ANKARA BAROSU YÖNETİMLERİ’NİN 2004/2010 YILLARI ARASINDA YAPTIĞI HİZMETLER-
Kanadalı siyasetçi ve İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi’nin (LDS Kilisesi) liderlerinden olan N. Eldon TANNER ‘Hizmet, bu dünyada yaşama ayrıcalığı için ödediğimiz kiradır’ diyor.
Yine İrlandalı oyun yazarı, eleştirmen, polemikçi ve siyasi bir aktivist olan George Bernard Shaw ‘Hayatta gerçek mutluluk insanlara ve insanlığa hizmet etmektir, sizin yüce bir amaç olarak kabul ettiğiniz hedef uğruna çalışmaktır. Hastalık ve acılarla dolu, dünyanın kendini sizi mutlu etmeye adamayacağından yakınan telaşlı, bencil, küçük bir ahmak değil, doğanın gücü olmaktır. Ben hayatımın bütün topluma ait olduğu kanısındayım. Yaşadığım sürece toplum için elimden geleni yapmak, benim için bir ayrıcalıktır. Öldüğüm zaman tamamen küllenip tüketilmiş olmak istiyorum. Çünkü ne kadar çalışırsam, o kadar çok yaşarım. Hayattan, hayat adına zevk alıyorum. Hayat benim için yanıp sönüverecek bir mum değil, şu anda yükseltmem gereken bir meşaledir. Gelecekteki kuşaklara devretmeden önce, bu meşalenin mümkün olduğu kadar parlak alevlerle yanmasını istiyorum’ diye yazıyor.
İtalyan düşünür, siyasetçi, dilbilimci, sosyalist kuramcı.ve sıra dışı bir siyaset felsefecisi, gazeteci ve sendikacı olan Antonio Gramsci ‘Hapishane Defterleri’ isimli kitabında ‘Toplumda hemen herkes entelektüeldir, ama çok az insan entelektüel işlevini yerine getirir’ diyor.
Aktif olarak siyaset yapmak, kamu yararına faaliyette bulunan bir dernekte görev üstlenmek, üyesi olunan meslek örgütünün yönetiminde yer almak gibi faaliyetler Gramsci’nin kastettiği entelektüel faaliyetler kapsamındadır.
Nitekim ben de Ankara Barosu’nun 10 Ekim 2004 tarihinde yapılan 58.Olağan Genel Kurulu’nda Baro Başkanlığı’na bu amaçla aday oldum.
Esasen mesleğime, meslek örgütüme, meslektaşlarıma hizmet etme görevini, Ankara Barosu’nun 10 Ekim 2004 tarihinde yapılan 58.Olağan Genel Kurulu’nda Baro Başkan adayı olarak yaptığım konuşmada: “Prusya Kralı Büyük Frederik’in hepinizin bildiği özlü bir sözü var. ‘Ben’ diyor Frederik ‘Alman Halkının bir numaralı hizmetkârıyım’. Ben ve arkadaşlarım seçildiğimiz takdirde, Ankara Barosunun ve sizin efendiniz değil, bir numaralı hizmetkârınız olacağız” diyerek talep etmiş idim.
Ankara Barosu’nun değerli üyeleri bu fırsatı bana verdi. ‘Hayat ne tam mutlu olmaktır, ne de yas tutmaktır’ diyor Sabahattin Ali. Yani hayatta tam bir mutluluk olmadığı gibi daimi bir mutlulukta yoktur. O nedenle, insanın hayatta ulaşabileceği mutluluklardan birisi, belki de en iyisi insanlara ve insanlığa hizmet etmektir. Bu yolda kimi talihsizliklere, kimi zorluklara, çıkarılan engellere karşı mücadele etmek, bu mücadeleden başarıyla çıkmak, yaşanan zahmetlere, meşakkatli günlere, sıkıntılara rağmen geride eserler bırakmak, herkes tarafından olmasa da, bunları bilen ve idrak eden birileri tarafından takdirle anılmak güzel bir şeydir. Esasen hizmet ederken yaşanan sıkıntıların teselli edici tek yanı da budur. Nitekim gerek Ankara Barosu, gerekse Türkiye Barolar Birliği Başkanlığımda yaptığım hizmetlerin bana verdiği yegane tesellide bu olmuştur.
Peki görev yaptığım 2004-2010 yılları arasında arkadaşlarımla birlikte neler mi yaptık? İşte yaptıklarımız:
- Ankara Barosu’nun 1940 yılından itibaren bütün yayınlarını, dergilerini dijital/elektronik ortama aktardık, bunları CD haline getirerek isteyen meslektaşlarımıza dağıttık, baromuzun internet sayfasında herkesin yararlanmasına açtık.
- Yönetime geldiğimizde Ankara Barosu’nun, biri Ankara Barosu Dergisi, diğeri FMR–Fikri Mülkiyet Rekabet isimli iki dergisi vardı. Her iki dergiyi de düzenli olarak çıkarmaya devam ettik. Bu iki dergiye ek olarak, alanında ve o tarihte Türkiye’de tek olan ‘Bilişim ve Hukuk’ile Ankara Barosu Stajyerlerinin çıkardığı ‘Hukuk Gündemi’ dergilerini çıkarmaya başladık. Bu dönemde yayımlanan bir diğer dergi de, İngilizce olarak yayımlanan, dünyadaki tüm barolara ve hukuk kuruluşlarına gönderilen ve dolayısıyla Türkiye’nin tanıtımını yapan ‘Ankara Bar Review’idi. Bunlardan ‘FMR- Fikri Mülkiyet Rekabet, Bilişim ve Hukuk’ isimli dergiler, ne yazık ki bizden sonra gelen yönetimler tarafından bir daha çıkarılmadı. Stajyerler tarafından hazırlanan ‘Hukuk Gündemi’ isimli dergi ile İngilizce olarak yayımlanan ’Ankara Bar Review’ isimli dergi pek düzenli olmasa ve ara sıra da olsa bir süre çıkarılmaya devam etti. Sonra hiç çıkarılmaz oldu.
- Türkiye’nin ilk ‘Hukuk Müzesi’ni Ankara Barosu olarak bizim yönetimimiz kurdu. Neden müze, neden hukuk müzesi? Şunun için; ‘Sorgulanmayan bir hayat yaşanmaya değmez’ diyor bilge Sokrates. Kendimizi ve yaşadığımız hayatı sorgulayabilmek için; insan olarak, kurum olarak, seçtiğimiz ve yapmakta olduğumuz mesleklerin sahibi olarak dünden bugüne nasıl bir ilerleme kaydettiğimizi, bugün bulunduğumuz aşamaya nasıl geldiğimizi, bizden önceki kuşaklardan neyi nasıl devir aldığımızı, devir aldığımız mirasa hangi pozitif değerleri kattığımızı bilmemiz gerekir. Bütün bu konularda bize yardımcı olacak, ışık tutacak, bizi bilinçlendirecek olan bilim tarihtir. Zira tarih bize sadece geçmişimizi anlatmaz, geleceğimizi nasıl biçimlendirmemiz gerektiği konusunda da yol gösterir. İnsan soyunun nasıl ilerlediğini, uygarlığın nasıl geliştiğini, toplum, aile ve meslek yaşamımızın, geçmişten bugüne nasıl örgütlendiğini bize yazılı olarak ve soyut biçimde anlatan tarihin somutlaştığı yerler müzelerdir.
‘Hafızanın yaşamlarımızı yapan şey olduğunu fark etmek için, parça parça da olsa, hafızanızı yitirmeye başlamanız gerekir. Hafızasız yaşam, yaşam değildir… Hafızamız; tutarlılığımız, aklımız, duygumuz, hatta eylemimizdir. Onsuz birer hiçiz.’ Bu sözler İspanyol sinema yönetmeni Luis Bunuel’e ait. Müzeler bizim hafızalarımızdır. Bizi geçmişimizle buluşturan, tanıştıran, geçmişimizi koruyan, bireysel, toplumsal ve kurumsal hafızamızı canlı tutan, geçmişimizle, kendimizle yüzleşmemizi, kendimizi, geçmişimizi tanımamızı, sorgulamamızı sağlayan, bizi eğiten, bizi bilgilendiren, bizi düşündüren mekânlardır. Müzeler yaşayan tarihtir, insanlığın tarihidir, görsel tarihtir.
Bu noktadan hareketle ve ülkemizde hukukla ilgili bir müzenin olmadığını dikkate alarak, dahası müze kurumunun, insan, kurum ve toplum yaşamında ifade ettiği değerin bilincinde olmamızdan dolayı, Ankara Barosu bünyesinde bir müze kurulması önerisini Yönetim Kurulu’nun gündemine getirdik. Yapmaya değil, yapmamaya, yaptırmamaya odaklı birkaç kişi ‘ne gerek var, masraf yapmaya değer mi’ gerekçesiyle bu öneriye karşı çıktı. Ama öneri çoğunluğun oyuyla kabul edildi ve 2005 yılı Aralık ayının sonuna doğru müzenin yapımına başlanıldı. Kuracağımız müzenin yerini ‘Ihlamur Sokak No:1 Sıhhiye’ adresindeki Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nin en alt katındaki bölüm olarak planladık. Bu süreçte gerek vizyonu gerekse fikri ve bedeni mesaisiyle müzenin kurulmasına avukat Argun Bozkurt’un çok büyük katkısı oldu. Kendisine bu konuda meslektaş olarak ne kadar teşekkür etsek azdır.
5 Nisan 2006 tarihindeki Avukatlar Günü’nde açılan müzede, özel olarak yaptırdığımız Baromuzun ilk Başkanı Salih Sırrı Bey ile Türkiye Barolarına ve avukatlık mesleğine büyük katkılar yapan hocamız Prof. Dr. Faruk Erem’in heykellerini koyduk.
Avukatlık mesleğiyle ilgili resimlerin, avukatlık mesleğinin geçmişinde kullanılan mesleki araçlar ile dokümanların, dünyanın değişik ülkelerinde avukatlarca kullanılan cüppelerin, hukukun tarihçesinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın hukukçularının resimlerinin yanı sıra başkaca görsel ve işitsel materyallerin sergilendiği bu müze, gezen herkesin ilgisini çekmiş, beğenisini kazanmıştır. Bu müze, benim Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’na gelmemden sonra, Ankara Barosu Yönetim Kurulu kararıyla Türkiye Barolar Birliği’nin Balgat’taki binasının en alt katında özel olarak yaptırdığımız şimdiki yerine taşındı.
Buraya kadar olan bölümde yer verdiğim bu hizmetlerin dışında yaptığımız en önemli hizmetler bilişim ve iletişim alanında yaptıklarımızdı. ‘İnsanlık, sürekli kendini tekrarlayan geniş yığınlar üzerinde değil; yeni şeyler deneyen, hep bir arayış içinde olan küçük bir yaratıcı kesimin omuzları üzerinde yükselir’ derler. Nitekim bunun böyle olduğunu bize tarih göstermiştir. Bizde bunu Ankara Barosu’nda gösterdik. Özgür Eralp, Çağatay Cengiz, onlar ve onlardan sonraki dönemde yönetim kurulu üyeliği yapan, baronun komisyon, kurul ve merkezlerinde çalışan arkadaşlarım ve bize destek olan insanlar; lafa söze aldırmadan, önlerine konulan engelleri tanımadan, bu alanda yaptıklarıyla Ankara Barosu’nu bilişim çağıyla buluşturmuş ve hatta Ankara Barosu’na çağ atlatmıştır.
Bunları içinde en önemli olan bugün artık hepimizin kanıksadığı, eskiden bu yana hep var varmış diye düşündüğü, duruşma salonlarında taraf avukatlarının oturdukları masaların üzerinde ve avukatların önünde bulunan, yargıçların yazdırdığı duruşma tutanaklarını, avukatların hem takip etmelerine hem de denetlemelerine olanak sağlayan monitörler, Ankara Barosu’nun 2004-2006 dönemindeki yönetiminin icadıdır.
