’ye ve kendisine el verip ilim irfan öğretenlere, “Biz bu dünyadan gider olduk kalanlara selam olsun/Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun” diyerek teşekkür etmiştir.

Peki! Dünya kokmak ne demektir? İnsan dünyanın kokusundan nasıl arınır?

Dünya kokmak; yalan söylemektir, başkalarının hakkını yemektir, onun bunun dedikodusunu yapmak, insanların arasına nifak sokmaktır, kibirli olmak, hırsızlık yapmaktır, başkalarına düşmanlık etmek, kin tutmaktır.

Elbette Takduk Emre Yunus’a “sen hala dünya kokuyorsun” demekle, Yunus’un bunları yaptığını kastetmemiş, onun daha kamil bir insan olmadığını, daha pişmesi gerektiğini ima etmiştir.

Yunus’un şeyhi Takduk Emre’nin kapısını yeniden çaldığında ve onun eşiğine geldiğinde:  “Takduk’un hizmetinde kul olduk kapısında/Yunus miskin çiğ idik piştik elhamdülillah/Adımız miskindir bizim düşmanımız yoktur bizim/Biz kimseye kin tutmayız dünya alem dosttur ” demesi bundandır, bundan dolayıdır.

Sadece bunu değil, yaptığı manevi yolculuğun onu nasıl terbiye ettiğini, üzerindeki dünya kokusundan nasıl arındığını anlattığı aşağıdaki dizeleri yazması da bundandır, bundan dolayıdır:

Haktan gelen şerbeti

İçtik elhamdülillah

Şol kudret denizini

Geçtik elhamdülillah

Kuru idik yaş olduk

Ayak idik baş olduk

Havalandık kuş olduk

Uçtuk elhamdülillah

Vardığımız illere

Şol sefa gönüllere

Halka Taptuk manisin

Saçtık elhamdülillah

Balım Sultan ilinden

Şeker damlar dilinden

Dost bağının yolundan

Geçtik elhamdülillah

Beri gel barışalım

Yad isen bilişelim

Atımız eyerlendi

Eştik elhamdülillah

İndik Rum’u kışladık

Çok hayrı şer işledik

Üç bahar geldi geçti

Göçtük elhamdülillah

Dirildik pınar olduk

İrkildik ırmak olduk

Aktık denize dolduk

Aktık elhamdülillah

Taptuk’un tapusunda

Kul olduk kapısında

Yunus miskin çiğ idik

Piştik elhamdülillah

Çiğ iken pişen” Yunus Emre’nin, piştikten sonra kendisine, hakka, ilim ve irfana ulaşmak için yaptığı uzun yolculukta öğrendiği ve bize de öğütlediği “Seç bu dünyada iyi bir yoldaş/Ki nefsin olmasın sana arkadaş” dizeleri, nefse, kötülüğe teslim olmamak için arkadaş, dost seçmenin önemini ve değerini anlatır.

Pişen Yunus’un öğrendikleri ve bize öğretmeye çalıştıkları elbette bunlar ve bunlardan ibaret değildir. Dahası da vardır: taht sahibi olanlara, kibirle yoldaşlık edenlere, gönül kıranlara, sabırsızlara, kendini ve dengini bilmezlere, sevgiye dair önemli, değerli, anlamlı, yol gösterici öğütleri vardır. Okuyalım:

Karga ile bülbülü bir kafese koysalar

Biri diğerinin sohbetinden sıkılmaz mı

Öyle ki karga ister bülbülden ayrılmayı

,Bülbülün de billahi böyledir maksadı.        

İlim ilim bilmektir ilim kendini bilmektir

Sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır

Okumaktan anlam Hakk’ı bilmektir

Çünkü okuduğunu bilmezsen bu kuru emektir

Sabır gerek sana her hal içinde

Sabırsızlar kalırlar boş laf içinde

Bir kez gönül yıktı ise bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi elini yüzünü yıkar değil

Nice tahta çıkanlar yere düştü

Nice benim diyene sinek üşüştü

Sakın olma kibir ile yoldaş

Kibir neredeyse onunla savaş

Haset kişi daima sıkıntıdadır

Vücudu sağken bile ıstıraptadır

Hasettir o yüzden eli ermez işe

Kime kuyu kazsa kendi düşe

Gelin tanışalım işi kolaylaştıralım

Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz

* Özlem Pekcan tarafından yazılan ve Dorlion Yayınevi tarafından yayınlanan “Çocuk Yüreklerde Yunus Emre – Hayatı ve Şiirleri” isimli kitaptan esinlenilmiş ve yararlanılmıştır.