Daha sonra Türkiye genelinde yaygınlaşan bu monitörlerin kurulumu aşamasında, sadece yargıç ve savcıların değil, ne yazık ki yönetim kurulundaki bir kısım arkadaşlarımızın da direnciyle karşılaştık. Hizmete odaklı olmayan, bir şey yapmak değil, bir şey olmak için yönetim kurulu üyesi olan bu arkadaşlarımızın muhalif tavrına rağmen yönetimden çıkardığımız bu uygulamaya, ‘eski köye yeni adet mi getiriyorsunuz’ anlayışı içinde olan bir kısım savcı ve yargıçlar da karşı çıktılar. Öyle ki bir kısmı kablo döşetmedi, diğer bir kısmı ise bağlantı fişlerini yuvalarından çıkarmak suretiyle monitörleri işlevsiz kıldı.
Yargıç ve savcılardan gelen bu direnç üzerine, konuyu o tarihlerde Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı olan Ali Kaya’ya taşıdık ve kendisinden yardımcı olmasını istedik. Hizmet odaklı bir insan olan, vizyonu ve ufkuyla Türkiye’deki klasik yargıç tipinin çok üzerinde bulunan Ali Kaya devreye girdi. Ankara Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı’na yazdığı yazı ile duruşma salonlarına monitörlerin yerleştirilmesinin uygun olduğunu bildirdi. Bu yazı sonrasında yargıç ve savcılardan gelen direnç büyük ölçüde kırıldı ve Ankara Adliye Sarayı içindeki tüm duruşma salonlarına monitörler yerleştirildi.
Diğer başka Adliye Binalarında olduğu gibi, Ankara Adliye Sarayı içindeki tüm duruşma salonlarında, davacı ve davalı avukatlar tahta sandalyeler üzerinde oturuyorlardı. Bu sandalyeler rahat olmadığı gibi avukatlık mesleğinin itibarına da uygun değildi. Bu noktadan hareketle hem avukatları rahat koltuklarda oturtmak hem de mesleğin itibarını korumak ve daha da artırmak amacıyla, avukatlar için yaptırdığımız baro amblemli özel koltukları tüm duruşma salonlarına yerleştirdik.
Bu süreçte yaptığımız diğer hizmetler aşağıda sunulmuştur. Buna göre;
- Ankara Barosu’nun 1940 yılından itibaren bütün yayınlarını, dergilerini dijital/elektronik ortama aktardık, bunları CD haline getirerek isteyen meslektaşlarımıza dağıttık, baromuzun internet sayfasında herkesin yararlanmasına açtık.
- WEB sayfasını daha kullanışlı, daha işlevsel olacak şekilde yeniledik, Türkçenin yanı sıra İngilizce sayfa ekledik.
- Avukat Odalarına su sebilleri, internet bağlantılı bilgisayar ve yazıcılar koyduk. Adliye Sarayı içine ayakkabı silme makineleri, otomatik ve hijyenik çay-kahve-meşrubat makineleri yerleştirdik.
- Ankara Barosu’na ait otoparktaki bir bölümü engelli avukatlara tahsis ettik.
- Baromuzun Engelliler Kurulu tarafından hazırlanan ‘Engelliler Hukuku El Kitabı’nı bastırdık ve dağıttık. Bu el kitabı aracılığıyla, toplumda engelli yurttaşlarımızla ilgili olarak bir duyarlılık, bir farkındalık yaratmayı, engellilerin hakları konusunda toplumumuzu bilinçlendirmeyi hedefledik.
- Cezaevlerinin Sincan’a taşınması ve burada yeni bir yerleşke oluşturulması nedeni ile görme engelli avukatların yanında refakatçisi bulunmadan cezaevinde müvekkilleri ile görüşmeleri fiilen imkânsız hale geldiğinden; konu ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler sonucunda, görme engelli avukatların en son kapıya kadar refakatçileri ile birlikte gitmelerini sağladık.
- Görme engelli avukatların, engelli kimlik belgelerini veya raporlarını ibraz etmeleri kaydı ile otomatik göz taramasından muaf tutularak cezaevine girmelerini gerçekleştirdik.
- Ankara Adliyesinden Sincan Cezaevi’ne gidecek avukatlar için ücretsiz servis araçları tahsis ettik.
- Cezaevinde güvenlik nedeniyle ayakkabılarını çıkarmak zorunda olan avukatların kullanabilmeleri için bir kullanımlık hijyenik terlikler yaptırdık ve bunları avukatların kullanımına sunduk.
- 16-17-18 Mayıs tarihlerinde Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik, bu bağlamda ‘Stajyer Avukatlar Kurultayı’ düzenledik. Bu ilk kurultay, stajyerlere sorunlarını, beklentilerini, isteklerini, eleştirilerini sunabilecekleri bir platform sunuyordu. Mesleğimizin geleceği olan bu genç insanlar için böyle bir platformun düzenlenmesine gerçekten gereksinim vardı. Benim Ankara Barosu Başkanı olduğum dönemde bu kapsamda iki kurultay düzenledik. Birincisini Ankara’da, ikincisini Hatay’da, Hatay Barosu’yla birlikte yaptık. Üçüncüsü Manisa’da, Manisa Barosu ile Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlendi. O dönem Manisa Barosu Başkanı olan Fadıl Ünal, Ankara Barosu’nun Stajyer Avukatlar Kurultay’ının isim babası olduğunu, bu kurultay üzerinde fikri hakkı bulunduğunu göz ardı ederek, talebimize rağmen kurultayı Ankara Barosu ile birlikte yapmayı istemedi ve yapmadı. Ankara Barosu’nun bu hakkına her nedense Türkiye Barolar Birliği’nin o dönemdeki yönetimi de saygılı olmadı. Bu kurultaylara daha sonra Türkiye Barolar Birliği egemen oldu ve Ankara Barosu dışlandı. Tanrı’nın adaleti bu ya, sonra ben Türkiye Barolar Birliği Başkanı oldum. Fikir babası olduğum bu kurultaylardan dördüncüsü benim Birlik Başkanı olduğum dönemde Muğla’da, beşincisini ise Adana’da yapıldı.
- Sağ olan meslektaşlarımız için ‘Meslek Ustalarına Saygı’, vefat eden meslek ustalarımız adına ‘Meslek Ustalarını Anma’ günleri düzenlemek suretiyle hem rol model meslek ustalarımızı tanıttık hem de Ankara Barosu’nun tarihini resmettik.
- Ankara Adliye Sarayı içinde 17 ayrı noktaya, Ankara’nın ilçelerindeki Adliye Saraylarında tek noktaya plazma monitörler yerleştirdik. Baromuzun tüm duyuru, açıklama ve etkinliklerini internet ortamına aktarmak suretiyle bu monitörlerden yayımlamaya başladık. Bu yolla hem kâğıt ve toner tüketiminden tasarruf ettik, görsel kirliliğin önüne geçtik, hem de ilçe temsilcilikleri ile internet aracılığı ile etkili ve sürekli iletişim kurulmasını sağladık.
- Ankara Adliye Sarayı içinde bulundukları her yerden avukatların kolayca internete erişimlerini sağlamak için kablo döşettik.
- Yine Ankara Adliye Sarayı içinde 13 noktaya, ilçe Adliye Saraylarında tek noktaya yerleştirilen KİOSK’lar aracılığı ile meslektaşlarımıza ve vatandaşlarımıza; Baromuz üyesi avukatların iletişim bilgilerine, mahkemelerin yerleşim yerlerine, nöbetçi mahkemeler listesine, Baromuzun WEB sayfasına, Ticaret Sicili Gazetesi’ne ulaşma, Yargıtay ve Danıştay dosyalarını sorgulama olanağı sağladık.
- UYAP Avukat Portal üzerinden yapılan ödemelere aracılık hizmeti verilmesini sağlamak amacıyla BAROKART uygulamasını icat ettik ve başlattık.
- Bugün banka şubeleri başta olmak üzere pek çok kurum ve kuruluşta olağan hizmet haline gelen sıra alma sistemini, dava tevzi odasının önüne koyduğumuz ekran, yaptırdığımız yazılım ve sıramatik makinesiyle gerçekleştirdik. Bu yöntemle buradaki hizmetlerin düzenli biçimde yapılmasını, sıra alınmasını, bu sıraların takip edilmesini ve sisteme entegre edilen Baro Kart aracılığıyla avukatlara öncelikli sıra verilmesini sağladık.
- Oluşturulan teknik servis bünyesi içinde görevli bir personel, tüm ilçelere ve komşu barolara teknik servis hizmeti verdi. Plazma, kiosk, bilgisayar, LCD monitör, internet bağlantısı gibi teknik işlerin yanı sıra birimler arası kâğıt takviyesi, mobilya-cihaz vb nakliye işlemlerini yaptı.
- Ankara Adliye Sarayı, Ankara Barosu Eğitim Merkezi ve Ankara Barosu Gölbaşı Sosyal Tesislerinin tamamına baro kart uyumlu kablosuz internet ağı kurduk.
- Ankara Adliye Sarayı’ndaki kullanımlar için 10 MBit metro ethermet bağlantısı başvuruları yapıldı. Buna bağlı olarak Ankara Adliye Sarayı’ndaki tüm internet işlemlerinin metronet kalitesi ile gerçekleştirilmesini sağladık
- Yine Ankara Barosu Eğitim Merkezi’ndeki internet bağlantısının metro Ethernet bağlantısı üzerinden yapılması gerçekleştirdik.
- Baronun basılı ortamdaki tüm fotoğraflarını elektronik ortama aktardık. Bunları dijital ortamda çekilmiş olan diğer fotoğraflarla birleştirdik ve bu suretle Baronun dijital fotoğraf arşivini oluşturduk.
- Baroya ait VHS, Beta, Kamera kasetleri, cd-rom, dvd vb. ortamlardaki tüm görüntüleri dijital ortama aktardık ve dolayısıyla Baronun dijital görüntü arşivini oluşturduk.
- 1995 yılından beri Barodaki tüm etkinliklerin ses kasetlerine kaydedilen bölümleri dijital ortama aktardık.
- İnternet üzerinden yayın yapan Baro TV’yi ve Baro Radyo’yu kurduk, Baro Radyo’nun canlı yayın yapmasını sağladık.
- 1995 yılından beri Barodaki tüm etkinliklerin görüntü kasetlerine kaydedilen bölümleri dijital ortama aktardık.
- İnternet üzerinden yayın yapan Baro TV’nin canlı yayın imkânı da dahil olmak üzere görüntülü yayın yapmasını sağladık.
- Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde (ABEM) yapılan tüm etkinliklerin ve yemin törenlerinin Baro TV’den canlı olarak/naklen yayınlanmasını gerçekleştirdik.
- 1944 yılından beri Ankara Barosu tarafından yayınlanan tüm dergileri dijital ortama aktardık. Tek bir DVD içine sığdırılan bu dergileri özel olarak tasarlanmış DVD-Rom olarak tüm meslektaşlarımıza ücretsiz olarak gönderdik. Ayrıca bu yayınların tamamına internet üzerinden ulaşılabilme imkânını sağladık.
- Ankara Barosunun tüm basılı yayınlarını dijital ortama aktararak internet üzerinden yayınlanmaya başladık. Bu yayınların tamamı tek bir DVD içerisine yerleştirerek özel ve şık tasarımlı bir DVD-Rom olarak tüm meslektaşlarımıza ücretsiz olarak gönderdik.
- Baroya kayıtlı tüm avukatların resimli iletişim bilgilerini içeren cd-romları hazırlayarak tüm meslektaşlarımıza ve mahkeme kalemlerine ücretsiz olarak dağıttık. Bu hizmet sayesinde meslektaşlarımızın ve Adliye çalışanlarının internet bağlantısı olmadan avukat bilgilerine ulaşılabilmeleri mümkün hale geldi.
- İlçelerdeki Baro odalarındaki tüm bilgisayarları LCD Monitörlü yeni bilgisayarlarla değiştirdik. Bunlara modern yazıcılar ekledik.
- Ankara Adliye Sarayı Ceza bölümüne yeni plazma ve kiosklar yerleştirdik.
- Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne, Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne plazma duyuru panoları yerleştirdik. Bu suretle bu fakültelerdeki öğrenciler ile öğretim üyelerinin Baro faaliyetlerini anında takip edebilmelerini sağladık.
- Çağımızın teknolojisi SMS mesajları ile Ankara Barosu’na kayıtlı tüm avukatlar ile stajyerlerin dört dakika içinde Baromuzun etkinliklerinden anında haberdar olmaları sağladık.
- Baromuz üyesi avukatlara haftalık olarak e-posta gönderme yetisine sahip sistemi hizmete sunduk.
- O aşamada yeni başlamış olan e-takip işlemlerinin kolayca yapılabilmesini sağlamak amacıyla ‘e-takip’ kitapçığı hazırladık. Bu kitapçığa daha sonra hizmete giren ‘e-imza’ bölümünü ekledik.
- İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim Teknolojisi Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Uluslararası Bilişim Teknolojisi Hukukçuları Birliği tarafından organize edilen Uluslararası Hukuk ve Ticaret konulu konferansa ilişkin ‘International Law and Trade-Bridging the East-West Divide’ isimli kitabı 1000 adet olarak bastırarak dağıttık. Bu suretle ülkemizin ve baromuzun uluslararası alanda tanınmasını sağladık.
- Uluslararası Bilişim Teknolojisi Hukukçuları birliği tarafından düzenlen konferansa ilişkin ‘Cyberlaw Security&Privacy’ isimli kitabı 1000 adet olarak bastırarak dağıttık. Bu suretle ülkemizin ve baromuzun uluslararası alanda tanınmasını sağladık.
- Uluslararası Bilişim Teknolojisi Hukukçuları birliği tarafından düzenlen konferansa ilişkin ‘Business and Law-Theory and Practice’ adlı kitabı bastırarak dağıttık. Bu suretle ülkemizin ve baromuzun uluslararası alanda tanınması sağladık.
- Türkiye’nin ilk Bilişim Hukuku dergisi olan ‘Ankara Barosu Bilişim ve Hukuk’ dergisini yayınlamaya başladık. Bu derginin ilk sayısında özel dosya olarak UYAP Kurumu işlendi, bilişim hukuku ile ilgili makalelere, mahkeme kararlarına ve internetteki hukuk sitelerinin tanıtımına yer verildi. İkinci sayısında ‘Elektronik İmza’, üçüncü sayısında ‘Hukuk Yazılımları’; dördüncü sayısında ‘Kişisel Verilerin Korunması ve Bilgi İşlem Merkezi Çalışanlarının Sorumlulukları’; beşinci sayısında ‘Donanım Rehberi’; altıncı sayısında ‘Hukuk Kurultayı 2008’; yedinci sayısında ‘İnternet Bankacılığı’; sekizinci sayısında ‘İnternet Sitelerinin Kapatılması’ konuları özel dosya olarak incelendi.
- Meslek Ustalarına Saygı Etkinlikleri çerçevesinde panel öncesinde yapılan özgeçmiş gösterimine ilişkin özel filmler Bilgi İşlem Merkezince hazırlandı ve şık bir tasarım içinde ilgililere dağıtıldı. Bu etkinlikleri DVD haline getirerek baromuzun bir çeşit tarihini oluşturduk.
- Baromuzun tanıtımıyla ilgili olarak tanıtım filmi yaptırdık. İngilizce versiyonu da yapılan bu filmi uluslararası toplantılarda da göstererek ülkemizin ve baromuzun tanıtımını sağladık.
- 2000’den beri yapılan tüm kurultaylara ilişkin bilgileri elektronik ortama aktardık.
- Kadınların erkeklerin rüyalarıyla rüya görmemeleri, kendi tasarılarını yansıtan bir erkek miti kurabilmeleri, insan hakları konusunda üvey evlat muamelesi görmemeleri için “Hukuk Kurultayı-2006” programında kadına, kadının haklarına özel bir yer verdik. Daha da ötesi, belki de Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Batıda hukuk fakültelerinde ders olarak okutulan ‘Feminist Hukuk Teorisi’ni Kurultayımızın ana başlıklarından birisi yaptık.
- Uluslararası nitelikteki bu kurultayda seçilen konuların hemen hepsi ilginç ve üzerinde konuşmaya, tartışmaya değer konulardı. Ama bana göre en önemli konu feminist kuramın hukuki boyutuyla incelenmiş olmasıydı. Zira o güne kadar feminist hukuk, Türkiye’de tüm boyutlarıyla ilk kez bizim düzenlediğimiz bu kurultayda ele alınıyordu. Feminizm konusunda yaşayan en önemli isimler olan Los Angeles California Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Frances Elizabeth Olsen ile Michigan Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Catharene A.Mackinnon’un konuşmacı olarak gelmiş olmaları da etkinliği ayrıca çekici kılıyordu. Kitap haline getirilen bu kurultaydaki tebliğler feminizm konusunda önemli bir başvuru kaynağı oldu.
- Önceki dönemde olduğu gibi bu hizmet dönemimizde de kadınlarımız için çok şey yaptık. Kuşkusuz yapılan bu önemli şeylerin, işlerin, hizmetlerin yükünü baromuzun Kadın Hakları Merkezi, bu merkezin çalışkan, üretken, yaratıcı, deneyimli, kadın hakları konusunda bilgili ve donanımlı, sorumluluk duygusu son derece yüksek olan başkanı Senay Ertem taşıdı.
Bu dönemde, bu merkez tarafından yapılan son derece başarılı işlerden ve hizmetlerden örnek vermek gerekir ise eğer, özellikle şunları belirtmek gerekir; Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından finanse edilmek üzere Kızılcahamam Patalya Otel’de ‘Toplumsal Cinsiyet ve Hukuk Eğitimi’ başlığı altında yapılan kurul içi eğitim çalışması: 2-3-4 Şubat 2007 tarihleri arasında ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Hukuk’ konu başlıklı, akademisyenlerin, uygulamacıların ve Aile Mahkemesi Hakimlerinin, eğitimcilerin ve Kadın Hakları Merkezi’nin 40 üyesinin katıldığı eğitim çalışması; 23.02.2007 tarihinde Prof. Dr. İonna Kuçuradi’nin konuk olarak katıldığı ‘Kadın ve Felsefe’, Devlet Sanatçısı Ayten Gökçer’in konuk olduğu ‘Kadın ve Sanat’, Dr. Ali Ayhan’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Üreme Organları Kanserindeki Son Gelişmeler’ konulu sohbet programları; ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ etkinlikleri kapsamında Ankara Barosu Eğitim Merkezinde Av.Nazmi Baran, CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Prof. Dr. Ülker Gürkan, sanatçı Meral Okay ve psikiyatrist Ali Çayköylü’nün konuşmacı oldukları ‘Türkiye’de Kadının Dünü Bugünü ve Yarını’ konulu açık oturum: 31.03.2007 tarihinde Ankara’nın Çubuk İlçesinde Çubuk Dernekleri Federasyonu’nun daveti üzerine, kadın hakları konusunda yapılan bilgilendirme toplantısı: Çankaya, Gölbaşı, Altındağ ve Etimesgut Belediyeleriyle ortaklaşa olarak yapılan ilçe kadınlarının katıldıkları etkinlikler: 13.04.2007 tarihinde Ankara Aile Mahkemelerinden on bir hakimin katıldığı Aile Mahkemelerinin usul ve esasa ilişkin işleyişindeki sorunların tartışıldığı forum: 29.06. 2007 tarihinde Aile Mahkemesi uzmanlarından 12 psikoloğun konuşmacı olarak katıldığı ve Aile Mahkemelerinde görevli uzman psikologların işlevleri ve yargılamadaki rollerinin tartışıldığı forum: Kadınlara verilmekte olan danışmanlık hizmetinin internet aracığıyla yapılabilmesi için Mor Liman Web sayfasının hizmete açılması: Kadınlara hukuki konularda destek vermek amacıyla ‘Kadın Hakları El Kitabı’ hazırlanması: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında, 6-7-8 Mart 2008 tarihlerinde ‘Tarihte, Dinde ve Felsefede Kadın, Güç ve Karar Alma Mekanizmalarında Kadın’, ‘Sanatta ve Medyada Kadın, ‘Evde ve Toplumda Kadın’, ‘Kadın Hareketi ve Kazanımlar, ‘Hukukta Kadın’ konulu Uluslararası Sempozyum. Ve elbette günlük nöbetler şeklinde ve gönüllü olarak yürütülen Kadın Danışmanlık Hizmetleri.
Bu vesile ile Senay Ertem’i anmak, Ankara Barosu’na ve kadınlarımıza yaptığı önemli hizmet ve katkıları için burada kendisine teşekkür etmek isterim.
- Yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil eden avukatlar, sadece hukuki sorun ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını sağlamakla görevli ve yükümlü değillerdir. Aynı şekilde barolar da, sadece, avukatlık mesleğini geliştirmekle, meslek mensuplarının yararlarını korumak ve gereksinimlerini karşılamakla, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmakla ve korumakla görevli olmayıp; toplumsal değişime katkı yapmakla, bu amaçla, kurulu olanı, alışılmış olanı, bilineni, rahat şeyleri, insani ve toplumsal ilişkileri, becerileri sorgulamakla ve gerektiğinde bütün bunları terk etmekle yükümlü olan/olması gereken kuruluşlardır. Baroların ve avukatların bütün bu işlevleri yerine getirebilmesi için felsefeye gereksinmesi vardır. Zira felsefe sadece bir merak, bir keşfetme, bir hobi etkinliği değil, daha çok, az da olsa aydınlığa kavuşturulan, ortaya çıkarılan bir şeyin başkası için, başkaları için faydalı olabileceğine dair bir umut, bu umut için verilen bir uğraştır.
Sadece felsefeye değil, insanlığın yaşadığı tarihsel deneyimin cisimleştirildiği, insanlığın ortak dili ve duygusu olan, şiddeti, yalanı, ikiyüzlülüğü reddeden, insanları sevgiye, barışa, özgürlüğe çağıran, bu amaçla biz insanlara sonsuz ve özgür bir ruhun kalp atışlarını dinleten, bizi hüzün ve sevinçle buluşturan, hayatın bir eleştirisi olan, her konuda köklü değişiklikler yapabilecek güce sahip bulunan sanata da gereksinmesi vardır. Yani resme, heykele, şiire, romana, öyküye, sinemaya, tiyatroya, müziğe, başkaca tutkulu yapıtlara, estetik yapıtlara gereksinmesi vardır. Zira sanat, her zaman, her yerde bir keşif alanıdır, kişisel gelişim aracıdır. Tembelliği, önyargıları ve dengesizliği davet eden kültürel tembelliğin panzehridir. Sanatın en önemli görevi ve işlevi de esasen bunu engellemektir.
Birahaneler, kahvehaneler, kiliseler, pazaryerleri, karnaval alanları, tiyatro salonları farklı dilleri, adetleri, töreleri, ritüelleri, ilişkileri olan mekânlardır. Buralarda halk, yukarılardan verilen bir emir, düzenlenen bir tören olmadan, herhangi bir yerden veya yerlerden davet yapılmadan, kimseden emir almadan ve kendiliğinden bir araya gelir. Buralarda ayrıcalık yoktur. Makam, mevkii yoktur. Buralarda insanların ırkına, rengine, dinine, mezhebine bakılmaz. Her anlamda eşitlik vardır. Bu mekanlarda taklit, alay, küfür, kabalık, müstehcenlik, şenlik vb. gibi, hiyerarşiden, görgü kuralları dünyasından, iktidardan, iktidara yalamalıktan uzak, sahici insanların duyguları, düşünceleri, söylem biçimleri vardır. Yaşayan mekânlardır buralar. Hayatın içinde olan insanların mekânı buralardır. Bu yerlerdeki etkinlikler, yapılan eğlenceler, söylenen şarkılar, okunan şiirler dizginlenmemiş serbestliklerin, sınırlandırılmamış özgürlüklerin ifadesidir. Bakhtin’in ifadesiyle bütün bunlar, resmi değerlerle, söylemlerle dalgasını geçen bir çeşit şeytan ayinleridir.
Sanatın bütün dallarını kapsayan retorik ve görsel alan olsun, halkın, hiçbir dayatma olmadan kendiliğinden bir araya geldiği birahaneler, kahvehaneler, pazaryerleri, karnaval alanları, sinema ve tiyatro salonları olsun, bütün bu yerler, toplumsal olandan, toplumsal alandan bağımsız yerler değildir. O nedenle, siyasal mücadelelerin tarihi, büyük ölçüde, önemli toplantı mekânlarını, söylem alanlarını, sanatı denetlemeye yönelik girişimlerin tarihi olmuştur. Öyle olduğu için batı kültüründe, meyhane, pub, taverna, han, bar, karnaval, tiyatro; doğu kültüründe kahvehane, meyhane, pazaryeri gibi yerler, dünyevi otoriteler ile din adamları tarafından yıkıcılık mekânları, günah alanları olarak görülmüştür.
Zira bütün bu yerler, Amerikalı siyaset bilimci ve akademisyen J. C. Scott’un ‘Tahakküm ve Direniş Sanatları – Gizli Senaryolar’ isimli kitabında anlattığı üzere, resmi kültürle arası genellikle açık olan popüler kültürün, kendisini oyunlarla, danslarla, şarkılarla, şiirlerle, kumarla, küfürle, düzensizlikle cisimlenmiş olarak ifade ettiği yerlerdir. Shakespeare’in oyunlarından, meyhanenin, pazaryerinin, karnavalın kültürel anlamına ilişkin söylemlerden öğrendiğimiz üzere, gizli senaryonun toplumsal mekânları olan bu yerlerde, tahakküm ilişkilerinden kaynaklanan dile getirilmemiş karşılıkların, bastırılmış öfkelerin, tutulmuş dillerin ateşli ifadelerini buluruz.
Onun için Balzac, ‘Köylüler’ isimli romanında, ‘İşte bu nedenle meyhane halkın parlamentosudur’ demiştir. Tiyatromuzun duayenlerinden usta sanatçı Tamer Levent’in özlü anlatımı ile ‘sanat bir işin adı değil, bir işin yapılmasında gösterilen özen felsefesinin adıdır. Bu felsefe etikten, estetikten ve adaletten ibarettir. Adalet sanat felsefesinin vazgeçilmez unsurudur.’ Adaletin gerçekleştirilmesinde avukat asli unsur olmakla, sanatla avukatlık mesleği arasında da kopmaz bir bağ vardır. Esasen hayatın bir eleştirisi olan sanat, biz avukatlara yabancı olan bir uğraş ve meslek de değildir. Zira savunma mesleği özünde bir sanat olmakla, avukat olarak bizim yaptığımız da bir anlamda sanattır. Sanat bir keşif alanı, bir düşüncenin, bir duygunun, bir güzelliğin anlatımıdır. Beraberinde kültürel tembelliği, körlüğü, sığlığı, önyargıları ve dengesizliği getiren, hayatı rutinleştiren, kirleten ve çirkinleştiren her şeyin panzehri sanattır. Esasen sanatın en başta gelen görevi de bu türden olumsuzluklarla mücadele etmek, bunlara engel olmaktır. Yaşamı güzelleştirmek, daha rafine ve keyifli bir hale getirmek, düz bir çizgide ilerleyen zamana, giderek rutinleşen hayata hoş sürprizler katmaktır.
Bütün bunların bilincinde ve ayırtında olduğumuz için, görev süremiz içinde sanata ve sanatçıya özel bir önem ve değer verdik. Bu amaçla daha önce kurulmuş olan Türk Sanat ve Halk Musikisi Korolarını, Tiyatro Topluluğunu destekledik. İlgi duyan avukatlar için resim atölyeleri kurduk. Şiir dinletileri düzenledik. Avukat ressamların eserlerinden oluşan resim sergileri açtık. Şiir, ‘Adalet Uğraşısı İçinde Avukat ve Avukatlık Mesleği’ konulu Resim-Heykel ve Özgün Baskı, kısa film yarışmaları düzenledik. Çok daha önemlisi gerek toplumun gerekse avukatların felsefi ve kültürel yönden gelişimine katkı yapmak, sanat ve felsefeyle ilgili çalışmaları koordine etmek, yürütmek ve kurumsallaştırmak amacıyla Felsefe Kulübü, Sinema Kulübü, Sanat Kulübü kurduk. Ne yazık ki, benim ve arkadaşlarımın barodaki görevleri bittikten sonra, bu kulüplerden Felsefe Kulübü yaşatılmadı, diğer iki kulüp kör topal götürüldü, onca birikim, onca emek, onca hafıza tüketildi, heba oldu gitti.
- Baromuzun önceki başkanlarından Sadık Erdoğan’ı getirdiğimiz Sanat Kulübü başarılı çalışmalar yaptı. Bu çerçevede ressam Bedri Baykam’la ‘Sanat, Siyaset, Yaşam Üzerine Söyleşi’, ‘Hukukçu Şair Erdoğan Ünver Anısına Şiir Dinletisi’, ‘Baromuz ve Türk Hukuk Kurumu Önceki Başkanlarından Prof. Dr. Muammer Aksoy Anısına Türk Sanat Musikisi Konseri’, sinema gösterileri, öykü yarışması, resim kursu, Hukukçu Ressamlar Sergisi gibi etkinlikler yapıldı.
Sanat Kulübü tarafından Türk Hukuk Kurumu ve Uğur Mumcu Vakfı ile ortaklaşa düzenlenen etkinliklerden birisi de ‘Uğur Mumcu Haftası’ kapsamında rahmetli Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy anısına düzenlenen açık oturumdu. Çok erken yaşta, daha çok şey yapabilecekleri, yazabilecekleri yaşta kaybettiğimiz Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy, benim çok saygı duyduğum, değer verdiğim, kendilerinden çok şey öğrendiğim insanlardır.
- Herhalde vicdan ve felsefe kadar birbirine bağlı, birbirini biçimlendiren ve tamamlayan başka iki şey yoktur. Öyle ki, felsefeyle öyle ya da böyle ilgisi olan her insan vicdan sahibi, vicdan sahibi olan her insan da felsefeyle bir şekilde ilgilidir.
Bu bağlamda, vicdanı terbiye eden, arıtan en önemli disiplin felsefedir. Bu noktadan hareketle göreve geldikten hemen sonra Ankara Barosu bünyesinde bir Felsefe Kulübü kurduk. Kurduğumuz bu kulübün başkanlığına getirdiğimiz Gürbüz Özaltınlı ile yardımcısı Bülent Turhan Gündüz son derece başarılı çalışmalar yaptı. Bu süreçte Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi, ODTÜ Öğretim Üyeleri ve diğer felsefeciler tarafından sunulan 11 adet konferans yapıldı. Çok sayıdaki meslektaşımız tarafından ilgi ve beğeni ile izlenen bu konferansları kitap olarak bastırdık ve meslektaşlarımızın yararlanmasına sunduk.
Hepimiz iyi bir hayatın peşinden koşuyoruz, her şeyimiz olsun istiyoruz. Ama hiçbir şeyi derinlemesine sorgulamıyoruz, sorgulamak istemiyoruz, daha önemlisi kendimize de eleştirel bakmıyor, kendimizle yüzleşmiyoruz. Bundan olacak, yanılsamalarla, aldanmalarla, iletişimsizlikle dolu bir hayat yaşıyoruz. Bu da bizi mutsuzluğa, huzursuzluğa itiyor. Felsefe Kulübü’nü kurmaktan amacımız, başta kendimiz olmak üzere hayatın kendisini sorgulamak, sorgulama yeteneğimizi geliştirmek, az yukarıda işaret ettiğim üzere vicdanlarımızı terbiye etmekti.
T.S.Eliot, ‘Four Quarters’ isimli şiirinde ‘Keşif yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz / Ve tüm keşiflerimizin sonunda / Başladığımız yere döneceğiz / Ve orayı ilk kez gerçekten bileceğiz’ diye yazar. Felsefe Kulübü yaptığı etkinliklerde sunduklarıyla, sorduklarıyla, sorguladıklarıyla bize çok şey kattı, çok şey öğretti. Hiçbir şey öğretmedi ise, bir tek şey öğretti; yani keşif yapmayı, keşif yapmaktan asla vazgeçmemeyi öğretti.
Felsefe Kulübü’nün etkinliklerinden memnun olanların yanı sıra rahatsız olan bir kesim de vardı elbette. Rahatsızlık, konferanslardaki kimi sunumların ezber bozmasından kaynaklanıyordu. Bu bağlamda, o güne kadar aynı veya benzer görüşteki insanları dinlemeye alışmış Ankara Barosu üyesi avukatlarının bir kısmı, bu etkinliklerde ‘öteki’ düşünceyle karşılaşmaktan son derece rahatsızlık duydular. Ortaokulda, daha sonra lisede okudukları Yurttaşlık Bilgisi ve tarih kitaplarından edindikleriyle sınırlı olan bildiklerinin, bunlardan çok farklı olan duydukları ve dinledikleriyle ters düşmesinden kaynaklanan rahatsızlıklarını, sağda solda ifade etmenin dışında, 2006 Genel Kurulu’na kadar taşıdılar.
- Baroda kurduğumuz Felsefe Kulübü’nün düzenlediği etkinlikler dışında, Türkiye Felsefe Kurumu ile ortaklaşa sertifikalı hukuk ve etik eğitim çalışmaları yaptık. ‘Etik ve Meslek Etikleri’, ‘Adalet Kavramı’, ‘Normlar ve Hukuk Normları’, ‘Meslek Olarak Hukukçuluk’, ‘İnsan Hakları’, ‘Değer ve Değerlendirme Problemleri’ konularının işlendiği bu eğitim çalışmalarına katılan meslektaşlarımız kendilerini geliştirme olanağı buldular.
Bu eğitim çalışmalarını düzenleyen, örgütleyen, birçoğunu bizzat sunan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hocama, bu konularda desteğini bizden hiç esirgemeyen Doç. Dr. Gülriz Uygur hocama ne kadar teşekkür etsem azdır. Prof. Dr. İonna Kuçuradi, sadece bu çalışmalarıyla değil, benim görevde bulunduğum süreçte düzenlediğimiz üç hukuk kurultayında, başkaca etkinliklerde bize çok önemli katkılar yaptı. Bizzat tebliğler sundu. Dünyanın en tanınmış felsefecilerini o etkinliklerde bizimle buluşturdu. Bu münasebetle çok daha yakından tanıma fırsatı bulduğum Kuçuradi Hocamdan felsefeyle ilgili, insan haklarıyla ilgili, demokrasiyle ilgili pek çok şey öğrendim. Hoşgörü, sadelik, mütevazılık, iş disiplini gibi az çok bildiğim konularda, kendisinin öğrencisi oldum, bu konular üzerine deyim yerinde ise, onun yanında gayri resmi olarak mastır yaptım, doktora yaptım.
- ANKARA BAROSU DERGİSİ http://www.ankarabarosudergisi.com/HUKUK GÜNDEMİ DERGİSİhttp://www.hukukgundemi.org/BİLİŞİM ve HUKUK DERGİSİhttp://www.bilisimvehukuk.com /FMR DERGİSİhttp://www.fmrdergisi.com /ANKARA BAR REVIEWhttp://www.ankarabarreview.com/HUKUK MÜZESİhttp://www.barohukukmuzesi.org/ ABİHM http://www.abihm.org/ Baroradyo.comhttp://www.baroradyo.com/Ankarabarosu.tvhttp://www.ankarabarosu.tv/Morliman.orghttp://www.morliman.org/netbcba.org (Karadeniz Ülkeleri Barolar Birliği sitesi) tasarlanarak hizmete sunduk.
- Stajyer avukatlar için Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde (ABEM) bilgisayar odası kurduk.
- Avukatlara tahsisli iki Bilgisayar Odası’nda mevcut tüm donatıları modernize ettik, bu donatıları akıllı kart okuyucu cihazları ve USB uzatıcılarla takviye ettik, PC ve Virüs koruma programlarıyla koruma altına aldık.
- Ankara Barosu Kültür Merkezi (ABEM) içinde yer alan Konferans Salonuna simültane çeviri odası yaptırdık ve simültane çeviri sistemi kurduk.
- Ankara Adliye Sarayı içindeki asansörlere görme engellilere yardım amacıyla sesli uyarı sistemi yaptırdık.
- Ankara Adliye Sarayı içinde yayın sistemi kurduk. Bu sistem aracılığıyla gün boyu klasik müzik yayını yapılmasını sağladık.
- 2004 yılından itibaren her hafta düzenli olarak mali bülten yayınlandık.
- Ankara Adliye Sarayı içinde 25 adet / Beypazarı Adliyesinde 1 adet / Gölbaşı Adliyesinde 1 adet / Çubuk Adliyesinde 1 adet / Polatlı Adliyesinde 1 adet / Sincan Adliyesinde 1 adet / Kazan Adliyesinde 1 adet /Elmadağ Adliyesinde 1 adet / Kızılcahamam Adliyesinde 1 adet / Şereflikoçhisar Adliyesinde 1 adet / Fikri Sınai Eserler Mahkemesinde 1 adet / Bölge İdare Mahkemesi 1 adet Ankara Barosu haberlerinin yayınlandığı plazma ekran kurduk.
- Ankara Adliye Sarayı içinde 15 adet / Beypazarı Adliyesinde 1 adet / Gölbaşı Adliyesinde 1 adet / Çubuk Adliyesinde 1 adet / Polatlı Adliyesinde 1 adet / Sincan Adliyesinde 1 adet / Kazan Adliyesinde 1 adet / Elmadağ Adliyesinde 1 adet / Kızılcahamam Adliyesinde 1 adet / Şereflikoçhisar Adliyesinde 1 adet / Fikri Sınai Eserler Mahkemesinde 1 adet / Bölge İdare Mahkemesi 1 adet KİOSK sistemi kurduk. Bu sistem sayesinde avukatların Yargıtay, Danıştay kararlarına, Resmi Gazeteye vs.ye bu yerlerden erişimlerini sağladık.
- Ankara Adliye Sarayı Suçüstü Girişine 1 adet / Ankara Adliye Sarayı Ziraat Bankası Girişine 1 adet / Ankara Adliye Sarayı Vakıfbank Girişine 1 adet / Ankara Adliyesi Otopark Girişine 1 adet turnike sistemi kurduk. Bu turnikelerden avukatların polisle muhatap olmadan sahip oldukları Baro Kartları kart okuyucularına okutarak girmeleri sağladık.
- Baro tahsilâtlarında şeffaflık, ödeme kolaylığı, hız, maliyet azalması sağlamak amacıyla Baro Kart ile ödeme sistemi kurduk. İlk olarak Ankara Barosu bünyesinde oluşturulan ve akıllı kart özelliği olan Baro Kart ödeme sistemiyle, eski manyetik kartlara oranla yüksek seviyede güvenlik, hız ve pratiklik sağladık.
- Baro Kart kullanımı sayesinde kaydı elle tutulamayacak kadar küçük, fakat işlem sayısı olarak çok büyük olan harcamaların kaydının tutulmasını mümkün hale getirdik. Bu karttan yapılan harcamalarla ilgili olarak harcamayı yapan avukatlara e-posta yoluyla otomatik hesap ekstresi gönderilmesine başladık.
- Baro Kart sayısının 5.391’e çıkmasını ve yüklenen kredi miktarının yaklaşık 190.00000 TL.sına ulaşmasını sağladık.
- Ankara Adliye Sarayı içindeki değişik birim ve bölümlere 24 adet Baro Kart terminali kurduk.
- 2008 yılının Ekim ayına kadar 3000’den fazla meslektaşımıza UYAP sertifikası dağıttık, 2000’den fazla meslektaşımızın için sertifika yenileme işlemi gerçekleştirdik.
- 1 Haziran 2007 tarihinden itibaren elektronik imza dağıtımına başladık.
- Ankara Adliye Sarayı içinde 48 noktada ücretsiz olarak kablosuz internet hizmeti verilmesini sağladık.
- Ankara Adliye Sarayı içinde mevcut 140 duruşma salonu ile tüm ilçe Adliyelerindeki duruşma salonlarında avukatların oturdukları masalara monitör yerleştirilerek avukatların duruşma tutanaklarını kolayca izlemelerini sağladık.
- Dil Eğitim Merkezi bünyesindeki yabancı dil eğitim sınıflarının tamamına projeksiyon cihazı ve perdeleri kurduk.
- Ankara Adliye Sarayı içindeki 9 noktada kurulu olan eski sistem güvenlik kamerasını ve kayıt sistemini en son teknolojiye uygun olarak yeniledik.
- Ankara Barosu Eğitim Merkezi ve alt katlarında bulunun Konferans Salonu ve Hukuk Müzesi’ndeki değerli cihazların ve hukuk materyallerinin korunması açısından bina dışına ve içine gece görüş yeteneğine ve 20 günlük hafıza kaydına sahip kameralar kurduk.
- Gölbaşı Sosyal Tesisleri’nin restoran mutfağında, temizliğin ve hijyenin korunması, gerekli denetimin yapılması için büyük mutfaklarda uygulanan kamera ile denetleme sistemi kurduk.
- Gölbaşı Sosyal Tesislerinde sık karşılaşılan hırsızlık olaylarına önlem olarak 6 adet güvenlik kamerası yerleştirdik.
- Ankara Adliye Sarayının tüm koridorlarının tavanlarına iki yüzü dijital, 16 cm. satır yükseklikli saat panoları yerleştirdik.
- Kiosk ve Plazma Duyuru Panolarının Bağlantı Yapılarını değiştirdik. Böylece sistem hızını artırdık ve güvenlik açığını giderdik. Elektrik Sistemini yenileyerek enerji kaybının, plazmaların ömürlerinin azalmasının, sistemlerin aşırı ısınmadan dolayı bozulmasının önüne geçtik.
- Baro Kart Pos Cihazları Katlolama Alt Yapısını yeniledik. Adliyenin çeşitli yerlerine kurulu olan avukat odalarına güvenli bir hat çektirdik. Bütün hatlar Zemin Katta olan Bilgi İşlem Merkezine bağlandı. Sunucular ile olan bağlantısı yeniden yapıldı. Bu suretle sistem güvenliği tahkim edildi. Baro Kart kullanıcı sayısının ve işlemlerinin artması nedeniyle kapasite artımına gidildi, bu amaçla Bilgi İşlem Merkezine Baro Kart veri tabanı sunucuları kuruldu.
- CMK yazılımına yönerge değişiklikleri doğrultusunda yenilikler ekledik ve sistemin amaca uygun hale gelmesini sağladık.
- Adli Yardım Merkezi bünyesinde avukat görevlendirme sıralamasının adil şekilde yapılabilmesi için yeni yazılım yaptırdık. Bu yazılım sayesinde Adli Yardım Kurulu personelinin görev yükü azaltıldı, bilgilerin otomasyonda tam olarak tutulması sağlandı.
- Plazma Monitörler için internet üzerinden online çalışan ve baro duyurularının internet üzerinden sürekli olarak güncellenmesini sağlayan yeni yazılım yaptırdık.
- KIOSK Bilgilendirme sistemleri Baro Levhasını, Nöbetçi Mahkemeleri, Adliye Planını, Baromuz Web Sayfasını, Yargıtay Kararları Sorgu Ekranını, Danıştay Kararları Sorgu Ekranını, Resmi Gazete Sorgu ekranını kapsayacak biçimde genişletildi. Yine KİOSK’lardan Baro Kart bilgilerinin, hesap ekstrelerinin, baro aidat borçlarının sorgulanmasına imkân veren yeni yazılım yaptırdık.
- Baro Kart Yazılımı günümüzdeki internet bankacılığı yapabilen büyük bankaların sistemlerine benzer bir sistemle/otomasyonla çalışır hale getirdik.
- Bütün bu yazılımları herhangi bir ücret ödemeden gerçekleştirdik.
- UYAP Avukat Portalının tüm işlevleri ile birlikte açılması ile üyelerimizin sertifika alımı konusundaki rahatsızlıklarının giderilmesi amacıyla ‘uyap.com’ adresi altında sertifika başvurularının alınabileceği yeni bir sistem kurduk.
- Baro bünyesi içinde kullanılan bütün yazılımların, Elektronik İmza destekli çalışması için gerekli yazılım ve alt yapı işleri tamamlanarak sistemi hizmete açtık.
- Ankara Adliye Sarayı içindeki Avukat Odalarına meslektaşlarımızın ücretsiz olarak yararlanması için Kazancı İçtihat programları yerleştirdik.
- Gölbaşı Sosyal Tesisleri için restoran otomasyonu yaptırdık, restoran otomasyonuna stok modülü ekledik.
- Üyelerimizin av.tr web sitesi sahibi olmaları ve işlemlerini kolaylıkla yapabilmeleri için av.tr kampanyası başlattık. Haziran 2007 itibariyle başlatılan bu kampanyada 70 farklı av.tr örnek sitesini satışa sunduk.
- Baroya ait olan ve lisanssız olarak kullanılan tüm bilgisayarları bedeli Microsoft’a ödemek suretiyle lisanslı hale getirdik.
- Kocaeli Barosu-Kocaeli – 16 Aralık 2006 / Eskişehir Barosu-Eskişehir – 20 Ocak 2007 / Hatay Barosu-Hatay – 27 Ocak 2007 / Hatay Barosu-İskenderun – 28 Ocak 2007 / Gaziantep Barosu-Gaziantep -10 Şubat 2007 /Şanlıurfa Barosu(Adıyaman ve Mardin Barosunun katılımlarıyla)-Şanlıurfa 11 Şubat 2007 / Tokat Barosu 14.04.2007 / Bursa Barosu-Bursa 21.04.2007 / Bursa Barosu-Bursa 22.04.2007 / Aksaray Barosu-Aksaray 05.05.2007 / Çorum Barosu – Çorum 23.06.2007 / Diyarbakır Barosu- Diyarbakır 01.07.2007 / UYAP Semineri-Zonguldak Barosu-Zonguldak-24.11.2007 / Düzce Barosu-Düzce-01.11.2007 / İzmir Barosu-İzmir-07.12.2007 / Trabzon Barosu-Trabzon-15.12.2007 / Çanakkale Barosu-Çanakkale-23.02.2008 / Kocaeli Barosu-Kocaeli-29.02.2008olmak üzere 19 baroya UYAP Semineri için gittik ve bu barolardaki avukatlara UYAP eğitimi verdik.
- Yine Türkiye Bilişim Hukuku Seminerleri 1- Bursa Barosu – Bursa 03.03.2007 / Türkiye Bilişim Hukuku Seminerler 2- Yalova Barosu -Yalova 04.03.2007 / İnternet Haftası Etkinlikleri-Bilişim Suçları Konferansı- Samsun Valiliği-Samsun 13.04.2007 / Avukatlık İnternet Siteleri ve av.tr Uygulamaları 19.04.2007 ABEM / Uluslararası Hukuk ve Ticaret Konferansı 10-12.05.2007 İstanbul / UYAP Vizyon Seminerleri 1- Adalet Bakanlığı – Ankara 28.05.2007 / UYAP Vizyon Seminerleri 2 – Adalet Bakanlığı – Ankara 04.06.2007 /TBD Kamu BİMY-Antalya – 01-03.06.2007 /Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı-Kazakistan Adalet Bakanlığı Avukat Portalı sunumu-Ankara 18.06.2008 / Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı-İngiltere Adalet Bakanlığı Avukat Portalı Sunumu-Ankara-04.09.2007 / E-beyanname-konferans-Ankara-05.11.2007 / E-beyanname-konferans-Ankara-12.11.2007 / Microsoft DPE Toplantısı-28.11.2007 / E-Sağlık Çalıştayı-Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı-Kızılcahamam- 26-27-28 Mart 2008 / Samsun Valiliği-İnternet Haftası-Bilişim Suçları-Samsun14 Nisan 2008 / 5651 Sayılı Kanun ve İlgili Yönetmelikler Çerçevesinde İnternet Sitelerinin Filtrelendirilmesi -Abem-Ankara–05 Mayıs 2008 / II. Ağ ve Bilgi Güvenliği Ulusal Sempozyumu- 16-18 Mayıs 2008 Kıbrıs-Girne / TBD-Kamubim- Antalya 21-23 Mayıs 2008 / İnternet Sitelerinin Filtrelendirilmesi Çalıştay-Abant-18-19 Haziran 2008 / Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve Elkoyma –konferans-ABEM-Ankara-09.07.2008 etkinliklerine katılım sağladık.
- E-baro isminin marka olarak tescilini yaptık, e-baro.com.tr, e-baro.gen.tr, e-baro.web.tr alan adlarını aldık.
- HUKUK TELEFON REHBERİ ve BARO ÇAĞRI MERKEZİ projelerinde kullanılmak üzere 444 22 76 (444 BARO) hattı aldık ve bu isimleri tescil ettirdik.
- E-avukat projesinin ismini tescil ettirdik.
- Sertifikalı Sekreterlik Eğitim Programı yaptık.
- CMK’da görevlendirilen avukatların Baro Kart vasıtasıyla ve yine CMK Merkezi girişine konulan ekran aracılığıyla görev sıralarının gelip gelmediğini kontrol edebilme imkânını sağladık.
- Ceza Muhakemesi Merkezi (CMK) tarafından; Soruşturma İşlemleri, Kovuşturma İşlemleri, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza Kanununun Genel Hükümleri, Çocuk Yargılaması, Mağdur Hakları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru, İnfaz Hukuku, Adli Tıp konularını kapsayan eğitim programlarını gerçekleştirdik.
- Daha yukarılarda da ifade ettiği üzere, bu eğitimler sadece Ankara Barosu bünyesinde kalmadı, Ankara Barosu CMK eğitimcileri aracılığıyla Türkiye’de talep eden diğer Barolara da eğitim verildi.
- Ekim 2006 – Ekim 2008 tarihleri arasında 421 öğrenciye yabancı dil eğitimi ve İngilizce Mesleki Eğitim verildi. Dil Merkezi Ekim 2008 tarihinde Ankara Barosu Avukatlık Akademisine dönüştürüldü ve Ekim 2008 – Temmuz 2008 tarihleri arasında 137 öğrenciye yabancı dil eğitimi ve İngilizce Mesleki eğitim verildi. Faaliyete geçtiği Ekim 2006 tarihinden Ekim-2008 tarihine kadar Dil Eğiti Merkezi tarafından 558 avukata, stajyer avukat ve avukat yakınına tüm seviyelerde genel İNGİLİZCE, tüm seviyelerde genel FRANSIZCA, tüm seviyelerde genel ALMANCA, KPDS ve ÜDS hazırlık, Bire – Bir (ÖZEL), Hukuk İngilizcesi, Yabancı Dil Hukuk Metinleri Çeviri Kursu, Genel Yabancı Dil Çeviri Kursu, İngilizce pratik ve ileri düzey konuşma kursu verildi.
- UYAP Projesi çerçevesinde görme engellilerin UYAP tabanlı programları ve internet sitelerini kolay kullanabilmeleri amacı ile bu program ve sitelerin görme engellilerin kullandığı ekran okuma programlarına uygun hale getirilmesini sağladık.
- Adalet Bakanlığı web sitesi ile Baromuzun web sayfası görme engellilerin kullanabileceği hale getirdik.
- Ankara adliyesindeki asansörler ile her odanın girişine görme engelli avukatlar için Brail Alfabesi ile yazılmış plaketler yerleştirdik.
- Ankara adliyesindeki baro odalarında bulunan bilgisayarlardan görme engelli avukatların faydalanabilmeleri amacı ile bir odaya ekran okuma programı kurduk ve bu bilgisayar öncelikli programları görme engelli hukukçuların kullanımına tahsis ettik.
- Görme engelli avukatların eksikliğini hissettikleri hukuk kitaplarına erişebilmeleri amacı ile bilgisayar ortamında hazırlanmış hukuk kitaplarından oluşan hukuk kütüphanesi kurduk. Milli Kütüphane başkanı ile yapılan görüşmeler sonrasında Ankara Barosunun teknik destek, Milli Kütüphanenin de eleman ve hizmet sağlaması hususunda anlaşmaya vardık.
- Özel olarak yaptırdığımız duruşma defterlerin baromuz üyesi tüm meslektaşlarımıza dağıttıl. Bu uygulamamız diğer barolara da örnek oldu ve pek çok baro bunu yapmaya başladı.
- Benim Ankara Barosu Başkanlığından ayrıldığım tarih itibariyle 2008-2010 hizmet dönemimize, Ankara Barosu yayımlarının zenginleştirilmesi, hukuk literatürümüze katkı yapılması amacıyla; ‘Almanya Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Kanunu’, ‘Birinci Spor Hukuku Kurultayı’, ‘İkinci Spor Hukuku Kurultayı’, ‘İkinci Sağlık Hukuku Kurultayı’, ‘Felsefe Toplantıları – 2’, Av. Coşkun Türkmen’in hazırladığı ‘Kamu Avukatları’, ‘Sivas Katliamı Davası’, ‘Yaratıcı Drama’, ‘Avukatlık Mevzuatı, ‘Kadın Hakları El Kitabı ve Kadın Hakları Broşürü’, ‘2008 Uluslararası Hukuk Kurultayı’, ‘Sağlık Hukuku Digestası’, Av. Serhan Nur Mahmutoğulları’nın ‘Mesleki Sorumluluk Sigortası’, Av.Yaşar Güçlü ve Av. Serkan Yıkarbaba tarafından hazırlanan ‘Tarım Hukuku Sözlüğü’, ‘50. Yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi: Başarı Mı, Hayal Kırıklığı Mı?’, Av. Dr. Sezer Gökhan tarafından hazırlanan ‘The Country Law Study For Turkey’, ‘Küresel Isınma, Türkiye’nin Enerji Güvenliği ve Geleceğe Yönelik Enerji Politikaları’, Av. Argun Bozkurt’un ‘Davalar’, ‘Hukuki Mekânlar ve Olaylar’, ‘2010 Uluslararası Hukuk Kurultayı Sergisi Katalogu’, Av. Sedat Vural’ın yazdığı ‘Avukat Halkın ve Hakkın Dilidir’, Av. Berna Özpınar’ın hazırladığı ‘Tıbbi Müdahale’de Kötü Uygulamalar’, ‘Ankara’nın Su Sorunu ve Sorumluları’, ‘Atatürk Orman Çiftliği’nin Geleceğini Tartışıyoruz’, Baromuz tarafından 2008-2010 tarihleri arasında düzenlenen seminer, panel ve konferansları içeren ‘Hukuk Merceği 9-10-11-12’ isimli kitaplar bastırılarak meslektaşlarımızın yararlanmasına sunuldu.
- Yukarıdaki bölümlerde çok azına yer verdiğim bu hizmetlerin dışında, meslektaşlarımızın, gerek meslek içi ve meslek etiği eğitimlerine, gerekse kültürel ve sportif yönden kendilerini geliştirmelerine özel önem vermiş, bu amaçla pek çok etkinlik gerçekleştirmiştik. Örneğin 24 konferans, 34 panel, 3 uluslararası sempozyum, 4 sempozyum, 43 seminer/eğitim, diğer Barolar ve başkaca kuruluşlarla birlikte 19 ortak etkinlik, 6 söyleşi, 18 atölye çalışması, 3 eleştiri toplantısı, 13 konser, 1 şiir dinletisi, 3 tiyatro, 8 sinema gösterisi, 2 masa tenisi turnuvası, 1 bowling turnuvası, 1 satranç turnuvası, 1 tavla turnuvası, 1 tenis turnuvası, 1 bilardo turnuvası, 2 stajyer avukatlar futbol turnuvası, 4 yurtdışı, 3 yurtiçi gezi, 2 resim sergisi düzenledik.
- Yine görev süremiz içinde ‘Kadınların Hukuki Sorunları’, ‘Medya ve Kadın’, ‘Türk Ceza Kanununda Kadına İlişkin Hükümler ve Uygulaması’, ‘Dünden Bugüne Türkiye’de Kadın Hakları’, ‘Ulusal ve Uluslararası Mevzuatta Kadın Hakları ve Mağdur Kadına Hukuki Yardım’, ’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ başta olmak üzere başkaca konularla ilgili pek çok panel, konferans ve açık oturum, panel ve konferans düzenledik, ‘Kadın Hakları El Kitabı’ bastırıp dağıttık.
- Üzerinde duyarlı olduğumuz konuların başında çocuk hakları gelmekle, bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla çalışmalar yaptık. Bu bağlamda ‘Çocuk Adalet Sisteminde Uzlaşma’, ‘Çeşitli Yönleriyle Çocuk Suçluluğu ve Çözüm Yolları’, ‘Avrupa Çocuk Hakları Savunuculuğu’, ‘Yargıda Çocuğun Hakları ve Yaşamda Çocuğun Korunması’, ‘III. Ulusal ve Uluslararası Mevzuatta Çocuk Hakları ve Mağdur Çocuğa Hukuki Yardım’, ‘Çocuğun Korunma Hakkı’, ‘Çocuğun Yaşama Hakkı ve Gelişme Hakkı’ konulu panel, sempozyum ve konferans düzenledik.
- Yönetim olarak görev süremiz içinde; (1) Avrupa İçin Bir Anayasa Oluşturan Antlaşma, (2) T.C.Yargı Sisteminin İşleyişi (İştişari Ziyaret Raporu), (3) Staj Rehberi, (4) Türkiye Cumhuriyeti’nin Taraf Olduğu Uluslararası Anlaşmalar, (5) Kadın Hakları El Kitabı, (6) Glossary of Trade&Shipping Terms, (7) Siyasi Partiler ve Demokrasi, (8) Felsefe Konferansları Dizisi, (9) İnsan Hakları Konferans, Panel ve Sempozyumlar/1, (10) E-Takip Taleplerinin Oluşturulması, (11) Tüketici Rehberi/1, (12) Tüketici Rehberi/2, (13) Tüketici Rehberi/3, (14) Hukuk Merceği/6, (15) Hukuk Merceği/7, (16) Avukatlık Ücret Tarifesi/CMK Ücret Tarifesi/Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (17) E-İmza, (18) Siber Suçlar Sözleşmesi, (19) Temel Ceza Yasaları olmak üzere toplam 19 adet kitap yayımladık. Uluslararası Savcılar Birliği tarafından İngilizce olarak yayınlanan ‘Savcılar İçin İnsan Hakları El Kitabı’nın tercümesi yaptırdık, kitap olarak bastırdık ve Türkiye’deki tüm savcılara gönderdik. Daha önce yayımlanan ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru’, kitabıyla ‘Meslek Kuralları El Kitabı’nı güncelleştirerek yeniden bastırdık. Yapılan tüm konferans, panel, sempozyumları kitaplaştırdık. Yine ‘Uluslararası Hukuk Kurultayı/2006’yı kitap halinde bastırdık ve dağıttık.
Ben ve arkadaşlarım Ankara Barosu yönetiminden ayrıldığımızda, geriye sadece yukarıda saydıklarımı değil, birisi Gölbaşı’nda, diğeri Sıhhiye’deki Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde (ABEM-Baro Han), bir diğeri de Ankara Adliye Sarayı’nın orta bahçesinde olmak üzere üç tane tesis, bilişim ve iletişim teknolojilerinde sadece Türkiye’de değil, dünyada da bir numara olan, öyle olduğu için 2008 yılında Adalet Bakanlığı tarafından Türkiye’de bilişim ve iletişim teknolojilerini en iyi kullanan baro olarak seçilen, her alandaki alt yapısı tamamlanmış bulunan, hemen her konuda diğer barolara örnek olan lider konumunda bir baro bıraktık.
Yaptığımız bütün bu hizmetleri tamamen kendi olanaklarımızla, başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere hiçbir kurum ve kuruluştan beş kuruş yardım almadan yaptık. Bizden sonra gelen yönetime beş kuruş borç, daha da önemlisi yapacak iş bırakmadık. 31 Aralık 2010 tarihine kadar yapılması gereken tüm ödemeleri yaptık, yani hiçbir kişi ve kuruma borcu olmayan bir baro ve ayrıca 216.373,73 TL. nakit para bıraktık. ABAYS’ın parasıyla ABEM Binasını restore etmiş, Gölbaşı’ndaki tesisi yıkıp yerine yenisini yapmış olmamıza rağmen, teslim aldığımız ABAYS’ın altınlarını, hisse senetlerini üzerine koyarak, yani fazlasıyla devir ettik. Bu bağlamda, Ankara Barosu Yardımlaşma Sandığı (ABAYS) adına yeni yönetime bıraktığımız vadeli hesap nakit tutarı 1.323.615,92 TL. vadesiz mevduat tutarı 293.116,19 TL. dır. Yine yeni yönetime 1.124.660,63 TL. değerinde külçe altın, 109.770,96 TL. değerinde 5592 adet Good-Year hissesi bıraktık.
İngilizler ‘good is never good enough’, yani ‘iyi asla yeterli değildir’ derler. Bununla demek istedikleri şey aslında ‘her zaman daha iyisi yapılabilir ve daha iyisini yapmak gerekir’ demektir. 2004’den 2010’a kadar olan görev süremizde, birlikte görev yaptığım arkadaşlarımla beraber, her zaman, her koşulda en iyisini değil belki, ama hep daha iyisini yapmaya çalıştık ve yaptık da. Onun için biz ayrıldığımızda Ankara Barosu ‘lider baro’ konumundaydı. Esasen her zaman daha iyisini yapmayı hedeflemeden ‘lider baro’ olunamazdı.
Buraya kadar anlata geldiğim üzere 2004-2006 ve 2006-2008 yönetim dönemlerimizde pek çok iş ve hizmet yapmıştık. Ama benim kafamda yapmayı düşündüğüm, ancak koşulların uygun olmaması nedeniyle 2004-2006 yönetim döneminde ve 2006-2008 döneminin ilk yılında yapamadığımız iki önemli proje vardı.
Bunlardan birincisi, mülkiyeti Ankara Barosu Yardımlaşma Sandığı’na/ABEM’e ait olan ve Ankara Barosu tüzel kişiliği tarafından kiracı olarak kullanılıp işletilen Gölbaşı’ndaki Sosyal Tesisin sağındaki ve solundaki parsellerin satın alınması, mevcut binanın yıkılıp yeniden inşa edilmesi; ikincisi ise, yine mülkiyeti Ankara Barosu Yardımlaşma Sandığı’na ait bulunan Ihlamur Sokak No: 1 Sıhhiye adresindeki Baro Han/ABEM adlarıyla anılan binanın yenilenmesi idi.
Bu iki projeye önem vermemin nedeni şuydu; Gölbaşı’ndaki Sosyal Tesis baronun ihtiyacını karşılamaya yetmiyordu. Zira Ankara Barosu’nun üye sayısı tesisin satın alındığı tarihe oranla iki, üç kat artmıştı. Buradaki mevcut bina çok eskimiş, ekonomik ömrünü tamamlamıştı. Öyle ki binanın dokunduğumuz her şeyi elimizde kalıyordu. Bir yerini düzeltmeye kalktığımızda bir başka yeri arıza çıkarıyordu. Hem onarım için masraf yapmaya değmiyor, hem de harcanan paraya yazık oluyordu. Yine 2006 yılında Bala ve çevresinde oluşan deprem sonucu binanın bazı duvarları ve kolonları hasar görmüştü.
Aynı şekilde 1970 yılında baro başkanı olan rahmetli Rahmi Magat zamanında yapılan ve Sıhhiye’de bulunan Baro Han da dökülüyordu. Öyle ki, alüminyumdan yapılma pencere doğramaları içeriye su sızdırıyor, çatısı akıyordu. Borularının çok eskimiş olması nedeniyle kalorifer ve su tesisatı sık arıza çıkarıyordu. Eskiyen elektrik tesisatı tehlike arz ediyordu.
Bütün bu nedenlerle binanın her tarafının ciddi şekilde elden geçirilmesi gerekiyordu. Ayrıca baronun üye sayısının artması, buna bağlı olarak hizmet birimlerinin çoğalması, Adliye Binası içinde baroya tahsis edilen yerlerin ihtiyaca yetmemesi nedeniyle baronun bu binaya ciddi şekilde ihtiyacı vardı.
Her iki tesisin yapımıyla ilgili projeleri hayata geçirmeden önce sevgili Salih Akgül bana dostça şu uyarıda bulundu: ‘Abi seçime gidiyorsun, bu aşamada bu inşaatların yapımına başlamak seni yıpratabilir, bunları malzeme yaparak üzerine çok gelirler’ dedi. Ben de kendisine ‘yapılması gerekiyor mu, gerekmiyor mu’ diye sordum. ‘Gerekiyor’ dedi. Bu cevap üzerine Andre Gide’nin şu özlü sözünü hatırlattım: ‘Yapılması gerekeni yapmamak düne ayak uydurmaktır.’ Düne ayak uydurmak, uy gitsinci anlayış, konformist anlayış benim tarzım değildi. Yapılması gereken her ne ise zamanında yapılmalı, ertelenmemeliydi. İş ve hizmet etme etiği de bunu gerektiriyordu. Bende öyle yaptım, düne ayak uydurmadım, her riski göze aldım ve yönetimle birlikte işe koyuldum.
Aslında Salih’in uyarısı yerinde ve haklıydı. Bunu ben de öngörüyordum. Nitekim benim öngördüğüm, sevgili Salih’in endişe ettiği şeyler gerçekleşti. Öyle ki malum odaklar, 2008 seçimlerinde bunu malzeme yapmak suretiyle üzerime çok geldiler. ‘ABAYS’ın paralarını bitirdin, ABAYS battı’ diye epeyce dedikodu yaptılar. Bu şekilde yaratılan panikle ABAYS’dan epeyce ayrılan oldu. Oysaki biz hesabımızı biliyorduk. Sonuçta ne ABAYS battı, ne Ankara Barosu battı. Aksine her iki inşaatın yapılmasından, ABAYS da, Ankara Barosu da karlı çıktı. Zira her ikisinin mallarının değeri bir ise, ona çıktı, yirmiye çıktı. Her iki inşaatı da tamamen kendi paramızla, kendi imkânlarımızla yaptık ve bitirdik. Ne Türkiye Barolar Birliği’nden yardım aldık, ne bir yerlerden kredi kullandık, ne de bizden sonraki yönetime borç bıraktık. Her iki binanın da cefasını biz çektik, Ankara Barosu’na, Ankara Barosu’na üye avukatlara hizmet etmek üzere iki tane pırıl tesis hediye ettik. Ama sefasını biz değil, bizden sonra gelen ve hemen her gün bize küfreden, arkamızdan akla vicdana sığmayan hemen her şeyi söyleyen ve yapan, bu yapılan hizmetlerin değerini hiç bilmeyen, bilmedikleri için de bizden sonra buralara yeteri kadar sahip çıkmayan yönetimler yaşadı. Hala da yaşıyorlar. Ne diyelim? Kimileri yapar, kimileri de yıkar. Biz yapanlar olduk!
Gölbaşındaki tesis 150 kişilik şömineli restoranı, 50 kişilik asma kat kafesi, barı, mutfağı, idare odası, çocuk odası vb. gibi birimleri, bahçesinde barı, dinlenme alanları, açık şömineli mekânları, çocuk bahçesi, otoparkı, özel bitki donanımı olan tesisin bahçesi ayakta ve kokteyl düzeninde 2000, oturma düzeninde 500 kişiyi ağırlayacak hale getirildi. 05 Nisan 2009 tarihinde, yani Avukatlar Günü’nde tamamlanarak hizmete açılan tesis, mimari yapısı, peyzaj düzenlemesi, göl manzarası, açık ve kapalı çocuk oyun alanları, oturma grupları, servisi ve mutfağıyla hemen herkesin beğenisini kazandı, sadece Gölbaşı’nın değil, Ankara’nın en gözde ve keyifli mekânlarından birisi oldu.
Gölbaşı’ndaki bu tesisin projelendirilmesinde, özellikle peyzaj düzenlemesinde, ağaçların ve diğer bitkilerin seçilmesinde, bu konularda bir marka ve benim Konya Maarif Koleji’nden arkadaşım olan rahmetli Turgay/Türkay Ateş’in çok büyük hizmeti ve emeği olmuştur. Hiçbir ücret almadan bize danışmanlık hizmeti veren sevgili Türkay’ı, bu münasebetle özlemle anıyor ve kendisine olan kişisel ve kurumsal minnetimizi bir kez daha ifade etmek istiyor, kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun.
Gölbaşı’ndaki bu tesisi Ankara Barosu olarak biz işlettik ve kesinlikle zarar etmedik. Kaldı ki bu tesisin işletilmesinden amaç kar elde etmek değil, meslektaşlarımıza uygun fiyatlarla hizmet sunmak ve istihdam yaratmaktı.
Kimi zaman Baro Han, kimi zaman Ankara Barosu Eğitim Merkezi (ABEM) olarak isimlendirilen Ihlamur Sokak No: 1 Sıhhiye adresindeki binanın tadilat işlerine başlamak için binada kiracı olan Başbakanlık Özürlüler İdaresi’nin tahliyesi gerekiyordu. Yaptığımız görüşmeler sonunda dava açma yoluna gitmeden ve anlaşarak tahliyeyi sağladık. Binayı tamamen soyduktan ve iskelet haline getirdikten sonra giydirmeye başladık. Bu bağlamda binanın tüm katlarındaki ara bölmeler yıkıldı, çatı yalıtımı yapıldı, elektrik, su, kanalizasyon, mekanik tesisatı, tuvaletleri, pencere doğramaları, asansörü, ısıtma ve soğutma sistemleri tamamen yenilendi, ses sistemi yapıldı, dış cephe boya ve tadilat işleri yapıldı. Binanın alt katında bulunan konferans salonu elden geçirildi, sahne genişletildi, buraya simültane tercüme sistemi kuruldu, bu amaçla simültane tercüme odası yapıldı. Buradaki vestiyer genişletilerek yenilendi. Binanın han girişi ile kafeterya/staj sekreterliği girişi tek giriş haline getirildi. Binanın giriş katı önündeki geniş alana/fuayeye kitap, hediyelik eşya sunumu ve satışı yapılabilecek stant, vestiyer, sistem odası, servis odası, engelli tuvaleti yapıldı. Bu alanın 250 metrekare büyüklüğündeki kısmına sergi salonu/sanat galerisi yapıldı. Bu mekân sergi salonu dışında sinema salonu, konferans salonu, kurgusal duruşma salonu, kokteyl salonu gibi çok amaçlı kullanılabilecek şekilde dizayn edildi. Bu salona da simültane tercüme sistemi ve odası yapıldı. Asma kata staj sekreterliği, bir adet derslik/toplantı salonu, meslektaşlarımıza ve stajyerlerimize hizmet veren açık ve kapalı iki adet kafeterya ve Baro Kliniği yerleştirildi. Birinci ve ikinci katlarda 6 adet derslik, üçüncü, dördüncü ve beşinci katlara kurul çalışmalarında kullanılacak dört adet toplantı salonu, kurmayı planladığımız ve daha sonra kurduğumuz Baro Radyo, Baro TV stüdyoları, sinema odası, çağrı merkezi yapıldı. Bu katlarda CMK, Hukuk Müşavirliği, Baro Ombudsmanlığı, Bilgi İşlem Merkezi, Basın Danışmanlığı, Dil Merkezi/Dil Laboratuvar, Ankara Barosu Yardımlaşma Sandığı (ABAYS), Ankara Barosu Avukatlık Akademisi’ne ayrı ayrı odalar yapılarak tahsis edildi. Altıncı kat Bilgi ve Belge Merkezi/Kütüphane haline getirildi, buraya çalışma masaları, internet bağlantılı 6 adet bilgisayar, bir adet fotokopi masası yerleştirildi. Yönetim katı olarak düzenlenen binanın yedinci katında bir adet yönetim kurulu toplantı salonu, başkan odası, başkanlık divanı ve yönetim kurulu üyeleri için iki ayrı oda ve bir sekreter odası yapıldı. Avukat hobi katı olarak düzenlenen ve BaroKahve olarak isimlendirilen sekizinci kata oturma grupları ve barın yanı sıra Digitürk ve D-Smart kanallarından futbol karşılaşmalarını seyretme olanağı sağlayan iki adet televizyon, bilardo, dart, satranç, tavla ve internet bağlantılı 2 adet bilgisayar yerleştirildi. Sekizinci kat merdivenle çatı katma/roofa bağlandı, çatı katının/roofun üzeri camla kaplandı. Mutfağı, barı, lokantası, kafeteryası bulunan bu mekân, kış aylarında kış bahçesi, yaz ve bahar aylarında yan cepheleri açık keyifli bir teras katı olarak dizayn edildi. Giriş Katındaki sergi salonuna/sanat galerisine baromuzun ve Barolar Birliğimizin önceki başkanlarından avukat Atilla Sav’ın, altıncı kattaki /bilgi belge merkezine/ kütüphaneye baromuzun ve Anayasa Mahkememizin önceki başkanlarından Yekta Güngör Özden’in, en alt kattaki konferans salonuna ise baromuzun önceki başkanlarından avukat Rahmi Magat’ın isimleri verildi. Tamamen gençleşen ve tefrişi tamamlanan binayı Şubat/2009 ayında fiilen, 04 Nisan 2009 tarihinde ise resmi olarak hizmete açtık.
ABEM’deki kafeteryayı, tadil ederek hizmete sunduğumuz Teras Kafe’yi, BaroKahve’yi, çatı katındaki lokantayı da Ankara Barosu olarak biz işlettik ve kesinlikle zarar etmedik. Kaldı ki bu tesisin işletilmesinden amaç kar elde etmek değil, meslektaşlarımıza uygun fiyatlarla hizmet sunmak ve istihdam yaratmaktı.
Bu dönemde yaptığımız bir diğer önemli hizmet, Ankara Adliye Sarayı’nın orta bahçesinde yaptırdığımız kapalı kafeterya ile bahçe düzenlemesidir. Adalet Bakanlığı bürokrasisi ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı ile vardığımız mutabakat çerçevesinde yaptığımız kafeteryanın tefrişi de Ankara Barosu tarafından yapıldı ve bu yer 2009 yılında hizmete açıldı. Ankara Adliye Sarayı içindeki tek açık hizmet alanı olan bu kafeterya, hizmete açıldığı tarihten günümüze kadar hem avukatlara hem de hakim ve savcılarımız ile yurttaşlarımıza hizmet vermeye ve önemli bir ihtiyacı karşılamaya devam ediyor.
Yapılan bütün bu işlerden, hizmetlerden dolayı teşekkürü hak eden bir kişi daha var. Mimar/Tasarımcı Ayşegül Zor. Gerek Gölbaşı’ndaki tesisin gerekse ABEM binasının ve Ankara Adliyesi’nin ortasındaki açık alanda yapılan kafeteryanın inşasında, bir süre ücretsiz, bir sürede Mimar ve Mühendisler Odası’nın asgari ücret tarifesi üzerinden ücret alarak bize büyük bir özveri ile danışmanlık ve kontrollük hizmeti veren ve gerek mali yönden gerekse yapılan hizmetlerin kalitesi yönünden çok büyük yararlar sağlayan Ayşegül Zor’a da bu münasebetle teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
ABEM Binasının/Baro Hanın yapımını ve hizmete açılmasını engelleyen en önemli neden, binanın giriş katında yıllardır bulunan ve aktif halde olan TEDAŞ’a ait trafonun mevcudiyetiydi. TEDAŞ bu trafo için herhangi bir irtifak hakkı tesis etmediği gibi kira da ödememiş ve ödemiyordu. Trafo sadece bizim binamıza değil, aynı zamanda Sıhhiye ve Kızılay çevresine de hizmet veriyordu. Yani yükü ve riski biz taşıyorduk, nimetinden ise başkaları da yararlanıyordu. Trafo binanın içinde gürültü yaptığı gibi radyasyon yayarak hem çalışanlar hem de sayısı bine ulaşan stajyerler için tehlike arz diyordu. Trafonun binaya nasıl ve ne zaman yerleştirildiği hususunda hiç kimse bilgi sahibi değildi. Geçmişteki bütün yönetimler bu fiili duruma seyirci kalmış, trafonun binadan çıkarılması konusunda hiçbir girişimde bulunmamışlardı. Trafo ayıplı ve tehlikeli bütün bu yanlarının dışında, binada yapacağımız tadilata da engel oluyordu. Trafonun binadan çıkarılması için TEDAŞ ihtar çekmiş olmamıza rağmen TEDAŞ hiç oralı olmadı. Bunun üzerine trafonun binadan çıkarılması ve ecri misil talebiyle dava açtık. Sonuçta mahkeme trafonun binadan çıkarılmasına, talebimize yakın ecrimisilin tahsiline karar verdi. Tadilat işleri bu nedenle bir süre gecikti, ama önemli miktarda da ecrimisil tahsil edildi.
Yukarıdaki bölümlerde çok azına yer verdiğim bu hizmetlerin dışında, meslektaşlarımızın, gerek meslek içi ve meslek etiği eğitimlerine, gerekse kültürel ve sportif yönden kendilerini geliştirmelerine özel önem vermiş, bu amaçla pek çok etkinlik gerçekleştirmiştik. Örneğin 24 konferans, 34 panel, 3 uluslararası sempozyum, 4 sempozyum, 43 seminer/eğitim, diğer Barolar ve başkaca kuruluşlarla birlikte 19 ortak etkinlik, 6 söyleşi, 18 atölye çalışması, 3 eleştiri toplantısı, 13 konser, 1 şiir dinletisi, 3 tiyatro, 8 sinema gösterisi, 2 masa tenisi turnuvası, 1 bowling turnuvası, 1 satranç turnuvası, 1 tavla turnuvası, 1 tenis turnuvası, 1 bilardo turnuvası, 2 stajyer avukatlar futbol turnuvası, 4 yurtdışı, 3 yurtiçi gezi, 2 resim sergisi düzenledik.
Yine görev süremiz içinde ‘Kadınların Hukuki Sorunları’, ‘Medya ve Kadın’, ‘Türk Ceza Kanununda Kadına İlişkin Hükümler ve Uygulaması’, ‘Dünden Bugüne Türkiye’de Kadın Hakları’, ‘Ulusal ve Uluslararası Mevzuatta Kadın Hakları ve Mağdur Kadına Hukuki Yardım’, ’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ başta olmak üzere başkaca konularla ilgili pek çok panel, konferans ve açık oturum, panel ve konferans düzenledik, ‘Kadın Hakları El Kitabı’ bastırıp dağıttık.
Üzerinde duyarlı olduğumuz konuların başında çocuk hakları gelmekle, bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla çalışmalar yaptık. Bu bağlamda ‘Çocuk Adalet Sisteminde Uzlaşma’, ‘Çeşitli Yönleriyle Çocuk Suçluluğu ve Çözüm Yolları’, ‘Avrupa Çocuk Hakları Savunuculuğu’, ‘Yargıda Çocuğun Hakları ve Yaşamda Çocuğun Korunması’, ‘III. Ulusal ve Uluslararası Mevzuatta Çocuk Hakları ve Mağdur Çocuğa Hukuki Yardım’, ‘Çocuğun Korunma Hakkı’, ‘Çocuğun Yaşama Hakkı ve Gelişme Hakkı’ konulu panel, sempozyum ve konferans düzenledik.
Yönetim olarak görev süremiz içinde; (1) Avrupa İçin Bir Anayasa Oluşturan Antlaşma, (2) T.C.Yargı Sisteminin İşleyişi (İştişari Ziyaret Raporu), (3) Staj Rehberi, (4) Türkiye Cumhuriyeti’nin Taraf Olduğu Uluslararası Anlaşmalar, (5) Kadın Hakları El Kitabı, (6) Glossary of Trade&Shipping Terms, (7) Siyasi Partiler ve Demokrasi, (8) Felsefe Konferansları Dizisi, (9) İnsan Hakları Konferans, Panel ve Sempozyumlar/1, (10) E-Takip Taleplerinin Oluşturulması, (11) Tüketici Rehberi/1, (12) Tüketici Rehberi/2, (13) Tüketici Rehberi/3, (14) Hukuk Merceği/6, (15) Hukuk Merceği/7, (16) Avukatlık Ücret Tarifesi/CMK Ücret Tarifesi/Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (17) E-İmza, (18) Siber Suçlar Sözleşmesi, (19) Temel Ceza Yasaları olmak üzere toplam 19 adet kitap yayımladık. Uluslararası Savcılar Birliği tarafından İngilizce olarak yayınlanan ‘Savcılar İçin İnsan Hakları El Kitabı’nın tercümesi yaptırdık, kitap olarak bastırdık ve Türkiye’deki tüm savcılara gönderdik. Daha önce yayımlanan ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru’, kitabıyla ‘Meslek Kuralları El Kitabı’nı güncelleştirerek yeniden bastırdık. Yapılan tüm konferans, panel, sempozyumları kitaplaştırdık. Yine ‘Uluslararası Hukuk Kurultayı/2006’yı kitap halinde bastırdık ve dağıttık.